Şirket Birleşme ve Devralma | Ankara Avukat

Şirket Birleşme ve Devralma

Şirket Birleşme ve Devralma

Şirket Birleşme ve Devralma Nasıl Olur? Şirket nasıl birleştirilir ve devralınır sorusuna verilebilecek 3 farklı yanıt vardır. Genel olarak şirketler devralma, satın alma ya da konsolidasyon yöntemiyle bileştirilir ya da devralınır. Türk Ticaret Kanununun 6102 sayılı hükmüne göre birleşmeler devralma ya da yeni kuruluş olma şekilde olabilir.

Şirket Birleştirme ve Devralma Şartları

Şirket birleştirme ve devralma işleminin yapılabilmesi için bazı koşullar mevcuttur. Bu koşullar sermaye şirketi ve şahıs şirketlerinde farklıdır. Sermaye şirketleri devralan şirket olması şartı işe şahıs şirketi birleşmesi gerçekleştirebilir.

Şahıs şirketleri de devralınan şirket olmalıdır. Bu koşul sağlandığı taktirde birleşmeler sağlanabilir. Ayrıca tasfiye halindeki şirketle de birleşme ve devralma söz konusudur. Bunun için de tavsiye halindeki şirketin devralınması ve henüz şirketin malvarlığının dağıtımına başlanmamış olması gereklidir.

Hangi Nedenler İle Şirket Birleştirilebilir?

Türk Ticaret Kanunun ilgili maddesine göre birleştirme ve devralma sürecinin başlatılabilmesi için bazı nedenlerin olması şartı aranmaktadır. Bu nedenlerden en önemlilerinden birisi rekabeti azaltmaktır. Bunun yanı sıra şu nedenler ile de şirket birleştirilebilir ve devralınabilinir.

  • Verimliliği arttırmak,
  • Ekonomik gücü yükseltmek,
  • Maliyet avantajını sağlamak,
  • Şirketin kârını arttırmak.

Şirket Birleştirme ve Devralma Nasıl Gerçekleştirilir?

Şirket birleşmeleri devralma yolu ile gerçekleştirilebilir. Merger olarak adlandırılan bu yöntem bir şirketin varsa tüm borçları ya da alacağı ile haklarını devretmesidir. Bir başka biçim ise satın almadır.

Acquistion şeklinde de ifade edilen bu biçimde bir şirketin belirli bir kısmının ya da tamamının satın alınması söz konusudur. Şirket birleştirme ve devralmanın bir başka yolu ise konsolidasyondur. Bu yöntem de hukuki olarak şirketlerin varlıklarının sonlandırılıp yeni bir şirket kurmalarıdır.

Şirket Birleştirme ve Devralmada Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bir şirketin devredilmesi ya da birleştirmesi gerçekleştirilecekse ilk olarak yapılması gereken şey söz konusu olan hakların değerinin serbest muhasebeci mali müşavir tarafından tespit edilmesidir.

Şayet şirket denetime tabi ise değer tespitini denetçi de yapabilir. Bunun yanı sıra devralınacak olan hisselerin üzerine herhangi bir borç olup olmadığının kontrol edilmesi de sonrasında yaşanabilecek sıkıntıların önüne geçilmesi adına önemlidir.

Şirket Birleşme ve Devralma – Anonim Şirket Davaları

Şirket Birleşme ve Devralma, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında bulunan hükümler çerçevesinde anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ve diğer üst düzey yöneticilerin, şirket tüzel kişiliği, ortakları ve şirketin alacaklılarına ilişkin olarak sözleşmeden ve haksız eylemlerden kaynaklı olarak ortaya çıkan hukuki yükümlülükleri bulunur.

Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hem şirkete, hem şirket hissedarlarına hem de alacaklılarına yönelik olarak hukuki yönden sorumlulukları bulunmaktadır.

Yeni Türk Ticaret Kanunu’ nun 549. Maddesi dahilinde kuruluş esnasında mevcut belgelerin ve beyanların kanuni yönden aykırılığının söz konusu olması, 549 madde dahilinde sermaye ile ilgili yanlış beyanlar ve ödemenin ideal seviyede olduğunun bilincinde olunması,

Yeni Türk Ticaret Kanunu

551. Madde dahilinde değer bildirimi aşamasında yolsuzluk, 552. Maddesinde ise Serbest Piyasa Kurulu (SPK) bünyesinde, bir anonim şirket ya da başka bir şirket kurmak amacı ile halktan para toplanması şeklinde listelenir. Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının yükümlülüğü ise Yeni Türk Ticaret Kanunu’ nun 553. Maddesinin;

1.fıkrasında, yönetim kurulu üyelerinin, kanundan ve esas sözleşmeden kaynaklı oluşan sorumluluklarına uymadıkları halde, kusurlarının bulunmadığını ispatlayamadıkları sürece, hem şirket hem de pay sahipleri hem de şirket alacaklıları açısından oluşturdukları zararlara ilişkin olarak yükümlülükleri bulunur.

2.fıkrasında, kanun sözleşmesinden ya da esas sözleşmesinden meydana gelen bir görevi ya da yetkiyi, kanun kapsamında başka kişiye devrini gerçekleştiren organlar ya da kişiler, bu görev ve yetkileri, devrini elde eden kişilerin seçimi esnasında makul seviyede dikkatli hareket etmemelerinin ispat edilmesi dışında, bu kişilerin eylem ve kararlarından yükümlülük taşımazlar.

3.fıkrasında ise herhangi biri kontrolü haricinde bulunan kanun ya da esas sözleşme odaklı aykırılıklar ya da yolsuzluklar nedeni ile yükümlülük taşımaz. Bu yükümlü olunmaması hali gözetim ve özen yükümlülüğü taşıdığı dolayısı ile geçersiz kılınamamaktadır.

Yeni Türk Ticaret Kanunu’ nun 555. Maddesi çerçevesinde şirketin karşı karşıya kaldığı zararların tanzimi çerçevesinde davacı olarak şirket, ve her bir pay sahibi talepte bulunabilir. Söz konusu zarar, şirketin doğrudan karşı karşıya zararı teşkil eder.

Pay sahipleri ile karşı karşıya kaldığı zarar ise dolaylı zararı kapsar. Pay sahipleri tazminatın sadece şirkete ödemesi yönünde talepte bulunabilir. TTK 556. Maddesi çerçevesinde zarar yaşayan şirketin iflas etmesi durumunda, tazminatın şirkete ödenmesini talep etme hakkı şirket alacaklıları da haiz olur.

Söz konusu talebinin ilk olarak iflas idaresi tarafından belirtilmesi gerekliliği bulunur. İflas idaresi tarafından dava açılması yaklaşımında bulunulmaz ise şirket alacaklıları bu aşamada dava ikame etme şansına sahip olabilir. Kazanılan tazminat ilk olarak davayı açan alacakların borçlarının tahsisi için değerlendirilir.

Aynı kanunun 557. Maddesinde ise dış ilişki çerçevesinde zarar yaşayana yönelik, birden fazla kişinin yükümlülüğünde bulunuyor ise her birinin kusuru düzeyinde diğerleri ile beraber farklılaştırılan müteselsil yükümlülük öngörülür.

Diğer makalelerimize Ankara Avukat sayfamızdan göz atabilirsiniz.

Şirket Birleşme ve Devralma | Sıkça Sorulan Sorular

ALACAK DAVASI – İŞYERİ DEVRİNİN İŞÇİLİK ALACAKLARINA ETKİLERİ. DAVACININ ÇALIŞMA SÜRESİ, FESİH VE DAVA TARİHLERİ GÖZETİLDİĞİNDE DAVACININ İŞÇİLİK ALACAK VE TAZMİNATLARINDAN DAVALILARIN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN SORUMLU TUTULMASI GEREKTİĞİ.

ÖZET: Davalı İ.. şirketi İ.. Otel işyerinin diğer davacıdan kiraladıklarını iddia etmektedir. Bu konuda sunulduğu iddia edilen kira sözleşmesi dosyada olmasa da tanık anlatımlarına göre olay 2016 yılında gerçekleşmiş ve otelde çalışan işçiler de İ.. şirketinde çalışmaya devam etmiştir.

Bu durumda davalı şirketler arasında ilişki kira ilişkisi olmayıp işyeri devri mahiyetindedir. Davacı ise işyeri devri gerçekleşmeden davalı işveren İ.. Şirketi tarafından haksız ve önelsiz 29/02/2016 tarihinde işten çıkartılmıştır. Davacının çalışma süresi, fesih ve dava tarihleri gözetildiğinde davacının işçilik alacak ve tazminatlarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekir.

Bu sebeple ilk derece mahkemesi kararı yerinde olmadığından kaldırılmalı ancak bu eksiklik yeniden hüküm kurulmasına engel olmadığından davacının işçi alacakları ve tazminatlarını davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili yönünde davanın kısmen kabulü kısmen reddine dair karar verilmiştir.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri