Atla

Sigorta Şirketine Başvuru Zorunluluğu

Sigorta Şirketine Başvuru Zorunluluğu

Sigorta Şirketine Başvuru Zorunluluğu

HABERİN DETAYINDA
Yerel Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davacının kendisine ait 20 .. 505 plakalı araçtaki 29/04/2016 tarihli meydana gelen trafik kazası nedeniyle değer kaybının tahsili istemiyle bu davayı açtığı,

14/04/2016 tarihli 6704 sayılı yasanın 5. Maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK.nın 97. Maddesinde "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmünün getirildiği, dava tarihinin 30.05.2016 tarihi olduğu ve anılan hükmün dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunduğu, bu düzenlemenin bir dava ön şartı olduğu.

Davacı tarafın duruşmadaki kendi beyanları ile de, sabit bulunduğu üzere dava açmadan önce davalıya başvuru yapmadığının da açık olduğu, dolayısıyla dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın HMK.nun 114/12 ve 115. maddeleri uyarınca reddine karar verilmiştir.

Kanun gereğince poliçeye dayalı tüm talepler ve kişiler yönünden Anayasanın 10. maddesi gereği aynı düzenlemeler geçerli olup, belli bir kişiye ve gruba ilişkin düzenleme getirilmediği, getirilen düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olmadığı.

Dava açmadan önce sigorta şirketlerine başvuru şartı getirilmiş olması başvuru yapanın yargı organlarının başvurmasını tamamen ortadan kaldıran, kısıtlayan veya engelleyen bir düzenleme olmadığı, yasa ile getirilen 15 günlük bekleme süresinin sonunda her zaman dava açılmasının mümkün olduğu, yasadaki bu 15 günlük bekleme süresi ve başvuru şartı başvuru yapan ve mağdur olmuş kişinin sigorta şirketi ile ilk önce iletişim kurmasını sağlayacağı, dolayısıyla mağdur olduğunu belirten kişi tam tersine sigorta şirketi uzlaşmaya vardığı takdirde hiçbir dava açma yoluna gitmeden, uzun dava sürecini beklemeden ve yargılama masrafı yapmak zorunda kalmadan hakkına etkin ve hızlı bir şekilde kavuşmuş olacağı, sigorta şirketinin ödeme yapmaması veya başvuranın talebin, Tam olarak karşılamaması halinde başvuru yapanın talebinin tamamı için veya eksik kalan kısmı için zamanaşımı süresi içerisinde dava açma ve yargı mercilerine başvurmasına engel bir durum olmadığı, davacı tarafın anayasaya aykırılık iddialarının ciddi görülmediği şeklindeki mahkeme gerekçesinin isabetli olduğu, davacı tarafından ileri sürülen Anayasaya aykırılık iddiaları dairemizce de ciddi görülmediğinden bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

2-14.04.2016 tarihli 6704 sayılı yasanın 5 Maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK.nun 97. Maddesinde “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” hükmünün dava şartı olduğu

Dava tarihinin 30/05/2016 tarihi olduğu ve anılan hükmün dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunduğu, bu düzenlemenin bir dava ön şartı olduğu anlaşılmış ise de dosya kapsamında davacının 2/04/2016 tarihli kaza nedeniyle dava tarihinden önce yapılan başvuru üzerine 02/05/2006 tarihinde hasar dosyası açıldığı ve hasar bedeli yönünden 01/07/2016 tarihinde 1.889.18 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu ödemenin poliçenin "Maddi Hasar"larla ilgili teminat kapsamında yapıldığı, davacının ayın teminat nedeniyle her bir kalem yönünden ayrı ayrı takipte bulunmasının gerekmediği, araçta oluşan değer kaybının da maddi hasar kapsamında kaldığı, dolayısıyla dava açılmadan önce davacının davalı sigorta şirketine başvurma ön şartını yerine getirdiği, buna göre İlk derece mahkemesince tüm deliller toplanarak yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf vekillerinin ileri sürdüğü deliller hiç toplanmadan hüküm kurulduğu anlaşılmakla davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan kabulüne, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, tarafların gösterdiği deliller hiç toplanmadan hüküm kurulduğu anlaşıldığından dosyanın bu delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karır vermek gerekmiştir.