Atla

Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası


Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası

Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası

Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası

Taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçu TCK 85. madde de düzenlenmiştir. İlgili madde ‘'Taksirle Öldürme' başlığı altında açıklanmaktadır. Taksirle öldürme suçundan bahsedilen şey, gösterilmesi gereken dikkatin ve özenin gösterilmemesi sonucunda öngörülemeyecek bir netice oluşması ve bir kişinin ölümüne sebebiyet verilmesidir.

Bu suçta taksir seviyesi önem taşır. Çünkü bir suça sebep olan şey bilinçli taksir ise verilmesi gereken ceza oranı değişiklik göstermektedir.

Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Sebep Olma Suçu Nedir

Bilinçli taksirde söz konusu olan davranış, kişinin ölümüne sebep olacak davranışın sonucu öngörülmektedir. Fakat bu öngörüye rağmen bilinçli taksir suçunu işleyen kişi, neticenin gerçekleşmeyeceğini düşünerek ve buna güvenerek hareket etmektedir. Dikkat edilmesi gereken nokta bilinçli taksirde de,  fail ortaya çıkan neticeyi istememektedir.

Her iki durum için de ortak olan nokta budur. Fail neticeyi istemediğinden taksirle öldürme konusu oluşmaktadır. Fail ortaya çıkacak neticeyi bilerek ve bu neticenin oluşmasını isteyerek eylemini gerçekleştiriyorsa, bu durumda taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan değil kasten adam öldürme suçundan bahsetmek gerekmektedir. Taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçuyla koruma altına alınmak istenen hukuksal fayda, elbette ki yaşama hakkı olmaktadır.

Bu hukuksal fayda, kasten öldürme suçu için de geçerlidir. Herkes ilgili suçun faili ya da mağduru olabilmektedir. Fail ya da mağdur olmanın özel bir şartı veya statüsü yoktur. Fakat ihmal haliyle oluşan davranışın cezalandırılabilmesi için fail mutlaka garantör sıfatına sahip olmalıdır. Konu edilen suç, şikâyete bağlı bulunan bir suç değildir. Suçun işlendiğini öğrenen savcılık, öğrenmenin gerçekleştiği anda fail için re'sen soruşturma başlatır ve kamu davası açılır. Bu suç için zamanaşımı süresi mevcut olup, bu süre 15 yıldır. Zamanaşımı süresi geçtikten sonra soruşturma yapılması mümkün olmamaktadır. Taksirle adam öldürme suçunda failin sorumluluğu kendi kusurluluk durumuna göredir. Kusurdan kasıt, failin gösterilmesi gereken dikkat ve özeni gösterme yükümlülüğünden kaçıp kaçmadığıdır.

Fail kusur sorumluluğunda bireysel olarak ele alınmaktadır. Eğer fail başka türlü davranamamış yani diğer bir ifade ile dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranmış ama buna rağmen netice yine de gerçekleşmişse, neticenin gerçekleşmesinden kaçınılamamışsa, faile kusur yüklenmesi söz konusu olmaz. Taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma suçunda objektif sorumluluk söz konusu olamaz. Bu nedenle de faile verilecek ceza tayinin de bahsedilen kusur oranı kullanılır. Konu edilen suç bir değil birden fazla kişi tarafından işlenmişse, her bir fail kendi kusuru oranında sorumlu tutulur. Dolayısıyla her birinin alacağı ceza, kusur oranlarına göre farklılık gösterebilmektedir.

Taksirli suçlara teşebbüs söz konusu olamaz. Bu nedenle de taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma suçunda teşebbüs hükümleri uygulanmaz. Bu suça iştirak da mümkün olmamaktadır. TCK 22/5. madde kapsamında her fail kendi kusuruyla alakalı olarak sorumlu tutulmakta ve ceza da bu kusura göre belirlenmektedir.

Trafik Kazalarında Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Neden Olma Suçu

Trafik kazaları kasten işlenen fiiller neticesinde olmaz. Taksirle işlenen fiiller soncunda trafik kazaları olmaktadır. Yani trafik kazası, failin dikkat ve özen konusunda aykırı hareket etmesiyle oluşmaktadır. Bunun yanı sıra kazalar taksirle oluşabileceği gibi bilinçli taksirle de oluşabilmektedir. Fail trafik kazası neticesinde ölüme sebebiyet verdiyse, taksirde ve bilinçli taksirde farklı cezalarla karşılaşır. Alkollü araç kullanımı neticesinde bir kişinin ölümüne sebep olma, maalesef sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.


 

Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu ve Cezası

Özellikle araç sayısında yaşanan artış ve kişilerin dikkatsiz davranmaları neticesinde pek çok kişi trafik kazalarında yaşamlarını yitirmektedir. Eğer bir kişi yüksek oranda alkol almış ve bu şekilde araba kullanmışsa ve bu hareketi sonucunda trafik kazasına sebebiyet vermişse, trafik kazası neticesinde de ölüme neden olmuşsa bu kişi bilinçli taksir düzeyinde bir suç işlemiş olmakta ve bu suçtan sorumlu tutulmaktadır. Çünkü bir kişi alkol alarak trafiğe çıktığında aslında tipik olarak oluşacak neticeyi görür. Fakat bu neticenin gerçekleşmesine ihtimal vermez. Bu nedenle bu kişi bilinçli taksirle adam öldürme suçu işlemiş sayılır ve buna göre ceza alır. Yargıtay, alkol alınarak araç kullanılmasını bilinçli bir şekilde sürüş yeteneğinin kaybedilmesi olarak tanımlar.

Alkollü araç kullanan kişi aynı zamanda bir suç daha işlemiş sayılır. O suç da, trafik güvenliğini tehlikeye atma suçudur. Ancak fail bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olmuşsa, hem bilinçli taksirle adam öldürme suçundan hem de trafiğin güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ceza almaz. Yargıtay görüşüne göre, bu iki suçtan hangisi daha ağır bir ceza gerektiriyorsa, o ceza verilecektir. Bir kişi bilinçli taksirle adam öldürme suçu işlemişse, taksirle adam öldürme suçuna göre daha fazla ceza ile karşılaşacaktır. Bu nedenle bilinçli taksir halinin var olup olmadığı, araştırılması gereken çok önemli bir husustur.

Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası

Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Neden Olma Suçunun Cezası

Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunda görevli bulunan mahkeme, Asliye Ceza Mahkemesi'dir. Burada görevli mahkeme kapsamı için taksir seviyesine bakılmamaktadır. Fakat taksirli fiil sonucunda en az 1 ölüm ve en az 1 yaralanma olmuşsa, görevli olan mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olmaktadır.

Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Neden Olma Suçu

Taksirle ölüme neden olma suçunda verilmesi gerekli olan ceza, TCK 85. madde de yer almaktadır. Bu maddeye göre; bir kişi taksirle bir kimsenin ölümüne neden olmuşsa, o kişiye 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilmektedir. Ancak taksirli eylem neticesinde hayatını kaybeden sayısı birden fazlaysa veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte yaralı/yaralılar varsa, bu tabloda faile 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilmektedir. Burada suçun nitelikli hali oluşmuştur.

Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası

Bilinçli taksirle adam öldürme suçunda belirtilen cezalar 1/3'ten 1/2 oranına kadar artış gösterir. Burada da suçun nitelikli halinden bahsedilir. Yakınının ölümüne neden olacak bir taksirli davranış varsa, bu davranış failde üzüntüyü ve ıstırabı arttırmaktadır. Bu üzüntü ve ıstırabın artmasını engellemek için fail cezasızlık nedeninden yararlandırılabilir. Bu durum göz önüne alındığında, taksirli eylemin neticesi, failin mağdur olması(kişisel ve ailevi açıdan mağduriyet) yönünde ilerlerse, o kişiye artık ceza verilmez. Bilinçli taksir söz konusu olduğunda da ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.

Adli para cezası, taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunda özellikli bir durum sağlamaz. Bu suçla alakalı olarak yapılacak yargılamada eğer ceza koşulları mümkün kılıyorsa asli para cezasına hükmedilebilir. Bu durumda verilecek ceza miktarı belirleyici değildir. Adli para cezasına çevrilmesi mümkün olmayan suç, bilinçli taksirle ölüme neden olma suçudur.

Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası

Taksirle Öldürme Suçunun Unsurları

Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan bahsedebilmek için yani bu suçun oluşması için bazı unsurların bir arada yer alması gereklidir. Bahsedilen suçun unsurları bir unsur dışında kasten öldürme suç unsurları ile aynıdır. Bahsi geçen fark ise manevi unsur kapsamındadır.

Taksirle bir kimsenin ölümüne neden olma suçunda, kasten öldürmede olduğu gibi ölüm sonucuna yönelik olarak yapılan bir kast söz konusu değildir. Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunda en mühim unsur, fiilin taksirle işlenebilen suç kapsamında olmasıdır.

Çünkü kasten işlenen bir suç bu kategoride yer almamaktadır. Ayrıca fail suçu işlerken yaptığı hareketi iradi şekilde gerçekleştirmeli ancak ulaşılan sonuç iradi olmamalıdır. Diğer bir deyişle, fail hareketi idari olarak yaparken neticeyi istememiş olmalıdır. Suçun diğer unsuru, gerçekleşen hareket ve sonuç arasında nedensellik bağı bulunmasıdır. Ayrıca sonucun öngörülebiliyor olması, taksirle bir suçtan bahsedilecekse önem arz eden bir husustur. Başka bir ifade ile istenmeyen sonuç yani olayın neticesi mutlaka öngörülebiliyor yani tahmin edilebiliyor olmalıdır. Fail sonucu öngörüyor buna rağmen neticeyi istemiyorsa, o zaman bilinçli taksirden bahsetmek gerekir. 

 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Mahkemece yargılama sırasında nörolog, trafik bilirkişisi ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten alınan raporda, kazanın davalı sürücünün münhasıran almış olduğu alkolün etkisiyle meydana geldiği belirtilmiş, ancak mahkemece dava konusu kaza ile ilgili ..

Ağır Ceza Mahkemesinin ilgili dosyasında yapılan yargılama sonunda aracın sağ ön lastiğinin patlaması nedeniyle aracın hakimiyetini kaybettiği ve aracın yüksek hızda olduğu, bozuk teknik özelliklere aykırı araç kullandığı için araçta 4 kişinin hayatını kaybettiği, sanık sürücünün taksirle ölüme sebebiyet verdiği gerkçesi ile sanığın neticeten 42.300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği gözetilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Ceza dosyasının temyiz edildiği ve henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, ceza yargılamasının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA

Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan sanık ...’in eyleminin taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nun 23 ve 86/2. maddeleri delaletiyle 85/1, 62, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin,  hükmün sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yüksek 12. Ceza Dairesince.

"5237 sayılı TCK’nun 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışının terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan 'versari in re ilicita' yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir.

Kanunun 87/4. maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddedeki atfın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına yapılmış olması nedeniyle, bu hükmün aynı maddenin 2. fıkrasında kalan yaralanma eylemleri açısında uygulanması mümkün değildir.

Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma sonucunda mağdurun ölmesi halinde, 5237 sayılı TCK’nun 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânı bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu sonucu öngörmeksizin hareket etmişse, 5237 sayılı TCK’nun 22/2. maddesi uyarınca taksirle öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan Kanunun 85 ve 22/3. maddeleri uyarınca, fail öngördüğü sonucu kabullenerek fiilini icra etmiş ise bu kez de, olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır.

Failin ölüm sonucunu öngörmesi mümkün olmakla birlikte, gerekli özeni göstermeyerek ölüme neden olması halinde faili taksirle öldürmekten sorumlu tutmak mümkün ise de, ölüm sonucunun meydana gelmesinin öngörülmesi mümkün değilse failin taksirle öldürmeden sorumlu tutulması mümkün değildir.

Neticenin öngörülebilir olmaması halinde, faili meydana gelen ağır sonuçtan sorumlu tutmak, yeniden objektif sorumluluğun kabulü anlamına gelecektir ki, böyle bir kabul kusur sorumluluğunu benimseyen ceza kanununun sistematiğine de aykırıdır.

Yapılan açıklamalar ışığında; sanığın ölenle tartıştığı sırada elindeki tornavida ile ölenin baş kısmına vurduğu, ölenin sol kaşında derin 1,5-2 cm boyutlarında, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir kesi oluşacak şekilde yaralandığı, olay sırasında fenalaşıp yere yığıldığı, strese bağlı kalp hastalığının aktif hale gelmesi nedeniyle hastanede yaklaşık 1 ay sonra öldüğü olayda; sanığın eyleminin TCK'nun 87/4 maddesinde düzenlenen suça temas ettiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiş,

"Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay günü saat 21.50 sıralarında sanığın 2.70 promil alkollü olarak 'taşıt giremez' ve 'sola dönülmez' levhalarına rağmen Trabzon-Giresun bölünmüş yoluna ters yönden girerek yolun akışına göre sol şeritten aracın farları kapalı vaziyette seyir halinde bulunduğu sırada, mağdur ...'ın kullandığı ve içerisinde maktul ... ve mağdurlar ..., ....... bulunduğu araçla karşılaştığı.

Mağdur ...'ın selektör yaparak sanığı uyarmasına ve frene basarak sanığın kullandığı araca çarpmamaya çalışmasına rağmen sanığın frene basmadan mağdur ...'ın aracına çarpması sonucu kazaya, maktulün ölümüne ve mağdurların yaralanmasına neden olduğu olayda, sanığın trafik kazası olabileceğini ve ölüm veya yaralanma sonucunun gerçekleşebileceğini öngörmesine karşın bunları kabullendiği, bu nedenle meydana gelen sonuçtan sorumlu olduğu ve eylemin olası kastla öldürme ve olası kastla yaralama suçlarını oluşturduğu anlaşıldığı halde, suçların niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
  • Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası - Yorum
    SEVCAN KOCABIYIK -
    5 Ağustos 2016

    Devlet Başkanı olmaktansa, haklı olmayı tercih ederim.

    Cevapla
  • Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası - Yorum
    YALÇIN KISA -
    7 Ağustos 2016

    Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu Cezası Acaba bu dava ne kadar sürer veya sonuçlanır..

    Cevapla
Yorum Bırak