Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır

BURADASINIZ : ANASAYFA > AİLE - BOŞANMA HUKUKU > Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır ile ilgili diğer arama konu başlıkları; anlaşmalı boşanma, anlaşmalı boşanma davası ücreti, anlaşmalı boşanma davası için gerekli evraklar, anlaşmalı boşanma protokolü, anlaşmalı boşanma dilekçesi, anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır 2014anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır 2014, anlaşmalı boşanma ne kadar sürer, anlaşmalı boşanma dilekçesi örneği. 

 

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR

GENEL BİLGİLER

A. ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI NEDİR ŞARTLARI

B. ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR

C. ANLAŞMALI BOŞANMA 

     ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME

  • Anlaşmalı boşanma davası nasıl nerde açılır: Anlaşmalı boşanma davasında Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

  • Boşanma davalarında Davaya bakmakla Aile Mahkemesi görevlidir.

           ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR

  • Anlaşmalı boşanma davasında taraflar aralarında her konuda anlaştıklarını belirtir bir protokol düzenlenir. Yapılan protokolde boşanma ile ilgili olarak nafaka, tazminat, velayet ve eşyaların paylaşımda anlaştıklarını belirtmeli ve mahkemde de bu konular sözlü olarak mutlaka hakime teyit etmeleri gerekmektedir.

  • Yapılan protokol ve boşanma dilekçesi ile Aile mahkemelerine dava açılması için müracaat etmesi yeterlidir.

  • Anlaşmalı boşanma davalarında Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.

  • Anlaşmalı boşanma davası ancak evlilik birliğinin temelinde sarsılması sebebiyle boşanma gerçekleşir.

      ANLAŞMALI BOŞANMA ŞARTLARI NELERDİR

  • Anlaşmalı Boşanma Davalarında Boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

  • Anlaşmalı boşanma davasında Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.

  • Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde anlaşmalı boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

  • Anlaşmalı Boşanma davasında Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup, toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının takdiri gerekir.

  • Anlaşmalı boşanmada Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi delil toplanmadan karar verilemez. Bu gibi haller de tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde deliller toplanıp değerlendirme yapılmalıdır.

  • Anlaşmalı boşanma davası mahkemelerin iş yüküne göre verilecek duruşma tarihine göre sonuçlanması değişir. Avukatsız olarak mahkemelerin iş yükününe göre değişsede normal şartlarda 3-4 ay içerisinde sonuçlanmaktadır.

  • Anlaşmalı boşanma davası genelde tek celsede sonuçlanmaktadır. İlk duruşmada kararın yazılmasına ve taraflara tebliğinden sonra kesinleşir. Kesinleşmesinin ardında Mahkemece nüfus müdürlüğüne boşanma bildirilerek kayıtlara işlenir.

  • Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır Anlaşmalı Boşanma Davası Protokölü

     ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ NASIL HAZIRLANIR NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR

  • Aile mahkemelerine intikal eden anlaşmalı boşanma istemlerine ek olarak dilekçe tarafları, boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin protokol düzenleyebilirler.

  • Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. 

  • Anlaşmalı boşanma Protokolün mahkemece de uygun görüldüğü ve tasdik edildiği verilen ara kararla zapta geçirilmelidir.. Anlaşmalı boşanmaya karar verilirken, protokolün (anlaşma) tasdiki hükmü yanında, protokol hükümlerinin de hüküm fıkrasına geçirilmesi gerekir. Ne var ki, velayeti anneye verilen çocukla baba arasında kurulan kişisel ilişki protokolede açık olarak yer verilmelidir.Yer verilmemiş ise Mahkemece kendiliğinden yapılan kişisel ilişki değişikliğini kabul edip etmediklerinin taraflardan sorulması gerekmektedir. Protokol değişikliği kabul ettikleri takdirde; protokolün 4. maddesine de yer verilerek Türk medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi gereğince anlaşmalı boşanmaya karar veririlir. anlaşamamaları halinde ise, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2. maddesi gereğince taraflardan delilleri sorulup, gösterildiği takdirde delillerin toplanması ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.

  • Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.

   EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI NE DEMEKTİR

  • Madde 166 - Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

  • Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

  • Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

  • Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

     BOŞANMA DAVASINDA YARGILAMA USULULLERİ

  • Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanununa tabidir:

  1. Hakim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.

  2. Hakim, bu olgular hakkında gerek resen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.

  3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hakimi bağlamaz.

