Sendikal Tazminat Davası

SENDİKAL TAZMİNAT NEDİR : Sendikal Tazminat Davası nedir ve nasıl hesaplanır.

  • Sendikalar Kanunu 31’inci maddede düzenlenen sendikal tazminat da bu anlamda düzenlenmiş bir hükümdür. Bu tazminat Sendikalar Kanunu’nun 31’inci maddedeki yasaklara aykırı şekilde yapılan tüm fesihlerde işverenin, işçinin ücretinin bir yıllık tutarından az olmamak üzere ödemekle sorumlu olduğu bir tazminattır.
  • Sendikal tazminat, sadece sendikal faaliyet nedeniyle yapılan fesihlerde değil, işverenin işyerinde yaptığı aynı zamanda sendikal ayrımcılık nedeniyle SenK. madde 31/6 uyarınca öngörülen; işçinin bir yıllık ücreti tutarından az olamayacak olan tazminattır.
  • SENDİKAL TAZMİNAT NASIL HESAPLANIR  Faiz : Yasal faiz / temerrüt faizi. Faiz başlangıç tarihi : Temerrüt tarihi -Dava tarihi.
  • SENDİKAL TAZMİNAT ZAMNAAŞIMI; Borçlar Kanunun 125 maddesine göre  on yıllık zamanaşımı süresi vardır. Zamanaşımı başlangıç tarihi ise  İşverenin ayrımcı davranışta bulunduğu tarihtir.
  • TAZMİNAT MİKTARI NEDİR; işçinin bir yıllık ücreti tutarından az olamayacak olan tazminattır.
  • SENDİKAL TAZMİNAT davası İspat İddia sahibi işçiye aittir.

Yargıtay Kararı – Sendikal Tazminat Davası

T.C. YARGITAY 22.Hukuk Dairesi Esas: 2014/250 Karar: 2015/12195 Karar Tarihi: 31.03.2015

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – MESLEK ODALARI VE SENDİKALARDAN SORULMAK SURETİ İLE DAVACININ ÜCRETİNİN TESPİTİ VE BUNA GÖRE İŞÇİLİK ALACAKLARININ HESAPLANMASI GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Davalı işyerinde ya da başka işyerlerinde emsal işçilere ödenen ücretler araştırılıp ilgili meslek odaları ve sendikalardan sorulmak sureti ile davacının ücretinin tespiti ve buna göre işçilik alacaklarının hesaplanması gerekir. Eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması hatalıdır.

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Taraflar arasında 16.03.2003 – 18.03.2005 tarihleri arasında iş ilişkisinin olup olmadığı ve buna bağlı toplam çalışma süresi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Davacının 16.03.2003 – 18.3.2005 tarihleri arasında da davalıya ait işyerinde çalıştığı yönünde davacı tanıkları beyanda bulunmuştur. Davacı tanıklarının söz konusu ihtilaflı dönemde işyerinde çalışan bordro tanığı olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre davacının çalışma süresinin ve işçilik alacaklarının tespiti gerekmektedir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozma sebebidir.

3- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı ve buna bağlı olarak hesaplanan işçilik alacakları miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.

Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Kanun maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.

İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

Somut olayda davacının ücreti iddia ve tanık beyanlarına istinaden belirlenmiştir. Taraflar arasında ücret konusunda ihtilaf bulunması ve imzalı bordroda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı iddiası karşısında mahkemece yapılan emsal ücret araştırması hüküm kurmaya yeterli değildir. Yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda davalı işyerinde ya da başka işyerlerinde emsal işçilere ödenen ücretler araştırılıp ilgili meslek odaları ve sendikalardan sorulmak sureti ile davacının ücretinin tespiti ve buna göre işçilik alacaklarının hesaplanması gerekir. Eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması hatalıdır.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 31.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

Avukat