Atla

İşverenin Eşit Davranma Borcu


İşverenin Eşit Davranma Borcu

İşverenin Eşit Davranma Borcu

İşverenin Eşit Davranma 

Modern toplum yaşantısı dahilinde eşitlik sorunu pek çok alanda karşı karşıya kalınan sorunlar arasında bulunur. Ancak Türk hukuk sistemi dahilinde eşitlik Anayasa’ nın 10. Maddesi dahilinde güvence altına alınmıştır.

Buna göre; ‘Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir’ şeklinde Anayasa’ nın 10. Maddesinde eşitlik güvence altına alınmıştır.

Devletin eşitlik olgusunun temin edilmesi konusunda yükümlü olduğu Anayasa’ da kadın ve erkek eşitliği bulunur. Ayrıca herhangi bir kişiye, aileye, zümreye ya da sınıfa özel bir imtiyaz tanınması söz konusu olamaz. Devlet kurumları ve idari yapıları tarafından her bir işlemde kanun önünde eşitli prensibine uyumlu biçimde eylemde bulunma zorunluluğuna sahiptir.
 

İşverenin Eşit Davranma Borcu

İş Kanunu ve Eşitlik İlkesi

Türkiye’ de yürürlükte bulunan İş Kanunu çerçevesinde de iş dünyasında söz konusu olan iş ilişkileri kapsamında kimsenin dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri niteliklerdeki ayrımcı eğilimde eylemlerde bulunamaz.

Bu doğrultuda da günümüzde işveren tarafından İş Kanunu çerçevesinde geçerliliği bulunacak biçimde nedenler söz konusu olmadığı müddetçe tam süreli çalışma gerçekleştiren işçiye yönelik olarak kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında, belirli süreli çalışan işçiye farklı eylemlerde bulunamaz ve bu konuda ayrımcılıkta bulunamaz.

Bunun dışında kanundaki kadın ve erkek eşiliği çerçevesinde denk nitelikteki bir iş ya da görev için cinsiyet dolayısı ile daha düşük seviyede bir ücret uygulaması gerçekleştirilmesi mümkün değildir.

Özellikle günümüzde de çok sık şekilde karşılaşılan, işçinin cinsiyeti dolayısı ile özel nitelikteki koruyucu hükümlerin uygulanıyor olması, daha düşük seviyede bir ücret uygulamasının gerçekleştirilebilmesi için yasal bir haklılık teşkil etmemektedir.

Eşitlik İlkesine Aykırılık Halinde Tazminat Hakkı

İşveren tarafından, Anayasa ve İş Hukuku çerçevesinde belirtilmiş olan durumlar ya da benzeri haller çerçevesinde işçiler arasında ayrım söz konusu olursa, işçiler tarafından iş akdi feshi haklı sebeplere bağlı olarak gerçekleştirilebileceği gibi uygun şartlar bulunuyor ise kıdem tazminatı haklarını alabilmektedirler.

İşverenin Eşit Davranma Borcu Yükümlülüğü

Bu doğrultuda da İş Kanunu çerçevesinde işçiler bu gibi hallerde hem kıdem tazminatını alma hem de eşitliğe aykırı eylemlerden doğacak tazminat hakkını alabilme şansına sahip olabilir.

Çünkü günümüzde İş Kanunu çerçevesinde iş ilişkisi sırasında veya iş akdinin feshedilmesinde eşitlik ilkesine aykırı eylemlerin ve durumların söz konusu olması durumunda işçiler tarafından 4 aylık ücretleri tutarı üzerinden tazminat davası açılabilmektedir.

İşveren tarafından kanunda belirtilen eşitlik hükümlerine uygun olmayan şekilde eylemlerde bulunulduğu iddiası ile dava açan işçiler, söz konusu aykırı eylemin ispatını gerçekleştirme yükümlülüğüne sahiptir.

Buna karşın, çalışanın bir aykırılığın mevcut olduğunu güçlü şekilde ortaya koyan bir durumu gösterdiğinde, işveren tarafından mevcut olmadığına ilişkin olarak ispat yükümlülüğü oluşmaktadır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Dosya kapsamından ve Mahkeme kararının içeriğinden davalının davacıya eşit davranmadığı anlaşıldığından, emsali işçilere ödenen işçilik alacaklarının davacı lehine hüküm altına alınması yerindedir. Bununla birlikte, eşitsizlik tazminatına hükmedilmesi ilgili kanun maddesinde belirtilen şekilde ve özellikte gerçekleşen bir ayrımcılığa dayanmaktadır. Davacı, bu kanun maddesinde belirtilen şekilde ve nedenlerle kendisine eşitsiz davranıldığını ispatlayamadığından, eşitsizlik tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.

Mahkemece aynı konumdaki diğer işçilere nazaran davacıya zam yapılmaması gerekçe gösterilerek kıdem tazminatına hükmedilmişse de dosyada bulunan bilirkişi raporu, taraf ve tanık beyanlarının incelenmesinde; davacı işçi ile aynı bölümde ve kıdemde çalışan işçilerin ücret bordrolarında yapılan inceleme neticesinde, 13 işçinin bulunduğu, bu işçilerden 4'ünün (ikisi başka birimde görevli) ücretine zam yapıldığı, davacı dahil diğerlerinin ise ücretlerine zam yapılmadığı anlaşılmıştır. İşverence sadece davacı yönünden farklı bir uygulamaya gidilmemiştir. Eşit davranma borcuna aykırılık bulunmamaktadır. Zira işveren tarafından salt zam yapılmaması halinde işçiye haklı fesih hakkı vermeyeceğinden (Yargıtay 9.HD. 19.03.2012 GÜN 2010/279 E, 2012/8969 K.) kıdem tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

Süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz. Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür. Somut uyuşmazlıkta dava, kısmi dava olarak açılmış olup davalı, ıslaha karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Süresinde yapılan zamanaşımı savunması dikkate alınmadan hüküm kurulması hatalıdır.

Somut uyuşmazlıkta işyeri uygulaması haline gelen "emekli olana aynı zamanda kıdem tazminatı yanında ihbar tazminatı ödenmesinin sendika üyesi olmayan işçilere ödenmemesi" ve tek taraflı kaldırmanın işçilere tebliğ edilmemesi çalışma koşullarında esaslı değişikliğe ilişkin kanun hükmüne aykırı davranılması söz konusudur. Davacı ihbar tazminatına hak kazanmıştır. Eşit işlem borcuna aykırılık mutlak ilgili kanun maddesindeki nedenlere dayanmadığına ve bahsedilen aykırılık söz konusu olduğuna göre eşit işlem borcuna aykırılık tazminatının yasal koşulları oluşmamıştır. Bu talebin reddi gerekir.

Dosya içerisine sunulan davacı tarafından imzalı mutabakat protokollerine göre davacının her yıl bu formları imzalayarak alacağı saatlik ücretini kabul ettiği görülmektedir. İlgili ilke kararı içeriğine göre de ayrımcılık tazminatını gerektiren haller açıklanmıştır. Bu itibarla davacı her yıl kendi imzaladığı formlarla alacağı saatlik ücretini kabul ettiğinden ücret farkı talep edemeyeceği gibi ayrımcılık tazminatına hak kazanma şartları da oluşmamıştır. Mahkemece, eşitlik ilkesine aykırılık tazminatı ve ücret farkı alacaklarının reddine karar verilmesi gerekir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak