Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü

T.C. YARGITAY

19.Hukuk Dairesi

Esas:  2015/18394

Karar: 2016/8603

Karar Tarihi: 10.05.2016

MANEVİ TAZMİNAT DAVASI – DAVACININ TİCARİ İTİBARININ SARSILMIŞ OLDUĞUNU İSPAT EDEMEDİĞİ – MANEVİ TAZMİNATI GEREKTİRECEK VE SOMUT OLARAK AÇIKLANACAK HERHANGİ BİR DELİL SUNULMADIĞI – DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLDİĞİ – HÜKMÜN ONANMASI

ÖZET: Davacının ticari itibarının sarsılmış olduğunu ispat edemediği, manevi tazminatı gerektirecek ve somut olarak açıklanacak herhangi bir delil sunulmadığı gerekçeleriyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiğinden hükmün onanması gerekmiştir.(2709 S. K. m. 12, 17) (4721 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, müvekkili ile davalıların oluşturduğu iş ortaklığı arasında yapılan sözleşme uyarınca davalıların akaryakıtı müvekkilinden aldıklarını, ancak davalıların bir süre sonra akaryakıt bedelini ödemedikleri gibi, etrafta müvekkilinin sattığı akaryakıtın kaçak olduğu ve araçlarını bozduğu yönünde asılsız iddialar yaymaya başladıklarını, davalıların bu yönde delil tespiti talebiyle mahkemeye dahi müracaat ettiklerini, alınan raporda müvekkilinin sattığı akaryakıtın standartlara uygunluğunun saptandığını, ancak Türkiye çapında bilinen bir firma olan müvekkilinin ticari itibarının davalılar tarafından yayılan iddialar nedeniyle zedelendiğini belirterek, 15.000 TL manevi tazminatın avans faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, müvekkillerinin manevi tazminat davası açılmasını gerektirecek bir eylemde bulunmadıklarını, davacının iddialarının soyut olduğunu, davacıdan daha önce aldıkları akaryakıtlarda hiçbir sorun çıkmazken, son motorin sevkiyatından sonra inşaat alanındaki araçların hepsinde benzer arızaların olduğunu, iş makinelerinin kullanılamaz hale gelip, başka yerden iş makinesi kiralamak zorunda kaldıklarını, arızaların yetkili servis ve araç tamircileri tarafından davacının kirli akaryakıtından kaynaklandığının belirlendiğini, davacının buna rağmen sözkonusu akaryakıtın faturasına dayalı takip yapıp, ardından itirazın iptali davası açtığını, aynı mahkemede kendilerinin de akaryakıtın sebep olduğu zararın tazmini için karşı dava açtıklarını, müvekkillerinin davacıyı karalama amaçlı bir eylemlerinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, Anayasa’nın hak arama özgürlüğünü güvence altına aldığı, bunun yanında 12. maddesinde ve 17. maddesinde, Medeni Kanun’un 24. ve 24/a maddelerinde ve BK’ nın 49. maddesinde kişilik haklarına ve bunlara yapılan saldırıların yaptırımlarına ilişkin düzenlemeler olduğu, somut olayda davalıların taraflar arasındaki sözleşmeyle ilgili açmış olduğu dava ve tespitlerin de bu kapsamda kaldığı, davacının da ticari itibarının sarsılmış olduğunu ispat edemediği, manevi tazminatı gerektirecek ve somut olarak açıklanacak herhangi bir delil sunulmadığı gerekçeleriyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Sonuç: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü