Zina Nedir Zina Sebebiyle Boşanma Davası

A. ZİNA VE BOŞANMA NASIL OLUR B. ZİNA BOŞANMA DAVASI

Zina nedeniyle boşanma davasında, Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Zina nedeniyle boşanma davasında, Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir

Zina nedeniyle boşanma  veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Zina nedeniyle boşanma  veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Zina Sebebiyle Boşanma Dava Açılma Şartları Nelerdir

T.M.K. unun 161. Maddesinin birinci fıkrası “eşlerden her birinin diğerinin zina etmesi sebebiyle boşanma davası açabileceğini” öngörmektedir. Zinadan söz edebilmek için:

Tarafların resmen evli olmaları gerekir: Tarafların resmen evlenmelerinden önce başka kişilerle cinsel ilişki kurmaları zina sayılmaz. Bu durum evlenmeden sonra öğrenilmişse ve bu durum şiddetli geçimsizliğe sebebiyet vermişse diğer eşin şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma davası açma hakkı vardır. Ancak zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı yoktur. Resmi memur evlenme akdi yapılmış ancak evlenme kocanın nüfus hanesine işlememiş olsa bile ortada hukuken geçerli bir evlenme olduğundan bu aşamada bile eşlerin karşı cinsten başka kişiyle cinsel ilişkisi zina sayılır. Eşlerin ister mahkeme kararıyla isterse fiilen ayrı yaşadıkları dönemlerde karşı cinsten üçüncü kişilerle cinsel ilişkisi zina kabul edilmektedir. Boşanma davasında boşanma kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmemişse yine üçüncü kişilerle cinsel ilişki zina sayılmaktadır. Boşanma kararının hüküm ifade edebilmesi için kesinleşmesi zorunludur.

Zina İçin Evlilik İçinde Başkasıyla Cinsel İlişki Kurulması Gerekir: Kadının başka bir kadınla “sevicilik” olarak adlandırılan kadın kadına seks ilişkisi il erkeğin “eşcinsel” seks ilişkisi zina sayılmaz. Bu hallerde zina sebebiyle boşanma davası açılmazsa da diğer eşin evlilik birliğinin temelinden sarsılması ya da başka bir deyişle “şiddetli geçimsizlik” veya “haysiyetsiz yaşam sürdürülmesi” sebebiyle boşanma davası açma hakkı vardır. Evli bir kadının kocasından alınan spermle tıbbi bir ortamda döllenmesi zina sayılmayacağı gibi genel boşanma sebebi de olmaz. Ancak kadının başka bir erkeğe ait spermle tıbbi bir yöntemle döllenmesi diğer eş yönünden TMK 166/1 göre evlilik birliğinin temelden sarsılması hukuksal sebebine dayalı boşanma sebebi oluşturabilmektedir. Son derece gizlilik içinde gerçekleşen zina fiilini kanıtlamak oldukça zordur. Yargıtay 2.H.D. bir kararında “davalının evinde .… Adlı şahsın divanda külotla yatar halde görülmesini, davalının üzerinde taze meni damlası bulunan gazete parçalarını saklamak istemesini ve zaten davalının kirada oturduğu evi de ahlak dışı ilişki kurmak üzere yabancı erkeklerin girip çıkması sebebiyle tahliye etmek zorunda kalması halini “zina için yeterli kabul etmiştir. Boşanma açısından zina için cinsel ilişkinin tamamlanmış olması zorunluluğu yoktur. Zina için gerekli ortama girilmiş ancak elde olmayan nedenlerle cinsel ilişki tamamlanmamış olsa bile zinanın varlığı kabul edilmektedir. Eşlerin karşı cinsten birisiyle cinsel ilişki dışında kalan bedeni temaslarının ne kadar yakın olursa olsun zina olmadığına dair görüş kapalı bir mekânda gerçekleşmekteyse bunun zina olarak kabul edilmesi kaçınılmazdır. Eşlerin herkesin görebileceği yerlerde eşinden başka biriyle sarmaş dolaş gezmesi, sokakta öpüşmesi zina sayılmazsa da bu hal şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma davası açılmasına sebebiyet verir.

İradi Olmayan Cinsel İlişki Zina Sayılmaz: Kişinin iradesinin sakatlandığı durumlarda da cinsel ilişki zina sayılmamaktadır. İlaç verilmesi, afyon, esrar gibi uyuşturucu maddeler kullandırılarak kişinin iradesiz hale getirilmesi, uyku hapı verilerek cinsel ilişki kurulması zina suçunu oluşturmaz. Kişinin yaptığı şeylerden sorumlu olabilmesi için öncelikle iyiyi kötüden ayırt etme yeteneğinin bulunması gerekir. Zorla cinsel ilişki zina sayılmaz. Evli bir kadın zorla kaçırılıp ırzına geçilmişse, kadının bunda hiçbir kusuru olmadığından kadının iradesi dışında gerçekleşen bu durumdan kadını sorumlu tutmak olanağı yoktur. Tehdit yoluyla cinsel ilişkinin zina olup olmadığı tartışmalıdır. Çocuğun kaçırılması, öldürülme, sakat bırakılma gibi tehditlerle zorlama sonucu oluşan cinsel ilişki zina sayılması gerekir. Bunun yanında mala yönelik tehdit sonucu kurulan cinsel ilişki de zina sayılmaktadır.

Zina sebebiyle açılan boşanma davasında eşlerin eşit olması: Türk Medeni Kanunu zina sebebiyle açılacak boşanma davalarında eşler arasında tam bir eşitlik esasını benimsemiştir. Kadın veya erkeğin bir defa bile zina yapması karşı tarafın zina sebebiyle boşanma davası açılması için yeterlidir.

Yargıtay Kararı – Zina Nedir Zina Sebebiyle Boşanma Davası

T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2014/26168 Karar: 2014/25672 Karar Tarihi: 15.12.2014

ZİNA BOŞANMA DAVASI – KOCANIN TANIKLARININ GÖRGÜYE DAYALI BEYANINA SIRF AKRABA OLUŞLARI SEBEBİYLE MAHKEMECE İTİBAR EDİLMEMESİNİN USUL VE YASAYA AYKIRI BULUNMASININ İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Toplanan delillerden (koca)’nın kusurlu eylemlerine karşılık, kadının da güven sarsıcı davranış oluşturacak nitelikte telefon ve internette görüşmeler yaptığı, bir kaç kez intihara kalkıştığı, M. Ç. isimli kişiyle internet görüşmeleri nedeniyle çıkan tartışmada kocanın şiddet uygulaması üzerine evi terkettiği anlaşılmaktadır. Kocanın tanıklarının görgüye dayalı beyanına, sırf akraba oluşları sebebiyle mahkemece itibar edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. İddialar bir kısım telefon ve internet görüşme kayıtları ile de doğrulanmıştır. Hal böyle iken davacı-davalı kocanın boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Boşanma kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, velayet, kişisel ilişki süresi ile ziynetler yönünden, davalı-davacı (kadın) tarafından ise; kendisinin reddedilen zina sebebine dayalı boşanma (TMK. 161 md.) davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı (koca)’nın ziynetlere yönelik temyiz itirazları yersizdir.

2-Toplanan delillerden (koca)’nın kusurlu eylemlerine karşılık, kadının da güven sarsıcı davranış oluşturacak nitelikte telefon ve internette görüşmeler yaptığı, bir kaç kez intihara kalkıştığı, M. Ç. isimli kişiyle internet görüşmeleri nedeniyle çıkan tartışmada kocanın şiddet uygulaması üzerine evi terkettiği anlaşılmaktadır. Kocanın tanıklarının görgüye dayalı beyanına, sırf akraba oluşları sebebiyle mahkemece itibar edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. İddialar bir kısım telefon ve internet görüşme kayıtları ile de doğrulanmıştır. Hal böyle iken davacı-davalı kocanın boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

3-Davalı-davacı kadın, kocanın başka kadınla yaşadığı iddiası ile zina sebebine dayalı boşanma davası açmış, (TMK.md.161) mahkemece, davanın 6 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçe gösterilerek istek reddedilmiştir. Mahkemece, davalı-davacı kadının en geç 01.03.2011 tarihli karşı dava dilekçesi tarihi itibariyle zina olgusunun öğrenilmiş olduğu, buna göre de, 30.01.2012 tarihli zina sebebine dayalı birleşen boşanma davasının 6 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı kabul edilmiş olmasına rağmen; davalı-davacı kadının tanıkları kocanın başka kadınla yaşamaya devam ettiğini beyan ettikleri gibi, davalı-davacı (kadın), kocanın birlikte yaşadığı H. adlı kadından 10.07.2012 tarihinde S. D. isimli bir çocuğun doğduğuna ve kocanın tanıması nedeniyle 17.04.2013 tarihinde nüfusa tescil edildiğine dair nüfus kayıtlarını sunmuştur. Davalı-davacı (kadın)’ın tanıklarının beyanı ve kocanın evlilik dışı doğan çocuğun doğum tarihi nazara alındığında, kocanın zina eylemini sürdürdüğü, çocuğun doğum tarihine göre H. isimli kadınla yaşadığı, kadının zina sebebine dayalı boşanma davasının süresinde olduğu, bu nedenle bu davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle tarafların boşanma davaları yönünden BOZULMASINA,

T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2015/14804 Karar: 2016/5799 Karar Tarihi: 23.03.2016

ZİNA BOŞANMA DAVASI – BOŞANMA DAVASINDA DAVALI KARŞI DAVACI KADININ MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN OLMADIĞI – TAZMİNAT TALEBİ DİLEKÇENİN ÖN İNCELEME DURUŞMASINDAN SONRA VERİLDİĞİ – MADDİ TAZMİNATA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA KARAR VERİLECEĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Islah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklı kalmak kaydıyla ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Davacı-karşı davalı kadın, ayrıca ön inceleme duruşmasından sonra, …. tarihli esasa ilişkin verdiği dilekçede maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Kabul edilen boşanma davasında davalı-karşı davacı kadının maddi tazminat talebinin bulunmadığı ve maddi tazminat talebini içeren ….tarihli dilekçenin de ön inceleme duruşmasından sonra verilmiş olmasına göre, davalı-karşı davacı kadının maddi tazminat talebiyle ilgili “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek gerekirken, aksi şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Mahkemece, davalı-karşı davacı kadın tarafından açılan karşı boşanma davası Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca kabul edilmiş, Türk Medeni Kanununun 161 maddesi uyarınca zina hukuki sebebine dayalı olarak açılan birleşen boşanma davası ise reddedilmiştir. Davalı-karşı davacı kadın kabul edilen karşı boşanma davasında 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş, zina nedeniyle açtığı birleşen boşanma davasında 100.000 TL maddi ve 400.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Islah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklı kalmak kaydıyla ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Davacı-karşı davalı kadın, ayrıca ön inceleme duruşmasından sonra, 23.02.2015 tarihli esasa ilişkin verdiği dilekçede maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Kabul edilen boşanma davasında davalı-karşı davacı kadının maddi tazminat talebinin bulunmadığı ve maddi tazminat talebini içeren 23.02.2015 tarihli dilekçenin de ön inceleme duruşmasından sonra verilmiş olmasına göre, davalı-karşı davacı kadının maddi tazminat talebiyle ilgili “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden …yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ….geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile, karar verildi. 23.03.2016

YARGITAY KARARI: 2.Hukuk Dairesi Esas:  2010/1651 Karar: 2011/3217

Karar Tarihi: 03.03.2011 ÖZET: Koca ortak hayatın temelinden sarsılması nedenli boşanma davası yanında zina hukuki nedenine dayalı olarak da boşanma isteminde bulunmuştur.

Öncelikle özel boşanma nedeni olan zina hukuki nedenine dayalı boşanma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerekir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı-davalı (kadın)’ın M. isimli şahısla birden fazla cinsel ilişkide bulunduğu gerçekleşmiş, bu husus mahkemece de sabit kabul edilmiştir. Bu durumda, birleşen boşanma davasının kadının zinası sebebiyle kabulüne, tarafların Türk Medeni Kanununun 161. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi aynı Yasanın 166/1.maddesi gereğince boşanma kararı verilmesi doğru değildir. Hükmün bu sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluğun bozma gerekçesine iştirak etmiyorum.