Atla

Tanıma Davası İçin Gerekli Evraklar


Tanıma Davası İçin Gerekli Evraklar

Tanıma Davası İçin Gerekli Evraklar

Tanıma Davası İçin Gerekli Evraklar

Yurtdışındaki Boşanma Davasının Türkiye Sınırları İçinde Tanınması İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?Tanınma ve tenfiz davalarının açılması için her davada olduğu gibi belli başlı prosedürler vardır. Bu prosedürler gerçekleşmeden dava açılamamakta ve hukuki uyuşmazlık çözülememektedir. Bu prosedürleri ne hakim ne savcı ne de herhangi biri oluşturmaktadır. Bu prosedürler diğer ifade ile gerekli şartlar ve evraklar uyuşmazlığın konusunu içeren kanunda kanun koyucu tarafından hüküm altına alınmıştır.  Konuyla bağlantılı olan Tanıma ve tenfiz davası nedir konusu hakkındaki makaleyi okuyabilirsiniz. Medeni Usulü, Milletlerarası Özel Hukuku ve Medeni Hukukun alt dalı olan Aile Hukukunu yakından ilgilendiren tanıma ve tenfiz davası içindeki elbette Tanıma Davası İçin Gerekli belgeler gerekecektir. Bu belgelerin eksikliğinde dava açılamayacak ve dava açılamadığı için yurtdışında boşanmış olan bireylerin ülkeleri içinde de boşanmış statüsünde göstermeleri gecikecek ve boşanma sonucunda gerçekleşen sonuçların icra edilmesi içim boşanmada tanıma ve tenfizin karar bağlanması beklenecektir. Konuyla bağlantılı olan tanıma ve tenfiz davası nasıl açılır konusu hakkındaki makaleyi okuyabilirsiniz.Yurtdışındaki Boşanma Davası İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?Kanun koyucunun hüküm altına alarak belirlediği Tanıma Davası İçin Gerekli evrakları listelersek şunları sayabiliriz:
  • Yurtdışında yapılan boşanma davasında verilen kararın aslı
  • Yabancı mahkemede gerçekleştirilen bir boşanma davası söz konusu olduğundan bu boşanma davasının gerçekleşmiş olduğunu içeren yani tarafların hukuki birlikteliklerinin evlilik süreci içinde bittiğini ifade eden bir belge, şerh ve apostille.
  • Tarafların nüfus cüzdanları ve pasaportlarının fotokopileri
  • Yabancı mahkemede verilen karar mahkemenin bulunduğu ülkenin ana dilinde verildiğinden ve bunun Türkiye için geçerli olmasını istediğinden bu kararın Türkçeye çevrilmiş halinin noter veya konsolosluk tarafından onaylı hali. Yalnız dikkat edilmesi gereken bir mesele vardır. O da yabancı dildeki mahkeme kararını Türkçeye çevirecek olan kişi yeminli tercüman olmalıdır.
  • Avukata verilecek olan boşanma vekaletnamesi ve ayrıca tanıma ve tenfiz davasının açılması için verilecek olan özel yetki.
  •  boşanma, Boşanma, Tanıma ve tenfiz konularından diğer makalaleri okuyabilirsiniz.

Yargıtay Kararı - Tanıma Davası İçin Gerekli Evraklar

T.C. YARGITAY 11.Hukuk Dairesi Esas: 2014/7973 Karar: 2014/11464 Karar Tarihi: 16.06.2014TANIMA VE TENFİZ DAVASI - DAVALININ SAVUNMA OLANAKLARINDAN YARARLANMADIĞI - DAVALININ YASAL HAKLARINI KULLANMADIĞI - KARARIN KAMU DÜZENİNE AYKIRI OLDUĞUNUN İSABETSİZLİĞİ - YABANCI HÜKMÜN TENFİZİNİN TÜRK KAMU DÜZENİNE AYKIRILIK OLUŞTURMAYACAĞI ÖZET: Davalı şirket, benzer ilkelerin egemen olduğu bir hukuk düzeninde, kendisine tanınan savunma olanaklarından yararlanmayarak, tenfizini istemediği kararın verilmesine ve kesinleşmesine kendisi neden olmuştur. Davalının bu şekilde yasal haklarını kullanmayıp, örneğin Türk mahkemelerinden verilmiş aynı nitelikteki bir kararı temyiz etmemek suretiyle Türkiye'de de kesinleşmesine neden olabilmesi mümkündür. Böyle bir durumda da kararın kamu düzenine aykırı olduğu ve infaz edilmemesi gerektiği ileri sürülemeyecektir. Yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. Mahkemece tenfiz isteminin reddine ilişkin gerekçelerden birisi, tenfizi istenen mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olduğudur. Gerçekten de, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 5718 sayılı Kanun'un 54/c maddesi uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir. Kanunda kamu düzeni kavramının zamana ve yere göre değişebilen niteliği gereği bir tanımlama yapılmaktan kaçınılmış ve konunun hakimin takdirine bırakılması tercih edilmiş, ancak kamu düzenine aykırılığın "açıkça" olmasının aranmasıyla bu konuda takdir hakkı bulunan hakime bir sınırlama getirilmek istenmiştir. Bu düzenleme, Türk tenfiz hukukunda, kamu düzeni kavramının izin verdiği ölçüde, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi lehine bir eğilimin bulunduğunu göstermektedir. Doktrinde de bu konuda hakime yardımcı olması bakımından bazı kriterler verilmiştir. Buna göre örneğin Türk tenfizhakimi "kural olarak" yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceleyemez (revisionaufond yasağı). Zira aksinin kabulü, aynı davanın Türk mahkemesinde tekrar görülmesi ve yeni bir Türk mahkemesi kararının ortaya çıkması sonucunu doğurur. Ancak örneğin Türk Hukuku'nun vazgeçilmez kabul ettiği temel prensiplerini ihlal eden veya milletlerarası alanda geçerli olan ortak ilkelere aykırı bulunan yabancı mahkeme kararları tenfiz edilemez. Tenfizhakimi takdir hakkını kullanırken, her somut olayın kendine mahsus özelliklerini de dikkate almalıdır. O halde dava konusu uyuşmazlık yönünden de somut olayın özelliklerine göre bir inceleme ve değerlendirme yapılmalıdır. Burada ilk olarak yabancı mahkemece davalının savunma hakkının ihlal edilip edilmediğinin incelenmesi gereklidir. Somut olayda yabancı mahkemece, dava dilekçesi ve ekleri davalıya 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayrı Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalının davaya karşı savunma yapmak isteğini göstermemesi nedeniyle, Alman Usul Yasası'nın 331/3. ve 276. maddeleri uyarınca, davacının talebi üzerine, sözlü yargılama yapılmaksızın "gıyabi karar" verilmiştir. Buraya kadar olan gelişmelerin Türk kamu düzenine aykırı veya davalının savunma hakkını kısıtlar nitelikte olmadığı, benzer olaylarda Yargıtay dairelerince verilen kararlarla da benimsenmiştir (Yargıtay 13. HD. 01.10.1992 gün ve 5764 E.-7352 K., Yargıtay 11. HD. 06.07.2010 gün ve 2008/12797 E.- 2010/7992 K.). Zira "kural olarak" her mahkeme kendi usul hükümlerini uygular ve yabancı mahkemenin uyguladığı usulün Türk usul hukukundan farklı olması, Türk kamu düzeninin müdahalesi için tek başına yeterli sebep oluşturmaz. Aynı ilkeler yabancı mahkemece uygulanan ispat hukuku açısından da geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta incelenmesi gereken diğer bir konu da, benzer olaylarda Türkiye'de açılan davaların, TTK'nın 329/1. ve 405/2. maddelerinde düzenlenen, anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyecekleri ve pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri ilkeleri gereği reddedilmesine rağmen, aynı şartlardaki ortaklarca yabancı mahkemelerde açılan davaların kabul edilmesinin ve alınan farklı yöndeki bu yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de tenfizinin, Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağıdır. Nitekim mahkemece bu durum, T.C. Anayasası'nın kanun önünde eşitlik ilkesine ve kamu düzenine aykırı kabul edilmiştir. Tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve sebebi "aynı" olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk kamu düzenine aykırılık oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın tenfizine karar verilmişse bu durumun, HUMK'nın 445/10. maddesi uyarınca bir yargılamanın yenilenmesi nedeni olacağı açıktır. Somut uyuşmazlık yönünden asıl incelenmesi gereken husus, tarafları, konusu veya sebebi "farklı" olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağı noktasıdır. Burada ilk olarak tanıma ve tenfiz hukukundaki kamu düzenine aykırılık kavramının, iç hukuktaki emredici kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Dolayısıyla kamu düzeni gerekçesiyle yabancı mahkeme kararının tenfizineistisnaen müdahale edilmelidir. Ayrıca somut uyuşmazlıkta yukarıda açıklanan revisionaufond yasağından ayrılmayı gerektirecek bir özellik de bulunmamaktadır. Yine aynı davanın Türk mahkemelerinde görülmesi halinde farklı sonuca varılacak olması, "tek başına" tanıma ve tenfiz engeli oluşturmayacaktır. Zira, esasa uygulanacak yabancı hukuk gibi yabancı mahkeme kararlarının da Türk mahkemelerinden verilecek kararlarla aynı olması beklenemez. Bu noktada belki Türk tarafların Türk Hukuku'nun emredici hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye'de tenfiz ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan kanuna karşı hile yasağına ve bu sebeple de Türk kamu düzenine aykırılık oluşturacağı düşünülebilir (Prof. Dr. Ergin Nomer Prof. Dr. Cemal Şanlı, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul 2009, 17. Bası, sayfa: 491, dipnot: 270). Ancak öncelikle böyle bir durumun varlığı davalı tarafça ispat edilebilmiş değildir. Kaldıki somutolayındikkatedilmesigereken başka bir özelliği daha vardır. O da Türk Hukuku'nda kabul edilen anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyeceklerine dair ilkenin, Avrupa'da hakim olduğu gibi Alman hukukunda da kural olarak benimsenmiş bulunmasıdır. Somut uyuşmazlıkta yabancı mahkemece davalının savunma haklarının ihlal edilmediğiyukarıda açıklanmıştır. Dolayısıyladavalı şirket,benzerilkelerinegemenolduğu bir hukuk düzeninde, kendisine tanınan savunma olanaklarından yararlanmayarak, tenfizini istemediği kararın verilmesine ve kesinleşmesine kendisi neden olmuştur. Davalının bu şekilde yasal haklarını kullanmayıp, örneğin Türk mahkemelerinden verilmiş aynı nitelikteki bir kararı temyiz etmemek suretiyle Türkiye'de de kesinleşmesine neden olabilmesi mümkündür. Böyle bir durumda da kararın kamu düzenine aykırı olduğu ve infaz edilmemesi gerektiği ileri sürülemeyecektir. O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. Bir sonraki makalede yurtdışında boşanma tanıma ve tenfiz konulu makaleyi okuyabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR

BİZE YAZIN

Avukat & Arabulucu İlkay Uyar Kaba
Avukat & Arabulucu İlkay Uyar Kaba

İlkay Uyar Kaba ; Aile Boşanma hukuku, Anlaşmalı Boşanma, İşçi Davalarında Arabuluculuk, Miras Hukuku Davaları, icra hukuku, İşçi Tazminat Davaları, Kıdem Ve İhbar Tazminatı, İşe İade, Miras hukuku, Tazminat Hukuku, İş Kazası Tazminat, Trafik Kazası Tazminat Davası gibi faaliyet gösterdiğimiz çalışma alanlarımızın, hukuk büroları arasında önemli bir yer sahibi olmamızı prensiplerimize borçluyuz.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
  • YONCA ÖZATA -
    7 Ağustos 2016

    gönüllülükle kurar ve sadakatla gerçekleştirir. Eğitimli insanlar öncelikle adalete değer verir.

    Cevapla
  • GÖZDE YAVUZER -
    12 Ağustos 2016

    Tanıma Davası İçin Gerekli Evraklar Bu konuda dava dilekçesi nasıl yazılır nedeniler nasıl açıklanır.

    Cevapla
  • KIVILCIM ALTAN -
    15 Ağustos 2016

    Tanıma Davası İçin Gerekli Evraklar Bu dava açmak için bilmeniz gerekenler nelerdir. dava açmak için nasıl bir yol izlenir

    Cevapla
  • CANAN BACAKSIZLAR -
    15 Ağustos 2016

    Tanıma Davası İçin Gerekli Evraklar Sayın avukat Mevcut davanın açma şartları nelerdir.?

    Cevapla
  • GÖKCAN ENGİN -
    23 Ağustos 2016

    Tanıma Davası İçin Gerekli Evraklar Bu konuda dava dilekçesi nasıl yazılır nedeniler nasıl açıklanır.

    Cevapla
Yorum Bırak