  4. Hakim, kanıtları serbestçe takdir eder.

  5. Boşanma veya ayrılığın fer'i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hakim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

  6. Hakim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

 

 

    YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA VELAYET

  • T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas:  2013/6328 Karar: 2013/18522 Karar Tarihi: 01.07.2013

  • ÖZET : BOŞANMA DAVASI - MÜŞTEREK ÇOCUKLARLA DAVALI BABA ARASINDAKİ KİŞİSEL İLİŞKİNİN MAHKEMENİN TAKDİRİNE BIRAKILMASI - TARAFLARA KİŞİSEL İLİŞKİ KONUSUNDA DELİL BİLDİRME OLANAĞI TANINARAK UZMAN İNCELEMESİ YAPTIRILARAK KARAR VERİLMESİ GEREĞİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU

  • ÖZET: Olayda mahkemece yapılacak iş; kişisel ilişki konusunda taraflara bir öneride bulunulması, öneri kabul edildiği takdirde buna göre karar verilmesi; kabul edilmediği takdirde ise, taraflara kişisel ilişki konusunda delil bildirme olanağı tanınıp gösterildiği takdirde toplanılması, gerektiğinde uzman incelemesi de yaptırılarak gerçekleşecek sonuca göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle mahkemece, kişisel ilişki konusunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.

  • Türk Medeni Kanunun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma isteğiyle başvuran tarafların duruşmadaki beyanlarında, müşterek çocuklarla davalı baba arasındaki kişisel ilişkiyi mahkemenin takdirine bıraktıkları anlaşılmaktadır. Mahkemenin; tarafların ve müşterek çocuğun menfaatlerini göz önünde tutarak kişisel ilişki konusunda taraflara öneride bulunması, tarafların da bu öneriyi kabul etmesi halinde boşanmaya karar vermesi gerekir. Ne var ki; boşanma hükmü temyiz edilmemiş, sadece kişisel ilişki düzenlemesi temyize getirildiğinden, mahkemece yapılacak iş; kişisel ilişki konusunda taraflara bir öneride bulunulması, öneri kabul edildiği takdirde buna göre karar verilmesi; kabul edilmediği takdirde ise, taraflara kişisel ilişki konusunda delil bildirme olanağı tanınıp gösterildiği takdirde toplanılması, gerektiğinde uzman incelemesi (4787 sayılı Kanun md.5) de yaptırılarak gerçekleşecek sonuca göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle mahkemece, kişisel ilişki konusunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.

         YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA UZLAŞMANIN OLMAMASI

  • T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas:  2012/25321 Karar: 2013/10648 Karar Tarihi: 15.04.2013

  • KONU : BOŞANMA DAVASI - DAVALI CEVAP DİLEKÇESİNDE BOŞANMA HUSUSUNDA UZLAŞMA OLMADIĞI - TARAFLARA DİLEKÇELERİNDE DAYANDIKLARI ANCAK SOMUTLAŞTIRMADIKLARI DELİLLERİNİ AÇIKLAMASI - TANIK DELİLİNE DAYANILMAKLA TANIK LİSTESİ VERİLMESİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU  

  • ÖZET: Tahkikat, ön incelemede saptanan çekişmeli hususlar üzerinden yürütüleceğine göre mahkemece, taraflara dilekçelerinde dayandıkları, ancak somutlaştırmadıkları delillerini açıklaması, tanık deliline dayanılmakla tanık listesi verilmesi, gösterdikleri tanıkların adı ve soyadı ile adreslerini hangi tanığın hangi vakıaya ilişkin olduğunu içeren dilekçe vermesi için kesin süre verilerek sonucuna göre hareket edilmesi gerekirken açıklanan hususlar gözetilmeden davanın neticeye bağlanması doğru bulunmamıştır.  

  • Davacı davasını anlaşmalı boşanma talepli olarak açmış; ancak; davalı cevap dilekçesinde boşanma hususunda uzlaşma olmadığını, dava dilekçesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Bu suretle davanın çekişmeli hale geldiği (TMK. md.166/1-2), mahkemece 04.09.2012 tarihinde ön incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verildiği, ön inceleme için duruşma günü tespit edilerek, bu duruşma günü taraflara bildirildiği anlaşılmaktadır.

          YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA İRADENİN BASKI ALTINDA OLMASI

  • T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas:  2012/23500 Karar: 2012/27564 Karar Tarihi: 19.11.2012

  • BOŞANMA DAVASI - DAVALININ ANLAŞMALI BOŞANMA HÜKMÜNE ESAS ALINAN DAVAYI KABUL YÖNÜNDEKİ İRADE AÇIKLAMASI - İRADE AÇIKLAMASININ TEHDİT VE DAVACININ BASKISI ALTINDA ALINDIĞI TARAFLARIN BOŞANMA VE FERİLERİNDE ANLAŞMA İÇİNDE OLDUKLARINI KABUL EDİLEMEYECEĞİ

  • ÖZET: Davalının anlaşmalı boşanma hükmüne esas alınan yönündeki irade açıklamasının tehdit ve davacının baskısı altında alındığı ve serbest iradesini yansıtmadığı kabul edilmelidir. Davalının hükme esas alınan irade beyanı elde edildiğine göre, tarafların boşanma ve ferilerinde anlaşma içinde oldukları kabul edilemez. Böyle bir durumda da, Türk Medeni Kanununun ilgili maddesine göre boşanma kararı verilemez. Öyleyse, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gösterecekleri deliller toplanarak Türk Medeni Kanununun ilgili maddelerinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanıp, ulaşılacak sonucuna göre karar verilmelidir.Davalı, temyiz dilekçesinde kocasının tehdit ve baskısı nedeniyle boşanma davasını kabul ettiği yönünde beyanda bulunduğunu, bu kabulüne bağlı olarak anlaşmalı boşanmalarına karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiş, tehditle ilgili savcılıkça yapılan soruşturma evrakını delil olarak göstermiştir.

  • Geri çevirme kararı üzerine dosyaya alınan Konya 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.06.2012 tarihli ve 2012/189-1068 sayılı kararından; davacının boşanma davasını kabul etmesi için davalıyı tehdit ettiği; davalının; eşinin tehdit ve korkutması sonucu boşanma davasının 27.12.2011 tarihli oturumuna gelip davayı kabul ettiği ve davacıdan maddi ve manevi tazminat ile nafaka istemediği yönünde beyanda bulunduğu sabit kabul edilerek davacının tehdit suçundan sonuç olarak beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu karar 28.06.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Ceza mahkemesinin cezai sorumluluğu tespit eden kararı, hukuk hakimini bağlar. (BK. m. 53, 6098 s. TBK. m. 74/1) Bu karar karşısında davalının anlaşmalı boşanma hükmüne esas alınan yönündeki irade açıklamasının tehdit ve davacının baskısı altında alındığı ve serbest iradesini yansıtmadığı kabul edilmelidir. Davalının hükme esas alınan irade beyanı elde edildiğine göre, tarafların boşanma ve ferilerinde anlaşma içinde oldukları kabul edilemez. Böyle bir durumda da, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesine göre boşanma kararı verilemez. Öyleyse, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gösterecekleri deliller toplanarak Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanıp, ulaşılacak sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yönde işlem yapılmak ve karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

 

       

 

         YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA PROTOKOLÜN RESEN İRDELENMESİ

  • T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas:  2010/20059 Karar: 2011/570 Karar Tarihi: 20.01.2011

  • NAFAKA DAVASI - PROTOKOL HÜKÜMLERİNDE İŞTİRAK NAFAKASI BULUNMADIĞI - İSTEMİN PROTOKOLÜN BİR KISIM HÜKÜMLERİNİN UYARLANMASI YA DA BAĞIMSIZ YENİ BİR İŞTİRAK NAFAKASI TALEBİ OLUP OLMAMASI - DAVALIYA DÜŞEN YÜKÜMLÜLÜKLERİN SOMUTLAŞTIRILMASI GEREĞİ    

  • ÖZET: Davacı dava dilekçesi ile boşanma kararında yer alan protokol hükümlerinde iştirak nafakası bulunmadığı ve çocuk ile ilgili yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğinden söz ederek bu hususa ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutup iştirak nafakası kalemini ilgilendiren mali yükümlülükler yönünden dava tarihinden itibaren aylık …-TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacının dava dilekçesine göre, protokolün bir kısım hükümlerinin uyarlanması mı, yoksa protokolden bağımsız yeni bir iştirak nafakası talebi mi olduğu hususu mahkemece irdelenmemiştir. Davacıya talebi açıklattırılarak, protokolde davalıya bu aşamada düşen yükümlülüklerin bedelinin somutlaştırılarak (likit hale getirilerek) belirlenmesini isteyip istemediği de sorularak sonucuna göre bir değerlendirme ve hükme varılması gerekir.  

  • Taraflar, açılan boşanma davası sonucunda anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Anlaşma ve tarafların kabulü gereği protokol hükümlerinin tasdiki ile ilama aynen geçirildiği boşanma kararı ile bellidir. Tarafların yükümlülüklerine ilişkin yaptıkları bu protokol, hukuki niteliği itibariyle genel sözleşme hükümlerine tabidir. Tarafların serbest iradeleriyle yaptıkları bu sözleşmedeki edimler arası denge sonradan bozulur ve ifa aşırı derecede zorlaşırsa uygulanamayan bu protokolün hakim müdahalesi ile uyarlanması mümkündür. 

  • Ancak, davacı dava dilekçesi ile boşanma kararında yer alan protokol hükümlerinde iştirak nafakası bulunmadığı ve çocuk ile ilgili yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğinden söz ederek bu hususa ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutup iştirak nafakası kalemini ilgilendiren mali yükümlülükler yönünden dava tarihinden itibaren aylık 3.500,00 TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep etmiştir. Olayları anlatmak taraflara, hukuki tavsif ise mahkemeye aittir. Davacının dava dilekçesine göre, protokolün bir kısım hükümlerinin uyarlanması mı, yoksa protokolden bağımsız yeni bir iştirak nafakası talebi mi olduğu hususu mahkemece irdelenmemiştir. 

        YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA PROTOKOLUN HAZIRLANMASI

  • T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas:  2010/5101 Karar: 2010/8238 Karar Tarihi: 26.04.2010

  • BOŞANMA DAVASI - PROTOKOLE MÜLKİYETİ ÜÇÜNCÜ KİŞİYE AİT TAŞINMAZIN TAPUDA TESCİLİNİ AMAÇLAYAN MADDE KONDUĞU - ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN İNFAZA ZORLANAMAYACAĞI- İNFAZ İMKANSIZLIĞI NEDENİYLE DOĞACAK ZARAR - TARAFLARDAN BİRİNE YÜKLENEMEYECEĞİ

  • ÖZET: Tarafların, anlaşma protokolüne mülkiyeti üçüncü kişiye ait bulunan taşınmazın tapuda tescilini amaçlayan madde koymaları, mülkiyet sahibi üçüncü kişiyi infaza zorlama olanağı bulunmadığından doğru değildir. Ancak, infaz imkansızlığı nedeniyle uygulanması mümkün olmayan protokol hükümleri nedeniyle sorumluluğu ve bu nedenle uğranılacak zararı sadece taraflardan birine yüklemek, adalet ve hakkaniyete uygun olmaz.

  • Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. (TMK. md. 2) Bir sözleşmenin konusu, kanunun gösterdiği sınırlar içerisinde, serbestçe belirlenebilir. Kanuna, ahlaka, kamu düzenine aykırı bulunmadıkça, iki tarafın yaptığı sözleşmeler geçerlidir. (BK. md. 19) Tarafların anlaşma protokolüne, mülkiyeti üçüncü kişiye ait bulunan taşınmazın tapuda tescilini amaçlayan madde koymaları, mülkiyet sahibi üçüncü kişiyi infaza zorlama olanağı bulunmadığından doğru değildir. Davacı da yargılama sırasında bu nedenle davaya davası olarak devam edilmesini istemiştir. Boşanma protokolüne uygulama açısından duraksama yaratacak, yeni davaların açılmasına neden olabilecek hükümlerin konulmaması asıldır. 

  • Ancak infaz imkansızlığı nedeniyle uygulanması mümkün olmayan protokol hükümleri nedeniyle sorumluluğu ve bu nedenle uğranılacak zararı sadece taraflardan birine yüklemek adalete, hakkaniyete uygun olmaz. Ortaya çıkan bu durumdan, taşınmazı üçüncü kişi konumunda olan kendi kardeşinden alıp çocukları adına tescil ettirmeyi ve evin kullanımını davacıya bırakmaya kabul eden davalı da sorumludur. Bu protokol hükümleri üzerinde değişiklik yapılmadan buna uygun mahkemece boşanmaya hükmedildiği hususu da dikkate alındığında; protokolün uygulanamaması nedeniyle ortaya çıkan zararın, mağduriyetin giderilmesini istemek davacının hakkıdır. Tarafların delilleri incelenip değerlendirilerek davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, şeklinde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır

 

          

           

İLK-AY HUKUK BÜROSU AVUKATLARI

1. AVUKAT İLKAY UYAR KABA

2. AVUKAT ÖZKAN KARAASLAN

3. AVUKAT OĞUZHAN ÖZGÜR

4. AVUKAT KÜBRA GÜNEŞLİ

5. AVUKAT BURCU YETİOĞLU

Büromuzun İLETİŞİM Ve RANDEVU Bilgileri

ADRESİMİZ   
Strazburg Cad. Birlik İş Merkezi NO: 10 D:9-10-11-12 PK:06410 Sıhhıye Çankaya / Ankara
BÜRO TELEFON 
        +90 312-229 25 05 - 0545 229 25 05
        +90 312 229 25 03
        +90 312 229 25 01
BÜRO GSM           0 554 831 81 83
GSM CEP            0 532 540 93 50
FAKS             +90 312-229 25 03
E-Mail           info@ilkayuyarkaba.av.tr  
                 avilkayuyarkaba@gmail.com 

'Kanun düzendir, en iyi kanun en iyi düzendir.” Aristo

 
 

Haberler