Doktor Yanlış Tedavi Teşhis Nedeniyle Tazminat

Doktorun Yanlış Teşhis ve Tedavisine Karşı Maddi ve Manevi Tazminat Davaları

Diğer mesleklerden farklı olarak doktorluk mesleğinde yapılan hataların insanların hayatlarına, beden bütünlüklerine ya da sağlıklı bir yaşam sürmelerini engelleyecek bazı durumların ortaya çıkması mümkün olmaktadır. Doktorluk faaliyeti içinde ortaya çıkan kusurların tamamından sorumlu olan bu kişilerin mutlaka en yüksek dikkat ve konsantrasyon içinde işlerini sürdürmeleri gerekiyor. Doktor eğer hastalıkların teşhisi ya da tedavisi aşamasında herhangi bir endişe yaşar ya da şüpheye düşerse mutlaka bu durumu en kısa sürede çözüme kavuşturmalıdır. Bu çözüm yollarını ararken doktorların kendi bilgilerine ve tecrübelerine bağlı olarak tüm becerilerini ortaya koymaları ve her hastanın kendine has özelliklerine göre bir tedavi sürecini sürdürmelidir. Farklı tedavi yöntemlerinin ortaya çıkması halinde hastaya danışmadan karar vermesi söz konusu ise doktorun en tehlikesiz ve en az risk içeren tedaviyi uygulaması gerekmektedir. Tüm bunlar özenli bir şekilde yapılmadığı takdirde hastalarda herhangi bir yan etki ile karşılaşılması ya da hayat fonksiyonlarının sona ermesi anlamına gelen ölüm durumu gerçekleşirse bu halde kişiler savcılıklar aracılığı ile suç duyurularında bulunup haklarını arayabiliyorlar.

Mahkemelerde görülen davalar sırasında öncelikle davaya konu olan kusurların hastanın kendi özelliklerinden ya da doktorun tedavi yöntemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin kesin bir tespitin yapılması sağlanır. Ortaya çıkarılan kusurlar doktorun kendisi tarafından gerçekleştirilmişse bu durumda kusurun kişisel kusur kapsamında değerlendirilerek davalının haksızlığının ispatlanmasında yol alınabiliyor. Bir diğer kusur türü olan hizmet türü ile kişisel kusur arasında küçük bir fark da bulunmaktadır. Davaya söz konusu olan mağdur kişilerin yaşadığı sorunların eğer kişilerin kendi sağlık problemlerinden kaynaklandığı görülürse bu durumda olayın hizmet kusuru olarak değerlendirilmesi söz konusu oluyor. Davaya konu olan olayların kişisel kusurlardan dolayı ortaya çıktığı gözleniyorsa bu durumda davalarda adli yargı aşamasına gidilerek vekalet sözleşmesinin gereklerine göre ya da haksız fiil şartlarına bakılarak hükmün verilmesi sağlanıyor. Maddi ve manevi tazminat davası nasıl açılır konusu hakkındaki makaleyi okuyabilirsiniz.

Ölüm Gerekçesi ile Açılan Tazminat Davaları

Çoğu zaman ağır ihmaller sonrasında ortaya çıkan doktorların ya da hastanenin kusurları nedeniyle tedavi altındaki kişilerin hayatını kaybetmesi söz konusu olabilmektedir. Bu durum kişilerin kusuru ile meydana geliyorsa bu durumda maddi ve manevi tazminat davalarının açılması söz konusu oluyor. Bu tür tazminat davalarında mağdur sıfatına sahip olan kişiler ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler olmaktadır. Bu kişiler tarafından açılan davalar destekten yoksun kalma gerekçesine dayandırılarak açılır. Bu tür davaları açamayan kişiler ise kişilerin yetişkinlik yaşına erişmiş olan yakınları olmaktadır. Çünkü bu kişiler kendi kazançlarını elde etmekte ve bakıma muhtaç olmamaktadırlar. Yine aynı gerekçelerle herhangi bir akrabalık bağı bulunmayan kişilerin de destekten yoksun kalma gerekçesi ile tazminat alması söz konusu olabiliyor.

Destekten yoksun kalma gerekçesi ile yanlış teşhis ya da tedavi sonucunda hayatını kaybetmiş olan kişilerin yakınları tazminat talep ederken tazminatın hesaplanması hayatını kaybeden kişinin tahmini yaşam süresine göre belirlenmektedir. Eğer kişiler evli durumdalarsa ve emeklilik sürecindelerse emekliliklerinin de tazminatların hesaplanmasına dahil edilmesi sağlanıyor. Bu hesaplamalar sırasında dikkat edilen aktif dönem kavramının hesaba kişilerin gerçekte kazanmış oldukları miktar üzerinden dahil edilmesi sağlanmaktadır. Aktif dönem hesaplarının kesin bir şekilde ortaya koyulması adına mutlaka gerekli araştırmaların yapılmasına öncülük edilir.

Maddi tazminatların yanı sıra kişilerin manevi tazminat talep etmesi de söz konusu olabiliyor. Buradaki tazminatların belirlenmesinde kişilerin yaşadığı acı ve kedere bağlı olarak bir rakamın ortaya konması söz konusu olurken aynı zamanda yol açtığı kusurlar çok küçük hatalara neden olmuş olsa bile doktorlardan tazminat alınması söz konusu olabiliyor.

Bedensel Zararlar Gerekçesiyle Maddi ve Manevi Tazminat Davaları

Yanlış teşhis ya da tedaviler sonucunda insan vücudunda karşılaşılabilecek olan durumlardan biri de kişilerin yaşamış oldukları bedensel zararlar olmaktadır. Bu olaylarla karşılaşıldığı zaman tazminat talep edilmesi halinde kişilerin olaydan sonra iş göremezlik durumlarına bakılarak bir tazminat miktarının belirlenmesi sağlanır. Eğer kişilerin ömrünün sonuna kadar ya da çalışabilecekleri dönemin sonuna kadar yaşayabilecekleri bir kusura sahip olmaları söz konusu ise bu durumda güç kaybı tazminatı adı altında tazminat talep etmeleri söz konusu olabiliyor. Tazminatlara aynı zamanda kişilerin tedavi sürecinde yaptığı harcamalar da dahil edilmektedir. Bu maddi tazminat haklarına ek olarak kişilerin manevi tazminat talep etmeleri de söz konusu olabiliyor. Manevi tazminat taleplerinin ortaya çıkmasını haklı çıkaracak olan kişilerin acı veya uzun süre depresyon benzeri sıkıntılar yaşaması da gerekmektedir.

Bedensel zararlar eğer bedensel bütünlüğün korunamaması şeklinde gerçekleşmiş ve kişiler bu nedenle bir uzuv kaybı yaşamışlarsa bu durumda uzuvlarının yerinde kullanılan çeşitli protez ürünlerinin tazminatlarının talep edilmesi de söz konusu olabiliyor. Hatta sürekli olarak tedavi gerektiren bir kusur ortaya çıkmışsa bu durumda tazminatın tüm bu masrafları karşılayabilecek kadar yüklü olması da sağlanabiliyor.

Kaybedilen Zaman ve Harcanan Para için Tazminat Talebi

Doktorlar tarafından tanı, teşhis ve tedavi sırasında kişilerin zararına sonuçlar doğuran ve kendi yeteneksizlikleri, dikkatsizlikleri ve bilgi eksikleri ile ortaya çıkan bazı durumların tazminatlarla karşılanması istenebiliyor. Bu tazminatlar bir gerekçeye dayandırılırken kişiler bu süreçte yaşadıkları zaman kaybını ve harcadıkları masrafları tazminata dahil ederler.

Ameliyatta Yanlışlıklar Yapılırsa İstenebilecek Haklar Nelerdir?

Doktorların yanlış tedavisi ya da teşhisi nedeni ile kişilerin tazminat talebinde bulunduğu durumların en yaygın örneği kişilerin ameliyatlar sırasında yaşamış oldukları zararlar olmaktadır. Ameliyatlar sırasında kişilerin bedenlerinin içinde gazlı bez, iğne ya da benzeri sağlık malzemelerinin bırakılarak hastanın ameliyattan çıkması sonucunda yaşadığı sorunlara bağlı olarak kişilerin tazminat talep etmesi mümkün olabiliyor. Bu durumların olaylar yaşandıktan çok uzun bir süre sonra fark edilmesi halinde bile tazminatların açılması söz konusu olabilmektedir. Ayrıca birkaç yıl sonra ortaya çıkan bu ağrıların ve sorunların doktorlar tarafından geçici bir ağrı olduğu ya da önemsenmeyecek derecede ağrılar olduğu söylenerek hastaların tedavisi yapılmıyorsa bu durumda da kişilerin tazminat talep etmesi söz konusu olabiliyor.

Tazminatları talep ederken kişilerin bu tazminatların hesaplanmasını da aynı zamanda etkileyecek olan bazı haklı gerekçeleri mahkemeye sunmaları gerekmektedir. Bunlar arasında ilk sebep ameliyatlar için harcanmış olan tüm masrafların tazminata dahil edilmesinin istemidir. Buna ek olarak ameliyat öncesi ve sonrasındaki hastane kontrolleri, ulaşım giderleri, ilaçlara ödenen paraların da bu süreçte tazminata dahil edilmesi söz konusu olabiliyor. Kişilerin ameliyat süreci boyunca yaşadığı iş kaybının da bu süreçte talep edilmesi mümkün olmaktadır. Maddi tazminat olarak değerlendirilebilecek olan bu haklara ek olarak manevi tazminat taleplerinin karşılık bulmasına yönelik olarak da kişilerin haklarını araması söz konusu olacaktır.

Yanlış Tedavinin Başka Bir Hastalığı Ortaya Çıkarması Durumunda Tazminat Hakkı

Doktorlar tarafından bir hastanın ya da hastalığın derinlemesine araştırılmadan hakkında teşhis yapılmasının ardından hastaya uygulanabilecek olan tüm tedavi yöntemleri içerisinde yan etkiler ve zararlar da barındırabilmektedir. Bu durum doktorun yükümlülüğünün ne kadar önemli olduğunu da aynı zamanda göstermektedir. Çoğu zaman doktorların hastanın kişisel sağlık sorunlarını dikkate almadan ortaya koymuş olduğu tedavi yöntemleri ile ortaya çıkan bu sorunlarda kişilerin maddi ve manevi tazminat talebi ile doktora karşı dava açması da söz konusu oluyor. Tazminatlarda hastalığın kesin olarak teşhis edilmesi ve tedavi edilmesi için harcanacak olan masraflar talep edilmektedir.

Doktor ve Sağlık Kurumu Kusuru ile Ortaya Çıkan Zararlar

Ameliyatlar başta olmak üzere her türlü tedavi yönteminde kişilerin sağlık hizmetleri almış olduğu hastanede, ameliyathanelerde ya da muayene odalarında çeşitli şekillerde tedaviyi aksatacak bakımsızlık ya da hijyenik alanların oluşturulmaması gibi durumlarla karşılaşıldığı takdirde kişilerin enfeksiyon kaparak rahatsızlanmaları söz konusu olmaktadır. Bu kişiler hastanede yattıkları sürelerin ve tedavi süreçlerinin tüm masraflarını kişilerden tazminat yoluyla talep edebilirler.

Estetik Ameliyatlarda Tazminat Hakkı

Kişilerin kusurlu uzuvlarını daha estetik bir görünüme kazandırmak amacıyla yaptırmış olduğu estetik ameliyatlarında sıklıkla istenilmeyen tedavilerin ortaya çıkması halinde tazminatların açılması söz konusu olmaktadır. Kişiler ameliyatların başarısız geçmesinin ardından yaptıkları harcamalara ve gelecekte başarısız ameliyattan dolayı kaybedecekleri miktarlara bağlı olarak maddi tazminat; yaşadıkları sıkıntılı süreçler için de manevi tazminat talep edebilmektedir.

Hastanın Bilgilendirilmeden Yapılan Yanlış Tedaviler Nedeniyle Tazminat Talepleri

Hastanın bilincinin açık olduğu durumlarda kendisinden, bunun aksi durumlarda hasta hakkında söz sahibi olan yakınlarından onay alınmadığı sürece tedaviler devam ettirilmez. Ancak bu durumun ihmal edilmesinin ardından uygulanan tüm tedavi aşamalarının kusurlu bir şekilde başarısız sonuçlanması söz konusu olursa hastanın ya da uygun olmayan durumlarda hasta yakınlarının tazminat talep etmesi mümkün oluyor.

Hastaların durumları ve kendilerine uygulanacak olan tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirilmeden yapılan yanlış tedavilerde en sık karşılaşılan vakalar ameliyatlarla ilgili olmaktadır. Hastaneler ve doktorlar özellikle ameliyatların yapılmasından önce kişilerin onayını almada özenli bir şekilde davranarak dikkatli olmalıdırlar. Hastanın belirlenen ameliyat şartları altında ameliyata katılması sonucunda kişilerin tedaviye dahil edilmesi sağlanabiliyor. Hastanın onay vermemiş olmasının dışında kalan hastanın süreçten bilgilendirilmemesini takip eden işlemler ve operasyonlar yapıldığı takdirde kişilerin haklarını talep etmek adına tazminat istemesi söz konusu olabiliyor.

Hasta Bilgilendirilmeden Yapılan Ameliyat Başarılı Geçerse Ne Olur?

Sağlık hizmetleri içindeki her bir durumun ayrı vakalar şeklinde değerlendirilmesi hukuk sistemi içine de dahil edilerek dikkat edilmesi gereken bir nokta olmaktadır. Ameliyatların hastanın bilgilendirilmeden yapılmasının ardından başarılı geçmiş olduğu durumu ile karşılaşılıyorsa bu durumda kişilerin eğer bu ameliyatı olmasalardı sağlık durumları nasıl olurdu sorusuna alacakları cevaplara göre tazminat taleplerinin haklı çıkarılması söz konusu oluyor. Bu tür vakalarla en sık karşılaşılan sağlık hizmeti doğum sırasındaki uygulamalar olmaktadır. Çoğu zaman doktorlar tarafından normal doğum sırasında sezaryene karar verilerek hareket edilir. Bu durumda kişilerin haklılık paylarının doğması mümkün olabiliyor. Ancak yine de her şartta Türk Ceza Yasası’na göre kişilerin ameliyat ve tedavi işlemleri öncesinde doktorlar ya da hastane tarafından kesin, açık bir şekilde bilgilendirilmiş olması gerekmektedir. Bu sayede doktorların yükümlü olduğu tüm sorumlulukları üzerinden atması da mümkün olacaktır.

Gizlilik ve Kayıt Tutma İlkelerinin Aşılması ile Ortaya Çıkan Tazminat Hakları

Doktorun hasta ile ilgili olarak hem hastalıklarını hem de tedavilerini gizli tutması sorumluluğu bulunmaktadır. Doktor tarafından kesin bir şekilde uyulması gereken bu hususlarda hastanın onayının alınmadığı durumlardan bir zararın ortaya çıkması söz konusu olmuşsa bu durumda kişilerin maddi ve manevi zararların karşılığında tazminat taleplerini iletmeleri mümkün oluyor. Hekim ya da altındaki sağlık görevlisi tarafından yapılması gereken gerekli kayıt tutma ve dosyalama işlemlerinin gerçekleşmemesi halinde de davaların açılması için yeterli sebep ortaya konulmaktadır.

Acil Hastalara veya Yaralılara İlk Yardım Yapılmazsa Tazminat Hakkı Bulunur Mu?

Doktorların Türk Ceza Kanunu içerisinde belirlenmiş olan maddeler uyarınca hızlı bir şekilde yardım gerektiren ve acil tedavi uygulamalarının yapılması gerekli her durumda mutlaka bilgisini ve becerisini kullanarak müdahalede bulunması gerekmektedir. Bu tür bir sorumluluk doktor tarafından yerine getirilmediği takdirde kişilerin maddi ve manevi tazminat talep etmesi de söz konusu oluyor.

Doktorların dışında hastanedeki sağlık görevlilerinin ya da yetkililerin de acil vakalarla karşılaşan kişilerin kapıdan geri çevirme durumu söz konusu olmuşsa bu durumda onların da kanunlara göre suç işlemiş olduğu dikkate alınır. Bu nedenle hastanelerdeki ilk yardım servislerinin açık tutulmaları konusunda kesin belirlemeler de yapılmıştır. Eğer tedaviler sırasında kişilerin yataklı bir tedaviye dahil edilen tedavi süreçlerinden geçmesi mümkün oluyorsa bu durumda da sağlık kurumları ya da ilgili kişiler tarafından tedavilerinin yapılması gerekmektedir. Hatta hastane tarafından uygun tedavi şartlarının oluşmasına olanak sağlayacak olan alanların da oluşturulması gerekmektedir. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen hastanelerin yönetim idarecileri, sorumlu müdürleri ve nöbetçi hekimlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 83. ve 98. maddelerine göre dava edilmesi söz konusu olmaktadır.

Fazla Ücret Alınırsa Kişiler Tazminat Talep Edebilir Mi?

Sağlık Mevzuatı’nın belirlemiş olduğu tüm düzenlemeler içinde hastaların tedavilerinin gerçekleşmesini sağlayacak olan ücretlendirmelerle ilgili olarak herhangi bir şekilde kesin bilgilendirmelerden kaçınılmıştır. Kişilerin ödeyecekleri miktarları belirlerken bir standarda tabii olmadan hastanenin istemiş olduğu ücretlere razı olması genellikle bazı kusurların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın sadece günlük hastane yatak ücretleri konusunda aşılmaması gereken ücret konusunda bir belirleme yapmış olması hastanelerin diledikleri gibi ücretler ortaya koymasına imkan veriyor.

Özel hastaneler başta olmak üzere hastanelerin ameliyatlardan sıradan tedavi yöntemlerine kadar masraflarının en yüksek düzeyde olması nedeniyle hastaneler ücretlerde kendi menfaatleri ortaya çıkaran rakamlar üzerinden taleplerini iletirler. Tüm bu etkenlere rağmen hastanelerin yapmış olduğu uygulamalara bağlı olarak istediği rakamlar gayet uygun seviyelerde bulunmaktadır. Ancak özel hastanelerin birçoğu burada belirtilmiş olan rakamlara söz konusu olabilecek tedavi yöntemlerinde zaman zaman vermemiş oldukları hizmetleri de dahil ederek masrafların daha da artmasına sebep olabiliyorlar. Hastaların öncelikle haklarına sahip çıkmak adına mutlaka tedavi ya da ameliyat olmadan önce altına gireceği masraflar hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir.

Hastaneler ya da doktorlar tarafından kişilerin aşırı ücretlere maruz kalması söz konusu olan davalar açılmışsa bu durumda davanın Borçlar Yasası üzerindeki maddelere göre ele alınması gerekmektedir. Haksız eylem davranışları üzerinden dikkate alınan bu hususlarda sözleşmeye aykırılıklar, vekillik sözleşmesindeki kusurlar ve vekaletsiz olarak iş görmekle ilgili olan maddelere dayanarak davanın yargılanmasına devam edilir. Tüm bu aşamalarda Sağlık Mevzuatı’nın gereklerine göre işlemler yapılır.

Sağlık kurumlarında yaşanan skandalların başında özel hastanelerin başı çektiği büyük bir sağlık kurumu miktarında görülen ortak sorun olan hastane ücretlerini ödemeyen kişinin hastaneden çıkarılmaması durumu yatmaktadır. Hatta kişilerin hastane masrafları konusunda bilgilenmelerinin ardından bu giderleri karşılayamayacak durumda olmaları ya da bunun farkında olmalarının ardından kişilerin hastayı devlet hastanelerine sevk etmek istediğinde özel hastaneler tarafından bunun engellendiği durumlarla da karşılaşılabiliyor. Ücretlerin ödenmemesi gerekçe gösterilerek yapılması engellenen bu sevk işlemlerinde mağdur olan kişiler için herhangi bir düzenleme yapılmamış olsa da kişilerin Cumhuriyet savcılığına başvurarak hakkını talep etmesi gerekmektedir. Tazminat davaları hakkındaki makaleyi okuyabilirsiniz.

Doktor Yanlış Tedavi Teşhis Nedeniyle Tazminat – Yargıtay Kararları

ANAL ATREZİ İLE DOĞAN BEBEĞİN SİSTEMİK MUAYENESİ YAPILMADAN TABURCU EDİLMESİ TAZMİNAT

T.C. Danistay 15.Dairesi Esas: 2015/3233 Karar: 2016/989 Karar Tarihi: 18.02.2016

İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ – ANAL ATREZİ İLE DOĞAN BEBEĞİN SİSTEMİK MUAYENESİ YAPILMADAN TABURCU EDİLDİĞİ – DAVACILAR LEHİNE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ – MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİ YOLUNDA VERİLEN KARARIN BU KISMINDA HUKUKİ İSABET GÖRÜLMEDİĞİ

ÖZET: Davacıların çocuğunun konjenital anomali ile doğumunda davalı idare personelinin kusuru bulunmamakta ise de; davacıların gebelik muayenesi için davalı idareye bağlı hastanelere müracaatlarında yeterli anamnezinin alınarak kayıt altına alınmadığı, anemnezine göre ileri tetkik ve takip konusunda yönlendirilmediği, gebelik takibinde gerekli özenin gösterilmediği, anal atrezi ile doğan bebeğin, sistemik muayenesi yapılmadan taburcu edildiği, bu yönleriyle sağlık hizmeti sunumunun kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, davacıların maruz kaldığı acı, elem ve üzüntünün hafifletilebilmesi amacıyla davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat isteminin reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdare Hukukunun ilkeleri ve Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı hallerde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin ağır hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bünyesinde risk taşıyan hizmetlerden olan sağlık hizmetinden yararlananın zarara uğraması halinde, bu zararının tazmini, ancak idarenin ağır hizmet kusurunun varlığı halinde mümkün olabilecektir.

İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.

Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Manevi tazminata hükmedilmesi, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık hali veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da, manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda, davacıların çocuğunda meydana gelen konjenital anomalilerin hekimlerin eylemi ile oluşmadığı sabittir. Bu nedenle, davacıların çocuğunun, konjenital anomali ile doğumu nedeniyle uğradıkları ileri sürülen maddi zararın karşılanmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle, davacıların çocuğunun konjenital anomali ile doğumunda davalı idare personelinin kusuru bulunmamakta ise de; davacıların gebelik muayenesi için davalı idareye bağlı hastanelere müracaatlarında yeterli anamnezinin alınarak kayıt altına alınmadığı, anemnezine göre ileri tetkik ve takip konusunda yönlendirilmediği, gebelik takibinde gerekli özenin gösterilmediği, anal atrezi ile doğan bebeğin, sistemik muayenesi yapılmadan taburcu edildiği, bu yönleriyle sağlık hizmeti sunumunun kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, davacıların maruz kaldığı acı, elem ve üzüntünün hafifletilebilmesi amacıyla davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat isteminin reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi, davacıların temyiz isteminin kısmen reddi ile Trabzon İdare Mahkemesi’nin 10/12/2014 tarih ve E:2012/1070; K:2014/1706 sayılı kararının, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı ile davalı idare lehine reddedilen maddi tazminat için maktu vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin kısmının ONANMASINA, davacıların temyiz isteminin kısmen kabulü ile anılan kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,

