Kiracılık Sıfatının Tespiti

Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.  Açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Taraflar, bu durumda, açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisini sürdürürlerse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.   Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Kiracılık Sıfatının Tespiti, Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın Kiralanan taşınmazların, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler.  Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir.  Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.

Yargıtay Kararı – Kiracılık Sıfatının Tespiti

T.C. YARGITAY 6.Hukuk Dairesi Esas: 2014/9227 Karar: 2014/11313 Karar Tarihi: 21.10.2014

KİRACILIK SIFATININ TESPİTİ DAVASI – 2886 SAYILI KANUNA GÖRE KİRAYA VERİLMİŞ YER – HENÜZ SÖZLEŞME SÜRESİNİN SONA ERMEMESİ – DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN İSTEMİN RET EDİLMESİNİN İSABETSİZ OLUŞU – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Uyuşmazlık, kiracılık sıfatının tespiti ve bu konudaki muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. Davalının almış olduğu fesih kararı gereğince kaymakamlık vasıtası ile kiralanan tesislerden uzaklaştırılması nedeniyle sataşmanın önlenmesi istemli olarak açılan dava, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle taşınmazda davacı kiracının fuzuli şagil durumuna düşmesi gerekçesi ile ret edilmiş ise de, kira sözleşmesinin henüz sona ermemesi ve davalı kiraya verenin yöntemine uygun şekilde yasal tahliye sebeplerine dayanamaması nedeniyle davacı kiracının kiracılığının sona erdiği sonucunu doğurmaz. Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, istemin ret edilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

T.C. YARGITAY 6.Hukuk Dairesi Esas: 2015/13 Karar: 2015/1674 Karar Tarihi: 23.02.2015

KİRACILIK SIFATININ TESPİTİ İSTEMİ – TARAFLAR ARASINDAKİ SÖZLEŞME TARAFLARIN ORTAK İRADESİ YA DA BİR YARGI KARARIYLA SONA ERDİRİLMEDİĞİNDEN GEÇERLİLİĞİNİ SÜRDÜRDÜĞÜ – DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Taraflar arasındaki sözleşme tarafların ortak iradesi ya da bir yargı kararıyla sona erdirilmediğinden geçerliliğini sürdürmektedir. Bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.

Davacı vekili dilekçesinde, davacının davaya konu taşınmazı 1.1.2011 tarihli, bir yıl müddetli kira sözleşmesiyle kiraladığını, davalı kiraya verenin 11.11.2011’de ihtarname çekerek sözleşmeyi 31.12.2011 tarihi itibarıyla yenilemeyeceğini bildirdiğini, davaya konu taşınmazın çatılı işyeri olduğunu, sürenin bitmesi sebebiyle sözleşmenin feshedilemeyeceğini ayrıca Borçlar Kanunu’na tabi yer olsa bile davalı kiraya verenin tahliye davası açması gerektiğini, oysa yasal anahtar teslimi yapılmadığını, davalı kiraya verenin taşınmazı başkasına kiraya verdiğini belirterek kiracılık sıfatının tespitine, el atmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı kiraya veren taşınmazın belediye sınırları içerisinde bulunmadığını ayrıca 6570 sayılı kanun anlamında iskele de bulunmadığını dolayısıyla Borçlar Kanunu’na tabi yer olduğunu, sözleşmenin feshiyle davacının kiracılık sıfatının biteceğini, tahliye davası açmaya gerek bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan keşif sonucu davaya konu kiralananın Borçlar Kanunu’na tabi olduğu, sözleşmenin feshedildiği davacının taşınmazı fiilen tahliye ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında 1.1.2011 tarihli, bir yıl süreli, kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile 6, 7, 8 ve 9 numaralı dükkanlar Türk hamamı, masaj salonu ve kuaför olarak kiralanmış, davalı kiraya veren 11.11.2011 tarihinde çektiği ihtarnameyle sözleşmeyi süre sonunda yenilemeyeceğini bildirmiş, bundan sonra davacı kiracıya 16.11.2011 tarihli ihtarnameyi çekerek taşınmazda tadilat yapacağını, davacı kiracının tadilat yapmasına izin vermesini istemiştir. Davacı kiracı 24.11.2011 tarihinde çektiği ihtarnameyle cevap vererek sözleşmeyi fesih anlamına gelmemek ve eşyalarının işyeri içinde yada önünde kalmak kaydıyla ve yargı yoluna başvurma hakkı da saklı kalmak üzere tadilata izin vermiş, davalı kiraya veren tadilattan sonra 16.4.2012 tarihli sözleşmeyle kiralananı davalı U. Ö.’e kiraya vermiştir. Sözleşmenin kurulduğu tarihte taşınmaz 6570 Sayılı Yasaya tabi olmasa da, davalı kiraya veren davacı kiracıyı süre sonunda yasal olarak tahliye ettirmemiştir. Daha sonra 1.7.2012 tarihinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup eldeki davada uygulanması gerekir. 6098 Sayılı T.B.K.nun yürürlüğe girmesiyle kiralanan çatılı işyeri kirasına tabi olmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme tarafların ortak iradesi ya da bir yargı kararıyla sona erdirilmediğinden geçerliliğini sürdürmektedir. Bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.

Kira Avukatı Ankara

 

Avukat