Atla

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Ülke tarihimizde hem savunmasıyla hem de saldırısıyla asla unutulmayacak büyük bir fedakârlık, sabır, inanç ve zafer göstergesi olan Çanakkale Savaşı, ruhunu bugüne kadar korumuş, günümüzde bile daha dünmüş gibi bahsedilen bir mücadelenin adıdır. Bu mücadele, çok az millete nasip olabilecek bir gururla anılmakta, 1915 senesinde yaşattığı kıvancı şimdi günümüz nesline de yaşatmaktadır.

Tarihimizin, destanlaşan ve büyük bir kahramanlık timsali olan Çanakkale savaşı, 18 Mart 1915 - 9 Ocak 1916 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. 18 Mart 1915 de başlayan ilk saldırı 9 Ocak 1916 tarihinde karşı donanmanın ülkeyi tamamen terk etmesi ile son bulmuştur. Ülkenin her yanından on binlerce genç hatta çocuğun katıldığı bir savaş ve açlık, sefalet, hüzün içinde kazanılan bir zaferdir.

O dönem hâlihazırda süren savaşın öncesinde ve sonrasında da birçok gözyaşı ve kan dökülmüş fakat en tesirlisi Çanakkale’de gerçekleşmiştir. Çanakkale'nin son tarihi bundan yüz üç yıl önce bugün, 18 Mart 1915'de yazıldı. Bu tarih, daha öncekileri unutturdu. Artık bu tarihin üzerine yeni bir tarih yazılmayacak. Eski zafer yıldızlarının yanında, bu son zafer, güneş kadar heybetli ve azametli olacak. Kendisinden sonra gelecek olan yüzyıllarca anılacak, şerefli bir tarih olarak adına daha çok şiir, roman, kitap yazdıracaktır.

Bu destanın yazıldığı savaş,  Birinci Dünya Savaşı devam ederken 1915 senesinde Gelibolu yarımadasında Osmanlı Devleti ve İtilaf güçleri arasında yapılmıştır. Bu savaş tarihe hem deniz hem de kara savaşı olarak yansımıştır. Bir orduda olamayacak kadar çok gücün sarf edildiği bir meydan, umutların tükendiğinin zannedildiği anda zafer nidalarıyla inlemiştir.

O zamanlar, Osmanlı Devleti’nin hemen hemen her yanında cephe açılmıştır. Bunlardan en önemlilerinden biri de Çanakkale Cephesi’dir. Boğazlar üzerine kurulmuştur. İstanbul’u yani başkenti de korumaktadır. Bu kar büyük bir öneme sahip bir yerin işgalinin önüne geçilmesi ve düşman askerlerinin püskürtülmesi umulan fakat yine de beklenmeyen bir zafer örneğiydi. Aslında denizde kazanılan bir zaferle, karada devam eden savaş da kazanılmıştır. Bu şanlı tarih, “Çanakkale Geçilmez!” diye destanın yazıldığı ve şehit kanlarının vatan toprağı ile beraber denize karıştığı bir tarihtir.

Bu savaşla birlikte adından yüz yıldır bahsedilen, hikâyeleri tüyleri diken diken eden birçok kahramanlık örneği vardır. Bunlardan birisi de kuşkusuz o malum gemidir. Asıl adı "Nusrat" olan gemi savaş esnasında bölgeye mayın dökmek amacıyla yapılmış ve 1913 yılında Osmanlı Donanmasına katılmıştır. Almanya üretimi olan gemi Çanakkale Zaferinin sessiz kahramanlarından birisidir. Nusret ile birlikte adı boşça anılan bir yiğit asker de, inanılması güç bir şeyi yapmıştır: Savaşın en kızıştığı anda o manzara karşısında duyduğu üzüntü ve acı ile normalinde üç kişinin bile çok zor kaldırabileceği 257 kiloluk bombayı olduğu yerden tek başına kaldırıp taşıdı ve topun namlusuna sürerek ateşledi. Seyit Onbaşı… Bugün yıldönümü kutlanan bu zaferde, onun kahramanlığından övgüyle bahsetmek, bizler için de inancın ne denli güçlü bir silah olduğunu göstermektedir.

Yine bugün, 57. Alay’a da minnetimizi sunmak bir borçtur. Zira 57. Alay, Çanakkale Savaşı’nın başlangıcı olan Anzak Çıkarmasını durdurmak için 15 Nisan 1915 sabahı harekete geçen efsaneleşmiş Türk alayıdır. Birinci Dünya Savaşı’nda itilaf devletlerinin saldırılarını geri püskürtmek adına açılan Çanakkale Cephesinde, Türk ordusu muazzam bir başarı gösterdi ve topraklarını şehitlerine rağmen düşmana teslim etmedi.

Bugün, Çanakkale’de şehit düşen binlerce askerimizi minnet, gurur ve rahmetle anıyoruz. Vatanın her karış toprağını aziz ve bölünmez sayan ve bu uğurda gözünü dahi kırpmayıp “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum!” diyen o büyük komutan Mustafa Kemal Atatürk’e saygılarımızı bir kez daha dile getiriyoruz.

Çanakkale Savaşı’nın 103. Yıl dönümü aynı zafer tazeliğiyle hepimize kutlu olsun!