GEREKLİ TETKİKLERİ YAPMADAN HASTAYI TABURCU ETTİĞİ GEREKLİ NAKİL HİZMETLERİNİ SAĞLAMADIĞI HİZMET KUSURU TAZMİNAT

T.C. Danistay 15.Dairesi Esas: 2014/3213 Karar: 2016/607 Karar Tarihi: 04.02.2016

TAZMİNAT DAVASI – DAVACILARIN İDARENİN GEREKLİ TETKİKLERİ YAPMADAN HASTAYI TABURCU ETTİĞİ GEREKLİ NAKİL HİZMETLERİNİ SAĞLAMADIĞI HİZMET KUSURU BULUNDUĞU İDDİASI – OLAYDA İDARENİN HİZMET KUSURU BULUNMADIĞI – MANEVİ TAZMİNATIN KABULÜ

ÖZET: Davacılar yakını E.A. ölümü nedeniyle davalı idarenin gerekli tetkikleri yapmadan hastayı taburcu ettiği, gerekli nakil hizmetlerini sağlamadığı, hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek toplam ………….TL maddi, her bir davacı için …………..TL olmak üzere toplam …………TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Kocaeli 1. İdare Mahkemesi’nce; Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporla E.A. ölümünde davalı idare tarafından görevlendirilen ve tedavisinde rol alan sağlık görevlilerinin kusuru bulunmadığı belirtildiğinden, davalı idarenin hizmet kusurundan söz edilemeyeceğinden davacıların maddi tazminat isteminin reddi, manevi tazminat isteminin ise, ölen E.A. tedavisini yürüten doktorun alınan ifadesinde belirttiği üzere her ne kadar ölüme etkisi olmadığı Adli Tıp raporunda belirtilmiş ise de tıbbi müdahalenin irdelenmemesine yol açan tahlil sonuçlarının saklanmaması ve doktor tarafından verilen talimatların aynen yerine getirilmemesi şeklindeki hizmet kusuru sonucu davacıların mevcut belirsizlikten dolayı duyduğu üzüntü ve sıkıntıların kısmen de olsa giderilebilmesi için takdiren baba ve anne lehine her biri için ………….. TL, kardeş için …………… TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddi yolunda verilen kararın, taraflarca aleyhlerine ilişkin hükümler yönünden, hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Usul ve yasaya aykırı olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

SAĞLIK HİZMETİ NEDENİYLE DUYULAN SIKINTI VE ÜZÜNTÜNÜN KISMEN DE OLSA HAFİFLETİLEBİLMESİ MANEVİ TAZMİNAT

T.C. Danistay 15.Dairesi Esas: 2015/4214 Karar: 2015/8979 Karar Tarihi: 17.12.2015

İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ – SAĞLIK HİZMETİ NEDENİYLE DUYULAN SIKINTI VE ÜZÜNTÜNÜN KISMEN DE OLSA HAFİFLETİLEBİLMESİ GEREĞİ – TEMYİZE KONU KARARIN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE İLİŞKİN KISMINDA HUKUKA UYARLIK GÖRÜLMEDİĞİ

ÖZET: Davacıların yakınının hayatını kaybetmesinde etkili sebep olmasa bile, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işlemediğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla davacıların yakını için sunulan yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle duyulan sıkıntı ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilebilmesi amacıyla davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekmekte olup; temyize konu kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.

SAĞLIK HİZMETİNİN KUSURU NEDENİYLE ÖLÜME SEBEBİYET VERME – MADDİ MANEVİ TAZMİNAT

T.C. Danistay 15.Dairesi Esas: 2013/4048 Karar: 2014/5742 Karar Tarihi: 26.06.2014

TAZMİNAT DAVASI – DAVACILARIN YAKINLARININ ÖLÜMÜ NEDENİYLE DAVALI İDARENİN TAZMİN SORUMLULUĞUNUN BULUNDUĞU – DAVACILARIN MADDİ VE MANEVİ ZARARLARININ TAZMİNİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Dava; davacıların yakını F. A.’ın … tarihinde geçirdiği bademcik ameliyatı sonrası sunulan sağlık hizmetinin kusurlu işletilmesi nedeniyle öldüğünden bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık …-TL maddi ve ..-TL manevi olmak üzere toplam …-TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.Davacıların yakınlarının ölümü nedeniyle davalı idarenin tazmin sorumluluğu bulunduğundan davacıların maddi ve manevi zararlarının tazminine karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.Hükmün bozulması gerekmiştir.

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ TAYİNİ VE TESPİTİNDE  KURAL

T.C. Danistay 15.Dairesi Esas: 2013/3907 Karar: 2014/1441 Karar Tarihi: 05.03.2014

İDARİ İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ – TAKDİR EDİLEN MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ İDARENİN KUSURUNUN AĞIRLIĞINI ORTAYA KOYACAK DÜZEYDE OLMADIĞI – MAHKEMECE TAKDİR EDİLEN MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ YETERSİZ BULUNDUĞU – TAZMİNAT TUTARININ YENİDEN BELİRLENMESİ

ÖZET: Dava konusu olayda, idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığı görülmektedir. Bir başka anlatımla, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre hükmedilecek manevi tazminat tutarı yeniden belirlenmelidir.

SAĞLAM DİŞİN ÇEKİLMESİ HASTA HAKLARINA AYKIRILIK MANEVİ TAZMİNAT

T.C. Danistay 10.Dairesi Esas: 2007/6322 Karar: 2010/5981 Karar Tarihi: 13.07.2010

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ – SAĞLAM DİŞİN ÇEKİLMESİ – HASTANIN İKAZINA RAĞMEN TEKRAR KONTROL YAPILMADAN DİŞİN ÇEKİLMESİNİN HASTA HAKLARINA AYKIRILIK OLUŞTURDUĞU – BİR MİKTAR MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Hastanın ikazına rağmen, yeni bir muayene yapılmadan, film çekilerek dişlerin çekilip çekilmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, önceki barkot üzerine, diş hekimince başkaca bir muayene yapılmadan ve hastanın itirazına rağmen diş çekimi yapması hasta haklarına aykırı olup aynı zamanda hizmet kusuru oluşturmaktadır. Olay nedeniyle müdahaleyi yapan diş doktoruna uyarı cezası verilmiş olması da, idarece hizmetin kusurlu işletildiğinin kabul edildiğini göstermektedir. Bu sebeple davacının çekilen dişlerinin ağzının ön kısmında bulunduğu, davacının bundan rahatsızlık duyduğu, manen etkilendiği ve olaydaki hizmet kusurunun ağırlığı dikkate alınarak, bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.

GEBELİK DÖNEMİNDE  SAĞLIK HİZMETİ SUNUMUNDA KUSUR NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT

T.C. Danistay 15.Dairesi Esas: 2015/534 Karar: 2016/990 Karar Tarihi: 18.02.2016

MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ – SAĞLIK HİZMETİ SUNUMUNUN KUSURLU OLDUĞU SONUÇ VE KANAATİNE VARILDIĞI – DAVACILAR LEHİNE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Davacıların çocuğunun, meningomyelosel hastası olarak doğumunda davalı idarenin kusuru bulunmamakta ise de; davacıların gebelik muayenesi için davalı idareye bağlı hastaneye müracaatlarında yeterli anamnezinin alınarak kayıt altına alınmadığı, şikayetlerine yönelik ileri tetkik ve takip konusunda yönlendirilmediği, gebelik takibinde gerekli özenin gösterilmediği, bu yönleriyle sağlık hizmeti sunumunun kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, davacıların maruz kaldığı acı, elem ve üzüntünün hafifletilebilmesi amacıyla davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat isteminin reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

Doktor Yanlış Tedavi Teşhis Nedeniyle Tazminat

Doktor Yanlış Tedavi Teşhis Nedeniyle Tazminat