Vasiyetin Yerine Getirilmesi Davası

Vasiyetin Yerine Getirilmesi Davası, Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.

Miras bırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir. Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye terekedeki bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya da bir kısmı üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik olabileceği gibi; bir kimse lehine tereke değeri üzerinden bir edimin yerine getirilmesinin, bir iradın bağlanmasının veya bir kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya belirli mal bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.

Bırakılan belirli mal terekede bulunmadığı takdirde, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, ölüme bağlı tasarrufu yerine getirmekle yükümlü olanlar borçtan kurtulurlar.  Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.

Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.  Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.  Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.

Yargıtay Kararı – Vasiyetin Yerine Getirilmesi Davası

T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2013/185 Karar: 2013/1187 Karar Tarihi: 28.01.2013

VASİYETNAME HÜKÜMLERİNİN YERİNE GETİRİLMESİ İSTEMİ – DAVA KONUSUNUN DEĞER VE MİKTARINA BAKILMAKSIZIN MALVARLIĞI HAKLARINA İLİŞKİN DAVALARLA ŞAHIS VARLIĞINA İLİŞKİN DAVALARDA GÖREVLİ MAHKEMENİN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLUŞU

ÖZET: Dava, vasiyetname hükümlerinin yerine getirilmesi istemini içeren eda davasıdır. Davacı, belirli (muayyen) mal bırakmayı içeren vasiyetname ile kendisine vasiyet edilen; taşınmazların adına tapuya tescilini, banka hesaplarında bulunan paraların ödenmesini, ziynet eşyaları ile menkul malların teslimini talep etmiştir. Bilindiği üzere, … tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK. ile hukuk mahkemelerinin görevine giren davalar yeniden düzenlenmiş olup, anılan kanunun maddesinde, asliye hukuk mahkemelerinin görevine giren davalar sayılmıştır. Buna göre <Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.> Buna göre, bu davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu ortadadır.

T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2013/1725 Karar: 2013/4412 Karar Tarihi: 14.03.2013

VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI – ÖNCELİKLE DAVACIDAN DAVA KONUSUNUN DEĞERİNİ AÇIKLATMAK VE TARAFLAR ARASINDA İHTİLAF ÇIKARSA TAŞINMAZLARIN KIYMETİNİ KEŞİF YAPILARAK BELİRLEMEK GEREĞİ – DAVANIN KISMEN KABULÜNE İLİŞKİN HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ

ÖZET: Mahkemece yapılacak iş; Harçlar Kanununun ilgili maddesine göre, öncelikle davacıdan dava konusunun değerini açıklatmak, bu konuda taraflar arasında ihtilaf çıkarsa taşınmazların kıymetini keşif yapılarak belirlemek, nisbi peşin harcı ikmal etmek ve delilleri bu çerçevede değerlendirip tartışarak, sonucu dairesinde hüküm kurmak olmalıdır. Bu yön gözetilmeden, davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

 

Avukat