İcra Davası Davaları

Gecikmiş İtiraz Talebinde Bulunabilmek İçin Şartlar

İcra takibinde gecikmiş itiraz talebinde bulunulması için gecikmiş itiraz şartları bulunmaktadır ve bunlar yerine getirilmelidir. Bu bahsedilen şartlar borçlu tarafın kusursuz olması yani ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihten itibaren itiraz süresini kaçırmış olan borçluya kusuru olmadan bir engel nedeni ile yedi gün içerisinde ödeme emrine itiraz edememiş olması gerekmektedir. Yani borçlunun süresinden itiraz edememiş olmasına engel olan konu, borçlunun kusuruna dayanmamalıdır ve onun iradesi dışında meydana gelen bir neden olmalıdır.

İtiraz konusunda borçlu olanın geçerli bir mazereti olması gerekmektedir. Yapmış olduğu itirazda bu mazereti icra hakimine sunması gerekmektedir. Mazeretin geçerliliği konusunda icra hakiminin takdir yetkisi bulunmaktadır.

İcrada Gecikmiş İtiraz Nasıl Yapılmaktadır?

Gecikmiş itiraz icra dairesinin bulunduğu yerde olan İcra Mahkemesine sunulmaktadır. Yapılan itiraz borçlunun haczedilmiş mallarının paraya çevrilene kadar engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren üç gün içerisinde yapılmalıdır. İtirazlarda gecikmeye neden olan durumun belgeleri ve itiraz nedenleri mahkeme sunulmalıdır. Gecikmiş itiraz ile takip kendiliğinden durmamaktadır. Borçlunun yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verilmemiş olsa bile itirazın kabulü ile takip durmaktadır.

Borçlunun daha önce mallarının haczedilmiş olması durumunda mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yeni gün içerisinde alacaklı tarafından itirazın kaldırılması veya itirazın iptal edilmesi konusunda istek yapılmaması durumunda haciz kalkacaktır. Alacaklı itirazın hükümden düşürülmesi yollarından birisi olan itirazın kaldırılması yoluna gitmeyi tercih etmesi durumunda bu talebini mazeretin kabulüne kara verilen duruşmada icra mahkemesine bildirmektedir ve yaptığı talebi hakkında mahkemece karar verilmektedir.

İcra Takibine Yetki İtirazı Nasıl Yapılır?

İcra takibi konusunda yetki itirazı esas hakkında olan itirazla birlikte yapılmaktadır. İcra mahkemesi tarafından öncelikle yetki konusunda tetkik karara bağlanmaktadır. İki tetkik merci arasında yetki konusunda ihtilaf çıkması durumunda 1086 sayılı Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanunun 25’inci maddesinde ifade edilen hüküm geçerli olmaktadır. Kamu düzeni ile alakalı olmayan durumlarda taraflar yetkili mahkemeyi belirleyebilmektedir. Taraflar koşulun oluşması durumunda yetki sözleşmesi düzenleyebilmektedir. Bu düzenleme adı geçenlerin iradesini bono metnine yazmak sureti ile gerçekleştirebilmektedir. İpotek ile alakalı ilamsız takiplerde genel olarak ilamlı takipler için yetkili olan icra dairelerinde yapılabilecek olduğu gibi taşınmazın bulunduğu yerde olan icra dairesinde yapılması mümkündür. İcra takipleri ve bu takiplere itiraz konusunda prosedürlerin başarılı bir şekilde uygulanması için avukat büroları veya ankara avukat yardımı alınması ve sürecin konusunda uzman bir avukat ile yürütülmesi önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Eser sözleşmelerinden kaynaklanan ilamsız takiplerde ise genel yetki kuralı neticesinde borçlunun yerleşim yerinde bulunan icra dairesi konu hakkında yetkili olmaktadır. Ayrıca akdin ifa edileceği yerde bulunan icra dairesi de yetkili olmaktadır. İhtiyati haciz kararına dayanarak yapılan takipler konusunda ihtiyati haczin kararının verildiği mahkemenin olduğu yerdeki icra dairesi yetkili olmaktadır. Bu durumda İtiraz iptali davasına bakmış olan mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemektedir. İcra dairesinin yetkisiz olması durumunda ortada geçerli bir icra takibi bulunmaması sebebi ile o takibe dayalı olarak itiraz iptali davasının reddedilmesi gerekmektedir.

İtirazın İptali Davası ve İtirazın Kaldırılması İstemi

Görülen icra davalarında ticaret Kanununda düzenlenmiş olan konular ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve eylemler ticari işler olmaktadır. Aksi bir hüküm bulunmadığı sürece dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmadan Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ve ticari nitelikte olan çekişmesiz yargı konularına bakmakla görevli olmaktadır. Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasında olan ilişki görev ilişkisi olmakta ve bu durumda göreve ilişkin olarak usul hükümleri uygulanmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmemektedir. Asliye Hukuk Mahkemesi davaya devam etmektedir. Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denmektedir.

Süresi içerisinde yapılan itiraz takibi durulmaktadır. İtiraz süresinde olunmayan alacaklının yaptığı talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağının tamamı için devam etmektedir. Borçlu borcun yalnız bir kısmına itiraz etmesi durumunda alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvuru yaparak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi ile itirazın iptalini isteyebilmektedir. İtirazın iptali için açılacak olan davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülmesi durumunda alacaklı, diğer tarafın yapacağı talep üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmedilen şeyin tahammülüne göre ret veya karar verilen meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir miktarda tazminata hükmetmektedir. İtiraz eden kişinin veli, vasi veya mirasçı olması durumunda borçlu hakkında tazminata hükmedilmesi kötü niyetin sübutuna bağlı olmaktadır.

İtfa Nedeni İle İlamsız İcra Takibinin İptali Davası

İcra takibinin iptali, borçlu tarafından icra dairesinin bulunduğu yerdeki İcra Hukuk Mahkemesinden talep edilebilmektedir. Bu talep ile görülecek dava basit yargılama usulüne göre yapılmaktadır.

Borçlu takibin kesinleşmesinden sonra borcun ve ferilerinin itfa edildiğini veya alacaklının kendisine bir süre verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş olan bir belge ile ispatlaması durumunda takibin iptali veya talikini her zaman icra mahkemesinden talep edebilmektedir.  Paraların paylaşılması ile icra takibi son bulduğu için icra takibinin iptali konusunda paraların paylaştırılmasına kadar talep edilmesi mümkündür.

Yapılan takibin iptali konusunda İcra Hukuk Mahkemesine başvurulması ile icra takibi durdurulmamaktadır. İcra Hukuk Mahkemesi, takibin durdurulması konusunda bir ihtiyati tedbir kararı verememektedir. Borçlunun İcra Hukuk Mahkemesine sunduğu belge altında bulunan imza tasdikli olmayıp alacaklı tarafından inkar edilmesi durumunda icra hukuk mahkemesinde imza incelenmesi yapılamaz.

Takibin iptali konusunda verilecek olan karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmamaktadır. Takibin iptal talebi konusunda ret edilmiş olan borçlu alacaklıya karşı genel mahkemede menfi tespit davası açabilmektedir. İlama bağlı alacaklar ile alakalı olarak başlatılan takipler konusunda borçlu ancak hüküm tarihinden sonraki dönemde gerçekleşen itfa nedenine dayalı olarak icra emrine itiraz edebilmektedir. Ayrıca bu konuda icranın geri bırakılmasını da isteyebilmektedir. Verilen karar tarihinden önce olan döneme ilişkin iddialarını ilamın yargılanması sırasında mahkemede ileri sürmüş olmalı veya temyiz nedeni yapmalıdır. İcra emrinin tebliğ edildiği günden önceki döneme ait itfa itirazı yedi günlük süreye tabi olmaktadır.

Kıymet Takdirine İtiraz Nasıl Yapılmaktadır?

Kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde raporu düzenlemekte olan icra dairesinin bulunduğu yer olan tetkik merciine şikayette bulunabilmektedir. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilmiş olan ortaklığın giderilmesi kararına dayalı olarak yapılacak satışa ilişkin olan kıymet takdirine itiraz ve şikayetler ise ortaklığın giderilmesi kararını veren Sulh Hukuk Mahkemesine yapılmalıdır. Şikayetin yapıldığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde gerekli olan masraf ve ücretin mahkeme veznesine yatırılmış olması durumunda yeniden bilirkişi incelemesi yapılabilmektedir. Aksi bir durumda başka bir işleme gerek olmadan şikayet kesin olarak reddedilmektedir. Kesinleşen Kıymet Takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmesi durumunda yeniden kıymet takdiri istenememektedir.

Kıymet takdiri konusunda ilişkin olarak şikayet yetkisiz olan tetkik merciine yapılmış olması durumunda tetkik mercii evraklar üzerinden incelemesini yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün içerisinde yetkisizlik konusunda kararını vermektedir. İcra tetkik merciinin verdiği kararlar kesin olmaktadır. Kıymet takdirine yapılan itiraz üzerinde verilmiş olan kararın temyiz kabiliyeti bulunmadığından bu kararın ihalenin feshi aşamasında değerlendirilmesi gerekmektedir. Kıymet takdirine itirazın incelenmeden reddedilmesi ihalenin feshi anlamına gelmektedir. Kıymet takdiri ile satış tarihi arasında geçen iki yıllık sürenin geçirilmiş olması durumunda borçlu talep etmiş olsa bile icra dairesinde bir kıymet takdiri yapılarak ve bu değer esas alınarak satışa gitmesi mümkündür. Borçlunun daha önceki kıymet takdirine itiraz etmemiş olması bu sonuca etki etmeyecektir.

Mehil Vesikası ve Tehiri İcra Kararı İçin süre Verilmesi İstemi

Yapılan icra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içerisinde hazırlayacağı bir dilekçe ile icra mahkemesine başvuru yaparak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal ile itfa edildiği koularında itirazda bulunabilmektedir. İtfa veya imha konusunda yapılacak iddia yetkili olan mercilerce resen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş olması ile icra dairesi, icra mahkemesi veya mahkeme önünde ikrar olunmuş bir senet ile tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılmaktadır. Bu konuda nafaka hükümlerine göre bir süre verilmemektedir.

İlama karşı yapılacak olan istinaf veya temyiz yolu ile başvuru yapan borçlunun, mahkeme tarafından karar verilen para veya eşyanın resmi bir mercide depo edildiğini ispat etmesi veya mahkeme tarafından karar verilen para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilen taşınır rehni, esham, tahvilat, taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterilmesi ile borçlunun mahkeme tarafından karar verilen para veya eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan karar alınması üzerine icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilmektedir. Bu süre ancak bir zorunluluk durumunda uzatılabilmektedir.

İcra Takibinin Geri Bırakılması

İlamlı yapılan icra takibinde icra emrine itiraz edilmesi ilamlı icra takibini kendiliğinden durdurmamaktadır. İlamlı icra takibi konusunda ancak icra mahkemesinin vereceği icranın geri bırakılması kararı ile bu mümkün olabilmektedir. İcranın geri bırakılması konusunda yapılan istem davası icra takibinin bağlı olduğu icra mahkemesinde görülmektedir.

İlamlı olarak yapılan takiplerde borçlu üç nedene dayanarak icranın geri bırakılması konusunda bir istekte bulunabilmektedir. Borçlu itiraz sebeplerini borcun sona erdiği, borcun imhal edildiği veya zamanaşımına uğradığı ileri sürebilir.

İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığını veya imhal ile itfa edildiği konusunda itirazında bulunabilmektedir. İtfa ile imhal konusunda yapılacak iddia yetkili olan merciler ile resen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş veya icra dairesi ile icra mahkemesinde ikrar olunmuş bir senet ile tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılabilmektedir.

Yapılan icra emrinin tebliğinden sonraki dönemde tahakkuk etmiş itfa, imhal veya zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilmektedir. Bunlarda itfa veya imhal durumuna dayanan istekler mutlaka noterce resen yapılmış veya tasdik olunmuş belgeler ile veya icra zaptına istinat ettirilmelidir. Zamanaşımı nedeni ile icranın geri bırakılması konusunda yapılan talepte borçlunun başvurusu bir süreye bağlı değildir. Zamanaşımı tirazı konusunda yanlış merci bildirilmesi durumunda sonuç ortaya çıkmayacaktır.

İstihkak İddiası ve Davası

İstihkak davasında borçlu elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği veya üçüncü bir kişi tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkının iddia edildiği durumda icra dairesi bunu haciz ve icra zabıtlarına geçirmektedir. Bu konuda keyfiyet iki tarafa bildirilmektedir. İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmesi üzerinde alacaklı ve borçluya üç günlük bir süre tanımaktadır. Bir itirazları olmaması durumunda istihkak iddiasını kabul etmiş saymaktadır. Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içerisinde istihkak iddiasında bulunmadığı durumda aynı takipte iddiayı ileri sürmek hakkını kaybetmektedir.

İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak müddeti ile birlikte oturan kişiler veya bu şahısların iş ortakları iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası ilgili kanunun 97’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince açılmış olması durumunda, davanın açıldığı tarihte malın tarafından itiraz edilmesi ile icra memuru dosyayı icra mahkemesine vermektedir. İcra mahkemesi dosya üzerinde veya gerek görmesi durumunda ilgilileri de davet ederek yapılacak inceleme ile oluşan kanaate göre bir karar vermektedir.

İstirdat Davası

Takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması durumunda borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs genel hükümler içerisinde mahkemeye başvuru yaparak paranın geriye alınmasını isteyebilmektedir. Görevli olan mahkeme genel hükümler çerçevesinde belirlenmektedir. İstirdat davaları konusunda takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilmektedir. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olmadığından resen yetkisizlik kararı verilemez. Davacı davasında yalnız paranın verilmesi gerekliliği konusunda ispata mecbur olmaktadır.

Senet Nasıl ve Ne Zaman İcraya Verilir?

Senet konusunda öncelikle ödeme gününden ince bankaya verilecek olan senetteki miktarında ödenmesi için yazı gönderilmelidir. Üç gün içerisinde ödemenin yapılmaması durumunda bankaca senet protesto edilebilmektedir. Banka tarafından yapılan protesto masrafları da senet icraya konulduğunda talep edilebilmektedir.

Senet bankaya verilmemiş ve protesto edilmemiş ise ödeme gününden üç gün sonra icra takibi yapılabilmektedir. Açılan icra takibine istinaden borçlu borca karşı herhangi bir itirazı olması durumunda 5 iş günü içerisinde borca itiraz edebilmektedir. İtiraz edilmemiş olması durumunda borçlu borcunu 10 gün içerisinde ödenmesi gerekmektedir.

Yargıtay Kararları : İcra Davası Davaları

T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2016/9439 Karar: 2016/14807 Karar Tarihi: 14.12.2016 – İcra Davası Davaları

İCRA DAVALARI İSTİRDAT DAVASI – ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNUN MADDELERİNİN SOMUT OLAYA ETKİSİNİN BULUNUP BULUNMADIĞININ YEREL MAHKEMECE TARTIŞILMASI – DEĞERLENDİRME SONUCUNA UYGUN BİR KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan bu yasa değişikliklerinin, yürürlük tarihi öncesi dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan kayıp-kaçak, dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti ve iletim bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden davalarda da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gereken hükümler içerdiğinden Elektrik Piyasası Kanunu’nun maddelerinin, somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının yerel mahkemece tartışılıp değerlendirildikten sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekmektedir.

T.C. YARGITAY 13.Hukuk Dairesi Esas: 2016/9334 Karar: 2016/14097 Karar Tarihi: 01.06.2016 – İcra Davası Davaları

İCRA DAVALARI İTİRAZIN İPTALİ DAVASI – UYUŞMAZLIĞIN ESASINA GİRİLMEKSİZİN DAVA DİLEKÇESİNİN DAVA ŞARTI NOKSANLIĞI NEDENİYLE USULDEN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – DAVANIN ESASINA GİRİLEREK HÜKÜM TESİSİNİN İSABETSİZLİĞİ

ÖZET: Mahkemece, uyuşmazlığın esasına girilmeksizin dava dilekçesinin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece; uyuşmazlığın tüketici mahkemesince çözümlenmesi gerektiği kabul edilerek ve davanın esasına girilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

T.C. YARGITAY 15.Hukuk Dairesi Esas: 2016/3990 Karar: 2016/4305 Karar Tarihi: 19.10.2016 – İcra Davası Davaları

İCRA DAVALARI MENFİ TESPİT DAVASI – BONO – YETKİSİZLİK KARARI VERİLDİĞİ – DAVALI YARARINA VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLDİĞİ – VEKALET ÜCRETİNİN DE YARGILAMA GİDERLERİ GİBİ ESAS MAHKEMESİNDE HÜKÜM ALTINA ALINMASI GEREĞİ

ÖZET: Mahkemece yetkisizlik kararı verilmiş, ancak davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Oysa görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararı verilmesi halinde vekalet ücretinin de yargılama giderleri gibi esas mahkemesinde hüküm altına alınması gerekir.

T.C. YARGITAY 12.Hukuk Dairesi Esas: 2016/22764 Karar: 2016/20439 Karar Tarihi: 04.10.2016 – İcra Davası Davaları

İCRA DAVALARI ŞİKAYET DAVASI – ALACAKLININ KENDİSİNİ VEKİLLE TEMSİL ETTİRDİĞİ – ALACAKLI VEKİLİNİN CEVAP DİLEKÇESİ VERDİĞİ VE DURUŞMAYA DA KATILDIĞI – ALACAKLI YARARINA MAKTU VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Borca itiraza yönelik olarak yapılan yargılama sırasında, alacaklının kendisini vekille temsil ettirdiği, alacaklı vekilinin cevap dilekçesi verdiği ve duruşmaya da katıldığı görülmektedir. Bu durumda, mahkemece, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca alacaklı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.