Atla

İşçinin İşe İadesi Davası


İşçinin İşe İadesi Davası

İşçinin İşe İadesi Davası

İşçinin İşe İadesi Davası

Günümüzde birçok işyeri  keyfi nedenlerle işçileri işten çıkarma eğiliminde olmaktadırlar. Bu keyfi uygulamanın önüne geçmek adına işçiye hukuk çerçevesi içerisinde bazı haklar doğmaktadır. Bu haklarlar İş Kanunu bağlamında güvence altına alınmıştır. İşe iade davası da alınan bu önlemlerden birini teşkil etmektedir.

Burada amaç işçi ve işveren arasındaki sözleşme kapsamında işçilerin çalışma şartlarını ve sorumluluklarını belirli çerçevede düzenlemektir. İşverenlerin işçileri keyfi yani herhangi bir neden göstermeden veya herhangi bir sebep olmadan işten çıkarması İş Kanunu’nun 20. maddesi gereğince geçerli sayılmamaktadır.

 İşe iade davası kapsamında bu maddenin işlemesi de belirli koşullara bağlanmıştır. Genel olarak belirli sıra ile listelemek mümkündür. Öncelikle işçinin o işyerinde altı aydır çalışmış olması yani altı aylık kıdemi olması gerekmektedir. Aynı zamanda işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesine tabi olması gerekmektedir.

Şöyle ki iki tür iş sözleşmesi vardır. Birincisi belirli iş sözleşmesidir. Burada işçinin ne kadar süre çalışacağı bellidir ve iki aylık veya bir yıllık gibi sözleşmeler belirli sürelidir denebilir. Burada işçinin hangi süre zarfı içerisinde çalışacağı önceden işçi ve işveren tarafından belirlenmiştir. Diğeri ise herhangi bir süreye tabi olmayan iş sözleşmesidir ki bu da belirsiz sürelidir.

Burada şunu belirtmekte fayda vardır. Süreli veya süresiz olarak işveren ile işçinin yaptığı sözleşmeden önce eğer işçi işi terk ederse, burada yeni işverenin bazı sorumlulukları doğmaktadır.  Eğer işveren işçinin bir önceki işvereni ile yaptığı sözleşmeyi feshetmesine sebep olmuşsa, işçinin yaşamış olduğu bütün süreçlerin bilincinde olarak onu işe almışsa ve hatta bütün bu durumları bilerek onu hala çalıştırmaya devam ediyorsa yeni işveren bu hallerden sorumludur.

İş sözleşmesi işveren tarafından feshedebilir. İşçi de iş sözleşmesini feshedebilir. Ama işe iade davası açısndan işverenin sözleşmeyi feshetmesi gerekmektedir ki işçi de işe geri dönmek için dava açabilsin. Bir diğer koşul ise İşverenin iş yerinde otuz veya daha fazla işçi çalıştırıyor olması gereğidir. Ayrıca bu davayı açabilmek için işçinin işveren vekili statüründe  bir işçi olmaması gerekmektedir.

Bu durumu şöyle açıklamak mümkündür. Her iş yerinde işveren vardır. Bir de işveren yerine  işyerinin bütününü sevk ve idare edenler mevcuttur. Örnek vermek gerekirse müdür işçiyi işe alma veya çıkarma yetkisine de sahiptir. Bundan dolayı müdürlerin işten çıkarıldıklarında kendileri için böyle bir dava açma yetkileri yoktur. Kısacası bu davayı açabilmenin ön koşulu işçi olmaktır.

işe iade arabulucu avukat ankara

İşe iade davasında işveren ve işçinin haklı nedenlerle derhal fesih hakları da İş Kanunu’nda belirli maddeler ile düzenlenmektedir. Bunlardan biri sağlık sebepleridir. Örneğin işçinin çalışma koşulları sağlığına herhangi bir tehdit oluşturuyorsa, iş sözleşmesi süresini beklemeksizin sözleşmeyi feshedebilir.

Diğeri ise ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerdir. Bunlar genel olarak toplumun normlarına göre düzenlenmiş ahlak kurallarıdır. Bir diğeri ise zorlayıcı sebeplerdir. İşçinin çalıştığı işyerinde zorlayıcı sebepten kaynaklı işini bir hafta süre ile yapamaması durumudur. Örneğin işçi kendi isteği dışında oluşan gözaltı veya tutuklama durumları ile karşı karşıya kalmış ise bu durumda da işverenin fesih hakkı doğmaktadır.

Sonuç olarak herhangi bir neden olmadan veya keyfi olarak işten çıkartılan işçi, açmış ve kazanmış olduğu işe iade davasını, bu süre zarfı içerisinde geçirmiş olduğu ya da buna mecbur bırakıldığı boş günler için para isteme hakkına sahiptir. Aynı zamanda bu süre zarfı içerisinde meydana gelen diğer haklarını da talep etme hakkına sahip olmaktadır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

ÖZET: İş verenin mahkeme kararının sonuçlarını bertaraf etmek amacıyla yaptığı eylemler hukuka aykırı olup davacının şahsi menfaatleri ihlal edildiğinden ihlalin ve kusurun özel ağırlığına göre manevi tazminat verilmelidir.

İşe başlatmama tazminatı süresi içinde işe başlatılması için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmamanın müeyyidesi olup davalı işverenin mahkeme kararının sonuçlarını bertaraf etmek amacıyla işlediği davacının kişilik haklarını zedeleyen hukuka aykırı eylemi davacıya işe başlatmama tazminatı yanında ayrıca manevi tazminat ödenmesini de gerektirir.

ÖZET: Davacının işe başlatmama tazminatının da geçersizliğine karar verilen fesih tarihindeki ücret üzerinden değil, işe başlatmama tarihindeki ücret üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir.

Usule aykırı olarak işe başlatmama tazminatının eksik olarak kabulü, fark kıdem tazminatının ise reddine karar verilmesi yeniden bozmayı gerektirmiştir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak