Atla

Yabancı Uyruklu Eşin Çocuğunun Evlat Edinmesi Nasıl Olur

Yabancı Uyruklu Eşin Çocuğunun Evlat Edinmesi Nasıl Olur

Yabancı Uyruklu Eşin Çocuğunun Evlat Edinmesi Nasıl Olur

YARGITAY KARARININ DETAYI


Dava, eşlerden birinin diğerinin çocuğunu evlat edinmesi isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 306'ncı maddesinin (3.) fıkrasına göre; eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir. Davacının, çocuğun annesi Azeri uyruklu ... ile 12.09.2011 tarihinden beri evli olduğu, eşinin evlilik dışı ilişkisinden olan 2002 doğumlu çocuğu ...'un evlendikleri tarihten beri taraflarla birlikte yaşadığı, bakım ve eğitiminin o tarihten beri davacı tarafından sağlandığı, davacının 1966 doğumlu olup, dava tarihi itibarıyla 48 yaşında olduğu yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. 
Davacının, eşi ... ve bunun davacı tarafından evlat edinilmek istenen çocuğunun Azerbaycan uyruklu oldukları görülmektedir. Buna göre davada kişi bakımından "yabancı unsur" bulunmaktadır. Bu durumda evlat edinme ilişkisinde uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre tespit edilecektir.

Bu Kanunun 18'nci maddesinde; evlat edinme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlat edinme anındaki milli hukukuna tabi tutulmuştur. Buna göre, evlat edinme ehliyeti ve şartları bakımından evlat edinme talebinde bulunan davacı için Türk hukuku; evlat edinilecek küçük için ise kendi milli hukuku birlikte uygulanacaktır. Bu hukuklardan biri bakımından evlat edinmenin mümkün olması, diğeri bakımından mümkün değil ise, evlat edinme ilişkisinin kurulmasına engeldir. Türk Hukuku; evli bir kimsenin diğerinin çocuğunu evlat edinebilmesi için, evlat edinen bakımından; çocuğun annesiyle en az iki yıldan beri evli olması veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşulunu aramaktadır.

Bu koşul yanında evlat edinen tarafından küçüğe bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması ve evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi de gerekir. (TMK. m.305). Başka bir ifadeyle, Türk hukuku; Türk vatandaşı olup, yabancı uyruklu kadınla evli olan davacının, diğerinin çocuğunu evlat edinmesini, evlat edinenin çocuklarının muvafakatine (onayına) bağlı tutmamış, sadece evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesini aramıştır. Evlat edinme talebinde bulunan davacının ilk eşinden olan çocukları ergindir.

Bu çocukların muhtemel mirasçılık hakları yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelendiğini kabule yeterli değildir. Bu bakımdan Türk Hukukunun, evlat edinme ehliyeti ve şartları bakımından evlat edinen için aradığı şartlar somut olayda mevcuttur.

Ancak, evlat edinilecek küçük ve annesi, Azerbaycan uyruklu olduğuna göre, küçüğün evlat edinilebilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise evlat edinilme ehliyet ve şartlarını taşıyıp taşımadığı kendi milli hukukuna göre tespit edilmeli, annesinin evlilik dışı ilişkisinden doğduğuna göre, annenin çocuk üzerinde milli hukukuna göre velayet hakkı bulunup bulunmadığı belirlenmeli; milli hukukuna göre anne velayet hakkına sahip bulunmadığı taktirde, davada çocuğu temsil etmek üzere kayyım tayini yoluna gidilmeli, kayyımın davaya iştiraki sağlanmalı, yine milli hukukunun, ayırt etme gücüne sahip küçüğün evlat edinilmesine rıza göstermesinin gerekip gerekmediği aranmalı, gerekiyorsa küçüğün rıza beyanı alınmalı; çocukla babası arasında doğum anındaki milli hukukuna göre soybağı ilişkisi kurulmuş ise, babasının evlat edinmeye rızasının bulunup bulunmadığı veya bu rızanın aranıp aranmayacağı hususu işbu davada tartışılıp değerlendirilmelidir.

Bunun için mahkemece; öncelikle; yabancı hukukun konuya ilişkin muhtevasının tespiti için taraflardan yardım istenerek (5718 s. MÖHUK. m. 2/1) veya Azerbaycan'ın da "taraf" olduğu "Yabancı Hukuk Hakkında Bilgi Edinilmesine Dair Avrupa Sözleşmesi" hükümlerinden yararlanılarak Azerbaycan hukukunun evlat edinmeye ilişkin pozitif hukuk hükümleri ve bunun Türkçe tercümesi dosyaya getirtilip, bundan sonra az önce değinilen hususlar araştırılıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.