Velayet Kararının Tenfizi

Türkiye’de hukuk sistem yapısı gereğince, yurtdışında bulunan mahkemeler tarafından verilen kararların yürürlüğe koyulması doğrudan doğruya mümkün olamazken, bunun için ilk olarak Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı alınması gerekmektedir.

Özellikle çocuğun/çocukların teslimi, çocuk/çocuklar ile yakın ilişki oluşturulabilmesini mümkün kılan ilamların yabancı mahkeme kararları kapsamındaysa, yürürlüğünün gerçekleştirilebilmesi için Türkiye’de ilgili mahkemeler tarafından tenfiz kararı alınması gerekiyor.

Türk mahkemeleri ve hukuk sistemi tarafından yabancı mahkeme kararlarının tanınması tamamıyla o mahkemenin kesin delil ve kesin hüküm açısından yeterlilik içerebilmesinin sağlanabilmesi hedefini taşınmaktadır. Çocukların yada çocuğun teslim edilmesi veya yakın ilişkilerin oluşturulabilmesi yönündeki ilamların Türkiye’de tanınması aynı şekilde icra edilebilmesine imkan veremediği gibi illaki bunlara ilişkin olarak Türk mahkemeleri tarafından alınacak tenfiz kararları için işlem yapılması gerekliliği bulunmaktadır.

Modern hukuk sistem yapısı dahilinde ulusal hukuk uygulamaları çerçevesinde yabancı mahkemelerin kararlarının icra edilebilmesine uygunluk sağlayacak olan tenfiz şartları, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu’nun 50. Ve 57. Maddeleri arasında düzenlenerek, belirlenmiştir. Bu çerçevede de yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icrasının yapılabilmesi için gerekli olan tenfiz için belirtilen şartlar;

*Yabancı mahkemeler tarafından alınan kararların hukuk davalarına yönelik verilmiş olan ve o ülkenin kanunları kapsamı dahilinde kesinliğinin bulunması gerekliliğine ayrıca dikkat edilmesi bu dava uygulamalarındaki en önemli noktalardan birisini oluşturmaktadır.

*İlam kararlarının verilmiş olunduğu yabancı devlet ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık odaklı olan bir anlaşmanın bulunması, Türk mahkemelerinin vereceği ilamlar için tenfiz kararının alınabilmesini mümkün kılacak bir kanun hükmünün ya da reel icrasının yer alması gerekir.

*Türk hukuk sisteminin fiili yetkisi dahilinde bulunmayan bir konu üzerine ilam verilmiş olması ya da davalı tarafından itiraz hakkı aşamasının geçilmemiş olması koşulu ile ilamın, dava konusu ya da tarafları ile bir bağı olmamasına karşın kendisine yetki veren bir devlet mahakmesi tarafında verilmemesi yani ilamın verilmiş olduğu ilgi mahkeme tarafından yetkisi üzerinde bir yetki kullanımından kaçınılmış olması gerekmektedir.

*Mahkeme tarafından alınmış olan hükümler dahili içerisinde mutlak suret ile kamu düzeni yönünden aykırılık içermekte olan bir durum bulunuyor olmaması gerekiyor.

*Adına yönelik olarak tenfiz talebi gerçekleştirilen tarafın savunma hakkına dair uygunluktaki işlemlere uyumlu biçimde hareket edilmiş olması gerekir. Bu çerçevede de söz konusu devletin mevcut kanunları kapsamı dahilinde, adına karşı tenfiz talebi bulunan şahsın, hükmü vermiş olan mahkemeye olması gerektiği biçimde mahkemeye çağrı talebinin iletilmemiş olmaması, mahkeme tarafından tesliminin yapılmamış ya da bu kanunlara uygun olmayan biçimde gıyabında ya da kendisinin bulunmadığı zamanda hüküm verilmiş, bu şahsın belirtişmiş olan koşullar arasından bir tanesine bağlı olarak tenfiz talebine yönelik olarak Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine itiraz dilekçesi ile başvurusunu gerçekleştirmemiş olması gerekliliği bulunmaktadır.

1961 La Haye Sözleşmesi’nin işlerliğini sağlamış hem de geniş ölçüde yukarıda sözünü ettiğimiz problemleri çözmüştür. Sözleşme’ye Almanya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lichtenstein, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Malta, Moldovya, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan-Karadağ, Slovakya, Türkiye ve Yunanistan taraftır.

Yargıtay Kararı – Velayet Kararının Tenfizi

T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2013/15673 Karar: 2014/233 Karar Tarihi: 14.01.2014

TENFİZ DAVASI – DAVANIN GENEL HÜKÜMLERE TABİ BİR DAVA NİTELİĞİNDE OLMAYIP AİLE MAHKEMELERİNİN GÖREVİ DAHİLİNDE OLDUĞU – GÖREVSİZLİK KARARI VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Davanın genel hükümlere tabi bir dava niteliğinde olmayıp, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun maddelerinin birlikte değerlendirilmesi ile davanın Aile Mahkemelerinin görevi dahilinde olduğu anlaşıldığından, mahkemece; görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2010/15227 Karar: 2011/5030 Karar Tarihi: 22.03.2011

VELAYET DAVASI – TENFİZ EDİLEN YABANCI MAHKEME KARARI İLE VELAYETLERİNİN DAVALI BABAYA VERİLDİĞİ – BABANIN KÜÇÜKLERE KÖTÜ DAVRANDIĞI VE VELAYET GÖREVİNİ GEREĞİ GİBİ YERİNE GETİRMEDİĞİNİN KANITLANMADIĞI

ÖZET: Müşterek çocuklar halen baba yanında kaldıkları ve tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı ile velayetlerinin davalı babaya verildiği anlaşılmaktadır. Toplanan delillerden davalı babanın küçüklere kötü davrandığı ve velayet görevini gereği gibi yerine getirmediği kanıtlanmadığı gibi B… İlçe Dairesi Gençlik Daire Merkezince düzenlenen rapor içeriği de göz önüne alınarak davanın reddine karar vermek gerekir. Diğer makaleleri Ankara avukat ana sayfasından takip edebilirsiniz.