Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi | Ankara Avukat

Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi

Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi

Sözleşmeye dayalı davalarda icra takibi kararı, yetkili mahkemenin sözleşmenin ihlali konularında borçlu kişiyi kusurlu bulması halinde verilen borcun alacaklıya ödenmesi kararının akabinde ortaya çıkmaktadır.

Sözleşmeye dayalı alacak davaları, sözleşme tarafları arasındaki hukuki ihtilafların, mahkemeler aracılığıyla çözüme kavuşturulması için taraflardan zarara uğrayan kişinin başvurusu üzerine açılan ve Borçlar Hukuku kapsamında değerlendirilen alacak davası türüdür.

Sözleşmeye dayalı icra takibi de söz konusu davanın zarara uğrayan tarafının alacaklarını tahsil etmek için yetkili mahkemeden talep beyanında bulunması sonucu gündeme gelmektedir.

İcra İflas Kanunu’nun 42. ve devamındaki maddelerinde açıkça belirtildiği üzere sözleşmeye dayalı icra takibi alacağın tahsili amacıyla başlatılan bir uygulamadır. Bu sebeple sözleşmeden kaynaklanan icra takibinin gerçekleştirilebilmesi için öncelikle alacaklının haklarının hukuki olarak teslim edilmiş olması gerekir.

Dolayısıyla sözleşmeye dayalı alacak davasının alacaklı lehine sonuçlanmasının ardından ve söz konusu alacaklı tarafından talep edilen borcun alacaklıya ödenmesi kararının kesinleşmesi akabinde ortaya çıkmaktadır. Bu noktada alacaklı taraf durumundaki kişi ilamlı icra takibi başlatma talebinde bulunabilir.

Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi Süreci

Alacaklarının mahkeme aracılığıyla tahsilini talep eden taraf, görülen dava sonucunda borç tespiti yapılmasının ardından icra takibi süreci başlatılır. Öncelikle borçlunun borç tespitinin ardından belirlenen miktarı tazminat olarak ödemesine hükmedilir.

Bunun ardından ilamsız olarak icra takibi başlatılır ve borçlu durumundaki kişiye söz konusu ödeme kararı tebliğ edilir. Söz konusu borcunu ödemesi gerektiğini belirten tebligatta ayrıca;

  • Alacaklı bilgileri
  • Borçluya ait bilgiler
  • Davaya konu olan alacağın miktarı
  • Davaya konu olan alacağın niteliği
  • Davaya konu olan alacağın dayanağı
  • İlamsız icra takibi kararına 7 gün içinde itiraz edilebileceğinin bilgisi
  • Mal beyanının açıklandığı

Bilgiler yer almak zorundadır. Bu bilgilerin akabinde mahkeme kararı sonucu borcu ödemeye yükümlü olan kişi, söz konusu tebligatta yer aldığı gibi ilamsız icra takibi kararına 7 gün içerisinde itiraz etmez ise icra takibi süreci devam eder. Aksi halde söz konusu kişinin ilamsız icra takibine itiraz etmesi durumunda İcra İflas Hukuku’nun ilgili kanun maddeleri göz önüne alınarak gereği yapılır.

Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi konusu ile ilgili açıklamalara ve yargıtay kararlarına yer verilmiştir. Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi,  İlamsız icra takibi yapılarak borçludan alacak talep edilebilir. Sözleşmeden doğan para borçları, sözleşmenin yapıldığı yerde ki icra dairesinde veya, sözleşmenin yerine getirileceği yer icra dairesinde icra takibi başlatılabilir.

Sözleşmede yetki belirtilmiş ise yetkili icra müdürlüğünde icra takibi başlatılır. Sözleşmeye dayalı alacak İlamsız icra takibi olacağından 7 gün içerisinde itiraz olmaz ise icra takibi kesinleşir.

Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi Avukat ile takip edilmesi meydana çıkacak hukuki anlaşmazlıklar olan, itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında ispat, davanın kazanılması ve ilerlemesinde önemlidir. Çünkü icra takibi, itirazın iptali veya kaldırılması, dava bakımından hem zaman alan hemde masraflı olan davalardandır.

Yargıtay Kararı

ESER SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN DAVA – GEREKTİĞİNDE DAVALI DEFTER KAYITLARI İLE BİRLİKTE MAHALLİNDE KEŞİF DE YAPILMAK SURETİYLE UZMAN BİLİRKİŞİLERDEN ALINACAK RAPOR İLE DAVACI ALACAĞININ SAPTANIP SONUCUNA KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

ÖZET: Yapılması gereken iş, davacının delilleri toplanarak, gerektiğinde davalı defter kayıtları ile birlikte mahallinde keşif de yapılmak suretiyle 6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı maddelerine uygun olarak seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden alınacak rapor ile davacı alacağının saptanıp, sonucuna karar verilmesinden ibarettir.

Açıklanan bu sebeple eksik inceleme dayalı kararın bozulması uygun bulunmuştur. Yapılması gereken iş, davacının delilleri toplanarak, gerektiğinde davalı defter kayıtları ile birlikte mahallinde keşif de yapılmak suretiyle 6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı maddelerine uygun olarak seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden alınacak rapor ile davacı alacağının saptanıp, sonucuna karar verilmesinden ibarettir.

Açıklanan bu sebeple eksik inceleme dayalı kararın bozulması uygun bulunmuştur. Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle kararı temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,

Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİ – DAVACININ SÖZLEŞME SÜRESİNCE YAPTIĞI BİR BAŞKA İŞ VAR İSE BU İŞTEN KAZANDIĞI MİKTARIN VEYA KAZANMAKTAN KASTEN FERAGAT ETTİĞİ BİR MİKTAR VAR İSE BUNUN MAHSUP EDİLMESİNİN ZORUNLU OLDUĞU HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Sözleşme süresince yaptığı bir başka iş var ise, bu işten kazandığı miktarın veya kazanmaktan kasten feragat ettiği bir miktar var ise bununda mahsup edilmesi zorunludur.

Hal böyle olunca; mahkemece, konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak veya bilirkişiden ek rapor alınıp davacının talep edebileceği miktar belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken değinilen bu yön gözardı edilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Dava, taraflar arasında akdedilen muhasebe hizmeti sözleşmesi kapsamında süresinde iptal edilmeyen sözleşmenin kendiliğinden 2012 yılı için bir yıl daha uzaması ancak 01/02/2012 de sözleşmenin haksız feshi ile bu yıl için hak edilen ücretin davalıdan tahsili istemine dayalı itirazın iptali davasıdır. Kural olarak, davacı taraf sözleşmenin haksız olarak feshi halinde dönem sonuna kadar olan ücretini isteyebilir.

Bu husus iş sahibinin temerrüdü halini kapsamaktadır. Bu itibarla ihtilafın çözümünde, dava konusu olaya da uygulanması gereken 6098 sayılı BK 408maddesinin gözardı edilmemesi zorunludur. BK’nun 408.maddesi (818 sayılı BK 325) ” İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.” hükmünü içermektedir.

Dava konusu olayda davacı mesleğine uygun bir iş aramak ve bu yoldaki çabasını ispatlamak zorundadır. Davacının işe gelmeyerek (muhasebe işlerini yapmayarak) tasarruf ettiği miktarında düşülmesi gerekir.

Öte yandan sözleşme süresince yaptığı bir başka iş var ise, bu işten kazandığı miktarın veya kazanmaktan kasten feragat ettiği bir miktar var ise bununda mahsup edilmesi zorunludur.

Hal böyle olunca; mahkemece, az yukarıda açıklanan ve BK’nun 325. maddesinde hükmünü bulan hususlarda, konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak veya bilirkişiden ek rapor alınıp davacının talep edebileceği miktar belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi konusunda bilgi amaçlı hazırlanmıştır.

Makalemizde Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi konusu yer almıştır. Diğer bilgilendirici makaleler için Ankara Avukat ve İcra Avukatı sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri