Atla

Cismani Zarar ve Tazminat


Cismani Zarar ve Tazminat

Cismani Zarar ve Tazminat

Cismani Zarar ve Tazminat

A. CİSMANİ ZARAR NE DEMEKTİR, B. CİSMANİ ZARAR VE TAZMİNAT DAVASIYARGITAY: ÖLÜM VE CİSMANİ ZARAR SEBEBİYLE TAZMİNAT DAVASI
  • T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas:  2013/13661 Karar: 2013/16524 Karar Tarihi: 25.11.2013
  • TAZMİNAT DAVASI - DAVACI HAKKINDA STRES BOZUKLUĞUNA BAĞLI TEDAVİNİN DÜZENLENDİĞİ ANCAK İSTİRAHAT VERİLMEDİĞİNİN NAZARA ALINMASI - DAVACI LEHİNE HÜKMEDİLEN MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ YÜKSEK OLMASI - HAKKANİYETE UYGUN TAZMİNATA KARAR VERİLMESİ GEREĞİ.
  • ÖZET: Somut olayda; davacının doktor olduğu, olayın vuku bulduğu tarihten sonra tatile gittiği, tatil dönüşü çalışmış olduğu hastaneden izin veya rapor alınmadığı, yine … tarihinde psikiyatri polikliniğinde yapılan muayenesi neticesinde stres bozukluğuna bağlı tedavinin düzenlendiği ancak istirahat verilmediği ve görevine devam ettiği hususları nazara alındığında, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı yüksek olup, mahkemece, belirtilen ilkeler gözetilerek, hakkaniyete uygun bir tazminata karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme neticesinde yüksek oranda manevi tazminata karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • Bu maddenin düzenleme alanına giren gerek ölüm gerek cismani zarar halinde, hakim <özel şartlan dikkate alarak> hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedecektir. Bu husus maddenin lafzından açıkça anlaşıldığı gibi, ayrıca koruma amacı güttüğü hayat ve vücut bütünlüğünün özü de bunu gerektirir.
  • Manevi tazminatın amacı, faili bir cezaya çarptırmaktan ziyade, mağduru tatmindir. Manevi tazminat, cismani zarara uğrayanın zarar görmesi nedeniyle bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçlamaktadır. Hakim, Türk Medeni Kanunun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. (HGK. 14.11.2012 gün ve 2012/4-510 Esas- 2012/786 K.)
YARGITAY: ÖLÜM VE CİSMANİ ZARAR SEBEBİYLE TAZMİNAT DAVASI
  • T.C. YARGITAY 21.Hukuk Dairesi Esas:  2012/7665 Karar: 2012/8520 Karar Tarihi: 14.05.2012
  • MANEVİ TAZMİNAT DAVASI - MESLEK HASTALIĞI - DAVACILARIN MURİSLERİNİN ÖLÜMÜ SEBEBİYLE ELEM VE ACI ÇEKTİKLERİ - HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ
  • ÖZET: Davacı, meslek hastalığı sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacıların, murislerinin ölümü sebebiyle elem ve acı çektikleri, buna göre manevi zararlarının olduğu, bu sebeple açılan manevi tazminat davasının haklı olduğu ortadadır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
  • Ölüm hallerinde manevi tazminatın yasal dayanağı B.K. 47. maddedir. Buna göre Manevi tazminata hükmedebilmek için ortada bir manevi zarar olmalıdır. Manevi zarar, malvarlığı dışında kalan değerlerin yani kişi varlığı değerlerinin zedelenmesi sonucu doğan rahatsızlık, duyulan elem ve acı (ızdırap) olarak gözükmektedir.
YARGITAY: ÖLÜM VE CİSMANİ ZARAR SEBEBİYLE TAZMİNAT DAVASI
  • Hukuk Genel Kurulu Esas:  2011/17-182 Karar: 2011/294 Karar Tarihi: 11.05.2011
  • ÖZET:  Kaza, tek başına davacı şirket sigortalısı araç sürücüsünün alkollü olmasının etkisiyle meydana gelmemiştir. Olayda bu etmen yanında sigortalı araç sürücüsünün kavşakta geçiş önceliğine uymaması ve diğer araç sürücüsünün kavşağa aracın hızını azaltmadan girmesi şeklindeki davranışlar da rol oynamıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekir.Bilindiği üzere, haksız eylem sonucu zarar gören kişilerin korunmalarını sağlamak için mevzuatımızda çeşitli alanlarda yaptırılması zorunlu sigorta türlerine yer verilmiştir.
  • Özel sigorta hukuku alanında sigorta sözleşmesi yapma zorunluluğunun amacı, bazı meslek ve faaliyetler sonucu ortaya çıkabilecek mal veya can zararlarının ödenmesini sağlayarak, toplumda bu çeşit risklere maruz kalan kişileri korumaktır (Karayalçın, Yaşar, Özel Sigorta Hukuku Açısından Ölüm Ve Cismani Zarar Riskleri, 1993, s:127).
  • Bu amaçla mevzuatımızda kabul edilen zorunlu sigorta türleri: Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası, Zorunlu Karayolu Yolcu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, Tüpgaz Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Tehlikeli Maddeler Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'dır.
  • Bu kapsamda motorlu taşıt işletenin sorumluluğu bir tehlike sorumluluğu olup, 2918 sayılı Kanunun 85. maddesinde düzenlenmiştir.
  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesinin 17.10.1996 tarih ve 4199 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğinde işletenin sorumluluğu ağırlaştırılırken, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası yaptırma zorunluluğu da getirilmiştir.
  • ZMSS ile ilgili hükümler 2918 sayılı Kanunun 91 ila 111. maddelerinde ve aynı Kanunun 93. maddesi hükmü uyarınca çıkarılan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
  • 2918 sayılı Kanunun 91. maddesine göre: <İşletenlerin, bu Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.>
  • Yasanın 85/1. maddesine göre de,
  • Buna göre, motorlu bir aracın karayollarında işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüne Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) adı verilmektedir (Ulaş, Işıl, Uygulamalı Sigorta Hukuku Mal Ve Sorumluluk Sigortaları, Ekim-2002 3. Baskı, s:624).
  • Bu sigortanın amacı, trafik kazaları nedeniyle üçüncü kişilerin uğrayacakları zararların kolayca temin edilmesi ile zarardan sorumlu olan işletenin kaza riskine karşı ekonomik bakımdan korunmasıdır (Gökcan, H. Tahsin-Kaymaz, Seydi, KTK'na Göre Hukuki Sorumluluk, Tazminat-Sigorta Rücu Davaları Ve Trafik Suç Ve Kabahatleri, 2009 6. Baskı, s:391).
  • Trafik sigortası olarak da adlandırılan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, 2918 sayılı Kanun'un 91. maddesinde belirtildiği üzere işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları karşılamak amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür; yasanın 91/1. ve 85/1. maddeleri uyarınca, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigortacı işletenin sorumluluğunu üstlenmektedir.
  • Yasanın 85/Son maddesine göre, işleten, araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğundan, sigortacının sorumluluğunun zararın niteliği yönünden de işleten gibi değerlendirilmesi gerekmektedir.
  • Dava konusunu oluşturan trafik sigortasında sigortacının rücu hakkı KTK'nun 95/2. maddesinde genel olarak düzenlemeye tabi tutulmuş bulunmaktadır.
  • Bu düzenlemeye göre, anılan maddenin ilk fıkrasında belirtilen ve sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller, sigortacı tarafından üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir.
  • Anılan düzenleme; sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı def'i hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır.
  • 2918 sayılı Kanunda hangi hallerin sigortacının tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya tazminat miktarının azaltılması sonucunu doğuran durumlar olduğu sayılmış değildir. Bu husus sözleşme hükümlerine bırakılmış bulunmaktadır.
  • Nitekim, ZMSS Poliçesi Genel Şartlarının B.4 maddesinde bu husus başlığı altında ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmuştur.
Buna göre;
  1. Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
  2.  İşleten, yetkili makamlardan izin almaksızın düzenlenen bir yarış için Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yapılması gereken özel bir sigortanın yapılmamış olduğunu biliyorsa veya gerekli özeni göstermesi halinde bilebilecek durumda ise,
  3.  Tazminatı gerektiren olay, aracın Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından sevkedilmesi sonucunda meydana gelmiş ise,
  4.  Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay, yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa,
  5.  Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tesbit edilmiş olan istiab haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
  6.  Sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleşmesi halinde, B.1 maddesinde belirtilen (beş gün içinde ihbar, koruma ve kurtarma önlemleri alma, bilgi ve belgeleri gecikmeksizin verme, açılan davayı duyurma, başka sigorta sözleşmeleri varsa bunları bildirme) yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
  7. Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında işletenin kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, sigortacı, sigortacısına (işletene) karşı dönme (rücu) hakkını kullanabilecektir.
  • Genel şartlardaki bu düzenleme tarzı, maddenin yazımından da açıkça anlaşıldığı üzere, sınırlayıcı değil, sayıcı nitelikte bir açıklama hükmü olarak getirilmiştir.
  • Eldeki rücu davası da, sigorta ettirenin sözleşmeye aykırı davranışının varlığı iddiasına dayalı olarak açılmış, akdi ilişkiye dayanılmıştır.
  • Bu nedenledir ki, taraflar arasındaki akdi ilişki irdelenmelidir:
  • Somut olayda davacı E. Sigorta A.Ş. tarafından Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta poliçesiyle davalı S. Ö.'e ait 32 HV 411 plakalı aracın Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesine tevfikan 11.05.2006-11.05.2007 tarihleri arası 365 gün süreyle sigorta kapsamına alındığı, akdi ilişkinin böylece kurulmuş olduğu poliçe kapsamından anlaşılmaktadır.
  • Eldeki davada, sigortalayanın sürücüsünün alkollü iken araç sürmesine dayanılmaktadır.
  • Uyuşmazlığın çözümünde mevzuatımızda yer alan ve alkollü olarak araç kullanımına ilişkin düzenlemeler üzerinde de durulmalıdır:
  • Bilindiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)'nun 48. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
  • Karayolları Trafik Yönetmeliğinin başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan bendinde kenar başlığı altında; Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
  • Konuya ilişkin Karayolları Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının B.4.d maddesinde ise tazminatı gerektiren olayın, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa ödemede bulunan sigortacının sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılması veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği açıklanmıştır.
  • Gerek KTK'nun 48. maddesinde gerekse taraflar arasındaki akdi ilişkinin koşullarını belirleyen Genel Şartlarda, alkollü araç kullanma halinde alınan alkolün güvenli araç sürme yeteneğini engellemesi halinde, sigortacıya kendi akidine rücu hakkı tanınmıştır.
  • ZMSS poliçesi genel şartlarına göre riziko, işleten veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olmalarından ileri gelmiş ise, olaydan zarar görenlerin zararları limit çerçevesinde sigortacı tarafından karşılandıktan sonra kendi akidi olan sigorta ettirene rücu edebilme hakkı tanınmış bulunmaktadır.
  • Maddenin açık düzenlemesi karşısında alkollü araç kullanma iddiasına dayalı rücu davası sigortacı tarafından kendi akidi aleyhine açılmalıdır. Aksi halde davanın pasif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile reddi gerekir. Poliçe Genel Şartlarının B.4 maddesinde <ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir> hükmü mevcuttur. Şu halde sigortacı davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan kişiye karşı açabilecektir.
  • Diğer bir anlatımla araç maliki olmakla birlikte sigorta ettiren olmayan kişi sözleşmenin tarafı olmadığından, akdin tarafı olmayan araç malikine karşı Genel Şartların 4. maddesine dayanılarak rücuan tazminat davası açılabilmesi mümkün değildir.
  • Yukarıdaki açıklanan düzenlemelerden anlaşıldığı üzere; taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir.
  • Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecektiyse bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir.
  • Bu kapsamda alkollü araç kullanma sebebiyle oluşan bir rizikoda sigorta tazminatı ödeyen sigortacı kendi sigortalısına rücu ederken TTK 1281. madde uyarınca böyle bir durumun varlığını ispat ile yükümlüdür.
  • Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağının kabulü gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
  • Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında:
  • Dosya kapsamına göre, davacıya trafik sigortası poliçesi ile sigortalı 32 HV 411 plaka sayılı H. Ö. yönetimindeki aracın 07 GC 493 plaka sayılı araca ana yoldan geçişini beklemeden kavşakta karşıdan karşıya geçerken yola çıkması nedeniyle çarptığı anlaşılmaktadır.
  • Alınan uzman bilirkişi raporunda, trafik sigortalı araç sürücüsü H. Ö.'in kavşaklarda geçiş önceliğine uymama kusurlu davranışında bulunarak kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu ve 1.93 promil alkollü olup münhasıran alkolün etkisi altında bu kazayı yaptığı, 07 GC 493 plakalı araç sürücüsünün ise kavşağa girerken hızını azaltmaması ve gerekli dikkati göstermemesi nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
  • Kaza sırasında davalının 1.93 oranında alkollü olduğu bilirkişi raporu ile saptanmış ise de yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda sürücünün alkollü olması ve alkolün etkisi altında bu kazayı yapması yalnız başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Trafik sigortacısının ZMSS Poliçesi Genel Şartları B.4 maddesi uyarınca sigorta ettirene rücu hakkının doğumu için trafik sigortası poliçesi kapsamında ödemesi yapılan hasarın meydana geldiği kazanın salt alkolün etkisi altında oluşması ve bu durumun uzman bilirkişilerden oluşan heyet tarafından verilen rapor ile saptanması gerekmektedir.
  • Yerel Mahkemece nörolog, hukukçu ve trafik uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda davalının salt alkolün etkisi altında kalması dolayısıyla kazanın ortaya çıktığı belirtilmiş ise de bu tespit olayın yukarıda özetlenen oluşumu ve dosya kapsamı ile bağdaşmamaktadır. Alkollü olmayan bir sürücü de kavşakta geçiş önceliğine uymama nedeniyle kazaya sebep olabilir. Kaldı ki, davacının sigortalısı olayda % 75 oranında kusurlu olup, 07 GC 493 plaka sayılı araç sürücüsünün de olayın meydana gelmesinde %25 oranında kusuru bulunmaktadır.
 
SIKÇA SORULAN SORULAR

BİZE YAZIN

Avukat & Arabulucu İlkay Uyar Kaba
Avukat & Arabulucu İlkay Uyar Kaba

İlkay Uyar Kaba ; Aile Boşanma hukuku, Anlaşmalı Boşanma, İşçi Davalarında Arabuluculuk, Miras Hukuku Davaları, icra hukuku, İşçi Tazminat Davaları, Kıdem Ve İhbar Tazminatı, İşe İade, Miras hukuku, Tazminat Hukuku, İş Kazası Tazminat, Trafik Kazası Tazminat Davası gibi faaliyet gösterdiğimiz çalışma alanlarımızın, hukuk büroları arasında önemli bir yer sahibi olmamızı prensiplerimize borçluyuz.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak