Anayasa Mahkemesinden Doktor Hataları İçin Önemli Karar

Categories GüncelPosted on
Anayasa Mahkemesinden Doktor Hataları İçin Önemli Karar

Anayasa Mahkemesinden Doktor Hataları İçin Önemli Karar

Anayasa Mahkemesinden Doktor Hataları İçin Önemli Karar | Hukukçular ve tıp dünyası son zamanlar doktor hatalarının tazminat davası kapsamında değerlendirilmeyeceğini tartışıyor. Tıp doktorları tarafından yapılan hataların insan hayatına zarar verebileceği ancak bu hataların ‘mala verilen bir zarar’ gibi  yorumlanmaması gerektiği üzerinden tartışmalar sürüyor. Tazminat davası açılması durumunda doktor hatalarının mala zarar vermiş gibi algılanacağını savunan hukukçular da mevcut.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca kasti olmayan doktor hataları nedeniyle yaşanan ölümlerle ilgili son kararı bu konuyu yeniden gündeme getirdi. Kararda çoğunluk üyeler doktor hatalarından ilk hukuk sürecinin tazminat davaları olduğu yönünde oy kullanırken, iki üye ise tazminat davası açılması durumunda insan hayatının bir mal gibi yorumlanmış olacağının altını çizdi.

Anayasa mahkemesinin ilgili kararına konu olay 2004 yılında yaşandı., Yanlış tanı ve sonrasında gerçekleştirilen ameliyatın ardından hayatını kaybeden 9 yaşındaki bir çocuğun ailesinin açtığı dava süreci Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’na kadar taşındı.

Kızının hayatının kaybetmesi ardından ligli hastane hakkında suç duyurusunda bulunan babanın talebi üzerine incelemelerde bulunan başsavcılık hastanede yapılan işlemlerin uygun olduğu yönünde rapor hazırladı. Bu raporu dikkate alan mahkeme, hastane ve doktorlar hakkında kovuşturmaya gerek olmadığı kararı çıktı. Karara itiraz eden babanın itirazı Yargıtay tarafından kabul edildi ve dava dosyası mahkemeye geri gönderildi. Ardından açılan kamu davasında da zamanaşımı nedeniyle düşürülünce baba bu kez Anayasa mahkemesine başvurdu. Ancak Anayasa Mahkemesi tüm hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle başvuruyu kabul etmedi.

Anayasa Mahkemesi Başvuruyu Kabul Etmedi

Anayasa Mahkemesinden Doktor Hataları İçin Önemli Karar | Kararda, başvurucu babanın, tüm ihlal iddialarını kamu davası kapsamında ileri sürdüğü, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden tazminat süreciyle ilgili herhangi bir ihlal iddiasında bulunmadığı ifade edildi.

Gerekçeli karardaki metinde yer alana ifadeler şöyle:

“Dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin sahip olduğu etkili yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük, somut olayda mağdura adli yargı mercileri önünde tazminat davası açma yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş sayılabilir. Bu itibarla, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan olup hem ilgili sağlık personelinin ve hastanenin sorumluluğunu saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın ödenmesi yoluyla uygun giderim sağlayabilecek tazminat yolunun somut olayda öncelikle tüketilmesi gereken bir başvuru yolu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda yaşam hakkı ihlal edildiği yönündeki iddiaların, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılama süreci kesin olarak sona ermediğinden bu aşamada incelenmesi mümkün değildir.

“Anayasa Mahkemesine göre, tıbbi müdahale sırasında bir doktor ya da başka bir sağlık personeli tarafından yapılan bir hata yahut hastalık hakkında konulan yanlış teşhis nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasının ileri sürüldüğü başvurularda tüketilmesi gereken uygun hukuki çare tazminat yoludur. Bu tarz tıbbi değerlendirme hatalarına ilişkin başvurularda ceza soruşturmasının uzun sürdüğü yönündeki şikayetlerin, tazminat yolunun etkililiğini olumsuz etkilemediği sürece, ayrıca incelenmesi gerekmez.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir