Atla

Doğum Hatası Davaları


Doğum Hatası Davaları

Doğum Hatası Davaları

Doğum Hatası Davaları

Modern Türk hukuk sistemi tarafından tüm vatandaşların doğumlarından ve hatta anne karnındaki dönemlerinden itibaren tüm yasal haklarının güvencesi sağlanmaktadır.

Bu doğrultuda da günümüzde görülebilen doğum hatasından kaynaklı olumsuz durumlardan dolayı mevcut zararın tanzim edilmesi noktasında tazminat davası açılabilmesi mümkün olabilmektedir. 

Gebelik ve Doğum Hatası Nedeniyle Tazminat 

Günümüz Türk hukuk sisteminde hekim ve sağlık kuruluşunun gerçekleştireceği müdahalelerdeki hatalar, eksiklikler ve ihmalkarlıklar dolayısı ile tazminat davası açılabilmesi hakkı bulunuyor. Bu doğrultuda da gebelik döneminin sonunda gerçekleştirilen doğum sırasında hekim tarafından gerçekleştirilen ‘hatalı’ müdahalelerin neticesinde bebekte veya annede meydana gelen sağlık problemlerinin yaratmış olduğu zararın tanzim edilebilmesi noktasında tazminat davası açabilme şansı bulunuyor.

Doktorun müdahalesi sırasında gerçekleştirdiği hata veya ihmalkarlığından doğan tüm problemlere ilişkin olarak tazminat davası açılabilmesi hakkı bulunuyor. Bu noktada doğum hatası nedeniyle tazminat davaları hem maddi hem de manevi tazminat davası olarak açılabiliyor.

Doğum Hatası Davaları

Gebelik Veya Doğumda Hatası Nedeniyle Tazminat

Maddi tazminat davası bebeğin veya annenin doğum sırasında doktorun hatalı müdahalesi veya ihmali dolayısı ile meydana gelen problemlerin tedavisi sürecindeki masrafları kapsamına alırken, manevi tazminat davası ise bu süreç içerisinde ruhsal ve psikolojik olarak yaratmış olduğu yıpranmanın az da olsa karşılanabilmesi ve telafi edilebilmesi amacı ile uygulanmakta olan bir tazminat davasıdır.

Günümüzde hukuk sistemi dahilinde gebelik ve doğum hatası nedeniyle tazminat davası çerçevesinde hekimin hatası veya ihmalinden dolayı bebek ya da annede sağlık problemleri meydana gelmesi durumunda bebek ve anne için anne tarafından dava açılabilmesi mümkün olurken, eğer söz konusu hekim hatasından kaynaklı olarak anne ya da bebeğin vefatı gibi bir durum söz konusu olur ise geride kalan vasileri tarafından tazminat davası açılabilmesi de mümkün olabilmektedir.

 

Doğum Hatası Davaları

Gebelik ve doğum hatası nedeniyle açılan maddi tazminat davası, hekimin hatası sonucunda ortaya çıkan mevcut durum dahilinde hastane giderleri, bakım ücreti gibi kalemler değerlendirilmektedir.

Bebeğin ve annesinin mevcut durumundan kaynaklı olarak kişi üzerinde yaratmış olduğu ruhsal çöküntü ise manevi tazminat davası açılabilmektedir.

Doğum Sırasında Doktor Hatası

Günümüzde Yargıtay tarafından alınan kararlar arasında gebelik ve Perruche doğum hatası nedeniyle tazminat davalarına ilişkin önemli emsal teşkil edecek nitelikte kararlar bulunmaktadır.

Bu noktada söz konusu tazminat davaları Türk hukuk sisteminde ilgili kanun tarafından belirtilmiş olan koşullara uygun olarak açılabilmektedir. Bu noktada hastanenin ve hekimin kamu bünyesinde olup, olmadığı uygulanacak dava yolunun belirlenmesi noktasında önemli faktörler teşkil etmektedir.

Bu davaların hekim ya da sağlık kuruluşuna yönelik olarak açılabilmesi mümkündür.Bunun haricinde bebeğin doğumundan önce hekim tarafından gerçekleştirilen kontroller esnasında eğer bebeğin sağlığında bir sorun mevcut ise ve bu sorunun doktor tarafından tespit edilememesi durumunda da doktora karşı olacak şekilde tazminat davası açılması hakkı bulunur.

Doğum Hatası Davaları
Sağlık Davaları Avukatlık Ve Danışmanlık

Yukarda açıklanan konu sağlık davaları ve tazminatlarına konu olan hususlardır. Sağlık davalarında ihtisaslaşmak ve uzmanlaşmak avukat açısında zor durumlardır.

Çünkü her konunun ayrı tıp uzmanlığının yanında oluşan ve zarar veren olayların, hataya sebebiyet veren kusurlardan olup olmadığı, ceza hukuku veya borçlar hukukunun ilgili maddeleri ile ilişkilerini yakalamak değerlendirmek ve sonucu gitmek gibi zor bir süreci kapsamaktadır.

Bazı sağlık davalarında kusuru tespit etmek o kadar güç bir hal alır ki, bilirkişi, adli tıp uzmanları ve üniversite hastanelerinin vermiş olduğu raporların hepsi farklı çıkabilmektedir.

Bu nedenle sağlık davalarında avukat ve danışmanlık ve uzman görüşü dava öncesi alınması gereken en önemli noktadır. Diğer makaleler için ankara avukat sana sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Karar Özeti;  Davacılardan Çocuk Hastalıkları Hastanesinde yapmış olduğu doğum sırasında doktorun tıbbi hatası sebebiyle doğan çocuğun sağ kolunun ve elinin tamamen felç olması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı öne sürülen için işgücü kaybı nedeniyle 100.000,00 TL maddi, duyduğu elem nedeniyle de 30.000,00 TL manevi, anne için 20.000,00 TL manevi ve baba için 20.000,00 TL manevi zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece tazminine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda.

 Vİdare Mahkemesi'nce; Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin .... sayılı bozma kararına uyularak, ......tarihli Adli Tıp Kurumu Genel Kurul Raporu'nda "... travayda (doğum eyleminde) olan gebelerde bebeğin doğum ağırlığının tespiti zor olup, 2. doğumu, diyabet ve zor doğum öyküsü tanımlamayan gebede vajinal yoldan doğum kararının doğru olduğu, omuz distosisinin (omuz takılmasının) vajinal doğumlarda her türlü özene rağmen oluşabilen her hangi bir tıbbi kusur ya da ihmal izafe edilemeyen "komplikasyon" olarak nitelendirildiği, ..... doğumlu .... gr. doğum ağırlığında …..'de ortaya çıkan brakial pleksus zedelenmesinin doğumun bir komplikasyonu olarak meydana geldiği cihetle ilgili sağlık personeli ve idareye atfı kabil kusur tespit edilemediği" belirtillmiştir.

Bu rapor hükme esas alınarak davalı idarenin eylemlerinde hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın, davacılar tarafından hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere kurulan Adli Tıp Kurumuna, tarafların iddiaları da dikkate alınmak suretiyle, Aliağa Devlet Hastanesi'nde, gebelik takibini yaptıran 38 yaşında ve ilk gebeliği olan davacının, bebeğinin down sendromlu olup olmadığının teşhisine yönelik gerekli tetkiklerin yapılıp yapılmadığı.

Doktor ifadesinde, down sendromunun teşhisine yönelik ikili, üçlü tarama testleri ile amniyosentez tetkiki yöntemlerinin hastanelerinde yapılamaması nedeniyle anılan testlerin yapılmasının hastaya önerildiği ifade edilmekle birlikte, hastanın yaşı gereği anılan testleri yaptırması konusunda ileri bir merkeze sevkinin gerekip gerekmediği, anılan testler dışında ultrason incelemesi ile bebeğin down sendromlu olup olmadığı ve anüsünün kapalı olup olmadığının tespit edilip edilemeyeceği.

Bu bağlamda davacı tarafından kontrollere düzenli gittiği ifade edildiğinden anılan testlerin davacı tarafından yaptırılmamış olması halinde ultrason incelemesi ile down sendromu ve anüsünün kapalı olup olmadığının tespit edilip edilemeyeceği, idarenin hizmet kusuru olup olmadığı hakkında Adli Tıp Kurumuna bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken, davalı idarece düzenlenen inceleme raporu esas alınmak suretiyle verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Tazminat istemine konu olan olay, davacıların çocuklarının doğumu esnasında boynuna üç kez göbek kordonu dolandığından %90 özürlü olmasına ilişkindir. Sağlık hizmetleri, bünyesinde risk taşıyan, tıbbi ve teknik bilgiyi gerektiren hizmetlerdendir. Davacıların çocukları gibi, sağlık hizmetinden yararlanan bir kişinin zarara uğraması halinde, zararın doğmasında idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı da ancak konusunda uzmanı olan kişi ya da kuruluşlarca yapılacak detaylı incelemeler sonucunda ortaya konabilecektir.

Sonuç olarak, ıslah olanağı bulunmaması nedeniyle tazminat istemi yüksek tutulmak zorunda kalınan, gerçekte hak edilen tazminat miktarı kestirilemeyen, çözümü davanın her iki tarafı için de zor ve karmaşık olan böylesi bir dava sonucunda, 5.750,00-TL tutarında nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi, hak arama özgürlüğünü ve mahkemeye erişim hakkını kullanan davacıların, kullandıkları bu haklar nedeniyle olağan dışı ağırlıkta bir mali yük altına girmeleri sonucunu doğurmuştur. Böyle bir sonucun, hak arama özgürlüğüne ve mahkeme erişim hakkına, olağan dışı bir kısıtlama getirdiği ortadadır.

ÖZET: Dava; davacı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yanlış teşhis konulduğu ve yanlış tedavi uygulandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.

Davacıdan ivedi olarak EMG ve renkli doppler istenmesi ile EMG ve renkli doppler için davacının başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesi birbirinden farklı olgulardır ve idarece olayda doğru hareket tarzı seçilmemiştir. Ayrıca Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun raporunun da özel hastanede yapılan ameliyat ve tedavilerden sonra kurulda davacının muayene edilerek tanzim edildiği göz önüne alındığında, davacıda meydana gelen durum Adli Tıp Genel Kurulundan alınacak rapor üzerine, komplikasyon olarak kabul edilecek olsa bile, komplikasyonla mücadelede davalı idarenin üzerine düşeni yapmadığı anlaşıldığından.

Davacıların özel hastanede ameliyat olmak zorunda kalmaları nedeniyle yaptıkları harcamaların ve davacıların olay nedeniyle duydukları ızdırabın kısmen de olsa giderilebilmesi için manevi zararlarının tazmini gerekmektedir. Hükmün bozulması gerekmiştir.

Bakmakta olduğumuz vakada nöbetçi ebe Senem Bayrak tarafından uygulanan indüksiyon hastanın içinde bulunduğu klinik tablo dikkate alındığında "kontrendike" midir? İndüksiyon anne karnındaki çocuğun daha fazla oksijensiz kalmasına sebep olmuş mudur? (Bu madde cevaplandırılırken ön incelemeci tarafından varılan şu tespit de dikkate alınmalıdır: NST tetkikinde sancıların 100 mm. Hg basıncının üzerinde olması, ÇKS trasesinin çocuğun anne karnında oksijensiz kaldığını gösteren "geç desselerasyon" bulgusu içermesi ) 

Doğum sırasında bebeğin oksijensiz kaldığını gösteren veriler nelerdir? Bebeğin doğum esnasında oksijensiz kalmasını önleme adına ülkemizde tıp pratiğinde uygulanan asgari yöntemler nelerdir? Bakmakta olduğumuz uyuşmazlıkta bebek oksijensiz kalmış mıdır?(Bu madde cevaplandırılırken çocuğun boğazından mekonyum temizlendiği, NST ve ÇKS sonuçları ve diğer veriler de göz önünde bulundurulmalıdır.)

Bakmakta olduğumuz uyuşmazlıkta hasta, hastaneye doğum sancısı yanında "kanama" şikayeti ile de gelmiş midir? Doğum sancısı yanında "kanama" şikayeti bulunması olağan/olağan dışı bir durum mudur? Olağan dışı bir durum olup olmadığını tespit etme adına ek tetkik, tespit ya da muayene yapılması gerekli midir? Bu tespitler neler olmalı ve kim tarafından yapılmalıdır? Hastanın kanama sebebi araştırılmış mıdır? Plasenta dekolmanı(ayrılması)/anormalliği, yetersizliği, kordon anomalisi ve düğümlenmesi, plasenta lokalizasyonu, baş pelviks uyuşmazlığı, doğum yolu anomalileri, çocuğun geliş, duruş ve pozisyonu araştırılıp ultrason vs. yardımı ile tespit edilmeli midir? (bu madde cevaplandırılırken, başta hastanın anamnezinin yer aldığı evrak olmak üzere, hasta dosyası dikkatli tetkik edilmelidir)

İcapçı hekimler hangi hallerde çağrıldıklarında hastaneye intikal etmek zorundadırlar? Bunun takdiri icapçı hekimde midir? yoksa icapçı hekimi çağıran acil hekimi ya da ebede midir? Bakmakta olduğumuz uyuşmazlıkta icapçı hekimin hastaneye intikal etmek yerine telefonla talimat vermesi tıbbi standartlarla bağdaşmış mıdır? Telefon konuşmasındaki talimatların tutanağa bağlanmamış olması maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engelleyecek düzeyde midir?

2 - Miadında gebelik ile hastaneye başvuran hastaya uygulanacak girişimler için "aydınlatılmış onam" formu alınmış mıdır? Olayla ilgili olarak hazırlandığı anlaşılan ön inceleme raporunda; onam formunda müdahaleyi hekimin yapacağına ilişkin veri bulunduğu ifade edilmektedir. Bu durumun tespiti halinde hekimin müdahale etmemiş olmasının mahkemece değerlendirilmesi gerekecektir.

3 - Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Yeniden yapılacak olan yargılamada temin edilecek bilirkişi raporu hazırlanırken, bilirkişi heyetinde yer alacak hekim bilirkişilerin bakmakta olduğumuz uyuşmazlık konusunda yeterliliklerinin bulunması gerekecektir. Dava konusu olayı çözümleme adına bilirkişi heyetinde ilgisi bakımından Perinatoloji(riskli gebelik) uzmanının bulunması ya da bu uzmanlık titrine sahip bir hekimin bilgisine başvurulması sonrası değerlendirme yapılması gerekeceği önemle dikkate alınmalıdır.

4 - Tüm bu tespit edilen hususlar yanında dava dilekçesi, hekim yahut diğer sağlık personelinin olay hakkındaki ifadesi, olayla ilgili hazırlanan idari inceleme raporları ve resen tespit edilecek hususlar yanında davacı annenin hastaneye ilk başvurusundan itibaren geçen süreçte, uygulan teşhis, tedavi, gözlem ve çocuk için diğer merkeze sevkin kabul edilebilir bir metod kullanılarak icra edilip edilmediği, böylesi bir anomalide uygun görülen tecrübe kuralları da göz önüne alınarak, olayda hekim yahut idare kaynaklı hatalar olup olmadığı incelenmeli ve konunun uzmanı hekim bilirkişilerin katılımı ile hazırlanmış gerekçeli yeni bir rapor alınmalıdır.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak