Atla

Alacak Davası Davaları Nasıl Açılır


Alacak Davası Davaları Nasıl Açılır

Alacak Davası Davaları Nasıl Açılır

Alacak Davası Davaları Nasıl Açılır?

Alacak Davası Nasıl Açılır, Alacak Davalarında zamanaşımı, Alacak Davalarında yetkili mahkeme, Alacak Davalarında faiz, haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz bir konuda dilekçe veya avukatlar aracılığı ile mahkemeye başvurarak hak talep etmektir.

Alacak davası açmak için de dilekçe yazmanız gerekmektedir. Öncelikle, alacak, hakkınız olan ancak henüz geri alınmamış para, mal vs. gibi şeylerdir.

Bir ticaret, iş, ya da alış-veriş sonucu hak ettiğiniz, ama elinize geçmeyen para veya mallar, size karşıdakinden bunu talep etme hakkını verir. Bu hakka sahip olan kişiye "alacaklı" denmektedir.

Alacak davası, alacaklı kişinin hakkı olan para, mal vs. gibi varlıkları, ona borcu olan kişiden mahkeme yoluyla talep etmesi demektir. İlk olarak, alacak davası için alacağın kaynağına göre bir mahkemede dava açılmalıdır.

Bunlar iş mahkemesi, ticaret mahkemesi, tüketici mahkemesi ya da asliye hukuk mahkemesi olabilir. Davanızın hangi mahkemede görüleceği, davanın niteliğine ve dava açan ile davalının ilişkisine göre değişmektedir.

Alacak davası, dava alanı oldukça geniş olan bir durum olduğundan, avukat yardımı ile dava açılması önerilir. Davanın erken ve doğru şekilde sonuçlanması için, avukatlarla birlikte, gerekli delillerin mahkemeye iletilmesi gerekmektedir.

Alacak davası açmak istiyorsanız, alacağınızı zaman aşımına uğramadan tahsil etmeniz gerekmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiştir.

Bu kanuna göre borçların niteliğine göre borçlar, 1 yıl, 3 yıl, 5 yıl hatta 10 yıla kadar süre zarfında tahsil edilmezse zaman aşımına uğrayacağı belirtilmiştir.

Örneğin beş yıllık zaman aşımı ile ilgili maddede günlük hayatta en çok karşılaşabileceğiniz durumlar belirtilmiştir. Bu kanuna göre, gittiğiniz otel, motel vs. gibi kaldığınız yerdeki konaklama bedelleri, oturduğunuz evlerdeki kira bedelleri, yeme içme hizmeti sağlayan restoran, lokanta gibi müesseselerin hizmet bedelleri 5 yıllık zaman aşımı süresine girmektedir.

Aynı zamanda bu kanun, bir işyerinin ortaklığında, ortaklık sözleşmesine dahil olan herkesin, müdür, ortaklar, denetleyenler ve temsilcilerin alacaklarını, vekâlet ve komisyon sözleşmesinden doğan ücretleri, anapara faizleri ve küçük çapta sanat işlerinden doğan ücretleri de kapsamaktadır.

Kanunlarda öngörülen bu zaman aşımı süreleri dolsa da, bu borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Borçlu kişi hala borçlu sayılır.

Zaman aşımı süresinin dolması demek, alacaklı kişinin alacağı hakkında hukuki yollara başvurma hakkının ortadan kalkması demektir. Yani alacaklı kişi, eğer zaman aşımı dolarsa, ona borçlu olan kişiye dava açamaz, icra ve haciz gibi yollara başvuramaz.

Bu da demektir ki zaman aşımı, borcu olan kişinin borçlarının silinmesi değil, sadece bu hususta hukuksal müdahale hakkının ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Borçlu kişilerin borçlarını kabul etmesi, yani ikrar etmesi durumunda, zamanaşımı süresi kesilir.

Örneğin, bir alışveriş sırasında satıcının kusurlu olduğu bir durumda, satıcı kusurunu kabul eder ve gereğini yapacağı sözünü verirse, artık zaman aşımı 2 yıl değil, 10 yıl olur.

SIKÇA SORULAN SORULAR

ÖZET: Dava, hatalı yersiz ödeme iddiasıyla açılmış bir alacak davasıdır. Davacı idare alacağını isterse idari taleple dava açmadan davalıdan isteyebileceği gibi bu yola başvurmadan da her zaman

Borçlar Kanunu gereği sebepsiz zenginleşme kurallarına dayanarak hukuk mahkemelerinde dava edebilir.

İdare mahkemesince süre yönünden redde dair verilen karar hukuk mahkemesini bağlamadığı gibi davacı alacaklının hukuk mahkemesinde dava açmasına da engel değildir.

Dosya içeriğine göre, dava Türk Borçlar Kanununun ilgili maddesi gereği zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olup, mahkemece davanın esasına girilip deliller tam olarak toplanıp konusunda uzman (sağlık mevzuatında ehil) bilirkişi vasıtasıyla yersiz fazla ödeme bulunup bulunmadığının tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunması nedeniyle hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.

Taraflar arasında düzenlenen başvuru ve satın alma taahhütnamesi, davalı tarafından düzenlenen kampanyalı satışa davet niteliğinde olup dairenin teslim tarihine ilişkin bir kararlaştırma yapılmamıştır.

Daha sonradan düzenlenen sözleşmede ise dairenin 24 ay içerisinde teslim edileceği kararlaştırılmıştır.

Dava tarihi itibariyle sözleşmede kararlaştırılan 24 aylık teslim süresi henüz gerçekleşmemiştir. Davalının bankaya yazdığı yazıda teslimin tarihi belirtilmiş ise de bunun bir iç yazışma olduğu, dolayısı ile bu iç yazışma nedeniyle davalıyı davacıya karşı geç teslim nedeniyle sorumlu tutmaya olanak yoktur.

Kaldı ki taraflar arasında düzenlenen başvuru ve satın alma taahhütnamesi, daha sonra düzenlenen satış sözleşmesi ve tüm dosya kapsamından taraflar arasındaki satışın kampanyalı satış olup dar gelirli aileleri ev sahibi yapmak amacına yönelik olduğu, taksitlerin de dairelerin tesliminden itibaren başlayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda dairenin alıcı davacıya geç tesliminden söz edilemez.

Davacı işbu dava ile bu aşamadan sonra kira alacağını tahsil edemediği gerekçesi ile davalıların kiralanan mağazadaki mallarına el koyduklarını iddia ederek bedellerinin tahsilini istemiştir.

Her ne kadar davanın tarafları tacir olup aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarda yazılı delil ile ispat hususu esas olsa da, davacının bu davadaki iddiası mallarına el konulduğu şeklinde fiili ve maddi bir olguya dayanmaktadır. İleri sürülen haksız fiil içerikli talebin kanıtlanması tanık dahil her türlü delille mümkündür.

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının yaptığı peşin ödemenin maliyet hesabına göre borçlandığı anlaşılan davacı borcundan mahsup edilip edilmediği hususundadır.

Davacının ödediği bedelin söz konusu maliyet hesabının altında kaldığı ve bu durumda borçlandırma işleminin başlangıcında mahsuplaşmanın yapıldığının kabulü gerektiği,

Hal böyle olunca bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, farklı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
  • Alacak Davası Davaları Nasıl Açılır - Yorum
    SERRA KÖYBAŞIOĞLU -
    22 Kasım 2016

    Alacak Davası Davaları Nasıl Açılır Davayı açma şartları nelerdir..

    Cevapla
Yorum Bırak