Atla

Tehdit Boşanma Sebebi Mi


Tehdit Boşanma Sebebi Mi

Tehdit Boşanma Sebebi Mi

Tehdit Boşanma Sebebi Mi

Türkiye’ de Türk Medeni Kanunu çerçevesinde açılan boşanma davalarında, boşanmaya neden olarak gösterilen evlilikteki problemlerden birisi de eşi tehdit etmek oluyor. Eşi tehdit etmek boşanma nedeni olarak sayılır mı konusu bu doğrultuda en fazla gündeme gelen boşanma davası konularından birisi olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu’ nun 166. Maddesi çerçevesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan her koşul ve hal boşanma davası açma hakkı vermektedir.Bu çerçevede de eşi tehdit etmek evlilik birliğinin temelinden sarılmasına ve evlilik birliğinde güven, sevgi ve saygı gibi huşuların zedelenmesine ve neticesinde de evlilik birliğinin sürdürülebilirliğinin olanaksız duruma gelmesine sebep olduğundan, boşanma davası nedeni olarak görülmektedir. Eşi tehdit etme eylemi, boşanma davalarında farklı biçimlerde göz önünde bulundurulur. Buna göre eşin ölümle tehdit edilmesi, eşin boşanma ile tehdit edilmesi veya evin terk edilmesiyle tehdit edilmesi gibi farklı biçimlerde olduğu görülür.

 

Tehdit Boşanma Sebebi Mi

Eşi Ölümle Tehdit Etme Sebebiyle Boşanma Davaları

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan eşi tehdit etme eylemi boşanma nedeni olarak sayılırken, bu tip boşanma davaları kriterlerine ve niteliklerine göre de değişkenlik gösterebilir. Misal olarak eşi ölümle tehdit etme dolayısı ile boşanma davası açılması durumunda mahkeme tarafından boşanma kararı alınacağı gibi eşini ölümle tehdit eden eşe yönelik olarak mahkeme tarafından cezai yaptırım uygulanması da söz konusu olabilir.Bu doğrultuda da günümüzde Türk Medeni Kanunu kapsamında eşi ölümle tehdit etme dolayısı ile boşanma davası açacak eşler, boşanma davası süreci içerisinde koruma açısından mahkemeden önleyici önlemlerin alınması yönünde talepte de bulunabilme hakkına sahiptir.

 

Evin Terk Edilmesi veya Eşin Evden Kovulmasıyla Tehdit Nedeniyle Boşanma Davası

Evlilik birliğinde meydana gelebilecek tehdit unsurları değişiklik gösterebilir. Bu çerçevede de günümüzde boşanma davalarında görülen eşi evden kovacağı şeklinde tehdit etmek veya evi terk etmek tehdidinde bulunmak boşanma davası maddeleri arasında yer alır.Eşini tehdit etme kusurunu işlemiş olan eş, kusurlu tarafta bulunur. Bu durumda Türk Medeni Kanunu çerçevesinde söz konusu olan nafaka, tazminat ve velayet gibi pek çok hakkın kaybolmasına neden olur.

İntihar ile Eşi Tehdit Etme Nedeniyle Boşanma Davası

Evlilik birliğinde eşi tehdit etme yollarından birisi de eşin intihar etme şeklinde tehdit edilmesidir. Eşin kendisine zarar vermek ile eşini tehdit eyleminde bulunabilir. Bu eylemi gerçekleştiren eşe karşı boşanma davası intihar etme ile eşi tehdit etme sebebiyle boşanma davası açılabilir.

Eşi tehdit etme eylemini gerçekleştiren kişiye karşı açılan boşanma davası sürecinde evlilik birliğinin sürdürülemediği şeklinde Aile Mahkemesi hakimi tarafından karar alınması durumunda boşanmanın onayına karar verebilmektedir.

 

Tehdit Boşanma Sebebi

Eşi Boşanmakla Tehdit Etme Nedeniyle Boşanma Davası

Eşini devamlı olarak boşanma yolu ile tehdit eyleminde bulunmak, eşi tehdit etme nedeniyle boşanma davasını tehdit edilen eşe vermektedir. Eşin sürekli olarak boşanma tehdidi altında bırakılması evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açacağından boşanma nedenleri arasında yer alır.

Verilmiş Örnek Kararda

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 1999 yılında ayında evlendiklerini, müşterek çocuklarının bulunmadığını, davalının müvekkiline karsı fiziksel ve cinsel şiddet uyguladığını, tehdit ettiğini, hakaret, küfür ve onur kırıcı sözler söylediğini, internet üzerinden başka kadınlarla görüşüp müvekkilini aldattığını, müvekkiliyle ve evin ihtiyaçlarıyla ilgilenmediğini ve sürekli bahis oyunları oynaması nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, 10/05/2015 tarihinden itibaren ayrı yaşadıklarını beyan ile tarafların boşanmalarına, davacı lehine aylık 500 TL. tedbir ve yoksulluk nafakasına, nafakanın her yıl kendiliğinden artırılmasına, 125.000 TL maddi, 125.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.

Başka bir olayda, cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının iddialarının doğru olmadığını, asıl kusurlu tarafın davacı olduğunu, müvekkilinin başka bir kadınla ilişkisi olmadığını, davacının hastalığını bahane ederek müvekkili ile cinsel münasebetten kaçındığını, "seninle bir şey yaşamayacağım, ne yaparsan yap" gibi söylemlerinin olduğunu, müvekkilinin daha önceden açtığı boşanma davasından feragat ettiğini, ancak davacının aynı tutum ve davranışlarının devam ettiğini, davacının İ.. isimli bir kişi ile sevgili olma boyutunda görüştüğünü, başka erkeklerle de samimi şekilde görüştüğünü, davacının rahat davranmaya başlayıp, yabancı erkekleri eve aldığını, müşterek çocuk N.’ın müvekkilinden olmadığını söylediğini, müvekkilini tehdit ettiğini, küfür ettiğini, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocukların velayetlerinin kendisine verilmesine, aksine karar verilmesi halinde çocuklar ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasını istemiştir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, boşanma sebebi, kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar yönünden, davalı erkek tarafından ise, tüm yönlerden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Hukuk Muhakemeleri Kanununun 129/1-d bendine göre, cevap dilekçesinde savunmanın dayanağı olan bütün vakıaların açık özetlerinin gösterilmesi gerekir. Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerinin reddine karar verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden; mahkemece davacı kadına kusur olarak yüklenen eylemlere erkek tarafından vakıa olarak dayanılmadığı anlaşılmaktadır. Usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen (HMK m. 129/1-d, 137, 140/3, 187) vakıa esas alınarak taraflara kusur yüklenemez. Bu durumda mahkemece, davalı erkek tarafından usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan bir vakıa esas alınarak davacı kadına kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; birlik görevlerini ihmal eden, eşine hakaret eden ve tehditte bulunan davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmakla en azından eşinin maddi desteğini yitirecek olan ve boşanmaya sebep olan olaylar kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunan davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak, davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün diğer bölümlerinin ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıdaki yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakaların miktarı ve tazminat taleplerinin reddi yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece taraflara yüklenen kusurlu davranışlar yanında, davacı-karşı davalı kadın tarafından 28.09.2011 tarihinde açılan ve 19.06.2013 tarihinde kesinleşen bağımsız tedbir nafakası davasında, erkeğin belirlenen kusurlu davranışlarına göre, eşini eve kilitleyerek manevi baskı uyguladığı, darp ve tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Öyleyse, mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-karşı davacı kadının maddi-manevi tazminat taleplerinin (TMK m.174/1-2) reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 136.00 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1- Sanığın, eski eşi olan katılana karşı boşanmadan önce gerçekleştirdiği tehdit eylemlerinden dolayı Antalya 7 ve 9.Sulh Ceza Mahkemelerince daha önce hüküm kurulması nedeniyle, bu hususlar değerlendirilmeden ve arkadaşı olan tanık ...'ın sanığı cep telefonu ile arayıp nasıl olduğunu sorması üzerine sanığın, “ben hiç iyi değilim, eşimi öldürmeye gidiyorum, akşamleyin televizyona çıktığında görürsün, hakkını helal et” şeklindeki sözleri sarfetmesinden sonra, tanığın 155 numarayı arayıp sanığı ihbar ettiği olayda, sanığın katılanı tehdit sözünü tanığa iletme kastı ile söyleyip söylemediği tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,

2- Kabule göre de;

02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. 

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı erkeğe yüklenen alkol alma ve tehdit etme vakıalarının ispatlanamadığı ve fakat eşine hakeret eden davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

3- Toplanan delillerden davalı erkeğin de yoksul olduğu, engelli maaşı aldığı anlaşılmaktadır. Kendi yoksul olan kişi yoksulluk nafakası ile yükümlü tutulamaz. Açıklanan sebeple koşulları oluşmadığı halde davacı kadın lehine yoksulluk nafakası takdiri doğru bulunmamıştır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 

Mahkemece erkeğin belirlenen ve gerekçede yer alan kusurlu davranışlarının yanında, eşinin ailesinden para istediği ve verilmediğinde tehdit ederek kadına ve ortak çocuklara şiddet uyguladığı, tefecilere borcu nedeniyle evdeki eşyaları sattığı ve müşterek konutta yangın çıkardığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu hale göre, boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyleyken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de, erkeğin boşanma davasında verilen boşanma kararı sonuç itibariyle doğru olup, kusura ilişkin gerekçenin düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak