Trafik İş Kazası Tazminat | Ankara Avukat

Trafik İş Kazası Tazminat

Trafik İş Kazası Tazminat

Trafik İş Kazası Tazminat Davaları Nelerdir? Trafik kazası sebebiyle iş kazasının meydana gelmesi işverene ait ya da kiralık araçlarla işçinin karıştığı kazalara karşı söz konusu olmaktadır.

İşçinin trafik kazası sebebiyle uğradığı zararın tazmin edilmesine yönelik açılan trafik iş kazası tazminat davaları işçinin yalnızca işyerinde değil trafikte karıştığı kazalarda da işvereni sorumluluk altına almakta şayet trafik kazasında işverenin haksız fiilden kaynaklanan kusuru varsa bu kusuru oranında uğranılan zarardan işveren sorumlu tutulmaktadır.

Trafik iş kazası tazminat trafik kazası tazminat davasıyla oldukça karıştırılmaktadır.

Trafik kazasında tazminat talepleri kazaya karışan kusurlu diğer sürücüler aleyhine açılabilirken bir iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi ve işveren ilişkilerinden kaynaklanan trafik iş kazası tazminat davaları işveren ya da alt işveren (taşeron) firma aleyhine uğranılan zararların giderilmesine yönelik açılan davalardır.

Trafik İş Kazası Sebebiyle Tazminat Davası Açılması

Trafik iş kazası dava dilekçesi işveren veya taşeron firma aleyhine iş mahkemesine başvurmak suretiyle açılmaktadır. Bir iş sözleşmesi sebebiyle trafik kazası yaşanmışsa bu durumda işverenin kusurundan da söz edilebilir.

Örneğin, kamyon şoförü olarak çalışan bir işçi trafikte ilerlediği esnada araç freninin patlaması sonucunda trafik kazası geçirip yaralanmış olabilir. Bu ve benzer durumlarla ilgili gerçekleşen kazalarda işveren sorumluluğu da ortaya çıkmakta uğranılan maddi ve manevi zarara karşı işveren aleyhine tazminat talep edilebilmektedir.

Trafik iş kazası nedeniyle tazminat davasında davacıların kazayı ispatı ve işverenin kazada kusurunun bulunduğunu iddia etmesi ve bu iddiayı dava dilekçesinde ve mahkeme huzurunda ispatı zorunludur.

Mahkeme ortaya koyulan kaza raporları, bilirkişi incelemeleri ve tanıkların dinlenmesi gibi işlemlerden sonra uğranılan zararın boyutu, oluşan iş gücü kaybı gibi hususlarda zararı tazmin etmeye yönelik tazminat miktarı belirlemekte ve işçinin veya yakınların uğradığı zarar giderilmeye çalışılmaktadır.

Trafik Kazası Nedeniyle İş Kazası Durumunda Görevli Mahkeme

Trafik kazaları sonucunda oluşan zararlara karşı genel görevli mahkemeler asliye hukuk mahkemeleridir. Ancak iş kazasıyla bağlantı oluşan trafik kazalarında trafik iş kazası sebebiyle tazminat davasında görevli mahkemeler iş mahkemeleridir.

İş mahkemelerine uğranılan maddi ve manevi zararlara karşı ölüm meydana gelmişse işçinin yakınları destekten yoksun kalma tazminat davası açabilir.

Trafik iş kazası sebebiyle meydana gelen zararlarda yetkili iş mahkemelerinin neresi olacağı konusunda üç alternatif bulunmaktadır. Trafik iş kazası görevli mahkeme işçi veya yakınlarının yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki iş mahkemesine, işverenin bulunduğu yerdeki iş mahkemesine ya da trafik kazasının meydana geldiği iş mahkemesine tazminat davası açılabilir.

Trafik İş Kazası Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?

Trafik iş kazası tazminat davalarının ne kadar sürede sonuçlanacağı dava açılan mahkemenin baktığı dosya sayısına, açılacak davada toplanacak delillerin dinlenecek tanıkların sayısına ve düzenlenecek resmi raporların hazırlanma süresine göre değişmektedir.

2019 yılında Adalet Bakanlığı tarafından getirilen düzenlemelerle birlikte trafik iş kazası tazminat davalarının 450 günde sonuçlandırması öngörülmektedir.

Tazminat davaları uğranılan zararların işçi ve yakınları tarafından tazmin edilmesi için oldukça önemli davalardır. Bu davaların hem daha çabuk hem de en etkili şekilde sonuçlanması için deneyimli hukuk bürolarından danışmanlık ve avukatlık desteği başta olmak üzere hukuki hizmet almak önem arz etmektedir.

Trafik Kazası ve İş Kazası Tazminat

Trafik İş Kazası Tazminat, Hukuk Muhakemeleri Kanunun 107’nci maddesinde ifade edilen hükümlere göre, 01.10.2011 tarihinden sonra açılmış olan trafik kazaları ile meydana gelen cismani zararların tazmini davaları belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmektedir.

Bu konuda ava açan davacıların hazırladıkları dava dilekçesinde zararın belirsin alacak davası olarak talep edileceğini ve fazlaya dair taleplerinin saklı kalacağını açık bir şekilde belirtmemiş olsalar bile dava belirsiz alacak davası olarak ele alınıp incelenmelidir.

Bunun yanında Hukuk Muhakemeleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan bedensel zararlara ilişkin tazminat davalarının da Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girdikten sonra belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi gerektiği ve bu şekilde ıslahı konusunda taleplerin zaman aşımı itirazı ile karşılaşmaması gerektiği yönünde düşüncelerde oluşmaktadır. Ancak bu konuda kesin olan durum hukuk sistemine belirsiz alacak davaları Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri ile girmiş olmaktadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girmeden önceki dönemde belirsiz alacak davaları gibi bir dava çeşidi bulunmamaktadır. Açılan her dava için davanın açıldığı dönemde yürürlükte olan kanunlara göre davacıların ve davalıların hak ve yükümlülüklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte ortaya çıkan belirsiz alacak davası ile alacaklı ve davacı bazı haklar elde etmiş olmaktadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesindeki dönemde açılmış olan ve yürütülmekte olan bedensel zararların tazmini davasında yasalarda belirlenen süreler için davanın ıslahı gerekli olmaktadır. Davanın bu süre içinde ıslah edilmemesi durumunda kanundan kaynaklı olarak zamanaşımı itirazı ile karşılaşması mümkün olmaktadır.

Bu durumu bir başka şekilde anlatmak gerekirse, Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesinde davalıya davanın ıslahı süresinde olmamış ise zamanaşımı konusunda bir itirazda bulunma hakkı tanınmış olmakta iken mevcut Hukuk Muhakemeleri Kanununda bu hak kaldırılmış olmaktadır.

Önceki dönemde derdest olması gerekçesi ile davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi ve davacının lehine yorumlanması kanunlara uygun olmayacaktır.

Bu sebeple Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesindeki dönemde açılan davalarda Kanunda öngörülmekte olan süre içerisinde davanın ıslahının yapılmamış olması davalının zamanaşımı itirazı konusunda mahkemenin bir karar vermesi gerekmektedir. Bu gibi davaların görülmesi konusunda Ankara Avukat bulunması ile hukuki süreçlerin başarılı bir şekilde yürütülmesi mümkün olabilmektedir.

Belirsiz alacak davası hukuk Mahkemeleri Kanunun 107’nci maddesinde açık bir şekilde; Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir şeklinde ifade edilmiş ve belirtilmiştir.

Mevcut maddenin birinci fıkrasında belirsiz alacak davasının hangi durumda ve hallerde açılacağı belirtilmiştir. İkinci fıkrasında ise talep edilecek miktarın hangi durumda arttırılabileceği belirtilmiştir. Üçüncü fıkrasında ise kısmi eda davasının açılabilmesi için hukuki yarar yokluğunun itirazına tabi olmadığı durumlarda tespit davası açılabileceği belirtilmiştir. (Trafik İş Kazası Tazminat)

Diğer makalelerimize Ankara Avukat sayfamızdan göz atabilirsiniz.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri