Atla

Eşin Ölümü Halinde Miras Ve Mal Paylaşım


Eşin Ölümü Halinde Miras Ve Mal Paylaşım

Eşin Ölümü Halinde Miras Ve Mal Paylaşım

Evlilikte Ölüm Halinde Mal Paylaşım

Mallara katılma rejimi Türk Medeni Kanunu tarafından yasal mal rejimi olarak kabul edilir. Yani eşler kendi aralarında belirledikleri herhangi bir rejim bulunmadığı zamanda kanun eşler için mallara katılma rejimini olan yasal mal rejimini uygular.

Mallara katılma rejimine göre eşlerin evlendikten sonra alınan mallar üzerinde eşit hakları bulunmasıdır. Evliliğin bittiğinde sona eren mal rejimi ölüm sebebiyle de bitmişse evlilik yine de mal rejimi sona erer.

Ölümle son bulan evlilikte hayatta kalan eş, ölen eşin mirasçısıdır. Ölen kilinin malları yani terekesi mirasçılara paylaştırılmadan önce hayatta olan eşin maldaki katılım hakkı düşürülür.

Hayattaki eş mallardan katılım hakkını aldıktan sonra da mirasçı olarak payına düşen malı alır. Aynı zamanda mirasçı olan hayatta kalan eşin mirastaki payı, diğer mirasçılara göre düzenlenir.

Vefat sonrası mal paylaşımı ile ilgili hususlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 499. maddesiyle sonrasında yer alır. Türk Medeni Kanunu 499. maddeye göre hayatta kalan eş, ait olduğu zümreye göre miras bırakana aşağıdaki şekillerde mirasçı olur.

eşin ölümü halinde mal paylaşımı

*Hayatta kalan eş vefat eden eşin altsoyuyla birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte birini alır. Altsoyda kimler vardır?

Çocuklar, torunlar, torunlarının çocukları, çocuklarının torunları şeklinde devam eder. Bu kişiler ölen kişinin mirasının ilk sahipleridir.

*Vefat eden eşin anne ve babasıyla mirasçı olursa yaşayan eş, mirasın yarısını alır.

*Ölen kişinin büyük anne ve büyük babaları ve onların evlatları ile birlikte mirasçı olursa eş, mirasın dörtte üçünü alır. Eğer onlar hayatta değilse yaşayan mirasın tamamını alır.

Ölenin Çocuğu yahut Torunu Varsa Eşin Miras Hakkı

Ölen eşin altsoyu birinci dereceden mirasçıdır. Miras bırakanın çocukları, torunları, onların çocukları altsoy oluşturur.

Türk Medeni Kanunu'nda yer alan hükümlere göre ölen eşin altsoyu ile mirasçı olursa hayatta olan eş, mirasın dörtte birini (1/4) alır. Şöyle de diyebiliriz altsoy ile birlikte mirasçı olduğunda eşin mirastaki payı mirasın dörtte biridir.

Ölenin Çocuğu yahut Torunu Yoksa Eşin Miras Hakkı

Eşlerden biri öldüğünde yapılan mal paylaşımında eğer ortada çocuk veya torun yoksa eş ikinci dereceden mirasçı olanlarla mirası paylaşır. Yani ölen kişinin anne ve babasıyla paylaşım yapılır.

Ölenin anne babasıyla yapılan mal paylaşımında eş mirasın dörtte ikisini (2/4) alır. Mirasın kalanıysa ikinci zümre mirasçılarındır. Onların arasında paylaşılır.

Ölenin Anne ve Babası Yoksa Eşin Miras Hakkı

Ölen kişinin anne ve babası hayatta değilse, büyük anne ve büyük babaları arasında miras paylaşılır hayatta kalan eşle. Böyle bir durumda hayatta kalan eş mirasın dörtte üçünü (3/4) alır.

Eğer büyük anne ve büyük babalardan herhangi biri bile hayatta değilse eş mirasın tamamını alır.

Miras bırakan kişinin ikinci zümreden mirasçı olan yakını da yoksa üçüncü zümre mirasçılarının mirastan pay alma hakkına sahiptirler. Bu durumda hayatta olan eş mirasın dörtte üçünü alır.

Peki, üçüncü zümreden mirasçı olan kişiler kimlerdir? Ölenin amcası, halası, teyzesi, dayı üçüncü zümreden mirasçılardır.

eşin ölümü halinde miras
Ölüm Halinde Sağ Kalan Eşin Katılma Alacağı Hakkı

Eşlerden birinin ölmesi durumunda ölenin mirasının net ortaya çıkması için yaşayan eşin var olan mallardan katılma hakkını alması gerekir.

Yasal mal rejimi olan mallara katılma rejiminin yaşayan eşe evlilik sonrası edinilen mallardan eşit oranda hakka sahiptir. Yaşayan eş bu katılma hakkını alınca kalan mallar mirası oluşturur. Miras davası öncesinde öncelikli olarak eşin katılma hakkını alması gerekir.

Asliye mahkemesinde mal rejimi tasfiyesi davası görülürken mirasın tasfiyesi sulh hukuk mahkemelerinde yapılır. Parasal alacak hakkı kapsamında yer alır yaşayan eşin katılma alacağı ile katkı payı.

Türk Medeni Kanunun yasal mal rejimi olarak kabul edilen mal rejimi mallara katılma rejimidir (Ocak 2002'den beri). Yasal mal rejimi olarak kabul edildiği tarihten itibaren evlendikten sonra edinilen mallar üzerinde eşler eşit haklara sahip olmasıdır.

Mal rejimi Türk Medeni Kanunu'nda yer alan durumlar ile eşlerden birinin ölmesiyle sona erer. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden birinin çalışıp çalışmaması önemli değildir. Yasa bu hakkı eşlere verir.

Kanunlar böylece ev işleriyle ilgilenen ve çalışmaya zamanı olmaya eşleri korur ve adaletsizlik olmasının önüne geçmeye çalışır. Eşlerden biri öldüğünde diğer eşin katılma hakkı öncelikle bu malların varsa borcu olan miktar mallardan çıkarılıp öyle belirlenir.

Miras bırakanın öncelikli borcu sağ olan eşin katılma alacağıdır. Bu nedenle ölen eşin mirası belirlenmesi için sağ kalan eşin katılma alacağı terekeden çıkarılır. Terekeden çıkarılan katılma halkından sonra kalanlar mirası oluşturur.

Ve miras sağ olan eşin de yer aldığı mirasçılar arasında paylaşılır. Sağ olan eş katılma alacağı karşısında hem borçlu hem alacaklı konumundadır. Çünkü terekenin borcu olan katılma hakkı çıkarılmadan mirastan kendine düşen payı da alamaz.

Türk Medeni Kanunu madde 240'da 'Eşya Konutu ve Ev Eşyası' başlığı altında şöyle bir ibare yer alır:

Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinden kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklemek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.

Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinden kendisine mülkiyet hakkı tanımasını isteyebilir.

Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinden mülkiyet hakkı tanınabilir.

Sağ kalan eş, miras bırakanın bir meslek veya sanat icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakkı kullanmaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Mahkemece, vasiyetnamenin okunup okunmadığı, vasiyetnamenin iptali davası açılıp açılmadığı araştırılarak ve davalı tarafından ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/43 Esas sayılı dosyasında açılan veyargılamasının devam ettiği anlaşılan dava tarafların miras paylarını etkileyeceğinden HMK'nın 165. maddesi gereğince bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen bu hususlar üzerinde durulmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

Davalı çekişmeli bağımsız bölümü devir alması nedeniyle kendisine ait kiraları mirasbırakanın aldığını savunmuş ise de; Yapı Kredi Bankası’nın cevabi yazılarında davalıya ait hesaptan ATM aracılığıyla nakit çekildiğinin bildirildiği, kimin çektiğinin ise tespit edilemediği, mirasbırakanın anılan kira gelirlerini aldığının.

Somut deliller ile davalı tarafından ispat edilemediği, öte yandan dinlenen tanık beyanları uyarınca mirasbırakanın ekonomik durumunun iyi olduğu ve mal satmayı gerektirecek bir ihtiyacının bulunmadığı, ayrıca çekişmeli 4 no’lu bağımsız bölümün satın alınmasında davalının annesi ...’nın da katkısı olduğu kabul edilmiş ise de; anılan bağımsız bölümün ...’nın ölümünden sonra.

Mirasbırakan tarafından 1983 yılında edinildiği bir Bütün halinde değerlendirildiğinde mirasbırakanın ikinci eşinden ziyade ilk eşinden olma kızına mal kazardırmak amacıyla hareket ettiği.

Yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddedilmesi hatalıdır.

Mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, davalı yanın ve davalı tanıklarının, mirasbırakanın başka yerde de evinin olduğu yönündeki beyanları karşısında çekişme konusu taşınmaz dışında mirasbırakan adına kayıtlı başkaca taşınmaz bulunup bulunmadığının etraflıca araştırılması.

Dava konusu taşınmaz ile dava konusu olmayıp mirasbırakan adına kayıtlı olan taşınmaz haricinde mirasbırakan adına kayıtlı başkaca taşınmaz bulunması halinde taşınmazların değerinin uzman bilirkişiler aracılığıyla saptanması.

Temlik edilen taşınmazın değerinin mirasbırakanın toplam mal varlığına oranı, temlikin makul sınırlar içinde kalıp kalmadığı saptanarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Davalı çekişmeli bağımsız bölümü devir alması nedeniyle kendisine ait kiraları mirasbırakanın aldığını savunmuş ise de; Yapı Kredi Bankası’nın cevabi yazılarında davalıya ait hesaptan ATM aracılığıyla nakit çekildiğinin bildirildiği, kimin çektiğinin ise tespit edilemediği.

Mirasbırakanın anılan kira gelirlerini aldığının somut deliller ile davalı tarafından ispat edilemediği, öte yandan dinlenen tanık beyanları uyarınca mirasbırakanın ekonomik durumunun iyi olduğu ve mal satmayı gerektirecek bir ihtiyacının bulunmadığı, ayrıca çekişmeli 4 no’lu bağımsız bölümün satın alınmasında davalının annesi ...’nın da katkısı olduğu kabul edilmiş ise de; anılan bağımsız bölümün ...’nın ölümünden sonra mirasbırakan tarafından 1983 yılında edinildiği.

Bir bütün halinde değerlendirildiğinde mirasbırakanın ikinci eşinden ziyade ilk eşinden olma kızına mal kazardırmak amacıyla hareket ettiği, yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğu anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddedilmesi hatalıdır.

Mahkemece, vasiyetnamenin okunup okunmadığı, vasiyetnamenin iptali davası açılıp açılmadığı araştırılarak ve davalı tarafından ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/43 Esas sayılı dosyasında açılan ve yargılamasının devam ettiği anlaşılan dava.

Tarafların miras paylarını etkileyeceğinden HMK'nın 165. maddesi gereğince bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen bu hususlar üzerinde durulmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak