Satış Vaadi Sözleşmesi İptali

ile ilgili diğer konu başlıkları, satış vaadi sözleşmesi nasıl yapılır, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi nasıl yapılır, satış vaadi sözleşmesi örneği, satış vaadi sözleşmesi zamanaşımı, satış vaadi sözleşmesi noter harcı, satış vaadi sözleşmesi nedir, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, satış vaadi sözleşmesi mirasçıları bağlar mı, arsa satış vaadi sözleşmesi örneği, satış vaadi sözleşmesi iptali, gayrimenkul sözleşmesi, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi iptali

SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ

  •  SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ NEDİR : Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi, Alıcı ve satıcının karşılıklı olarak, satıcının taraflarca belirlenen bir bedel karşılığında taşınmazın satışını vermek, alıcının da bu taşınmazı satın almak ve bedelini ödemek konusunda tapu sicil memuru karşısında tarafların vaat ve taahhüt beyanlarını kapsayan ve noterlerce düzenlenen sözleşme satış vaadi sözleşmesidir.
  • İleride yapılacak olan asıl satışın yapılmasına dair ön sözleşmedir.

Satış Vaadi Sözleşmesi iptali – Nasıl Yapılır

  • Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlemeye noterler yetkilidir ve ancak; noterlerce düzenlenen satış vaadi sözleşmesi geçerlidir.
  • Tapuya şerh edilmesi şarttır. Ancak alıcı satış vaadi sözleşmesine dayanarak tek taraflı olarak asıl satışın yapılmasını isteyemez.
  • Satıcının da bu işleme katılması gerekir aksi halde alıcı mahkeme yoluyla adına tescil isteyebilir.
  • Tapuya şerh edilen şahsi haklar üçüncü şahıslara karşı ileri sürülebilir.
  • Tarafların hak ve borçları açıkça tereddüte meydan vermeyecek şekilde ve taşınmazın bedeli ve ödenme şekli sözleşmede belirtilir.

Yargıtay Kararı – Satış Vaadi Sözleşmesi iptali

  • Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, bir taşınmazın satım sözleşmesinin yapılmasını isteme hakkı veren bir ön sözleşmedir. Taraflar düzenledikleri ön sözleşme ile ana sözleşmenin akdedilmesini hüküm altına almak istemektedirler. Ön sözleşmenin akdedilmesi ile taraflardan biri yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde diğer tarafın ifayı talep hakkı doğacaktır.

YARGITAY KARARI: SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ İPTALİ

T.C. YARGITAY 14.Hukuk Dairesi Esas:  2014/9188 Karar: 2014/13369 Karar Tarihi: 25.11.2014

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN DAVALARDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ – ZAMANAŞIMININ SÖZLEŞMENİN İFA OLANAĞININ DOĞMASI İLE İŞLEMEYE BAŞLAYACAĞI – DAVANIN ZAMANAŞIMINA UĞRADIĞI GEREKÇESİ İLE REDDİNİN İSABETSİZ OLUŞU

ÖZET: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Satış vaadi sözleşmesinde kadastro tutanağına itiraz sonucunda ferağ verileceği kararlaştırıldığından, taşınmazda kadastro tutanağına itiraz sonucu 09.07.1991 tarihinde tapuya tescil edildiğinden, zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak ifa olanağının mevcut olmadığı satış vaadi sözleşmesi tarihinin esas alınması doğru değildir. Kaldı ki davacı mahkemeye başvurmak ve harcını da yatırmak suretiyle 30.06.1998 tarihinde davayı açmıştır. Satış vaadi sözleşmesi ise 01.01.1988 tarihli olup mahkemece davanın açıldığı tarih olarak 06.07.1998 tarihinin kabulü ile davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddi doğru görülmemiştir. Bu nedenle, işin esası hakkında sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (818 S. K. m. 125, 128, 140) (4721 S. K. m. 2)

Satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan ‘dürüst davranma kuralı’ ile bağdaşmayacağından dinlenmez.

BK. m. 128’e göre; ‘müruruzaman, alacağın muaccel olduğu zamandan başlar; alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruruzaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder.’ Görülüyor ki, kural zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu tarihten başlamasıdır. Alacağın muaccel olması, ifa zamanının gelmiş, ifaya engel bir durumun kalmamış olması demektir.

Bilindiği üzere; zamanaşımı, kanunda belirtilmiş olan süresi içinde talep ve dava edilmemiş olan alacakların özüne dokunmamakla beraber “dava edilebilme vasfını kaybetmesi’ sonucunu doğuran bir süre geçimidir. Hak düşürücü süreden farklı olarak, zamanaşımında borç sona ermemekte ve fakat dava edilebilme olanağı kalmamaktadır. Diğer taraftan, hak düşürücü sürenin varlığını hakimin kendiliğinden (re’sen) gözetmesi gerekirken, zamanaşımının varlığı def’i olarak ileri sürülürse dikkate alınabilir. (BK m. 140). Dolayısıyla, zamanaşımı borçluya sadece bir def’i hakkı verir. Buna da zamanaşımı def’i denilmektedir.

Satış vaadi sözleşmesinde kadastro tutanağına itiraz sonucunda ferağ verileceği kararlaştırıldığından, taşınmazda kadastro tutanağına itiraz sonucu 09.07.1991 tarihinde tapuya tescil edildiğinden, zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak ifa olanağının mevcut olmadığı satış vaadi sözleşmesi tarihinin esas alınması doğru değildir.

Kaldı ki davacı mahkemeye başvurmak ve harcını da yatırmak suretiyle 30.06.1998 tarihinde davayı açmıştır. Satış vaadi sözleşmesi ise 01.01.1988 tarihli olup mahkemece davanın açıldığı tarih olarak 06.07.1998 tarihinin kabulü ile davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddi doğru görülmemiştir.

Bu nedenle, işin esası hakkında sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA,

  Satış Vaadi Sözleşmesi iptali

Avukat