Atla

Ev Sahibi Borcu Kiracı ve Kefilden Talep Edemez

Ev Sahibi Borcu Kiracı ve Kefilden Talep Edemez

Ev Sahibi Borcu Kiracı ve Kefilden Talep Edemez

Ev Sahibi Borcu Kiracı ve Kefilden Talep Edemez

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, adli yargının temyiz mahkemesi olarak gündemdeki flaş kararlara bir yenisini daha ekledi. Buna göre yeni bir temyiz kararına göre ev sahibinin kiracısından alacak talebinde bulunması, kira ve aidat istemesi için kesinlikle bunu müteselsil kira sözleşmesinde açık bir şekilde ifade etmelidir. Aksi halde karşı tarafa karşı herhangi bir borç isteminde bulunulamaz ve dava açılamaz. İşte bundan dolayı da aralarındaki kira sözleşmesindeki azami miktarın kira akdinde kesinlikle açık seçik bir şekilde yazılması istenmektedir.

 Ev sahibi nasıl ispatlayabilir?

            Olay, 03.08.2011 tarihinde bölge adli ilk derece mahkemesine açılan bir kira borcuna ilişkin dava ile başlamıştır. Mevcut davada alacaklı borçlusu bulunan kiracısından herhangi bir şekilde 2.350, 84 TL toplam kira borcu ve 73,42 TL birikmiş faiz bedelini tahsil edemediğini belirterek mahkemeye başvurdu. Mahkemece somut deliller ilkesi gereğince alacaklının herhangi bir şekilde somut deliller ileri süremediğinden dolayı dava düşürülmüş ve kira sözleşmesi olsa dahi açık seçik halde ne kadar tutarda azami miktarın kira bedeli olarak yazmaması delilsizlik kabul edilmişti. Bunun üzerine alacaklı konuyu en üst mahkeme olarak Yargıtay 6. Hukuk Dairesine taşımaya karar verse de üst mahkeme de davayı aynen temyiz etmiştir.

 Kiracı borçlu bulunmadı

            Yargıtay 6. Hukuk Dairesince konu dosya üzerinden incelenerek konuyla ilgili gerekli görüşmelere başlandı. Fakat ev sahibini buradan da çıkacak kesin karar tatmin etmeyecekti. Çünkü temyiz mahkemesinin kiracıyı borçlu bulmayan ve buna dayanak olarak gösterdiği kanuni maddesi tam metniyle şu şekilde idi;

 "... kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira süresi için geçerli olduğu gibi kira sözleşmesinde kefilin aidat ve yakıt giderlerinden kiracı ile birlikte sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenlemede bulunmamaktadır. O nedenle davalı kefilin aidata bağlı olarak istenen alacak kalemleri yönünden sorumlu olduğu düşünülemez." Hüküm bu nedenle bozulmalıdır şeklinde bir karara yer verildi. Yer verilen bu karar doğrultusunda da böylelikle Yargıtay tarafından ortaya konulan bir diğer ilginç yaklaşımlı karara da yer verilerek söz konusu kararla ilgili herhangi bir bozmaya da gidilmedi.