Vasi Kısıtlama Kararının Tenfizi

Yabancı Mahkemeden Alınan Vasi Ve Kısıtlama Kararının Tenfizi Nedir?

Kanunun 5718 sayısında ve 50. Maddesinde yer alan fıkra gereğince:

“Eğer bir kimse yabancı mahkemelerden hukuk davalarıyla alakalı olarak ilam aldıysa, bu ilamlar Türkiye’de yer alan mahkemeler tarafından tenfiz kararıyla tenfiz edilmelidir.” 5. Maddede yer alan tenfiz eylemi kuralına göre: “Verilen kararın tenfiz edilebilmesi açısından mutlaka herkesin işlemde bulunması gerekir.”

Vasi Kısıtlama Kararının Tenfizi Davası

Yurtdışına göç ederek orada yaşamaya başlayan Türk vatandaşlarının hukuki, maddi ve manevi bağlarıyla alakalı pek çok sorun meydana geliyor. Bu sorunlardan birisi de yaşadıkları yurtdışı ülkesindeki mahkemelerin kendilerine kısıtlı davalar vermesidir. Ve bu davaların ya da kararların Türkiye’de geçerli olmamasıdır.

Yurtdışındaki mahkeme herhangi bir karar verdiği zaman bu kararın Türk mahkemeleri tarafından da geçerli sayılabilmesi için tenfiz davası açılır. Bu davada davalı ve davacının kararlarının asılları için de Apostille Şerhi alınması gerekir. Ancak bunun için de yurtdışındaki mahkemeler tarafından verilen kararların mutlaka mahkeme vermesi gerekir. Eğer yabancı idari makamlar tarafından bir karar verildiyse bu karar geçersiz sayılır.

Alınması gereken şerh raporu alındıktan sonra her türlü belgeler de teminli tercüman aracılığıyla Türk diline çevrilir. Noter onayı alınır ve tenfiz davasının açılacağı kesinleşir. Böylece avukat yardımcılığıyla da hem özel hem de genel vekaletler sonucunda davalar açılabilir.

Tenfiz davasının açılacağı yer çok önemlidir. Aksi takdirde, Türkiye’de bulunan Sul Hukuk Mahkemesi davalara özel bir durum getirebilir. Eğer davalar diğer tarafın tenfiz karşılığı sonucunda tanınmıyorsa, Sulh mahkemesi bunu kabul edebilir. Ancak Türk Medeni Kanunun 411. Maddesinde bu kanuna özel olarak düzenleme yapıyor. Bu düzenlemenin amacı ise mahkemelerin kesin ve resmi bir kararlarının olup olmadığını incelemektir.

Türk Medeni Kanununda yer alan 411. Madde uyarınca “Vesayet yapılması gereken işlemlerde yetki her zaman küçüğe aittir ve kısıtlı bir yerleşim yeri vesayet durumu mevcutsa bu da dairelere aittir.” Deniyor.

5178 sayılı kanunda yer alan 40 ve 41. Maddelerde de tenfiz davasını yürütecek olan mahkemenin yer açısından yetkisine bakılır. Kısıtlı kişinin Türkiye’de yer alan kayıt sisteminde bir ikamet adresi kayıtlıysa eğer o yerde dava görülebilir. Eğer Türkiye’de bir ikamet adresi bulunmuyorsa da mahkeme Ankara, İstanbul ya da İzmir mahkemelerinden görülebilir. Hatta davanın bu büyükşehir mahkemelerinden birinde açılması zorunludur.

Tenfiz davaları karşı taraf olmadan yürütülebildiğinden solayı karşı tarafın tebliğ alması da zorunl bir durum değildir. Dava mutlaka basit bir şekilde incelenir ve bir karar verilir.