Atla

Muacceliyet sözleşmesi - İhtiyati Haciz - Vadesi Gelmemiş Borç


Muacceliyet sözleşmesi - İhtiyati Haciz - Vadesi Gelmemiş Borç

Muacceliyet sözleşmesi - İhtiyati Haciz - Vadesi Gelmemiş Borç

Muacceliyet sözleşmesi - İhtiyati Haciz - Vadesi Gelmemiş Borç

Alacağın varlığı ve muacceliyeti konusunda mahkemenin tam bir kanaat edinemediği, talebin yargılamayı gerektirdiği,  İİK'nın 257/2. maddesinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz isteminin oyçokluğu ile reddine karar verilmiş, muhalif üye ise muhalefet şerhinde, dosya kapsamında davacının edimlerini yerine getirdiğine ilişkin yaklaşık ispat kuralları uyarınca kanaat uyandırmaya yeter delilinin bulunduğu, davacının edimlerinin büyük bir kısmını yerine getirmiş olduğu, alının rapora ilişkin itiraz ve yeniden değerlendirme süreçlerininde henüz devam ettiği,

Davalı tarafça 19/10/2017 tarihinde davacıyla yapılan cari hesap mutabakatında da açıkça 5.197.610,04 TL borçlu olduğunun kabul edilmiş olması ve taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesinde düzenlenen ödeme şekli ve koşullarına ilişkin madde ile bu maddenin tadiline ilişkin taraflar arasında yapılan 25/11/2016 tarihli ek protokol hükümleri ile ödeme günü dikkate alındığında, davacının talep ettiği alacağının, ödeme gününün de bu sözleşme hükümleriyle kararlaştırıldığı ve ayrıca davacının davalıya daha önce göndermiş olduğu 23/05/2017 tarihli ihtarname de ödenmesini talep ettiği.

Dosyada ki diğer tüm fatura, belgeler uyarınca davacının yaklaşık ispat kuralları uyarınca davalıdan takibe konu rehin ile temin edilmemiş, vadesi gelmiş para alacağının İİK 257.madde de öngörülen ihtiyati haciz şartlarının oluştuğuna kanaat getirilmiş olup, talebinin kabul edilmemesi halinde ilerde telafisi güç zararlarının doğacağına kanaat getirildiğinden, talep konusu alacağın takdiren %15'i oranında nakdi veya banka teminat mektubu karşılığında ihtiyati tedbir mahiyetinde ki ihtiyati haciz olarak değerlendirilen talebin kabulü gerektiğini belirtmiştir.

 

İhtiyati Haciz

Muaccel Olmayan Alacak - İhtiyati Haciz Kararının Reddi 

İİK'nın 258.maddesi hükmü uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için rehinle temin edilmemiş muaccel bir alacağın bulunması gerekir.

Somut olayda, ihtiyati haciz talep eden karşı davacı iş sahibinin davadaki asıl alacak talepleri, eser sözleşmesi kapsamında eksik işler bedeli, geç teslim nedeniyle cezai şart alacağı ve tazminat talebi olup;

 

Dosya kapsamından bu alacak kalemleri yönünden haklılığına ilişkin yaklaşık ispat ilkesi uyarınca yeterli bilgi ve belgenin bulunmaması ve davacı yüklenicinin temerrüde düşürüldüğüne ve alacağın muacceliyetine ilişkin yeterli bilgi ve belgelerin bulunmadığı hususu birlikte değerlendirildiğinde mahkemece, talebin reddine dair verilen karar usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olmakla davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.

Muacceliyet Şartlarının Oluşmadığı, İhtiyati Haciz Kararının Reddi

somut olayda; TTK.nun 1427/3 maddesi avans ödemesi yapılabilmesinin şekli koşullarını düzenlemekte olup, hasar tutarı konusunda taraflar arasında anlaşma olmadığı gibi ortada yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi suretiyle mahkemece alınmış bir ön ekspertiz raporu da bulunmadığı,

 

Her ne kadar 2.fıkrada muacceliyetin şartları belirtilmiş ise de ön ekspertiz raporu bulunmadığından alacağın muaccel hale geldiğinin kabul edilemeyeceği,

İİK'nun 257/2. maddesindeki koşulların da somut olayda gerçekleşmediği, ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmektedir.

Vadesi Gelmemiş Borç

 

Muacceliyet Sözleşmesi - Şartların Oluştuğu - İcra Takibine İtirazın Kaldırılması

Somut olayda, davalının davacıdan dava konusu faturalar içeriği hizmeti aldığı noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık alacağın muaccel olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Davacının taşıma sözleşmesi kapsamında taşıma edimini ifa ettiğine göre, bunun karşılığında davalının semeni ödeme edimi de muaccel olduğunun kabulü gerekir (TBK md 97) . Oysa ki, Türk Ticaret Kanunun 1530’uncu maddesinin 2 vd. fıkraları, mal ve hizmet  tedarikini içeren sözleşmelerde ödeme borçlusunun temerrüdünün şartları ve  temerrüdün sonucu olan temerrüt faizi bakımından borçlunun temerrüdüne  ilişkin genel hükümlerden farklı esaslar içermektedir.

TTK.m.153.maddesi, mal ve hizmet sağlayıcısını koruyucu hükümler içermektedir. Madde alacağın muacceliyeti ile ilgili olmayıp hizmet alanın, temerrüt ihtarına lüzum olmaksızın temerrüde düşeceği durumu düzenlemektedir. Davacı kendi edimini ifa ettiğine ve taraflar arasında kararlaştırılmış bir vade bulunmadığına göre, davacının alacağı muccel olup takip ve dava yoluyla istenmesi mümkündür.

Hal böyle olunca, davalının muaccel olan dava konusu borcunu ödediğini iddia etmediğine göre, icra takibine vaki itirazında haksız olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Davacı, davalıdan … tarihli sözleşme ile … teslim tarihli daire için ....000,00 TL ödeme yapmış ve buna dair aynı bedel ve vadeli teminat senedi almıştır. Şirketin … tarihli basın haberlerinden .....terkettiği, daire alan ve çalışanların mağdur olduğu, yakalandığı haberleri yer almakta ve talep eden ...’ın bedelini ödediği daireyi edinememe riski bulunmaktadır.

Senedin vadesi gelmese de; İİK maddesinde belirtilen şartlar gerçekleştiğinden ihtiyati haciz talep edenin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve %10 teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; davalının, davacı banka ile aralarında mevcut bankacılık sözleşmesi gereğince istinaf incelemesine konu olan kararın dayandığı ….. numaralı kredi kartını kullandığı, kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine taraflar arasında yapılan borç tasfiye sözleşmesi gereğince de ilk üç taksitten sonraki taksitleri ödemediği ve davacının sözleşmede yer alan muacceliyete dair hükme göre hesabı kat etmesiyle kalan tüm kredi kartı borcunun muaccel hale geleceği, hesap kat ihtarının tebliğine dair dosyada bir belge bulunmamakla birlikte tebliğin yalnızca temerrütün başlangıcını belirlemede etkili olduğu, mahkemece istinaf incelemesine konu olan …… numaralı kredi kartına dair olarak verilen itirazın kısmen iptaline dair hükmün yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, istinaf talebine konu olan ….. numaralı kredi kartı yönünden mahkemece verilen hüküm yerinde olmadığından, davalının istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 117. maddesi hükmü uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Dava konusu olayda, davacının, davalıyı, Tüketici Hakem Heyetine müracaatından evvel temerrüde düşüren ihtarı olmadığı halde, mahkemece ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, hükmedilen miktara, hakem heyetine müracaat tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Mahkemece, ilgili mevzuat hükümleri gözönünde bulundurularak davalı kiracının tacir olup olmadığı hususu araştırılıp, sözleşmedeki muacceliyet koşulunun geçerli olup olmayacağı belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli tacir araştırması yapılmadan davalının tacir olmadığının kabulü ile eksik incelemeye dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Dava, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. İhtarın söz konu olmadığı hallerde, tüketici hakem heyetine başvurulması halinde başvuru tarihi, dava açılması halinde ise dava tarihinde borçlunun temmerrüde düşürülmüş olacağının kabulü gerekir.

Bu kapsamda, faiz talebine konu … TL lik alacak miktarına, Tüketici Sorunları Hakem Heyetine müracaat tarihi itibariyle faiz işletilmesi, bakiye alacak miktarına ise taleple bağlılık kuralı gereği faiz işletilmeksizin hüküm kurulması gerekirken; aksine düşüncelerle, hükmedilen tüm alacak yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak