Ankara İş Mahkemesi Avukatları » Arabulucu ve Arabuluculuk, İş Hukuku Avukat Danışma

Ankara Avukat

ANASAYFA

Ankara İş Mahkemesi Avukatları

Ankara İş Mahkeme Avukatları

İş Mahkemesi Avukatları, iş hukuku ve işyeri ilişkileri alanında tecrübe edinmiş avukatlar olup, işyeri içinde çalışanların haklarını koruma ve savunma amacıyla çalışırlar.

Bu avukatlar, işverenler ile çalışanlar arasında çıkabilecek anlaşmazlıkların çözümünde ve işyeri içinde meydana gelen hukuki problemlerin çözümünde yardımcı olurlar. İş Mahkemeleri Avukatları ayrıca, işyeri içinde çalışanların haklarını koruma amacıyla çeşitli davalar açabilirler.

Açılacak davalar öncesi Arabuluculuk sistemine başvuru yapılması, uzlaşma olmaması halinde bu davaların iş mahkemesinde Arabuluculuk tutanağı ile dava açar.

Hangi Durumlarda Kıdem Tazminatı Alınır?

Kıdem tazminatı alınabilen haller, işe ilk başlanan tarihe göre değişmektedir. Emekli olmadan kıdem tazminatı almak isteyen çalışanların, işe başlama tarihine göre uyması gereken şartlar şu şekildedir;

  • 8 Eylül 1999 tarihinden önce işe başlamış olup, 15 yıl ve 3600 gün prim sahibi olan kişiler,
  • 9 Eylül 1999 ila 30 Nisan 2008 tarihleri arasında işe başlamış olup, 25 yıl sigorta ve 4500 gün prim sahibi olanlar,
  • 1 Mayıs 2008 tarihinden sonra işe başlamış olup, 25 yıl sigorta ve 5400 gün prim sahibi olanlar,
  • 9 Eylül 1999 tarihinden sonra işe girmiş olup, sigortalılık süresi şartı aranmaksızın 7000 prim gününe sahip olan kişiler, işten ayrılmaları durumunda, kıdem tazminatı alabilmektedir.
  • 9 Eylül 1999 tarihinden sonra işe girerek, emekli olma zorunluluğu olmadan işten ayrılıp, kıdem tazminatı almak isteyen kişiler, 2024 yılını beklemek durumundadır. 

Emeklilik Yaşı Gelmeden İşten Ayrılanların Kıdem Tazminatı Alması
İstifa ederek kıdem tazminatı almanın şartları
, kişinin keyfi ve isteği doğrultusunda olmayan sebeplerle, işten ayrılmasını gerektirecek durumlardır. İstifa etme durumunda kıdem tazminatı alabilmenin şartları;

  • Zorunlu askerlik dönemi için işten ayrılanlar,
  • Evliliğinin 1 yılını doldurmamış kadınlar,
  • İş Kanunu 24. Maddesinde beyan edilen fesih şartlarından birinin yerine gelmesi sebebiyle istifa edenler,
  • İş sırasında vefat eden işçinin ailesi emeklilik zorunluluğu olmadan, kıdem tazminatı alabilmektedir.

Kıdem Tazminatı Nasıl Ödenir?

Kıdem tazminatı ödemesi almak için aynı işyerinde bir yıl boyunca aktif olarak çalışmak gerekir. Kıdem tazminatı almak için bir yıl boyunca aynı işyerinde çalışan kişilerin işlerine son verilmesi durumunda Kıdem tazminat hesaplama işlemleri gerçekleştirilerek ödeme almaya hak kazanırlar. Kendi istekleri ile işten ayrılan kişilerin kıdem tazminatı almaya hakkı bulunmaz. İşten çıkarılan kişilere her hangi bir tazminat ödemesi yapılmamış ise tazminat almak için işyerine başvuruda bulunurlar. Kıdem tazminatı ödemesi almak için işten ayrılış tarihinden itibaren 10 yıllık sürede başvuru yapma hakkı bulunmaktadır.

Kıdem Tazminatı Hakkına Hangi Hallerde Hak Edilir?

Herhangi bir neden göstermeden işlerinden çıkarılan kişiler kıdem tazminatından yararlanırlar.

Kıdem tazminatı nasıl hak edilir ve hangi hallerde kıdem tazminatı alınır şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Askerlik dolayısı ile işten ayrılma durumundaki kişilere kıdem tazminatı ödenir.
  • Evlenerek işten ayrılan bayanlara evliliklerinin gerçekleşmesinden sonra geçen 1 yıllık süre zarfında işten ayrılmaları durumunda kıdem tazminatı ödenir.
  • Prim gün sayısını tamamlamış olan ve çalışarak emeklilik yaşını bekleyen kişiler bu süre içerisinde işten ayrılırlarsa kıdem tazminatı alabilirler.
  • Emeklilik yaşını tamamlayarak prim gününün tamamlamak için çalışan kişiler işten ayrılırlarsa kıdem tazminatı alabilirler.

İşçi Maaş Alacağı Davaları

İşçi maaş ücreti alacağı davaları, işçi ile işveren arasında meydana gelen iş ilişkisi kapsamında iş mahkemelerinde görülen davalar arasında yer almaktadır. Bu bağlamda ülkemizde 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak çalışma hayatına devam eden milyonlarca işçiyi ve işverenlerini yakından ilgilendiren işçi maaş alacağı davaları ile ilgili olarak “Maaş alacak davası ne kadar sürer?” gibi merak edilen tüm soruların yanıtları ile bilinmesi gereken detaylı bilgileri yazımızda bulabilirsiniz.

Bununla birlikte ilgili yasa çerçevesinde işçinin ücret alma hakkı kapsamında gündeme gelen işçi maaş alacağı davaları ile ilgili olarak davaların hangi mahkemelere  ne kadar süre içinde açılması gerektiğine ilişkin önemli bilgileri de edinebilirsiniz.

İşçi maaş alacağına ilişkin hükümler, temelde işçilerin lehine düzenlenen ilgili kanunda yer alan ücret hakkı ile yasal statüye oturtulmuştur. Buna göre ücret hakkı, işçiye herhangi bir işi yerine getirmesi karşılığında işveren veya üçüncü şahıslar tarafından para ile yapılan ödemeyi işaret etmektedir.

İşçi Ücreti Nedir?

Hukuk sistemimizde iş hukuku ilişkililerini düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32 ve 64. maddeleri arasında, bununla birlikte 6098 sayılı Kanun’un da 401 ila 4012 maddeleri arasında işçinin hizmet görme işlevine karşılık olarak işveren veya üçüncü şahıslar tarafından para ile ödenen uygulamaya dair açık hükümler bulunmaktadır. Buna göre işçi ücreti veya işçi maaşı ile ilgili olarak şu hükümlerden bahsetmek mümkün olmaktadır.

  • Para ile ödenir.
  • Bono veya kıymetli evrak ile işçi maaşı ödemesi yapılamaz.
  • Kural olarak Türk Lirası ile ödenir.
  • Kural olarak ya işyerinde ya da banka hesabına ödenir.
  • İşçi maaşı en geç ayda bir ödenir. Bu süre toplu veya bireysel iş sözleşmeleri kapsamında kısaltılabildiği halde uzatılması mümkün değildir.
  • İş sözleşmesinin sona ermesi veya feshedilmesi durumunda işçinin ücretinin tamamının tarafına ödenmesi zorunludur.
  • Ücret  alacaklarına ilişkin görülen davalarda zamanaşımı süresi 5 yıldır.

İşçi Maaş Alacağı Davaları

Görüldüğü üzere hukuk sistemimizde işçi ile işveren arasındaki ilişkide, çalışan lehine olacak şekilde işçi ücreti hakkı düzenlenmiştir. Ancak her ne kadar ilgili yasalar tarafından da açık ve net bir biçimde belirtilmiş olsa da zaman zaman işverenler bu tür yasal yükümlülüklerine riayet etmemektedir.

