İmam Nikahlı Eşe Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

İmam Nikahlı Eşe Destekten Yoksun Kalma Tazminatı konusu ile ilgili açıklama ve yargıtay kararına yer verilmiştir.

Destekten yoksun kalma tazminatı, 818 Sayılı B.K.nın 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir” şeklinde hükme bağlanmıştır.

Borçlar Kanunu’nun 45. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de Kanunun nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.

Davacıyla müteveffanın resmi evlilik olmadan hayatlarını birleştirip eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşayıp yaşamadıklarının, dolayısıyla destek olgusunun öncelikle zabıta marifetiyle araştırılması, olayla ilgili olarak Kayseri Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan ve dosyada mevcut iddianameye göre davacının (gayri resmi nikahlı eş sıfatıyla) müşteki olduğu ceza davası dosyasının getirtilip eldeki davanın konusu yönünden incelenmesi, ilgili muhtarlık kayıtlarının getirtilmesi, elektrik, su, telefon aboneliği kayıtlarının araştırılması, seçim kurulu kayıtlarının getirtilmesi, ondan sonra tüm dosya kapsamı birlikte irdelenerek desteklik olgusunun varlığı halinde tazminat hesabı için aktüer bilirkişiden hesap raporu alınması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken,

Yargıtay Kararı – İmam Nikahlı Eşe Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi Esas: 2014/10266 Karar: 2015/5025 Karar Tarihi: 30.03.2015

TAHKİM DAVASI – DAVACININ MÜŞTEKİ OLDUĞU CEZA DAVASI DOSYASININ GETİRTİLİP ELDEKİ DAVANIN KONUSU YÖNÜNDEN İNCELENMESİ VE DESTEKLİK OLGUSUNUN VARLIĞI HALİNDE TAZMİNAT HESABI İÇİN AKTÜER BİLİRKİŞİDEN HESAP RAPORU ALINARAK KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

ÖZET: Davacıyla müteveffanın resmi evlilik olmadan hayatlarını birleştirip eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşayıp yaşamadıklarının, dolayısıyla destek olgusunun öncelikle zabıta marifetiyle araştırılması, olayla ilgili olarak Kayseri Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan ve dosyada mevcut iddianameye göre davacının (gayri resmi nikahlı eş sıfatıyla) müşteki olduğu ceza davası dosyasının getirtilip eldeki davanın konusu yönünden incelenmesi, ilgili muhtarlık kayıtlarının getirtilmesi, elektrik, su, telefon aboneliği kayıtlarının araştırılması, seçim kurulu kayıtlarının getirtilmesi, ondan sonra tüm dosya kapsamı birlikte irdelenerek desteklik olgusunun varlığı halinde tazminat hesabı için aktüer bilirkişiden hesap raporu alınması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.

(818 S. K. m. 45) (YHGK 21.04.1982 T. 1979/4-1528 E. 1982/412 K.) (YHGK 30.11.2005 T. 2005/4-648 E. 2005/ 691 K.) (YHGK 15.06.2011 T. 2011/17-142 E. 2011/411 K.)

Dava: Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetince verilen 17.12.2013 gün, 2013/E.4051.9 ve 27.1.2014 gün, K-2014/248 Sayılı talebin reddine yönelik kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilip mahkemece Dairemize gönderilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru dilekçesinde özetle; davalıya trafik (ZMSS) sigortalı aracının davacının resmi nikah olmadan birlikte yaşadığı eşi H.S.’ya çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini ileri sürerek, şimdilik 50.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, talebin reddi gerektiğini savunmuştur.

Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; talebin reddine karar verilmiş, bu karara yönelik olarak davacı vekilinin itirazı İtiraz Hakem Heyeti’nin 17.3.2014 tarih ve 2014/İhk-159 Sayılı kararıyla red edilmiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

Destekten yoksun kalma tazminatı, 818 Sayılı B.K.nın 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir” şeklinde hükme bağlanmıştır.

Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi sebebiyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.

Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse B.K.nın 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölenle destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.

Borçlar Kanunu’nun 45. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de Kanunun nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.

O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.

Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay H.G.K.’nun 21.4.1982 gün, 1979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).

Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 6.3.1978 tarih ve 1/3 Sayılı kararının gerekçesinde de: “Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay H.G.K.’nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.

Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay sebebiyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 E. – 411 K. sayılı ilamı).

Somut olayda; davacı vekili Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru dilekçesinde davalıya trafik sigortalı aracının davacının resmi nikah olmadan birlikte yaşadığı eşi H. S.’ya çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini ileri sürerek destekten yoksun kalma tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacıyla müteveffa arasında desteklik ilişkisi kanıtlanamadığından talebin reddine karar verilmiş ise de; karar gerekçesinde de açıklandığı üzere, desteklik ilişkisi için resmi evlilik şartı bulunmayıp, tazminat talep edenle desteğinin eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşamaları, hayatlarını birleştirmelerinin yeterli olduğu açıktır.

Dosya kapsamından davacının olay tarihi itibariyle resmi nikahlı eşinin (C. A.) bulunduğu ve bu resmi evliliğinden doğan çocuklarının bulunduğu sabit ise de; davacının ve resmi nikahlı eşi olan C.’nin davaya konu olayın hemen akabinde karakolda verdikleri beyanlarında, müteveffa H.’nin M.’in 30 yıl nikahsız olarak birlikte yaşadığı gayri resmi eşi olduğu, müteveffayla davacının çocukları olmayınca C.’nin davacıyla evlendiğini, müteveffayla davacının ve resmi eşin aynı evde birlikte yaşadıkları belirtilmiştir.

O halde, davacıyla müteveffanın resmi evlilik olmadan hayatlarını birleştirip eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşayıp yaşamadıklarının, dolayısıyla destek olgusunun öncelikle zabıta marifetiyle araştırılması, olayla ilgili olarak Kayseri Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan ve dosyada mevcut iddianameye göre davacının (gayri resmi nikahlı eş sıfatıyla) müşteki olduğu ceza davası dosyasının getirtilip eldeki davanın konusu yönünden incelenmesi, ilgili muhtarlık kayıtlarının getirtilmesi, elektrik, su, telefon aboneliği kayıtlarının araştırılması, seçim kurulu kayıtlarının getirtilmesi, ondan sonra tüm dosya kapsamı birlikte irdelenerek desteklik olgusunun varlığı halinde tazminat hesabı için aktüer bilirkişiden hesap raporu alınması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. Avukat