Vekalet Görevini Kötüye Kullanma | Ankara Avukat

Vekalet Görevini Kötüye Kullanma

Vekalet Görevini Kötüye Kullanma

Vekaletin kötüye kullanılması sonucunda dava açılabilir ve tazminat talebinde bulunulabilir. Vekalet veren kişi ile vekil arasında bir anlaşma mevcuttur. Bu kişilerin birbirlerine karşı sorumlulukları vardır.

Bu sorumluluklara aykırı davranılması durumunda da vekaleti veren kişi vekalet görevini kötüye kullanma davası açabilir. Bunun sonucunda da vekilden maddi tazminat isteyebilir.

Vekalet Yetkisi Nelerdir?

Bir işin halledilebilmesi için bir kişi farklı bir kişi vekil olarak atayabilir. Bu vekilin yetkisi İşbu sözleşmesine göre belirlenir.

Vekilin bu vekalet kapsamına çıkması bazı yaptırımları getirecektir. Böyle bir durum yaşandığında sözleşme iptal edilecektir. Ayrıca vekalet veren kişi zarara uğramışsa da bu zararın karşılanmasını talep edebilir.

İptal ve Tescil Davaları

Vekalet görevini kötü kullanma iptal ve tescil davalarını da gündeme getirebilir.  Yargıtay’ın daha önce bu konu ile ilgili vermiş olduğu bir kararda vekalet görevinin kötüye kullandığını ve beklenen özeni göstermediğini bilindiği durumlarda yapılan işlem vekili bağladığı belirtilmiştir.

Bunun yanı sıra vekil ile vekaleti veren kişiler arasında bazı anlaşmazlıklar varsa fakat vekil tüm sorumluluklarını yerine getirmiş ve itinalı bir şekilde çalışmış olduğu durumlarda da karar vekil eden kişiyi ait olacak ve iptal gerçekleşmeyecektir.

Vekalet Görevini Kötüye Kullanmadan Doğan Tazminatlar

Bir vekilin görevini kötüye kullandığı tespit edilmişse vekaleti veren kişi vekilin yaptığı işlemlerin iptal edilmesi için dava açabilir. Bunların yanı sıra bazı durumlarda vekilden kaynaklı olarak zararlara da uğranmış olabilir.

Bir kişi vekil ettiği kişiden dolayı kayıp yaşadıysa bunun için dava açarak kayba göre hem maddi hem de manevi tazminat talep ederek zararını gidermeye çalışabilir.

Vekalet Görevini Kötüye Kullanmada Zamanaşımı Var Mı?

Bir vekilin görevinin kötüye kullandığını fark edildiği zaman dava açılmalı ve kendisinden tüm sorumluluklar alınmalıdır. Yargıtay kararlarında vekaletsiz iş görme durumlarında zamanaşımının söz konusu olduğunu görebiliyoruz.

Ancak vekalet görevini kötüye kullanma zamanaşımına tabi olan davalardan değildir. Vekilin kötü niyeti ne zaman tespit edilmişse o zaman dava açılabilir. Bunun için herhangi bir zaman sınırlaması ya da hak düşürücü bir süre yoktur.

  • Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 818 sayılı Yasanın 390/2 maddesinde ‘vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir…’ hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi, vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.
  • Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
  • Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir.
  • Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Vekalet Görevini Kötüye Kullanma Tapu İptali ve Tescili Davası

  • Vekalet Görevini Kötüye Kullanma Tapu İptali Davasında, Görevli mahkeme, dava konusu taşınmazın değerine göre belirlenir. (14 HD. 2003/4749 E. 2003/7690 K.)
  • Vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
  • Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırlan içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.
  • Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil kendi eyleminin neticelerinden sorumludur. (1 HD. 2007/4285 E. 2007/6006 K.)

Vekalet Görevini Kötüye Kullanma Yargıtay Kararı

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – DAVAYA KATILMAYAN ORTAKLARIN OLURLARININ ALINMASI YADA MİRAS ŞİRKETİNE ATANACAK TEMSİLCİ ARACILIĞI İLE DAVANIN SÜRDÜRÜLMESİNİN GEREĞİ.

VEKALET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI HUKUKSAL NEDENİNE DAYANILDIĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Miras bırakan C.T.’nin ölüm tarihi itibariyle terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu ve davaya katılmayan mirasçılarının bulunduğu gözetilerek davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması yada miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davada vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanıldığı halde hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek karar verilmesi de isabetsizdir.

Makalemizde Vekalet Görevini Kötüye Kullanma konusu yer almıştır. Diğer bilgilendirici makaleler için Ankara Avukat ve Ceza Hukuku Avukatı sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri