Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Nasıl Açılır

Vasiyetnamenin Tenfizi Davası, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.  Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.

Vasiyetname; Gerçek kişinin ölümünden sonra malları üzerinde iradesine uygun olarak fiili ve hukuki sonuç doğuracak tek taraflı ve ölüme bağlı bir tasarruftur. 15 yaşını dolduran ve ayırt etme gücüne sahip herkes, Kanun’un belirlediği sınır ve şekiller dâhilinde, vasiyet yoluyla mallarından tasarruf edebilir. Vasiyet; temsilci, vekil vasıtasıyla yapılamaz.

VASİYETİN TENFİZ DAVASI NASIL AÇILIR

  •  Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Nasıl Açılır sorsunda, Mirasbırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir. Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye terekedeki bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya da bir kısmı üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik olabileceği gibi; bir kimse lehine tereke değeri üzerinden bir edimin yerine getirilmesinin, bir iradın bağlanmasının veya bir kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya belirli mal bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.
  • Bırakılan belirli mal terekede bulunmadığı takdirde, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, ölüme bağlı tasarrufu yerine getirmekle yükümlü olanlar borçtan kurtulurlar.  Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.
  • Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.
  • Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.  Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur.
  • Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.  Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.

Yargıtay Kararı – Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Nasıl Açılır

T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2015/2064 Karar: 2015/2465 Karar Tarihi: 18.02.2015

VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI – AÇILAN TENFİZ DAVASINDAN ÖNCE VASİYETNAMENİN AÇILIP OKUNDUĞUNA DAİR KARARIN KESİNLEŞMEDİĞİ VE VASİYETNAMENİN İPTALİYLE İLGİLİ HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN DE GEÇMEDİĞİNİN GÖZETİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Mahkemece; açılan tenfiz davasından önce vasiyetnamenin açılıp okunduğuna dair kararın kesinleşmediği ve vasiyetnamenin iptaliyle ilgili hak düşürücü sürenin de geçmediği gözetilmeli; 30.07.2013 tarihinde açılan iş bu vasiyetnamenin tenfizi davasının(dava şartı yokluğundan) reddine karar verilmelidir. (4721 S. K. m. 560, 561, 563, 564, 565)

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin eşi muris N. Ö.’ın, Elazığ 1.Noterliğinde düzenlenen 07.02.1996 tarih 3967 yevmiye nolu vasiyetnameyle Elazığ ili M.2 Bölge Kültür Mah. Gürsu Yolu Altı mevkiinde bulunan C Blok 13 nolu 3/91 arsa paylı üçüncü kat mesken vasıflı taşınmazı ve taşınmaz içerisindeki bilumum ev eşyalarını müvekkiline bıraktığını; vasiyetnamenin, Elazığ 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/166 E.-565 K. sayılı ilamıyla açıldığını ileri sürerek; vasiyetnamenin tenfiziyle vasiyetnamede yazılı taşınmazın muris adına olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline, taşınmaz içerisindeki bilumum ev eşyalarının da vasiyetnamede belirtildiği şekilde tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Vasiyetnamenin yerine getirilebilmesi için her şeyden önce vasiyetnamenin açıldığının ve iptali için yasada öngörülen sürenin geçtiğinin belirlenmesi gerekir.

Somut olayda, Elazığ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.05.2013 tarih ve 2013/166 E.-565 K. sayılı ilamıyla vasiyetnamenin açılmasına karar verilmiş ise de; hüküm, taraflara tebliğ edilmemiş olup, bu haliyle henüz derdest dava hükmündedir. Öte yandan, dava tarihi itibariyle iptal davası açma süresi de geçmemiştir.

O halde, mahkemece; açılan tenfiz davasından önce vasiyetnamenin açılıp okunduğuna dair kararın kesinleşmediği ve vasiyetnamenin iptaliyle ilgili hak düşürücü sürenin de geçmediği gözetilmeli; 30.07.2013 tarihinde açılan iş bu vasiyetnamenin tenfizi davasının (dava şartı yokluğundan) reddine karar verilmelidir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince bozulmasına.

T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2014/6140 Karar: 2014/5776 Karar Tarihi: 10.04.2014

VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI – KARAR DÜZELTME İSTEMİ – VASİYETNAME TARİHİNDE MURİSİN TASARRUF EHLİYETİNİN BULUNUP BULUNMADIĞI – ADLİ TIP KURUMUNDAN RAPOR ALINIP SONUCU UYARINCA KARAR VERİLMESİ – EKSİK İNCELEME – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Vasiyetname tarihinde murisin 78 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Murisin vasiyetname düzenlendiği tarihte akıl ve ruh sağlığının yerinde olmadığı ileri sürüldüğüne göre, vasiyetname tarihinde murisin tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Karar: Davada, vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesi istenilmiştir. Davalı cevabında, murisin vasiyet tarihinde akıl sağlığının yerinde olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacıya vasiyet edilen taşınmaz yönünden vasiyetnamenin tenfizine vasiyet olunan para yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, hükmün taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 17.12.2013 tarih ve 2013/19020 E.-2013/18058 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur.

Türk Medeni Kanunun ölüme bağlı tasarruflarda iptal davası açma sürelerini belirleyen 559. maddesinin 2. fıkrasında “Hükümsüzlüğün def’i yolu ile her zaman ileri sürülebileceği ” hususu hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda; her ne kadar, davalı mirasçı tarafından vasiyetnamenin iptaline ilişkin bir davanın açılmadığı anlaşılıyor ise de; MK. m. 559/2 maddesi gereği hükümsüzlüğün her zaman ileri sürülebileceği, davalının da davada, murisin vasiyet düzenlemeye ehil olmadığını, bu nedenle de, vasiyetin hükümsüz olduğunu ileri sürdüğüne göre, mahkemece bu hususun incelenmesi gerekecektir.

Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme ve değerlendirme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanununun “fiil ehliyetine sahip olan kimse kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9.madde hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlanmış; 10.maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır” hükmünü getirmiştir.

Ayırtım gücü eylem ve işlev ehliyeti olarak da tarif edilerek, 13.maddesinde “yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca; ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde yer almışlardır.

Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15.maddesinde de ifade edildiği üzere ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmama nedeniyle kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere yapacağı işlemlere sonuç bağlanamaz.

Yukarıda sözü edilen ilkelerin yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tesipitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımdan doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda tarafların gösterecekleri tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu, somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta müşade kağıtları film grafilerinin eksiksiz getirilmesi zorunludur. Bunun yanında her ne kadar HMK.nun 282.maddesinde (HUMK. 286.maddelerinde) belirtildiği gibi bilirkişilerin “rey ve mütealası” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, akıl zayıflığı gibi psikolojik nedenlerin belirlenmesi çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.

Hele ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması, kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanununun 409/2 maddesi akıl hastalığı ve akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.

Vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak gerekir.

Ehliyetsiz kişilerin yaptığı vasiyetnameler kendiliğinden batıl olmaz.

Vasiyetname tarihinde murisin 78 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Murisin vasiyetname düzenlendiği tarihte akıl ve ruh sağlığının yerinde olmadığı ileri sürüldüğüne göre, vasiyetname tarihinde murisin tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp sonucu uyarınca karar (fiil ehliyetini haiz olduğu takdirde Dairemizin 17.12.2013 tarihli ilamındaki hususlar dikkate alınmak suretiyle) verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Mahkeme kararının açıklanan nedenle de bozulması gerekirken, yalnızca diğer gerekçelerle bozulduğu anlaşıldığından Dairemizin 17.12.2013 tarih ve 2013/19020 E.- 2013/18058 K. sayılı bozma ilamının 4.paragrafının kaldırılarak yerine “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.” paragrafı ve yukarıdaki bozma nedeni ilave edilmek suretiyle bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Davalı tarafın karar düzeltme talebinin kabulü ile mahkeme kararının yukarıdaki nedenler de ilave edilmek suretiyle BOZULMASINA,

Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Nasıl Açılır

Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Nasıl Açılır

Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Nasıl AçılırAnkara Avukat

Buradan Anlaşmalı Boşanma ile ilgili konumuzu okuyabilirsiniz. Tapu İptal Davası