Sözleşmeden Kaynaklanan Alacak Davası

İlkay Hukuk Bürosu Makaleler
İlkay Hukuk Bürosu > İcra Hukuku  > Sözleşmeden Kaynaklanan Alacak Davası

Sözleşmeden Kaynaklanan Alacak Davası

Sözleşmeden Kaynaklanan Alacak Davası

Sözleşmeden Kaynaklanan Alacak Davası | 6100 Sayılı HMK.nun 10.maddesinde ise, “sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir” denilmektedir. Bu hüküm özel yetkiye ilişkin bir düzenlemeyi içermektedir.

Sözleşmenin yerine getirileceği yer, öncelikle tarafların açık ya da örtülü isteğine göre belirlenir. Tersi durumda ise, sözleşmenin yerine getirileceği yer dava tarihinde yürürlükte olan 6098 Sayılı TBK.nun 89.maddesi (mülga 818 Sayılı BK.73.madde) uyarınca saptanır.

Öyle ki, davanın konusu, varlığı inkar edilmeyen sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise bu para borcu, götürülecek borçlardan olduğundan alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir.

Alacaklı bu para borcunun ödenmesi için kendi yerleşim yerinde takip ya da dava açabilir.

Şayet taraflar arasında sözleşmenin varlığı tartışmalı ise 6100 Sayılı HMK.nun 6.maddesi uyarınca davalı/borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu yer icra dairesi ve mahkemesi yetkilidir.

Sözleşmeye Dayalı Alacak Davası Nasıl Görülür

6100 sayılı HMK’nin353/l-a-6. maddesinde, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır.

Davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen delillerin “hiçbirinin” toplanmaması ile uyuşmazlığın çözülmesi, hakimin belirli bir yargıya vararak karar vermesinde etkili nitelikteki deliller sözedilmekte olup bu özellikte delillerden “birinin” toplanmamasıda353/1-a-6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Tarafların uyuşmazlığa ilişkin olarak göstermiş oldukları delillerin değerlendirilmemiş olması veya gösterilen delillerin değerlendirilmesine yönelik teknik bilgiyi gerektiren bir hususta bilirkişi raporu alınmaması halinde yargı sistemimiz bakımından benimsenmiş olan dar istinaf sisteminden uzaklaşılarak ilk derece mahkemesince değerlendirilmemiş olan konularda ilk defa istinaf mahkemesince bir delile ilişkin olarak tartışma yapılarak yargıya varılacaktır ki bu da iki dereceli yargılama olan istinaf yargı sistemi ile bağdaşmayacaktır.

Sözleşmeden Kaynaklanan Alacak Davası – Yargıtay Kararı

SATIM SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN BAKİYE FATURA ALACAĞI

KARAR Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili; davacının taraflar arasındaki anlaşmadan kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle talep edebileceği bir alacağı olmadığını,

Döviz alacağına dayalı takipte TL kredilere uygulanan faiz miktarının talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

ALACAK DAVASI – TARAFLARI KENDİ MUVAZAALARINA DAYANAMAYACAKLARI VE RESMİ AKİT SÖZLEŞMESİNDE BELİRLENEN DEĞER ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞI – YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Dava konusu olan ve sebepsiz zenginleşmeye yol açan işlem B. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen taşınmazın davalılardan Y. tarafından davacı B.’a yapılan satış işleminden kaynaklanmaktadır.

Mahkeme kararı ile bu satış işleminin geçersizliğine karar verildiğine göre Borçlar Kanunu maddeleri sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak davacının ödediği bedeli talep etmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.

Ancak bu işlem bile sebepsiz zenginleşen ve muhatabı durumunda olan davalı Y.’tur. Davalı A. ile bu hukuki sebep yönünden bir bağlantı söz konusu değildir.

Vekalet ilişkisi yönünden değerlendirme yapılacak ise bu bir hiç ilişki olup ancak tarafları bağlar. Davacı yönünden sebepsiz zenginleşmeye dayanıldığına göre sadece davalı Y. yönünden bu yönde taleple bulunulabilir.

Yine her ne kadar ilk derece mahkemesince dava değeri olarak tarafları kendi muvazaalarına dayanamayacakları ve resmi akit sözleşmesinde belirlenen değer üzerinden değerlendirme yapılmış ise de davalı Y. tarafından gerek yargılama aşamasında gerekse istinaf dilekçesinde dava konusu taşınmazın davacı B.’ a … TL karşılığı devredildiği belirtilmiş ve bu yönde bir kabul bulunduğu dikkate alınmaksızın resmi akit tablosunda bildirilen değer üzerinden karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, HMK maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesi gerekmiştir.

Sözleşmelerde rayiç bedelin değil satış bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesinin talep edilebileceği, bu durumda tarafların Borçlar Kanunu 82. Maddesi uyarınca haksız iktisap kurallarına göre verdiklerini geri alabilecekleri,

Tarafların kendi yapmış oldukları işlemde muvazaa iddiasında bulunamayacakları, bu nedenle satış bedeli olan 30.500 TL olarak kabule ve bu miktarın tapu kaydının iptaline ilişkin kararın kesinleşme tarihi olan 12.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesine, fazlaya ilişkin reddine karar verilmiştir.


Sözleşmeden Kaynaklanan Alacak Davası | Sıkça Sorulan Sorular

ALACAK DAVASI - DAVALI ŞİRKETİN TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONUNA DEVREDİLMİŞ OLMASI VE BU TÜR ŞİRKETLERİN MAL VARLIKLARI İLE ÜÇÜNCÜ KİŞİLERDEKİ HAKLARI ÜZERİNE HACİZ KONULAMAYACAĞI - İHTİYATİ TEDBİR VEYA İHTİYATİ HACİZ VERİLMESİNE YÖNELİK KOŞULLARIN OLUŞMADIĞI

ÖZET: Dava değerinin ilerleyen safhalarda belirlendiğinde yeniden tedbir talebinin her zaman mümkün olması, davalı tarafın dava konusu alacağın tahsilini engellemeyi amaçlayan kendi mal varlığı üzerinde herhangi bir mal kaçırıcı eylemde bulunduğunun talep anı itibariyle ortaya konulamamış olması.

Davalı şirketin tasarruf mevduatı sigorta fonuna devredilmiş olması ve bu tür şirketlerin mal varlıkları ile üçüncü kişilerdeki hakları üzerine haciz konulamayacağına yönelik yasal düzenlemeler birlikte dikkate alındığında davada ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz verilmesine yönelik koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, yerel mahkemece davacı vekilinin, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen kararı yerinde olmuştur.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
'

Avukata İlk Soruyu Siz Sormak İster Misiniz?

Avukata Soru Sor