Atla

Alacağın Temliki Nasıl Yapılır


Alacağın Temliki Nasıl Yapılır

Alacağın Temliki Nasıl Yapılır

Alacağın Temliki Nasıl Yapılır

Yapılacak alacak temliki yazılı bir şekilde sözleşme olarak yapılmalıdır. Sözleşmede alacağını temlik eden kişinin imzası bulunmalıdır. Alacağın temliki yapılması konusunda tarafların arasında kanun veya sözleşme hukuku uyarınca bir yasağın olmaması gerekmektedir.

Yapılacak sözleşmede tüm ifadelerin açık ve net olması ile alacağı temlik eden kişinin bu konudaki ifadeleri net olmalıdır. Yapılacak olan alacağın temliki sözleşmesi bir hukuki sözleşme olduğu için yasalara, genel ahlaka, kamu düzenine ve kişi haklarına uygun şekilde düzenlenmelidir.

Yapılacak sözleşmede bu konulara dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple sözleşmelerin düzenlenmesinde yasaları bilir şekilde hareket etmek gerekmektedir. Yapılacak alacağın temlikinde her türlü alacak temlik edilebilmektedir. Bu konuda alacağın sınıfı ve türü önem taşımamaktadır. Hukuk kurallarına ve kamu düzenine uygunsuz olmayacak tüm alacakların temlik edilmesi mümkün olabilmektedir.

Yapılacak temlik işleminde alacağın bölünebilmesi durumunda bir kısmının temlik edilmesi de mümkün olabilmektedir. Bu şekilde alacağın bir kısmının 3. bir kişiye devredilmesi mümkün olabilmektedir. Bu durum için alacağın bölünebilir olması ve bunun genel hukuk kurallarına uygun olması gerekmektedir.

Bir alacağın temliki konusunda bunun sorunsuz olarak yapılabilmesi için temlik eden kişinin bu alacakta tasarruf hakkının olması gerekmektedir. Bu hakkı elinde bulunduran kişi alacağın temlikini yapabilmektedir. Bunun yanında alacağın temliki için ortaya çıkan bir alacak yanında sonradan ortaya çıkacak bir alacakta temlik edilebilmektedir.

Alacağın temlikinin yapıldığı dönemde bir alacağın ortaya çıkmamış olması durumunda ileride bu konuda bir alacağın ortaya çıkması konusunda bir temlik yapılmasını mümkün hale getirmektedir.

Yapılacak bu temlik alacağın temliki vaadi olarak isimlendirilmektedir. Bu şekilde ileride doğacak bir alacağın önceden bir başkasına temlik edilmesi mümkün olabilmektedir. Bunun yanında temlikin yasaklanması durumları da mümkün olabilmektedir. Yapılacak sözleşmeler ile bir temlikin bir başkasına yasaklanması mümkün olabilmektedir.

Alacağın temlikinde yasaklı alacaklar olabilmektedir. Örneğin bir kira sözleşmesinde aksi bir durum belirtilmediği sürece kirada oturtulan evin içerisinde başka bir kiracı alınamamaktadır.

Bu şekilde alacağın temliki konusunda bir yasaklama getirilmiş olmaktadır. Alacağın temliki konusunda bir borçlunun alacağının temlik edildiğini öğrendiği zaman tüm yasal haklarını yeni alacaklıya sunması gerekmektedir. Bir itiraz veya düzenleme konusundaki tüm işlemlerde alacağın yeni sahibi bu konuda taraf olmaktadır.

Alacakların temliki konusunda tüm alacak türleri temlik edilebilmektedir. Yapılacak temlik işlemi bir sözleşme ile yazılı olarak yapılmaktadır. Alacağını temlik eden taraf bu sözleşmeye imza atmak zorundadır. Alacağın temlikinde tüm alacağın temlik edilmesi yanında belirli bir kısmının da temlik edilmesi mümkün olabilmektedir.

Alacağın temliki konusunda yapılacak sözleşme ve içeriği genel hukuk ve kamu düzeni ile kişisel haklara uygun olacak düzenlenmelidir. Yapılacak temlik işleminde borçlunun rızasının aranmasına gerek yoktur. Borçlu durumu öğrendiği andan itibaren alacağı konusunda yeni alacaklı ile muhatap olacaktır. Tüm yasal süreçleri yeni alacaklı ile yürütecektir.

Alacağın Temliki Nedir?

Alacağı olan kişinin bu alacağını bir başkasına devretme işlemi için yapılan sözleşme uyarınca alacağın alacağı devralan kişiye geçirilmesi işlemine alacağın temliki denmektedir. Yapılacak bu sözleşme ile başka birine devredilen alacak çok farklı türlerde olabilmektedir.

Bu durumda alacağın hakkının ortaya çıkmış olması veya daha alacak hakkının ortaya çıkmamış olması durumlarının da temlik işlemi yapılabilmektedir. Aynı şekilde temlik edilecek olan alacağın tamamı olabileceği gibi bir kısmı da olabilmektedir.

Alacağın Temliki Nasıl Olur?

Temlik kelimesinin sözlük anlamı bir hakkın bir başkasına, 3. bir kişiye devredilmesi anlamına gelmektedir. Alacağın temliki denildiğinde ise bu durum yasalarımızda yer aldığı şekli ile alacaklı ile 3. bir kişi ile anlaşarak yapılan ve tek tarafa bir kazandırıcı olan bir sözleşme olmaktadır.

Alacağın temliki ivazlı veya ivazsız yapılabilmektedir. Alacağın temliki şekle bağlı yapılmaktadır ve bu konuda borçlunun rızası aranmaksızın yapılmaktadır. Yapılacak alacağın temliki yazılı bir şekilde yapılmaktadır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

ÖZET: Doğmuş ve doğacak olan borçlarına mahsup edilmek/borçlarının teminatı olmak amacıyla bütün tasarruf hakları ile birlikte Leasing'e temlik etmiştir." şeklinde düzenlendiği, yine sözleşmenin 3.paragrafında "Leasing, birinci maddede belirtilen temliğe konu parayı temellük etmiştir." şeklinde açıkça düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Bu düzenlemelere ve davacının alacağa dayanak yaptığı davacı ile davalı arasındaki ödeme protokol hükümleri ile Dava dışı temlik alacaklısı şirketin yargılama aşamasındaki müzekkere cevap içeriği bütün olarak değerlendirildiğinde, imzalanan alacağın temliki sözleşmesinin "Teminat Amaçlı Alacağın Temliki" sözleşmesi niteliğinde kabulü mümkün olmayacaktır.

Kaldı ki Davacı vekilince temlik edilen alacak kapsamında, temlik alacaklısına borcun bakiyesinin kendileri tarafından ödendiği ileri sürülmüşse de; ilk derece mahkemesi gerekçesinde de yer verildiği üzere dava konusu alacağın şekle uygun olarak temlik edildiği; temlik sözleşme taraflarının, temlikten vazgeçtiklerine ilişkin veya davacının bakiye borcu ödemesi üzerine bu kısma ilişkin temlik alacaklısı tarafından kendisine tekrar temlik yapıldığına ilişkin delil de sunulmadığı dikkate alındığında, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Dava, alacağın temlikine dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere, uyuşmazlık temelde, temlik yasağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Alacağın devri TBK' nın 183 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK' nın 183. maddesi gereğince kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızası almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.

Yine ikinci fıkrada ise; borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez hükmü bulunmaktadır.

Bu hüküm dikkate alındığında, alacağın devrinin sözleşme ile yasaklanabileceği, ancak borçlu tarafından yazılı bir borç tanıması yapıldıktan sonra bu alacağın üçüncü kişi tarafından devralınması halinde devir yasağını ileri süremeyeceği anlaşılmaktadır.

Ezcümle; sözleşmenin devri yasaklanabilir, sözleşmenin devri yasaklanmış olsa dahi borçlu tarafından yazılı bir borç tanıması yapılması durumunda, bu borç tanımasına güvenerek alacağın devralınması halinde devir yasağının ileri sürülemeyeceği anlaşılmaktadır.

Bu hükmün uygulanabilmesinin için aşağıdaki koşullar aranacaktır;  

a) Borçlu alacaklıya alacağın varlığını ikrar etmiş olmalıdır.

b)Borçlunun bu ikrarı bir senede (belgeye) dayanmalıdır.

c)Alacaklı borç ikrarını içeren bu senetten doğan alacağını bir üçüncü kişiye temlik etmiş olmalıdır.

d)Üçüncü kişi taraflar arasında temlik yasağından iyiniyetle haberdar olmamalıdır.

Somut olayda, dava dışı temlik eden ile davalı arasındaki sözleşmenin 9.1. maddesinde; “İş bu sözleşme herhangi bir tarafça kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devir edilemez” hükmünü içermektedir.

Bu hükümde açıkça sözleşmenin devrinin tamamen yasaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının sözleşmeden bağımsız olarak, yazılı bir borç ikrarı bulunmadığından TBK' nın 183/2. maddesi gereğince sözleşmeden ayrı olarak alacağın temliki mümkün değildir.

Ne var ki, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde, geçerli bir temlik olmadığından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı tespiti yapıldıktan sonra geçerli bir temlik olması halinde işin esasına yönelik değerlendirme yapılmış ise de, davanın red nedeninin esastan mı yoksa aktif husumetten mi olduğu hususunda açıklamaya yer verilmemiştir.

Zira, bu durumda red gerekçesinin dayanağının aktif husumet yokluğu olması halinde davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin maktu olması gerektiği hususunun düşünülmemesi doğru değildir.

Açıklanan bu gerekçe doğrultusunda, alacağın temlikinin sözleşmede yasaklandığı ve alacağın devrine dair ayrı bir kabul de bulunmadığından ilk derece mahkemesinin bu yöndeki gerekçesi doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş olup, bu açıklamalar ışığında diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak