Vasi Kısıtlama Kararının Tenfizi

Yargıtay uygulamalarında, Türk Medeni Kanunu’nun 411 ve 412. mad-delerindeki yetkinin kesin ve kamu düzenine ilişkin olduğu kabul edilmektedir. Ancak, yukarıda da ifade edildiği gibi, kesin ve kamu düzenine ilişkin her yetki kuralı, milletlerarası hukuk yönünden münhasır yetki değildir. İç hukuk yönünden vesayette, kamu düzeni ve kesin yetki ilkeleri benimsenmiş ise de, burada amaç, kendisini ve malvarlığını, yönetmekten ve korumaktan yoksun olanlarla (Türk Medeni Kanunu’nun 404, 405. maddeleri), kendisini ve malvarlığını, yönetmek ve korumaktan yoksun bırakılanların (Türk Medeni Kanunu’nun 406, 407, 408. maddeleri) korunmasıdır. Bu hükümlerin devletin egemenlik ve hükümranlık hakkıyla bir ilgisi bulunmamaktadır.

Tanıma ve tenfiz taleplerinde yetkili mahkeme, 5718 sayılı Yasanın 40 ve 41. maddelerine göre belirlenecektir. Türk Medeni Kanunu’nda, vesayet durumunu öğrenen kişilere ve kurumlara, durumu vesâyet makamına ihbar yükümlülüğü getirildiğinden, gerek tanıma kararı veren mahkemenin gerekse ilgili şahsın ihbarıyla vesâyet makamı olaya el koyacak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 9/r ve 30. maddeleri uyarınca vesâyet ad kaydı yapılarak vesayet makamınca takip ve denetim sağlanacaktır. Bir başka ifade ile bu konuda yabancı mahkeme tarafından verilen karar Türk mahkemelerinden verilmiş bir karar gibi işlem görecektir.

Yargıtay Kararı – Vasi Kısıtlama Kararının Tenfizi

T.C. YARGITAY 18.Hukuk Dairesi Esas: 2013/16914 Karar: 2014/5145 Karar Tarihi: 20.03.2014

TENFİZ DAVASI – HACİR ALTINA ALINACAK ŞAHSIN BULUNDUĞU YER MAKAMLARININ İLGİLİNİN MİLLİ HUKUKUNA VEYA BULUNMA YERİ HUKUKUNA GÖRE HACİR KARARI ALABİLECEKLERİ – KISITLAMA KARARININ TANINMASINA İLİŞKİN DAVANIN KABULÜ GEREĞİ

ÖZET: Olayda millî hukukun ve millî Devlet mahkemelerinin yetkili olmasına karşın hacir altına alınacak şahsın bulunduğu yer (Almanya) makamları da, ilgilinin milli hukukuna (Türk Hukukuna) veya bulunma yeri hukukuna (Alman Hukukuna) göre hacir kararı alabilecekleri öngörülmüştür. Açıklanan tüm bu nedenlerle kısıtlama kararının tanınmasına ilişkin davanın kabulü gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.