Trafik İş Kazası Tazminat

İlkay Hukuk Bürosu Makaleler
İlkay Hukuk Bürosu > Tazminat Hukuku  > Trafik İş Kazası Tazminat

Trafik İş Kazası Tazminat

Trafik İş Kazası Tazminat

Trafik Kazası Ve İş Kazası Tazminat

Hukuk Muhakemeleri Kanunun 107’nci maddesinde ifade edilen hükümlere göre, 01.10.2011 tarihinden sonra açılmış olan trafik kazaları ile meydana gelen cismani zararların tazmini davaları belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmektedir. Bu konuda ava açan davacıların hazırladıkları dava dilekçesinde zararın belirsin alacak davası olarak talep edileceğini ve fazlaya dair taleplerinin saklı kalacağını açık bir şekilde belirtmemiş olsalar bile dava belirsiz alacak davası olarak ele alınıp incelenmelidir.

Bunun yanında Hukuk Muhakemeleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan bedensel zararlara ilişkin tazminat davalarının da Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girdikten sonra belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi gerektiği ve bu şekilde ıslahı konusunda taleplerin zaman aşımı itirazı ile karşılaşmaması gerektiği yönünde düşüncelerde oluşmaktadır. Ancak bu konuda kesin olan durum hukuk sistemine belirsiz alacak davaları Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri ile girmiş olmaktadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girmeden önceki dönemde belirsiz alacak davaları gibi bir dava çeşidi bulunmamaktadır. Açılan her dava için davanın açıldığı dönemde yürürlükte olan kanunlara göre davacıların ve davalıların hak ve yükümlülüklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte ortaya çıkan belirsiz alacak davası ile alacaklı ve davacı bazı haklar elde etmiş olmaktadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesindeki dönemde açılmış olan ve yürütülmekte olan bedensel zararların tazmini davasında yasalarda belirlenen süreler için davanın ıslahı gerekli olmaktadır. Davanın bu süre içinde ıslah edilmemesi durumunda kanundan kaynaklı olarak zamanaşımı itirazı ile karşılaşması mümkün olmaktadır. Bu durumu bir başka şekilde anlatmak gerekirse, Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesinde davalıya davanın ıslahı süresinde olmamış ise zamanaşımı konusunda bir itirazda bulunma hakkı tanınmış olmakta iken mevcut Hukuk Muhakemeleri Kanununda bu hak kaldırılmış olmaktadır.

Önceki dönemde derdest olması gerekçesi ile davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi ve davacının lehine yorumlanması kanunlara uygun olmayacaktır. Bu sebeple Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesindeki dönemde açılan davalarda Kanunda öngörülmekte olan süre içerisinde davanın ıslahının yapılmamış olması davalının zamanaşımı itirazı konusunda mahkemenin bir karar vermesi gerekmektedir. Bu gibi davaların görülmesi konusunda ankara avukat bulunması ile hukuki süreçlerin başarılı bir şekilde yürütülmesi mümkün olabilmektedir.

Belirsiz alacak davası hukuk Mahkemeleri Kanunun 107’nci maddesinde açık bir şekilde; Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir şeklinde ifade edilmiş ve belirtilmiştir.  Mevcut maddenin birinci fıkrasında belirsiz alacak davasının hangi durumda ve hallerde açılacağı belirtilmiştir. İkinci fıkrasında ise talep edilecek miktarın hangi durumda arttırılabileceği belirtilmiştir. Üçüncü fıkrasında ise kısmi eda davasının açılabilmesi için hukuki yarar yokluğunun itirazına tabi olmadığı durumlarda tespit davası açılabileceği belirtilmiştir.

0 Yorum

Yorum Bırak