Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi

Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi konusu ile ilgili açıklamalara ve yargıtay kararlarına yer verilmiştir.

Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi,  İlamsız icra takibi yapılarak borçludan alacak talep edilebilir. Sözleşmeden doğan para borçları, sözleşmenin yapıldığı yerde ki icra dairesinde veya, sözleşmenin yerine getirileceği yer icra dairesinde icra takibi başlatılabilir. Sözleşmede yetki belirtilmiş ise yetkili icra müdürlüğünde icra takibi başlatılır. Sözleşmeye dayalı alacak İlamsız icra takibi olacağından 7 gün içerisinde itiraz olmaz ise icra takibi kesinleşir.

Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi Avukat ile takip edilmesi meydana çıkacak hukuki anlaşmazlıklar olan, itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında ispat, davanın kazanılması ve ilerlemesinde önemlidir. Çünkü icra takibi, itirazın iptali veya kaldırılması, dava bakımından hem zaman alan hemde masraflı olan davalardandır.

Yargıtay Kararı – Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi

T.C. YARGITAY 15.Hukuk Dairesi Esas: 2015/1489 Karar: 2015/2914 Karar Tarihi: 28.05.2015

ESER SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN DAVA – GEREKTİĞİNDE DAVALI DEFTER KAYITLARI İLE BİRLİKTE MAHALLİNDE KEŞİF DE YAPILMAK SURETİYLE UZMAN BİLİRKİŞİLERDEN ALINACAK RAPOR İLE DAVACI ALACAĞININ SAPTANIP SONUCUNA KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

ÖZET: Yapılması gereken iş, davacının delilleri toplanarak, gerektiğinde davalı defter kayıtları ile birlikte mahallinde keşif de yapılmak suretiyle 6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı maddelerine uygun olarak seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden alınacak rapor ile davacı alacağının saptanıp, sonucuna karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan bu sebeple eksik inceleme dayalı kararın bozulması uygun bulunmuştur.

Davacı davasında, davalı ile aralarında düzenlenen tarihsiz sözleşmeye göre davalıya mutfak, soğuk oda, açık büfe ve benzeri emtianın satış ve teslimini üstlendiğini, imalât bedelinin sözleşmede 22.500,00 TL + KDV olarak kararlaştırıldığını, işin devamı sırasında sözleşme dışı imalâtlar yaptığını, tüm imalatlardan bakiye 2.690,29 TL alacağının ödenmediğini, bu alacakla ilgili yaptığı icra takibine de itiraz edildiğini belirterek, icra takibine itirazın iptâline karar verilmesini istemiş, davalı savunmasında davacıya borç bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece davacı tarafından sunulan cari hesap örneğine göre davacının 22.500,00 TL tutarlı işten başka bir mal ve hizmet alışverişini ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama sırasında davacı tarafından davalı şirkete ait ticari defterler, fatura, irsaliyeler, hesap mutabakat belgeleri delil olarak sunulmuş olup, mahkemece iddianın ispatı noktasında davacı delilleri incelenmeden sonuca varılması doğru olmamıştır.

Yapılması gereken iş, davacının delilleri toplanarak, gerektiğinde davalı defter kayıtları ile birlikte mahallinde keşif de yapılmak suretiyle 6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı maddelerine uygun olarak seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden alınacak rapor ile davacı alacağının saptanıp, sonucuna karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan bu sebeple eksik inceleme dayalı kararın bozulması uygun bulunmuştur. Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle kararı temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,

T.C. YARGITAY 13.Hukuk Dairesi Esas: 2014/18216 Karar: 2015/6817 Karar Tarihi: 05.03.2015

İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİ – DAVACININ SÖZLEŞME SÜRESİNCE YAPTIĞI BİR BAŞKA İŞ VAR İSE BU İŞTEN KAZANDIĞI MİKTARIN VEYA KAZANMAKTAN KASTEN FERAGAT ETTİĞİ BİR MİKTAR VAR İSE BUNUN MAHSUP EDİLMESİNİN ZORUNLU OLDUĞU – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Sözleşme süresince yaptığı bir başka iş var ise, bu işten kazandığı miktarın veya kazanmaktan kasten feragat ettiği bir miktar var ise bununda mahsup edilmesi zorunludur. Hal böyle olunca; mahkemece, konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak veya bilirkişiden ek rapor alınıp davacının talep edebileceği miktar belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken değinilen bu yön gözardı edilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Davacı, davalı şirket ile ŞÜ-2010-00000-5 nolu TÜRMOB sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmeye göre davalı şirketin muhasebe işlerini yaptığını, ancak şirket müdürü ….. tarafından keşide edilen sözleşmenin feshine ilişkin yazının 10/02/2012 tarihinde tebliğ edildiğini, aynı tarihte Ankara 15. Noterliğinin 02742 yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verdiğini, sözleşmenin 7. md.sine göre sözleşmenin bitimine 1 ay kala taraflar noter aracılığıyla gönderecekleri ihtarname ile sözleşmeyi fesh ettiklerini bildirmek zorundadırlar şeklindeki hükmüne davalının uymadığını, 2012 yılında ocak ayı için tam, Şubat ayı için 10 gün muhasebe hizmeti verdiğini, geriye doğru feshin mümkün olmadığını, haklı sebep bulunmadığından sözleşme süresinin sonuna kadar ücretin tamamını talep etmeye hakkının olduğunu, ancak hiçbir ödeme yapılmadığını, Ankara 29. İcra Müdürlüğü’nün 2012/5630 takip sayılı dosyası ile yaptığı takibe davalının yetkiye, borca ve faize itiraz ettiğini belirterek davalının itirazlarının iptaline, %40 oranında inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının Ankara 29. İcra Müdürlüğü’nün 2012/5630 takip sayılı dosyasında icra takibinin yetkisine itirazının iptaline, borca itirazının kısmen iptaline, icra takibinin asıl alacak 3.000,00 TL, işlemiş faiz 15.75 TL, protesto masrafı 50,93 TL olmak üzere 3.066,88 TL yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, davalının itirazında kısmen haklı olduğundan şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, taraflar arasında akdedilen muhasebe hizmeti sözleşmesi kapsamında süresinde iptal edilmeyen sözleşmenin kendiliğinden 2012 yılı için bir yıl daha uzaması ancak 01/02/2012 de sözleşmenin haksız feshi ile bu yıl için hak edilen ücretin davalıdan tahsili istemine dayalı itirazın iptali davasıdır. Kural olarak, davacı taraf sözleşmenin haksız olarak feshi halinde dönem sonuna kadar olan ücretini isteyebilir. Bu husus iş sahibinin temerrüdü halini kapsamaktadır. Bu itibarla ihtilafın çözümünde, dava konusu olaya da uygulanması gereken 6098 sayılı BK 408maddesinin gözardı edilmemesi zorunludur. BK’nun 408.maddesi (818 sayılı BK 325) “ İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.” hükmünü içermektedir. Dava konusu olayda davacı mesleğine uygun bir iş aramak ve bu yoldaki çabasını ispatlamak zorundadır. Davacının işe gelmeyerek (muhasebe işlerini yapmayarak) tasarruf ettiği miktarında düşülmesi gerekir.

Öte yandan sözleşme süresince yaptığı bir başka iş var ise, bu işten kazandığı miktarın veya kazanmaktan kasten feragat ettiği bir miktar var ise bununda mahsup edilmesi zorunludur. Hal böyle olunca; mahkemece, az yukarıda açıklanan ve BK’nun 325. maddesinde hükmünü bulan hususlarda, konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak veya bilirkişiden ek rapor alınıp davacının talep edebileceği miktar belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA,

Avukat