Sözleşmenin Geçersizliğinin Tespiti

Sözleşmenin Geçersizliğinin Tespiti ve İspatı aşağıdaki yargıtay kararları ile anlatılmıştır.

HMK’ nın 207. maddesinde; ‘senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak şekilde görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir’ hükmü bulunmaktadır.

207. maddesinde; ‘senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak şekilde görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir’ hükmü bulunmaktadır.

12.4.1944 gün ve 14-13 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince de limit belirlenmesi kefaletin asli unsurudur. Daha açık bir anlatım ile, sözleşme kurulurken kefilin sorumlu olacağı limit belirlenmiş olmalıdır. Limit belirlenmemiş ise geçerli bir kefalet sözleşmesinden söz etmek mümkün değildir.

Sözleşmenin Geçersizliğinin Tespiti – Yargıtay Kararları

T.C. YARGITAY 23.Hukuk Dairesi Esas: 2014/2934 Karar: 2014/4034 Karar Tarihi: 26.05.2014

İHRAÇ KARARININ İPTALİ DAVASI – İSTİFA – DAVA KONUSU SENEDİN PAY DEVRİNE İLİŞKİN KISIMLARININ ÇİZİLİP USULÜNCE İMZA VE PARAF EDİLMEDİĞİ – İSTİFA BELGESİNDEKİ TARİH KISMININ SONRADAN EKLENDİĞİ – DAVANIN KABULÜNÜN İSABETLİ OLDUĞUNUN KABULÜ GEREĞİ.

ÖZET: Dava konusu, senedin, pay devrine ilişkin kısımları çizilmesine rağmen bu kısımlar usulüne uygun şekilde imza veya paraf edilmediği gibi, istifa gibi bir belgede bulunması gereken tarih kısmı dahi sonradan yazılan yazılarla aynı karakterdeki rakamlarla doldurulduğundan dava konusu istifa beyanının davacının iradesini yansıttığı kabul edilemez. Bu durumda davanın kabulünün isabetli olduğunun kabulü gerekir.

Mahkemece, 28.02.2012 tanzim tarihli belgenin düzenleme şekli itibari ile devir sözleşmesi niteliğini taşıması, matbu şekilde kooperatif ortaklığının devri işlemlerine yönelik olarak düzenlenen ve bir kısım bölümleri boş bırakılan yerlerin yazı makinesi ile doldurulması ve doldurulan bölümlerin, özellikle “istifa ediyorum” bölümünün davacı ortak tarafından imzalanmaması, matbu olan belgenin şeritli yazı makinesi ile daha sonradan doldurulmasının mümkün olması, bu halde yazı makinesi ile doldurulan bölümlerin aleyhine borç ve yükümlülük doğuran kişi (davacı) tarafından imzalanması ile geçerlilik kazanabilmesi karşısında, bu belgenin kooperatif ortaklığından istifa şeklinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının ortaklıktan çıkma iradesini göstermediği, aksi düşüncenin dosya içeriğine, hayatın olağan akışına ve hakkaniyete uygun düşmediği, bu nedenle davacının davalı kooperatif ortaklığının sona ermediği, dava tarihi itibari ile ve halen davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu, davalı kooperatif yönetim kurulunca alınmış dava konusu kararın hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından davacı hakkında tesis edilen 28.02.2012 tarihli 59 sayılı kararın iptaline dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 11.12.2013 gün ve 2013/6731 Esas, 2013/7930 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.

Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, istifa nedeniyle kooperatif ortaklığından çıkarma kararının iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı kooperatif 28.02.2008 tarihli istife dilekçesini gerekçe göstererek davacı ve iki ortağı aynı tarihli yönetim kurulu kararıyla istifanın kabulü ile ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilmiştir. Yönetim kurulunca kabul edilen ve istifa olduğu savunulan belgelin incelenmesinde, ortaklık payının devri amacıyla düzenlenen matbu form olduğu, formda, davacının adı ve imzası dışındaki, istifa tarihi dahil kısımların sonradan daktilo ile doldurulduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan, matbu formdaki, pay devrine ilişkin ibarenin üzeri çizilerek boşluklara davacının istifa ettiği yazılmıştır. HMK’ nın 201. maddesi hükmü uyarınca senede karşı iddiaların senetle ispatlanması gerekir. Senedin, usulüne uygun şekilde düzenlenmesi halinde anılan kuralın uygulanacağı kuşkusuz olmakla birlikte, somut olayda üzerinde, değişiklikler yapılan bir yazılı belge bulunmaktadır. Aynı yasanın 207. maddesinde; ‘senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak şekilde görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir’ hükmü bulunmaktadır. Dava konusu, senedin, pay devrine ilişkin kısımları çizilmesine rağmen bu kısımlar usulüne uygun şekilde imza veya paraf edilmediği gibi, istifa gibi bir belgede bulunması gereken tarih kısmı dahi sonradan yazılan yazılarla aynı karakterdeki rakamlarla doldurulduğundan dava konusu istifa beyanının davacının iradesini yansıttığı kabul edilemez. Mahkeme, kararının onanması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle bozulmasına karar verilmesi doğru görülmediğinden, Dairemizin 11.12.2014 tarih ve 2013/6731 Esas, 2013/7930 Karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılarak davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.12.2014 tarih ve 2013/6731 Esas, 2013/7930 Karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılarak, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,

T.C. YARGITAY 13.Hukuk Dairesi Esas: 2007/3171 Karar: 2007/7154 Karar Tarihi: 22.05.2007 – Sözleşmenin Geçersizliğinin Tespiti

MENFİ TESBİT DAVASI – BORÇLU İÇİN UYGUN GÖRÜLEN KREDİ LİMİTİ HANESİNİN KURŞUN KALEMLE DOLDURULDUĞU – GEÇERLİ BİR KEFALET SÖZLEŞMESİ BULUNMADIĞI – DAVANIN KABULÜ GEREĞİ

ÖZET: Olayda dava dışı asıl borçlu için uygun görülen kredi limiti hanesinin diğer yazılardan ve kullanılan kalemden farklı olarak ve kurşun kalemle doldurulduğu çıplak gözle dahi açıkça görülmekte olup, bu husus kredi limitinin sonradan doldurulduğuna karine teşkil eder. Dolayısıyla geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin kefalet mi yoksa garanti sözleşmesi mi olduğu hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Gerek doktrin ve gerekse bu konudaki uygulamanın öncüsü niteliğindeki 11.6.1969 gün ve 1969/4-6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler çerçevesinde bakıldığında, davacı tarafından imzalanan kredi sözleşmesi ve ekindeki Garanti Sözleşmesi içeriğinden taraflar arasındaki ilişkinin kefalet olduğu anlaşılmakta olup, esasen mahkemenin kabulü de bu yöndedir. 12.4.1944 gün ve 14-13 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince de limit belirlenmesi kefaletin asli unsurudur. Daha açık bir anlatım ile, sözleşme kurulurken kefilin sorumlu olacağı limit belirlenmiş olmalıdır. Limit belirlenmemiş ise geçerli bir kefalet sözleşmesinden söz etmek mümkün değildir. Somut olayda dava dışı asıl borçlu A. Yar için uygun görülen kredi limiti hanesinin diğer yazılardan ve kullanılan kalemden farklı olarak ve kurşun kalemle 3.050.000.000 TL olarak doldurulduğu çıplak gözle dahi açıkça görülmekte olup, bu husus kredi limitinin sonradan doldurulduğuna karine teşkil eder. Dolayısıyla geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

T.C. YARGITAY 13.Hukuk Dairesi Esas: 2002/9047 Karar: 2002/12046 Karar Tarihi: 12.11.2002 – Sözleşmenin Geçersizliğinin Tespiti

ALACAK DAVASI – TELLALLIK SÖZLEŞMESİ – SÖZLEŞMEDE MEVKİNİN FARKLI KALEMLE YAZILMASI – İSPAT YÜKÜ

ÖZET: Davalı sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu ne var ki değişik kalemle yazılan ibarelerin sonradan yazıldığını, kendisinin imza ve parafının olmadığından bağlayıcı nitelik taşımadığını ve arsayı kayıt malikinden davacının katılımı olmaksızın satın aldığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Davalının bu savunmasına karşı davacı, yeri kendisinin gösterdiğini bildirmiştir. Oysa tellallık sözleşmesinin yapılıp imzalandığı … tarihinden sonra … tarihinde değişik kalemle yazılan bu ibarenin sözleşmeden sonra yazıldığı açık ve belirgindir. Aynı sözleşmede davacının sonradan yazılan bu kısmı onayladığına ilişkin imza yada parafı da bulunmamaktadır. Mevcut bu olgular karşısında sözleşmeye ilave edilen ve davaya konu taşınmaz satışına ilişkin yer gösterme davalıyı bağlamaz. Bunun sonucu olarak davacı davalıdan hak talep edemez.

Davalı sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu ne var ki değişik kalemle yazılan ibarelerin sonradan yazıldığını, kendisinin imza ve parafının olmadığından bağlayıcı nitelik taşımadığını ve arsayı kayıt malikinden davacının katılımı olmaksızın satın aldığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Davalının bu savunmasına karşı davacı, yeri kendisinin gösterdiğini bildirmiştir. Oysa tellallık sözleşmesinin yapılıp imzalandığı 5.1.1995 tarihinden sonra 15.3.1996 tarihinde değişik kalemle yazılan bu ibarenin sözleşmeden sonra yazıldığı açık ve belirgindir. Aynı sözleşmede davacının sonradan yazılan bu kısmı onayladığına ilişkin imza yada parafı da bulunmamaktadır. Mevcut bu olgular karşısında sözleşmeye ilave edilen ve davaya konu taşınmaz satışına ilişkin yer gösterme davalıyı bağlamaz. Bunun sonucu olarak davacı davalıdan hak talep edemez. Bundan ayrı olarak BK. 404. maddesi gereğince davacı tellalın, davalı ile taşınmaz malikini bir araya getirip akdin kurulmasına aracılık etmesi gerekir. Davacı yer gösterme tutanağı dışında tarafları bir araya getirip anlaştırdığını da iddia ve ispat edememiştir. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Sözleşmenin Geçersizliğinin Tespiti

Sözleşmenin Geçersizliğinin Tespiti