Bu durumda işçi hakkını hukuk yoluyla aramak durumundadır. İşçi maaşı alacağı davaları ve uyuşmazlıklarında herhangi bir hak kaybı yaşamamak için avukat desteği almak büyük önem taşımaktadır. Bu noktada hukuk büromuzda yer alan uzman iş hukuku avukatlarımızdan profesyonel destek alabilirsiniz.

İşçinin hafta tatil ücreti alacağı davaları, iş mahkemelerinde görülen iş hukuku kapsamındaki davalar arasında yer almaktadır. Nitekim işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinin düzenleyen iş hukuku, aynı zamanda 4857 sayılı İş Kanunu’nda yer alan hükümlere göre belirlenmektedir.

Bu bağlamda hafta tatil ücreti alacağı davaları ile ilgili olarak hem işçileri hem de işverenleri yakından ilgilendiren bu konu hakkında bilinmesi gerekenleri yazımızın devamında bulabilirsiniz.

İşçilerin çalışma hayatında haftanın tüm günleri iş günü olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla işçiler haftanın belirli günlerinde çalışma işlerini sürdürürken belirli günlerde de çalışmadan hafta tatili adı altında dinlenme yapması gerekmektedir.

Hukuk sistemimize konu olan hafta tatili müessesi, ulusal bağlamda 4857 sayılı İş Kanunu’nca düzenlenmiştir. Bu noktada başvurulan diğer yasal düzenlemeler 394 sayılı Hafta Tatili Hakkında Kanun, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile Haftalık İş Günlerine Bölünemeyen Çalışma Süreleri Yönetmeliği gibi pek çok yasadan oluşmaktadır.

Çalışma Süresi Ne Kadardır?

İşçinin çalıştırıldığı süreye çalışma süresi denilmektedir. İlgili kanuna göre çalışma süresi bir haftada en fazla 45 saat olmalıdır. Buna göre haftada toplamda 45 saati aşan çalışmalar hukuksuz bulunmaktadır. Öte yandan genel anlamda bu süre haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanmaktadır. Bununla birlikte 45 saatlik olan bu süre iş sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesi ile azaltılabilmekte fakat artırılamamaktadır.

Hafta Tatili Nedir?

Haftada 45 saatlik süre kapsamında bir sözleşmeyle belirlenen günlerde çalıştırılan işçiye, kesintisiz olarak kullanması suretiyle verilen 24 saatlik dinlenmeye hafta tatili denilmektedir. Bu noktada Yargıtay kararlarına göre hafta tatili izninin 24 saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatilinin hiç kullanılmamış sayılacağı belirtilmiştir.

Hafta Tatili Ücreti

Çalıştığı günlere göre işçinin bir güne düşen ücretine hafta tatili ücreti denmektedir. Bununla birlikte bir iş karşılığı olmaksızın çalışılmayan hafta tatili gününün ücretinin işveren tarafından işçiye tam olarak ödenmiş olması gerekmektedir.

Yüzde usulüyle çalışan işçilerin hafta tatil ücreti, işçinin belirli dönemde kazanmış olduğu ücretin aynı süre içinde çalışmış olduğu günlere bölünmesiyle hesaplanmaktadır. Öte yandan saat usulüne göre çalışan işçilerin ise hafta tatili ücreti, saat ücretlerini 7.5 katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilen ücret miktarına tekabül etmektedir.

Hafta Tatil Ücreti Alacağı Davaları

İşçi ile işveren arasından yasalar tarafından belirlenen karşılıklı sorumluluk ilişkisine aykırı gelinmesi durumunda uyuşmazlık yaşanmaktadır. Bu kapsamda hafta tatil ücreti alacağı davalarına ilişkin yaşanan uyuşmazlıkların çözümünde avukat desteği ile davanızı takip edebilirsiniz.

İş Hukuku – İş Mahkemesi Davaları

Hukuk bürosuna bağlı olarak görev yapan avukatlar da tek bir hukuki alanda uzmanlaşmış ve genel olarak bu alanların dışına çıkmadan müvekkillerinin haklarını savunan kişilerdir.

Hukuk sistemimizde spesifik olarak özel hukuk dallarında avukatlar, iş hukuku, ceza hukuku, boşanma aile hukuku, icra hukuku gibi branşlaşmaktadırlar.

Bu hukuk alanında, iş hukuku alt dalında branşlaşan iş hukuku avukatları da bulunmaktadır. Avukatlık mesleğinde özel hukuk dallarının oluşturulması sayesinde belirli bir alanda branşlaşan avukatlar, müvekkillerine çok daha iyi bir şekilde hukuki hizmet verebilmektedir.

Ankara İş Mahkemesi Avukatları ve Danışmanlık Konuları

İşçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan hukuki ihtilafların hakkaniyetli bir şekilde çözüme kavuşturulmasında iş hukuku avukatları büyük bir sorumluluğa sahiptir.

Türk hukuk sisteminde 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında hukuki çerçeveye alınan işçi ile işverenin arasındaki iş ilişkisi bu kanun sayesinde çalışanlar açısından güvence altına alınmıştır.

Bir işyerinde çalışan personelin mağdur olmaması için ve haklarını kanunlar nezdinde talep edebilmesi için iş hukuku avukatlarının büyük önem taşıdığı bilinmektedir.

Nitekim işveren aleyhinde açılan tazminat davaları sayesinde bir işyerinde alacak hakkı kalan ya da hakkı verilmeyen çalışanlar, hukuki alanda dava açarak bu haklarına kavuşabilmektedir. Bu noktada başarılı iş mahkemesi avukatları, müvekkillerinin davasına benzer davaları hukuki literatürde araştırıp bularak savunmalarını bu çerçevede oluşturmaktadır.

Bunun yanı sıra iş avukatları, iş hukuku davalarında müvekkillerinin tüm haklarını en iyi şekilde savunmak için profesyonel bir çalışma yürütürler.

Yıllık İzin Alacağı Davaları

Yıllık izin ücreti alacağı davaları, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle veya neden göstermeksizin feshinden sonra gündeme gelen iş hukuku davaları arasında yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerince düzenlenen ve işçi ile işveren haklarını güvence altına alan bu kanuna tabi olarak yetkili iş mahkemelerinde görülen yıllık izin alacağı davaları, hem işçileri hem de bağlı oldukları işverenlerini yakından ilgilendirmektedir.

İlgili kanunun 50. maddesi ile güvence altına alınan yıllık izin hakkı, yine söz konusu kanunda yer alan belirli koşulların oluşmasıyla birlikte gündeme gelebilmektedir. Bu bağlamda yıllık izin hak edilişi ve kullanımına dair bilinmesi gereken tüm detayları yazımızda bulabilirsiniz.

Yıllık İzin Nedir?

Hukuk sistemimizde, özel hukuk alanı olan iş hukukunu ilgilendiren konuların düzenlendiği 4857 sayılı İş Kanunu’na bağlı olarak çalışma hayatlarına devam eden işçilere tanınan dinlenme haklarından biri olan yıllık izin, çalışanın aynı iş yerinde işe başladığı tarihten itibaren en az 1 yıl çalışma durumunda hak edilmektedir.

Bu bağlamda yıllık iznin hesaplanmasında dikkat çeken ayrıntılar bulunmaktadır. Zira yıllık ücretli izin hesaplama işleminde işe alınan personelin deneme süresi ile işe başlaması söz konusu ise bu çalışan yıllık ücretli izin hakkını deneme süresinin başladığı tarih itibarıyla 1 yılı doldurduğunda hak kazanmış olarak kabul edilmektedir.

Yıllık Ücretli İzin Kullanımı

4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde “iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmesinin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir.” denilmektedir. Bu bağlamda yıllık izin kanunlar nezdinde belirli şartları yerine getirerek yıllık izne hak kazanan çalışanların kullanımına sunulan bir çeşit dinlenme hakkıdır.

Ancak ilgili kanunda yer alan diğer maddelere göre kullanılmayan yıllık izinlerin ücretinin her türlü yasal kesintiye tabi tutulduğu belirtilmiştir. Nitekim bu kesintiler asıl ücrete yapılan kesintilerin, yıllık ücretli izne de yapılan kesintilerle benzerlik göstermesi gerekmektedir. Bu bağlamda SGK işçi ve işsizlik primi, gelir ve damga vergisi de yıllık ücretli izinden kesinti yapılmaktadır.

Yıllık İzin Alacağı Davaları

İşçi ile işveren arasında düzenlenen iş ilişkisinde meydana gelen uyuşmazlıkların çözümünde yıllık izin alacağı davaları da etkili olmaktadır. Bu bağlamda gerek işçi lehine gerekse de işveren lehine profesyonel çözümler ve memnuniyet üreten alanında avukat desteği için baroya kayıtlı avukat ile iletişime geçebilirsiniz.

Kimler İş Kanuna Tabi Değildir?

Hukuk sistemimizde İş Hukuku özel hukuk dalının temelini oluşturan 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsama alanı yine kanunun 1. ile 4. maddelerindeki istisnalar dışında genel olarak belirtilmiştir. İş Kanunu’nun 4. maddesinde İş Kanunu’nun uygulanmayacağı iş ve iş ilişkileri belirtilmiştir. Bu iş ilişkileri şunlardan oluşmaktadır:

  • Deniz ve hava taşımacılık işleri,
  • 50’den az işçi çalıştıran tarım ve orman işlerinin yapıldığı işletmeler,
  • Evlerde el sanatlarının yapıldığı işler,
  • Ev hizmetleri,
  • İş sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere çırakların işleri
  • Sporcuların, rehabilite edilenlerin işleri

İş Sözleşmesi Nedir, Hangi Hallerde Sona Erer?

İş kanunu, işçiyi tanımlarken iş sözleşmesine dayanarak çalışmadan bahsetmiş ve iş sözleşmesi ile işçi – işveren ilişkilerinin şekilleneceğini belirtmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre iş sözleşmesi, “bir tarafın bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın da ücret ödemesinden oluşan sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. İş sözleşmesinde iş görme, işin ücret karşılığı görülmesi ve iş ilişkisinin bağımlılık ilişkisine dayalı olması gibi birçok unsuru kendi içinde barındırmaktadır.

İş Hukuku kapsamında iş sözleşmesinin sonlandırılmasında iş sözleşmesi fesih ve fesih dışı sona erme olarak iki farklı başlık altında değerlendirilebilmektedir. İş sözleşmesinin feshedilerek sonlandırılması durumunda feshin haklı olup olmadığı önem kazanmaktadır. İşte bu tür fesih hallerinde işçiler için hak kayıplarının yaşanmaması konusunda iş hukuku avukatları büyük önem teşkil etmektedir. Çünkü iş sözleşmesinin feshinin sözleşmenin hangi tarafınca gerçekleştirildiğine göre;

  • kıdem tazminatı
  • ihbar tazminatı
  • Tatil alacağı
  • Fazla mesai ücreti alacağı
  • Yol ve yemek ücretleri alacağı

gibi alacak kalemleri ortaya çıkmaktadır. Bunların yanı sıra iş sözleşmesinin fesih dışında sona ermesine neden olan gelişmeler ise; tarafların karşılıklı anlaşması, personelin ölümü ve iş sözleşme süresinin bitimidir.

İşçi alacakları davaları olarak da bilinen ve Ankara iş mahkemesi avukatları tarafından müvekkillerin en iyi şekilde savunulmasıyla neticelendirilen davalarda, mümkün olan en kısa zamanda davanın açılması ve tazminat miktarı için hukuki mücadele başlatılması önemlidir.

Ankara İş Mahkeme Avukatları

İş Mahkemesi Avukat ve Danışma

İşçi ile işveren arasında iş sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulmasında profesyonel hizmet veren avukatlar bulunmaktadır. Hukuk sistemimizde 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi ile işverenler arasında bir iş akdi imzalanarak işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumlulukları düzenlenmektedir. Bu bağlamda işçi ile işveren arasında ilgili kanunun maddelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü de hukuk sistemimizde özel bir alana tekabül etmektedir. İş Hukuku adı verilen söz konusu alanda profesyonel şekilde hukuki hizmet veren avukatlara kısaca iş avukatı denmektedir.

İş Mahkemesi Avukatı Nedir?

Esasında, kanunlarımızda iş avukatının görev ve sorumluluklarını belirleyen kesin bir iş avukatı tanımı bulunmamaktadır. İş Hukuku, özel hukuk dalları arasında özellikle yurt dışında kesin ve spesifik olarak ayrılmış olmasına rağmen ülkemizde hukuk eğitimi almış ve baroya kayıtlı her avukat iş hukuk avukatlığı yapabilmektedir. Ancak hukukun bu alanında uzmanlaşmış avukatlar da barolara kayıtlı olarak hukuki hizmet ve iş avukatı danışma hizmeti verebilmektedir.

İş hukuku, herhangi bir işyerinde belirli bir ücret karşılığı çalışan işçi ve personelin çalışma koşullarını, çalışma ortamını belirleyen bir alandır. İş hukuku kapsamında işçi ile işveren arasında yaşanan uyuşmazlıklar genel olarak şu konular üzerinde yoğunlaşmaktadır:

  • İşçilerin kıdem tazminatı hakkı
  • İhbar tazminatı hakkı
  • Fazla mesai
  • Yıllık izin ücreti
  • Hafta tatili ve benzeri alacakları

Söz konusu alacakların işveren tarafından işçiye ödenmediği durumlarda işçi, İş Mahkemesi’ne dava talebinde başvuruda bulunarak işçilik alacak davası açıp, söz konusu iddia ettiği alacaklarının tazmin yoluna gidebilmektedir. İşçinin bir işyerinde en az altı ay çalışması ve işyerinde fesih tarihi itibarıyla otuzun üzerinde işçi çalışması durumunda da alacakların dışında işe iade davası açabilmesi mümkündür.

İş Mahkemesi Avukat Desteği Nelerdir?

İşçi ile işveren arasında yaşanan hukuki ihtilafların herhangi bir hak kaybına uğramadan çözümlenmesi ve işçinin haklarının kanunlara göre en iyi şekilde korunması için iş hukuku avukatları büyük bir önem teşkil etmektedir. İş Mahkemesi’nde görülen iş hukuku davalarında ya da hukuki ihtilafların öncesinde dahi sözleşmelerin hukuka uygun bir şekilde oluşturulmasında etkili olan iş avukatlarının görevleri şunlardan oluşmaktadır:

  • İşçi ile işvereni arasında hizmet sözleşmelerinin kanuna uygun bir şekilde hazırlanması,
  • İş sözleşmesinin sona erme durumunda fesih bildirimi hazırlanması ve mevzuatlara uygun bilgilendirmenin taraflara yapılması,
  • İşçi alacağı davasına konu olan, kıdem ve ihbar tazminatı başta olmak üzere, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ve benzeri işçilik alacakları için dava açılması, dava sürecinin yakından takip edilerek hak kayıplarına uğranmadan neticelendirilmesi,
  • Hukuka uygun şartlar altında işe iade davası açılması ve dava sürecinin takip edilmesi,
  • Sendikal sebeplerle iş akdinin feshi nedeniyle dava açılması ve dava sürecinin takip edilmesi,
  • İş kazasından kaynaklı tazminat ve ceza dava açılması dava sürecinin takip edilerek neticeye erdirilmesi

İş Hukuku Davalarında Avukatın Önemi

İşçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar her ne kadar genel olarak işçi alacakları ve iş sözleşmesinin haksız yere feshedilmesinden kaynaklansa da iş kazaları ile meydana gelen uyuşmazlıklar da iş hukukunda önemli bir yere sahiptir.

İşyerinde yaşanan kazaların büyük bir çoğunluğunun can kayıplarına ya da işgöremezlik durumlarına sebep olduğu göz önünde bulundurulduğunda iş hukuk avukatı tarafından alınacak hukuki desteğin de büyük önem taşıdığı aşikardır. İş kazası ve meslek hastalıkları durumunda işyerine karşı maddi ve manevi tazminat davası açılmaktadır.

90 Görüntülenme

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SOR

 

Telefon WhatsApp