Sigorta Hukuku Ve Başvuru Şartları

Sigorta Hukuku Ve Davaları

Sigorta Hukuku

Sigortacılar belirli bir pirim karşılığı ile kişinin para ile ölçülebilir olan menfaatlerini zarar doğuran bir tehlike veya risk oluşması halinde, bunun tazmin edilmesi veya bu konuda gerekli para miktarının ödemesini yani oluşan ekonomik sonuçlarına katlanması üstendiği sözleşmeler hazırlamakta ve bunları sigortalılar ile düzenlemektedir.

Bu sözleşmeler ile bu sözleşmelerden doğan hakların ve yükümlülüklerin yer aldığı hukuk dalına hukuk sistemimizde Sigorta Hukuku denmektedir. Düzenlenen sigorta sözleşmesi ile sigorta ettiren prim ödeme yükümlülüğünü üstlenmektedir. Sigortacıda oluşan sigorta tazminatını ve sigorta borcunu ödemeyi taahhüt etmektedir. Sigorta Hukukunda bulunan ana mevzuat, Sigortacılık Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu olmaktadır.

Bu kanunlar yanında oluşturulan ve bunlara bağlı olan tüzük, yönetmelik ve tebliğler ile bu alandaki işleyişin hukuki ve teknik düzenlemeler yapılarak gerçekleşmesi sağlanmaktadır.

Ülkemizde sigortacılığın oldukça hızlı bir şekilde gelişmesine bağlı olarak sigorta konusundaki anlaşmazlıkların sayısı da giderek artmaktadır. Sigortacılık uygulamalarında meydana gelen en büyük ihtilaflar sigorta sözleşmesinde belirtilen tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediği, bu durumun yapılan sigortanın kapsamında olup olmadığı, kusur durumu ve bu kusur durumumum yapılan sözleşmeye olan etkisi, kusurlu olan kişiye rücu işleminin yapılması ve bunlara benzer durumlar olmaktadır.

Bunların yanında yapılan sigortacılık faaliyetlerinin ortaya çıkarttığı genel mali risk durumu da idarenin sigortacılık işlemlerinin denetlemeye yönelmesini sağlamaktadır. Sigorta Hukuku ve Davaları hakkında detaylı bilgi için sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

shutterstock_569376328

Sigorta  Hukuku Davalarında Sigorta Avukatı Ne Yapar?

İnsanlar belirli bütçeler ile belirli kapsamlarda sigorta hizmetleri satın alabilmektedirler. Alınan bu sigorta hizmetlerinin kapsamları ev, iş yeri, hırsızlık, yangın, doğal afetler, hastalık ve kaza gibi durumlar olabilmektedir. Yapılacak sigorta işlemleri genel olarak bu kapsamlarda hizmetler sunan sigorta şirketleri tarafından sunulmaktadır.

Yapılan sigorta sözleşmeleri bazı zamanlarda doğru ve istenilen kurallara uygun şekilde yapılmamaktadır. Bu durumlarda yaşadıkları kaza ve benzeri durumlar ile mağdur olan sigortalıların bir de bu durum nedeni ile mağdur olmaları mümkün olabilmektedir. Böyle bir durumda konusunda uzman ve deneyimli olan bir sigorta avukatı ile hak aramak ve hukuki yollar ile yaşanılan mağduriyetin giderilmesini sağlamak olmaktadır.

Sigorta poliçeleri ve sözleşmeleri konusunda ve farklı durumlardaki sorunlar nedeni ile oluşan mağduriyetler için açılan sigorta davalarının en başarılı şekilde yönetilmesi, kısa sürede tamamlanması ve kusursuz bir şekilde sonuçlandırılması konusunda uzman olan bir sigorta hukuku konusunda avukatlık ve danışmanlık oldukça fayda sağlamaktadır.

Sigorta davalarına fazla önem verilmemesi ve özen gösterilmemesi ile internet ortamından edinilen standart dilekçe örnekleri ile yapılan başvurular sürecin olumlu bir şekilde sonuçlanmamasına ve uzamasına neden olmaktadır.

Hazırlanacak olan sigorta dilekçelerinde bulunması gereken ve oldukça önemli olan miktar ve ifadelerin gerektiği şekilde belirtilmemiş olması veya sunulacak delillerin yeterli olmaması durumlarında tüketiciler ve bu konuda mağdur olanların haklarını doğru bir şekilde temin etmeleri mümkün olmayacaktır. Tüm bu sebepler ile her ne amaç ile açılacak olursa olsun, sigorta davalarında konusunda uzman ve deneyimli bir avukat ile çalışılması ve davaların bu avukat tarafından yönetilmesi oldukça fayda sağlayacaktır.

Sigorta Hukuk Davaları

Sigorta sisteminde ve yapılan uygulamalarda ortaya çıkan hukuki anlaşmazlıklar ve hataların belirlenmesi, bunların giderilmesi ve yürürlüğe sokulması için belirlenen kuralları kapsayan hukuk dalına sigorta hukuku denmektedir. Sigortacılık uygulamalarında tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediği, bu durumunda yapılan sigorta sözleşmesinin kapsamına girip girmediği, kusur durumu ve bu kusur durumunun sözleşmeye olan etkisi ile yapılacak ödemenin şahsa rücu edilmesi konuların, yapılan sözleşmelerin çoğunda hukuki ihtilaflara neden olabilmektedir.

Ayrıca sigortacılık faaliyetlerinin ortaya çıkarttığı genel mali risk, idarenin bu konuda denetleme yapma gerekliliğini arttırmaktadır. Tüm bunlar yanında sigortacılığın ana mevzuatı olan Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanunu ile bunlara bağlı durumda olan tebliğler, yönetmelikler ve tüzüklerin bu alandaki hukuki işleyişine ve tekniklere desteğini sağlaması son derece önemli duruma gelmektedir.

En Çok Açılan Sigorta Davaları

Sigorta poliçeleri ile ilgili olan alacak ve tazminat talepleri

İş kazaları sigorta davaları

Yönetim kurulu üyelerinin sigorta konusundaki sorunları

Mesleki sorumluluk sigortası davaları

Hayat ve maluliyet sigortası davaları

Yangın nedeni ile davalar

Can kaybından doğan davalar

Tıbbi uygulama hatalarına ilişkin sigorta davaları

Sigorta poliçesinden kaynaklı rücu davaları

Araç değer kaybı davaları

Ferdi kaza sigortası davaları

Trafik Kazası Nedeni İle Açılan Sigorta ve Tazminat Davaları

Araç sürücüsünün ölümü durumunda tazminat

Trafik kazası ve güvence hesabı

Trafik kazasında sigortalıya açılan dava

Yaralanmalı trafik kazası ve tazminat davası

Ölümlü trafik kazası davası

Kasko rücu davası

Trafik kazası sonrasında sigorta tazminat davası

sigorta-hukuku-2

Araç Değer Kaybı Davası

Sigorta şirketleri araçlara ait değer kaybı zararını karşılamadıkları için bu tür davalar karşı tarafa (kazaya sebebiyet veren ve kusurlu olan) açılabilmektedir. Araçların kaza sonrasında değer kaybının tespit edilmesine yönelik araç değer kaybı davaları açılabilmektedir.

Bu davaların hukuki olarak dayanakları Borçlar Kanununda bulunan 122. Madde olmaktadır. Araç Değer Kaybı Davası hakkında detaylı bilgi için sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Davada araçlarda kaza sonrasında oluşan değer kaybının miktarının talep edilmesi yanında aracın kaza sonrasında gereken tamir işlemleri için meydana gelen zararın aracın hasarlı olması nedeni ile değer kaybı olarak karşı taraftan istenebilmektedir. Ayrıca aracın kiralık olması durumunda yapılan ulaşım giderlerinin de karşı taraftan talep edilmesi mümkün olmaktadır.

Sürücü Rücu Davaları

Yarıda bulunan en fazla ihtilaf davalarından birisi de sigorta şirketlerinin açmış olduğu rücu davaları olmaktadır. Bu davalarda hukuki dayanak oluşturan kanun, Türk Ticaret Kanunu olmaktadır. Türk Ticaret Kanunun 1301’inci maddesinde belirtilen ve düzenlenen hükümler ile rücu konusu detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Bu maddede açıklanan ve uygulamada olan sigortalının halefiyeti ilkesi olmaktadır.

Sigortalının halefiyeti ilkesi; zarar gören sıfatı ile araç sahibi, tehlikenin gerçekleşmesi (kazanın meydana gelmesi) nedeni ile ortaya çıkan zararları için, üçüncü şahıslara (kazaya sebebiyet veren ve kusuru olan kişiye) karşı herhangi bir neden ile hukuki bir alacağa sahip olduğu durumda Bu hakkın ödenen sigorta miktarı kanun gereğince sigortalıya geçmesi olarak açıklanabilmektedir.

Sigorta poliçesinin genel şartları içerisinde de sigortalı ödedi tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçer şeklinde bir ifade yer almaktadır. Sigorta Rücu Davaları hakkında detaylı bilgi için sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Sigortacının ödediği tazminat miktarı için, hukuki olarak sigortalı yerine geçtiği için, kazaya sebep olup zarar verenlere karşı açılan davalara rücu davaları denmektedir.

Halefiyete dayalı şekilde olan rücu davalarında; esas itibari ile sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı bir tazminat davasının, onun sıfatı ile sigorta şirketi tarafından açılması anlamına gelmektedir. Sigorta şirketi sigortalı adına yaşanılan zarar sebebi ile karşı tarafa sigortalı sıfatı ile tazminat davası açmakta ve bu davalar rücu davaları olmaktadır.

Her tazminat davasındaki gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da, davalının kusur durumunu ve zararı ispat etmek davacı olan sigortalının sorumluluğu ve yükümlülüğündedir. Sigorta şirketi mahkemeye davalının oluşan kaza ve zararda kusurlu olduğu ve oluşan maddi zararın sebebi olduğunu ispat etmelidir.

Bunun yanında meydana gelen kaza ve zararın maddi bir zarar olduğunu ve tutarını da mahkemeye ispat etmek zorundadır. Bu şekilde sigortacı rücu davasını sonuçlandırarak zararın miktarını karşı taraftan temin edebilmektedir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Sigortalının alacaklarından dolayı mahkemede dava açma olmasına karşılık, benzer hakda sigorta şirketinede  rücu davası hakkı verilmiştir. 
 
Somut olayda, davacı ... şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araca davalılardan ...'ın maliki, diğer davalı ...'ın ise sürücüsü olduğu 48 N 4333 plakalı aracın çarpması nedeniyle, 6102 sayılı TTK'nın 1472 (6762 sayılı TTK.nin 1301) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesi isteminden kaynaklanmaktadır. 
 
Yargı yolu, dava şartlarından olup, HMK'nın 114 ve 115. maddelerine göre, mahkemece her aşamada re'sen gözetileceği gibi taraflarca da her aşamada ileri sürülebilir. Eldeki davada, yargı yolu yönünden mahkemenin görevli olmadığı asliye hukuk mahkemesinde usûlünce ileri sürülmüş ise de, mahkemelerce bu konunun değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu konuda taraflar açısından kazanılmış bir hak da sözkonusu olmayacaktır. 
 
Davacı, sigorta şirketi ise de davalı tacir olmayıp, uyuşmazlık meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan rücuan tazminat davasının asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

Davacının yüzde elli altı oranında sürekli malul kalması, kusur durumu, kaza tarihi gibi hususlar dikkate alındığında davacı için hükmedilen altmış bin TL manevi tazminatın miktarı bir miktar fazla olup hakkaniyet ve adalete uygun düşmediğinden, hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

Bunun yanında araçda oluşan değer kaybı için yeniden uzman bilirkişi raporu alınması.

Mahkemece HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi doğrultusunda davacı ...'in dava ve ıslah dilekçesindeki talepleri ayrı ayrı açıklattırılarak, sonucuna göre geçici işgöremezlik tazminatı da talep edilmesi halinde davacı ... memur olması nedeni ile geçici iş göremezlik süresi içerisinde maaşını almaya devam etmekte olup, bu dönemdeki zararı, varsa bu süre içerisinde çalışamadığı için alamadığı ek ödemeler kadar olacağından, geçici iş göremezlik süresi içerisinde davacı ...'in mahrum kaldığı yan ödemelerin olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre geçici işgöremezlik tazminatı bakımından da karar verilmesi, yine 1086 Sayılı HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK'nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca mahkemece açıklatılan taleplerle bağlı kalınarak sonucuna göre davacı ... hakkında hangi kalem için ne kadar maddi tazminata hükmedildiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp yerel mahkeme hükmünün bu sebeplerle de bozulması gerekmiştir.

Trafik kazası sonrasında zarara uğrayan bireyler; kaza sonrası oluşan zararlarını, maddi kayıplarını ifade edecek ve sonrasında trafik sigortasından (talepleri sigorta poliçesinin kapsamında olmalıdır) talep ettikleri maddi tazminat miktarını içerir bir dilekçeyle birlikte kaza tespit tutanağı veya kaza bilirkişi raporu, tedavi masraflar faturaları, kazanın durumuna göre gerekli evraklar, hak sahibine ilişkin kişisel bilgiler ve banka bilgileriyle sigorta şirketinin merkezi veya trafik sigortası koçanında yer alan ilgili temsilciliğine veya trafik sigorta protokolüne aracılık yapan bayi noter aracılığıyla veya iadeli posta mektubuyla başvurulur.

Somut olayda davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde davaya konu kazanın 2.11.2009 tarihinde değil, haftasonu gerçekleştiğini, kaza tutanağının ise kaza gerçekleştikten sonra poliçe yapılmasına müteakip düzenlendiğini, davacının dava açılmadan önce müvekkiline ilettiği kaza tespit tutanağında saat kısmı boş bırakılmışken, mahkemeye sunulan kaza tespit tutanağında el yazısıyla örtüşmeyen şekilde saat kısmının doldurulduğunu savunmuş, bu konuda tanık isim ve adresi bildirmiştir. Dava dilekçesine eklenen taraflarca düzenlenmiş kaza tespit tutanağı fotokopisine göre kaza tarihi 2.11.2009 pazartesi günü, kaza saati 17.00'dir. Davalı ... şirketince sunulan kaza tespit tutanağı fotokopisine göre kaza tarihi 2.11.2009 pazartesi günü olup kaza saati kısmı boş bırakılmıştır. Davalı ... şirketinin zorunlu trafik ... poliçesi düzenlenme tarihi 2.11.2009 pazartesi günü saat 10.35'tir. Mahkemece davalı ... şirketinin iddiaları bakımından hiçbir araştırma yapılmadığı gibi, hüküm gerekçesinde de bu hususa değinilmemiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece davaya konu araçların tramer kayıtları getirtilip davalı ... şirketinin göstermiş olduğu tanık ile kaza tespit tutanağında isimleri yer alan sürücülerin tutanak mümzi olarak dinlenmesi suretiyle kaza tarihi ve saati netleştirilerek sonucuna göre davalı ... şirketinin sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.