Tıp Hukukunda Hasta Hakları ve İhlali | Ankara Avukat

Tıp Hukukunda Hasta Hakları ve İhlali

Tıp Hukukunda Hasta Hakları Ve İhlali

Tıp Hukukunda Hasta Hakları ve İhlali Hastanın Özel Yaşamının Gizliliği Nasıl Alınmalıdır? Bilindiği gibi, uygar hukuk devletlerinde bireylere verilmiş olan en temel haklardan biri, “sağlık hakkı”dır.

Sağlık hakkı, kişilerin dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez haklarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki, Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası’nın birçok maddesinde, vatandaşların sağlık hakları güvence altına alınmış durumdadır.

Buna göre, her Türk vatandaşının “sağlığı ile ilgili” bakım yaptırmaya hakkı bulunmaktadır. Hekimler, bu görevi ifa eden kamu görevlileridir.

Türkiye’de Hasta Haklarının Durumuna Genel Bir Bakış

Tıp hukuku, son yüz yılda ciddi bir değişim ve gelişim dönemine girmiş, hasta ve hekim arasındaki ilişkinin niteliği gerçek anlamda bir “evrim” sürecinden geçerek kabuk değiştirmiştir. Şöyle ki, tıp hukuku henüz bir “hukuk dalı” değilken, insanlar hastalıkların kendilerine Tanrı tarafından kesilmiş bir ceza olduğuna inanırlardı.

Bu nedenle, Tanrı tarafından verilmiş cezanın iyileşmesi için, bir “Tanrı vekili”ne ihtiyaç vardı. Bunlara ise, “doktor” dendi. Önceleri bir “Tanrı vekili” olan doktorlar, daha sonraları bir “büyücü” olarak anıldı.

Zamanla, doktorun hastası üzerindeki bu bariz üstünlüğü, yerini hasta ile doktorun eşitliğine bırakmıştır. Günümüzde ise, modern tıp hukuku düzenlemeleri ve uluslararası sözleşmeler gereğince, artık doktorun üstünlüğü dönemi sona ermiş; hastanın üstünlüğü dönemi başlamış bulunmaktadır.

Tıp hukuku, artık genel olarak tıp hukukunun muhataplarını, yani “hastaları” korumak amacıyla hareket etmektedir. Ancak, önemle belirtelim ki, hukukun vazgeçilmez bir ilkesi vardır: Hukuk, herkesi korur. Hastalara yönelik olan bu pozitif ayrımcılığın, bir hakkaniyetsizlik olacağını düşünmek yanlış olur.

Hasta hakları, özellikle 1945 sonrasında üzerinde ciddiyetle durulmuş bir konudur. İlk düzenleme, 1946 yılındaki Nürnberg Düzenlemeleri’dir.

1945 sonrasında güncelliğini kazanmış bir konu olması nedeniyle, hasta haklarına ilişkin gelişmelere, öğretide ikinci kuşak insan hakları adı verilir. Hasta haklarının en önemli düzenlemesi, 1981 yılında Dünya Tabipler Birliği’nin ilan etmiş olduğu Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi’dir. Buna göre, hasta hekimini özgürce seçebilir.

Hasta, hiçbir dış etki ve zorlamaya maruz kalmadan, klinik ve etik kararları vermeye yetkili bir hekim tarafından bakılabilme hakkına sahiptir.

Tıp Hukukunda Hasta Hakları ve İhlali

Yaşam hakkı kutsaldır. Bu bildirge ile, yazımızın da konusunu oluşturan, hastanın özel yaşamının ve tıbbi bilgilerinin gizliliğine saygı duyulması bir kural haline getirilmiştir. Her hasta, kendisine ait kişisel ve tıbbi bilgilerin hiç kimseyle paylaşılmamasını istemeye, hekim ile kendisi arasında bir sır yaratmaya hak sahibi kılınmıştır.

Bu bildirgeyi Türkiye de kabul etmiş, ve tıp hukukunu ilgilendiren yasalarımız buna göre güncellenmiş; yeni yasalar ve çeşitli hukuki düzenlemeler çıkarılarak, hukuk düzenimiz bu gibi ilkelere uyumlu hale getirilmiştir. | Tıp Hukukunda Hasta Hakları ve İhlali

Tıp Hukukunda Kişisel Bilgi Nedir?

Hastalar, “insan” olmalarından kaynaklanan dokunulmaz, vazgeçilmez, devredilmez birtakım haklara sahiptirler. Bunlar, Türk Medeni Kanunu’nda “kişilik hakları” olarak hüküm altına alınmış olan haklardır.

Hastalar da, tıpkı diğer Türk vatandaşları gibi adlarına, VÜCUT BÜTÜNLÜKLERİNE, ses ve görüntülerine,

Kişisel sırlarına, özel yaşamlarının gizliliklerine saygı duyulmasını; şeref ve haysiyetlerine halel getirici  davranışlardan kaçınılmasını istemeye hak sahibidir.

Bunlar, zaten genel hükümlerden çıkarılabilecek sonuçlardır. Hekimin temel yükümlülüklerini şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Hastanın rahatsızlığını teşhis etmek, ve buna uygun yöntemlerle tedavi sürecini başlatmak,
  • Hastanın MAHREMİYET hakkında gereken sadakati, tedavi sürecinde gereken özeni göstermek,
  • Hasta ile ilgili bilgileri, gerektiğinde GİZLİ olarak kayda geçirmek, (belgelerde meydana gelen eksikliklerden ve usule aykırılıklardan, hekimin kendisi sorumludur)
  • Hastanın saklanmasını istediği sırların gizli tutulmasını, paylaşılmamasını sağlamak,
  • Hastayı ve yakınlarını, uygun düştüğü şekilde hastalık hakkında aydınlatmak.

Ayrıca, tıbbi müdahalenin gerçekleştirilmesi için, bir sağlık meslek mensubunun bu müdahaleyi gerçekleştirmesi ve aydınlatılmış hastanın tedaviye onay vermesi gerekir.

Eğer, hasta tedaviye onay vermezse, acil ve irade açıklamasının alınmasının olanaksız olduğu durumlar dışında tedavi yapılamaz. Çünkü, netice itibariyle her hastanın onuruyla ölme hakkı da vardır. Tıp Hukukunda Hasta Hakları ve İhlali makalesi.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri