Manevi Tazminat Davasında İspat | Ankara Avukat

Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü

Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü

Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü Nedir? Manevi tazminatlarda ispat yükümlülüğü davacı tarafa aittir. Ülkemiz hukuk sisteminde hem maddi hem de manevi zararlara karşı tazminat talebinde bulunulabilir. Maddi tazminatlar maddi olarak ortaya çıkan belli zararların karşılanmasına yönelikken manevi tazminatlar zarar veren aleyhine açılmakta ve uğranılan zararlar üzüntü, acı ve kederler mahkemede ispatlanarak tazminata hükmedilmektedir.

Manevi tazminat davasında ispat yükü çok önemli bir husustur. Çünkü mahkeme huzurunda manevi olan acıların veya üzüntülerin ispat edilememesi halinde tazminat davası olumlu olarak sonuçlanamamakta ve hak kaybı ortaya çıkmaktadır. Manevi olarak yaşanılan sıkıntıların mahkeme huzuruna getirilip tartışılması için bu konuda deneyimli avukatlık bürolarından yardım alınmasında yarar vardır.

Manevi Tazminat Davasında İspat Nasıl Yapılır?

Manevi tazminat davasının konusu manevi zararlara ilişkindir. Manevi zararda herhangi bir mal kaybı söz konusu olmamakla birlikte kişinin çekmiş olduğu elem ve sıkıntılar duygu ve his dünyasında meydana gelen kayıplar manevi zarar olarak ifade edilmektedir. Örneğin, boşanma davasının aldatma sebebiyle sona ermesi halinde aldatılan eşin duygusal olarak çöküntüye uğraması ve yıpranması hatta objektif bir şekilde hasta olması manevi zararın ortaya çıkarılmasında önemli faydalar sağlamaktadır. Bununla birlikte sübjektif olarak yaşanan acılarda manevi zararın ispatında kullanılabilir.

Manevi tazminat davası haksız fiil sebebiyle kusuru bulunan ya da kişilik haklarına saldıran kimseye karşı mahkemeye manevi tazminat davası dilekçe örneği ile başvuru yapmak suretiyle gerçekleşmektedir. Manevi tazminat davasında görevli mahkeme iş kazasında iş mahkemeleri, boşanma davasında aile mahkemeleri, yanlış tedavi sebebiyle açılacak davalarda ise idare mahkemeleri görev yapmaktadır. Mahkemede manevi zarar konusu çekilen sıkıntılar nispetinde ispatlanmalı ve zararla orantılı miktarda tazminat alınması sağlanmalıdır.

Manevi Tazminat Nasıl Hesaplanır?

Manevi tazminat nasıl hesaplanır konusunda kesin bir miktar belirtmek doğru değildir. Manevi tazminatın amacı kişide oluşan manevi yaraları sarmak ve kırılan yaşam arzusunu yeniden sağlamaktır. Para değerinin ihtiyaçları karşılamada göstermiş olduğu rol ön plana alınarak uğranılan zararı bir nebze olsun hafifletici parasal değere mahkeme tarafından hükmolunmakta ve zararın telafisi az da olsa sağlanmaktadır.

Manevi Tazminat Davasında Zamanaşımı

Manevi tazminat davaları çok farklı gerekçelerle açılabilmektedir. İş kazası, trafik kazası, yanlış tedavi uygulamaları, boşanma davası, kişilik haklarına saldırı ve suç işlenmesi gibi pek çok konuyla ilgili olarak manevi tazminatlar talep edilebilmektedir.

Bu davalarda genel zamanaşımı süresi fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 ve 2 yıllık sürelerdir. Bununla birlikte 10 yıl içinde manevi tazminat davası açılmadığı takdirde dava zamanaşımına uğrar.

Manevi tazminat zamanaşımı sürelerine bakılırken tazminat konusunun ceza davasının görev alanına girip girmediği de önem arz eder. Örneğin iş kazası sebebiyle ölümle sonuçlanan manevi tazminat davasında dava zamanaşımı ceza davasının alanına giren suçun zamanaşımına göre belirlenmekte ve 15 yıl olarak zamanaşımı uygulanmaktadır.

Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü Yargıtay Kararları

Davacıya karşı basit yaralama suçundan ötürü cezalandırıldığı, her ne kadar mahkememiz dosyasında dinlenen tanık A. Ö.’ın beyanlarında davacının davalıya saldırdığını iddiasının yine tanığın aynı beyanında davacı ile kendisinin de zaman zaman tartışma yaşadığını açık şekilde ikrar ettiği, taraflar arasında husumetin var olduğu tanık beyanına itibar edilmeyeceğinden, davalının bu yaralama eylemi davacının manevi olarak zarara uğramasına neden olacağı kanaatine varılmış olduğundan davacının manevi tazminat istemi yerinde görülmüştür.

Bu nedenlerle tarafların sıfatları, sosyal konumları, davacı ve davalıların sosyal ve ekonomik durumları ile manevi tazminatın zenginleştirme aracı olmayıp manevi zararı giderici özelliği göz önüne alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilerek…” şeklinde belirtilen gerekçelerle, davacının davasının kabulü ile 2.000,00-TL. manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.

Davalı istinaf başvuru dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını da tekrarla, mahkemece karar verilirken ceza mahkemesi kararını yeterli gördüğünü, ceza mahkemesinde dinlenilen tanıkların davacıyı darp ettiğine dair bir beyanda bulunmadıklarını, yerel mahkemece kendi tanığı olan A. Ö.’ın beyanlarına itibar edilmediğini,

….. Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ….hakkında tutmuş olduğu personel görüşleri ve disiplin soruşturmaları dosyalarının talep etmesine rağmen mahkemece getirtilmediğini, manevi tazminat miktarının zenginleşme aracı olduğunu, ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, takdir edilen vekalet ücretinin çok yüksek olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Haksız fiil sebebine dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi gereğince, “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmü mevcuttur.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi gereğince, “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” hükmü mevcuttur.

Somut olaya gelince; dosya kapsamı, belgeler, beyanlar, dosya içerisinde bulunan ceza dosyası içeriği, olay tarihi, olayın gelişim şekli, tarafların sosyal ve ekonomik dikkate alındığında, davacı yararına hükümde belirtilen miktarda manevi tazminata hükmedilmesi yerindedir. (Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü)

Manevi Tazminat Kararı Örnek İstinaf Kararı Davanın Reddi

Karar: Davacılar vekili, müvekkilinin yolcusu olduğu, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın kazasında müvekkillerinin desteğinin öldüğünü açıklayıp 77.043,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davadan önce ödeme yapıldığını ve ibraname düzenlendiğini, KTK 111. maddesi uyarınca davanın zamanında açılmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile … için 70.879,56 TL … için 6.163,44 TL olmak üzere toplam 77.043,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili, davaya konu elmalık ve tarla vasıflı taşınmazın mülkiyetinin dava dışı … Tersanesi’ne ait olduğunu, malikler arasında uyuşmazlık oluşunca kayyım atandığını, kayyımın taşınmazı beş yıllığına davacıya kiraladığını, müvekkilinin taşınmazı mısır ekmek için kiraladığını, davacının araziye ekim için gittiğinde davalıların işgal etmiş olduğunu gördüğünü,

Arazide bulunan otları biçerek hayvanlarına yedirdiklerini, taşınmazı boşaltmaları için 15 gün mühlet vermesine rağmen işgallerine devam ettikleri gibi tehditkar tavırlar sergilediklerini, haksız işgal sebebiyle … Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu tarafından 10/05/2010 tarihinde davalıların vaki tecavüzünün önlenerek zilyedine teslimine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini,

Ancak icra edilemediğini, hakkı olmayan yere tecavüz nedeniyle açılan ceza davasında sanıkların cezalandırıldıklarını belirterek, uğranılan zararın davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalılar, davaya konu alanda dört yıl önce hayvan otlattıklarını, kendilerine ihtar yapılmadan önce oradan çıktıklarını, davalı …’un hayvanlarını sattığını, davacının dava konusu yeri kiralayıp kiralamadığını bilmediklerini, davacının tarlaya mısır ekeceğim diye devletten kredi aldığını, ancak tarlayı kullanmayıp başkasına kiraya verdiğini, buraya hiçbir zaman mısır veya başka bir ürün ekilmediğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.

TAZMİNAT DAVASI – MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN MALVARLIĞINDA OLUŞAN ZARARA İLİŞKİN OLDUĞU – OLAYIN DAVACI VEYA YAKINLARININ CİSMANİ ZARARINA NEDEN OLMADIĞI GİBİ İÇ HUZURU BOZACAK NİTELİKTE OLMADIĞI.

ÖZET: Davacının manevi tazminat isteminin malvarlığında oluşan zarara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu eylem, davacının veya yakınlarının cismani zararına neden olmadığı gibi, iç huzuru bozacak nitelikte olgulardan olmadığından ve manevi zararın koşullarını düzenleyen kanun hükümlerine göre eşya zararı kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olmadığından, bu eyleme dair manevi tazminat isteminin reddi gerekirken, kısmen kabulü doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. (Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü)

Manevi Tazminat Davasında İhtiyati Haciz Kararı

Davacı vekili, dava dilekçesinde, maddi ve manevi tazminat ile birlikte ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi , 05/01/2018 tarihli ara kararıyla “İhtiyati haciz talebinin kabulü ile ihtiyati haciz isteyen tarafından dava dilekçesi ile talep olunan 5.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 205.000,00 TL’nin %15’i oranında teminat yatırılması halinde, davalılar … ve … adına kayıtlı taşınmazların ve davalı … adına kayıtlı … plaka sayılı aracın bu davalılar adına kayıtlı taşınır taşınmaz mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklar üzerine dava ile talep edilen 205.000,00 TL miktarı karşılayacak kadar, ihtiyati haciz konulmasına,” karar vermiştir.

Davalılar tarafınca, ihtiyati kararına karşı itiraz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesi  23/03/2018 tarihli ara kararıyla, ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine karar vermiştir.

Davalılar vekili, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek İstinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dosyadaki deliller, ilk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda İİK’nın 257 ve devamı maddelerine göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi koşullarının gerçekleştiği, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, dolayısıyla, davalılar vekilinin İstinaf başvurusundaki iddia ve itirazların yerinde olmadığı anlaşılmıştır. (Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü)

Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü – Yargıtay Kararı

MANEVİ TAZMİNAT DAVASI – DAVACININ TİCARİ İTİBARININ SARSILMIŞ OLDUĞUNU İSPAT EDEMEDİĞİ – MANEVİ TAZMİNATI GEREKTİRECEK VE SOMUT OLARAK AÇIKLANACAK HERHANGİ BİR DELİL SUNULMADIĞI – DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLDİĞİ – HÜKMÜN ONANMASI

ÖZET: Davacının ticari itibarının sarsılmış olduğunu ispat edemediği, manevi tazminatı gerektirecek ve somut olarak açıklanacak herhangi bir delil sunulmadığı gerekçeleriyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiğinden hükmün onanması gerekmiştir. (Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü)

Diğer makalelerimize Ankara Avukat sayfamızdan göz atabilirsiniz.

Manevi Tazminat Davasında İspat Yükü | Sıkça Sorulan Sorular

TAZMİNAT DAVASI – BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ GEREKÇESİNDE DAYANILAN DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİNDE USUL VE YASAYA AYKIRI BİR YÖN BULUNMAMASI – TEMYİZ İTİRAZLARININ REDDİYLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ONANMASI GEREĞİ.

Karar: Davacılar vekili, müvekkilinin yolcusu olduğu, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın kazasında müvekkillerinin desteğinin öldüğünü açıklayıp 77.043,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davadan önce ödeme yapıldığını ve ibraname düzenlendiğini, KTK 111. maddesi uyarınca davanın zamanında açılmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile … için 70.879,56 TL … için 6.163,44 TL olmak üzere toplam 77.043,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.

KTK.nun 111/2. maddesinde yer alan 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup resen nazara alınması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihi itibarıyla KTK.111/2 maddesinde yer alan iki yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmediği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,

Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29/09/2016 tarih ve 2015/1 Esas-2016/938 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle reddine, karar verilmiş, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

ÖZET: Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekir.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri