Atla

Eğitim Görmesini Engellemek Nedeniyle Boşanma Davası


Eğitim Görmesini Engellemek Nedeniyle Boşanma Davası

Eğitim Görmesini Engellemek Nedeniyle Boşanma Davası

Eğitim Görmesini Engellemek Nedeniyle Boşanma Davası

Karı veya kocadan herhangi birisi diğer eşin eğitim görmesini engellemeye yönelik hareketleri hususunda sosyal içerikli şiddete doğru bir davranış olduğundan dolayı ortak yaşamın devamına ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması boşanma davasında boşanmaya gerekçe sayılan davranışlardandır.

 

Eğitim Görmesini Engellemek

Anayasamızda güvence altına alınan eğitim ve öğretim hakkı hiçbir kimse tarafından engellenemez. Karı veya kocadan herhangi birisi diğer eşi, eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz.

Eğer eşin eğitim ve öğretimden mahrum bırakmaya yönelik davranışlar olur ise boşanma davasında boşanmaya gerekçe sayılan davranışlardır.

 Yargıtay örnek karar "davacı kadın üniversite sınavını kazandığı halde, davalı kocanın karısına öğrenim ve öğretim için yardımcı olmadığı.

 

Türk Medeni Kanununun 185/3 maddesinde yer alan " karı koca beraber yaşamak, birbirine karşı sadık kalmak ve birbirlerine yardımcı olmak mecburiyetindedirler" hükmüne ve yardım sorumluluğunu muhalif davrandığı.

Davacı kadının ise kocasını sevmediğini, onunla zorla evlendirildiğini söylediği ve tehdit içeriği taşıyan sözler sarf etiği anlaşılmaktadır. Bu durumda karı koca arasında ortak yaşamı temelinden sarsacak seviyede ve evlilik birliğin devamına olanak vermeyecek şekilde şiddetli bir geçimsizlik mevcut ve sabittir".

Sosyal Ortamlarda Eşi Yalnız Bırakmak Nedeniyle Boşanma Davası

Karı veya kocadan herhangi biri diğer eşi devamlı olarak sosyal ortamlarda, aile ziyaretlerinde, eşli iş toplantılarında yalnız bırakma hareketleri hususunda sosyal ve toplumsal şiddete yönelik bir davranış olduğundan dolayı müşterek hayatın ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında boşanma gerekçe sayılan davranışlardandır.

Eğitim Görmesini Engellemek Nedeniyle Boşanma

 

Yargıtay örnek karar "mahkemece, evlilik birliğinin ve ortak yaşamın temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, davalı ve karşı davacı olan kadının tamamen kusurlu olduğuna karar vererek, kadının davasının reddine karar verilmiş, davacı erkeğin davasının kabulü ile boşanmalarına karar verilmiş ise de: davalı karşı davacı kadının mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu hareketleri yanında, davacı karşı davalı erkeğin de karısına karşı ilgisiz davrandığı, karısını devamlı özel günlerde, arkadaş ziyaretlerinde ve sosyal ortamlarda yalnız bıraktığı ve boşanmaya neden olan hadiselerde, kocanın da kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda karı koca arasında ortak yaşamı temelinden sarsacak seviyede ve evlilik birliğin devamına olanak vermeyecek şekilde şiddetli bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen hadiseler karşısında, davalı karşı olan davacı kadın da dava açmakta haklı olduğu. Türk Medeni Kanununun 166. maddesi şartları davacı kadının davası açısından gerçekleşmiştir. Bu durumda, davalı karşı davacı olan kadının boşanma davasının da kabul edilmesi gerekirken, yazılı olarak ret kararı doğru görülmemiştir".

SIKÇA SORULAN SORULAR

Davacının işsiz olduğu, aylık yedi yüz elli TL kira ödediği, davalının ise evhanımı olduğu, gelirinin bulunmadığı, müşterek çocuğun özel okula gittiği, aylık okul taksidinin bin yüz otuz TL olduğu anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı, nafakanın hükmedildiği tarih ile eldeki davanın açıldığı tarih arasında geçen süre nazara alındığında, hakkaniyet ilkesine göre müşterek çocuk adına hükmedilen iştirak nafakasının indirilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

Hükmolunan nafakanın gelecek yıllarda da artırımına ilişkin talep konusunda; Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, TÜİK'ce belirlenen ÜFE artış oranında artırılmasına karar verilmesi gerekirken, TÜİK'in yayınlayacağı TÜFE oranında artışa karar verilmesi doğru değil ise de;bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün birinci paragrafındaki artışa ilişkin "...TÜİK'in yayınlayacağı TÜFE..." ifadelerinin çıkartılması suretiyle yerine “...TÜİK'ce belirlenen ÜFE...” ifadeleri yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına karar verilmiştir.

Her ne kadar davacı, boşanma davasından sonra kendisine ait işyerini devrettiği ve bu iş yerinde asgari ücretle çalışmaya başladığını bu şekilde ekonomik durumunda olumsuz değişiklikler olduğunu iddia etmiş ise de; dosyada dinlenen tanık beyanları ile davacının halen bahsi geçen iş yerinde kendi tabelası altında çalıştığı ve patron olarak hareket ettiği, dolayısıyla iş yeri devrinin de muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece; davacının boşanma davasından sonra sosyal ve ekonomik durumunun zayıfladığı iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yukarıdaki gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Toplanan delillerden davacının halen yurt dışında okuduğu, anne ve baba arasında imzalanan protokol gereğince öğrenim ücretlerinin davalı baba tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı, davalı baba tarafından da bir kısım öğrenim giderlerinin karşılanmadığının kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Açıklanan sebeplerle tarafların sunmuş oldukları diğer deliller de değerlendirilerek bilirkişi raporu alınmak suretiyle bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının çocuk için yapmış olduğu harcamaların toplam ………… TL, davalı (baba) tarafından ... için yapılan harcamaların toplam ………. TL olduğunu, aradaki farkın ……… TL olup, talep edilen ………… TL'lik tutarın ise davalı (baba) tarafından karşılanan giderler içerisine girmediği tespit edilmiştir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı (anne) tarafından takibe konu edilmeyen alacak kalemlerinin hesaplamaya dahil edildiği, takibe konu edilen bazı harcama kalemlerinin ise raporda yer almadığı anlaşılmaktadır.

Bu hali ile bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece bu rapora dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak