Vergi Davaları | Ankara Avukat

Vergi Davaları

Vergi Davaları

Vergi Davaları Nasıl Açılır? Vergi davaları vergi mükellefi olan ya da çeşitli cezalara karşı gelir, kurumlar, motorlu taşıtlar, veraset, intikal, katma değer gibi pek çok konuda idareye başvurularak çözümlenmesi mümkün olmayan uyuşmazlıklara karşı vergi mahkemelerine başvurularak uyuşmazlığın giderilmeye çalışıldığı davalardır.

Vergi davaları ya vergi alacağının hiç olmaması sebebiyle idarece hatalı işlem yapılması sonucunda vergi yükümlülüğünün ortaya çıkması ya da kanunda uygulanan vergi usul kanunlarının yanlış uygulanması sebebiyle davacının haksızlığa uğradığı iddiasıyla açılmaktadır.

Vergi davaları idari dava çeşitlerinden olup özel olarak kurulmuş vergi mahkemeleri tarafından yazılı yargılama yapılarak evrak üzerinden karar verilmesi esasına dayanmakla birlikte duruşma talebi dava dilekçesinde ifade edilebilmektedir. Vergi mahkemeleri genellikle 3 üyeden oluşmakta ve önüne gelen vergi davalarını basit yargılama usulleriyle karara bağlamaktadır.

Vergi Davalarında Yetkili ve Görevli Mahkeme Neresidir?

Vergi davalarında görevli mahkemeler idari yargılama alanında özel olarak kurulmuş ilk derece mahkemelerinden olan vergi mahkemeleridir. Hangi vergi dairesinin yetkili olduğu konusunda vergi cezası ya da vergi mükellefiyetini ortaya çıkaran kamu kurumunun yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesi vergi davalarında yetkili mahkemelerdendir.

Vergi Davalarında Yargılama Nasıl Yapılır?

Vergi davaları ilk derece mahkemelerinden olan vergi mahkemelerine vergi davası dilekçe örneği ile başvurmak suretiyle gerçekleştirilir. Dava dilekçesinde;

  • Dava açılacak vergi mahkemesinin adı,
  • Davacı kimlik bilgileri, adres ve vergi kimlik numaraları,
  • Davalı idare, vergi veya ceza tarihi, numarası, ödeme ihtarnamesi veya borç tebliğ tarihi, ödeme miktarı, borç nev’i,
  • Davanın konusu,
  • Hukuki dayanaklar ve açıklamalar,
  • Netice ve talep

Bölümleri doldurularak ve vergi ceza ihbarnameleri, ihbar tebliğleri gibi ekler dilekçeye eklenerek tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılmaktadır. Davanın duruşmalı yapılması talep ediliyorsa bu husus özellikle dilekçede belirtilmelidir.

Dava dilekçesinin mahkemeye sunulmasından sonra mahkeme dosyayı inceleyerek davalıya tebligat yapmakta ve kanuni gerekçelerin oluşması halinde davacı lehine kararlar alınabilmektedir. Vergi davalarının bu alanda deneyimli avukatlık büroları tarafından açılması ve takip edilmesi hızlı ve etkili sonuçlar elde edilmesine aracılık edecektir.

Vergi Davalarının Sonuçları Nelerdir?

Vergi davaları vergi mükellefiyetini veya cezasını ortaya çıkaran idareye karşı mükellef veya varsa vekili tarafından uyuşmazlık yaşanması halinde açılan davalardandır. Bu davalar ile vergi mükellefiyetinin düzeltilmesi veya hukuki olarak aykırılığın giderilmesi talep edilmektedir. Vergi davasının açılması ödeme yükümlülüğünü durdurmakla birlikte vergi dairesi tarafından ödeme emri, haciz gibi süreçler işletilmeye başlamışsa bu durumda yürütmeyi durdurma kararının da alınması gerekmektedir.

Vergi davası sonucunda davacı lehine karar verilmesi halinde borçtan tamamen kurtula bilineceği gibi borç miktarının mahkemece belirlenen tutara çekilmesi de mümkündür. Davanın davacı aleyhine sonuçlanması halinde ise vergi cezası veya yükümlülüğün ilgili kuruma ödenmesi ile birlikte dava masraflarının da davacı tarafından karşılanması gerekmektedir. Davanın temyiz edilmesi halinde ise bölge idare mahkemesi ve Danıştay tarafından dosya incelenerek dava kesinleşmektedir.

Vergi Davaları

Vergiler Davaları Uyuşmazlıklarda Yasal Haklar Mükellef sıfatına sahip olan kişilerin zaman zaman kendileri için yapılmış olan vergilendirme uygulamaları karşısında cezalarla, faizlerle karşılaşması söz konusu olabiliyor.

İlk aşamada başına gelen olumsuzluklara karşı anlaşma yoluna gidilmeye çalışıldığında çoğu zaman çeşitli uzlaşmazlık sorunları ile karşılaşmak, vergi daireleri tarafından taleplerin karşılanmadığını görmek de mümkün olmaktadır.

Bu kişilerin yasal haklarını korumak adına vergilendirmeler üzerindeki yaptırımlara karşı dava açması söz konusu olabiliyor. Vergi mahkemeleri adıyla bilinen mahkemeler ve ilk derece mahkemeleri bu tür davalarda yargılama süreçlerinin gerçekleştiği yerlerdir. Eğer Danıştay tarafından bir görevlendirme yapılmışsa davalara Danıştay bakar.

Mahkemenin vermiş olduğu kararlara karşı kişiler itiraz haklarını kullanmak isterlerse Bölge İdare Mahkemelerine ya da temyiz yoluyla Danıştay’a yönlenmelidirler. Temyiz için başvurulacak yerler Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’dur.

Vergi Davaları Nasıl Açılır

Tüm hukuk sistemindeki dava açma gerekliliklerinde olduğu gibi vergi davalarında da davalar ilgili mahkemeye yazılmış olan bir dava dilekçesi ile açılmaktadır. Dava dilekçesi üzerinde davaya dahil edilen davalı ve davacı tarafların kimlik bilgileri, unvanları ve adresleri yazılmalıdır. Dilekçeye davayla ilgili olarak davanın konusunun ne olduğu davacı tarafından savunulan tüm delillerle birlikte açık bir şekilde dahil edilir.

Kişilerin bu noktada vergilendirmeler üzerindeki uygulamalarla ilgili olarak ortaya çıkan her türlü anlaşmazlığı miktarı ve yükümlülük bilgileri ile dilekçeye yazması gerekiyor. Dilekçenin tebligatının gerçekleştirildiği tarihin dilekçeye eklenmesinin ardından kişiler dosya numarasını ve mükellefin hesap numarasını davaya ekleyerek süreci sonlandırabilir. Dilekçenin ekler kısmında ise mutlaka davaya ilişkin her türlü belgenin dökümünün dahil edilmesi gerekmektedir.

Vergi Mahkemelerinde Zamanaşımı Süreleri

Vergi mahkemelerinde dava açma süreleri ile ilgili yasal sınırlar İdari Yargılama Usulü Kanunu maddelerinde açık bir şekilde 30 günle sınırlandırılmıştır. Bu süre mükellefe karşı uygulanan tüm vergi uygulamalarının tebliğ edildiği tarihten başlayarak işler.

30 günlük sürenin ardından kişilerin hakkını kaybetmesi söz konusu olmakta ancak farklı gerekçeler sebep gösterildiği takdirde sürenin uzaması da mümkün olmaktadır. 30 günlük yasal dava açma hakkı süresinin tamamlandığı günün bir tatil gününe denk gelmesi durumu söz konusu olduğunda bu sürenin bir sonraki çalışma gününe sarkması sağlanır.

Yine yasal olarak belirlenmiş süre sınırlamaları ara verme zamanları ile çakışırsa bu durumda da 7 günlük bir uzatmaya gidiliyor. Kişilerin bu tür uzatma sürelerine dahil edilip edilmeyeceklerini bilmesi adına önceden herhangi bir adil tatil olup olmadığı hakkında bilgi edinmesi de gerekmektedir.

Sürelerin uzatılmasının ardından da dava açma hakkını kullanmayan kişilerin bu sürenin dışına çıkıldığı zamanlarda dava açmasının ardından davanın reddine karar verilmektedir.

Vergi Mahkemelerinde Vergi Davaları Dava Süreci

Yasal süreleri içinde hazırlamış olduğu dilekçeyle birlikte mahkemeye başvuran kişiler dilekçelerin tüm kısımlarının ilgililer tarafından imzalanmış olduğu tespit edilmesinin ardından dava sürecini başlatabiliyorlar.

Eğer dava bir avukat aracılığıyla açılmışsa mutlaka vekilin de belirtilmesi gerekmektedir. 2 nüshası mahkemeye verilmek üzere toplam 3 nüsha hazırlanan dilekçeler mahkeme giderlerinin ödenmesinin ardından işlemin gerçekleştiği tarih üzerinden kayıt altına alınarak davaların açılmasını sağlamaktadır.

Posta gibi gönderimlerle ilgili mahkemeye dilekçenin gönderilmesi sonucunda davaların açılması söz konusu değildir. Temyiz yoluna gitmek isteyen davanın taraflarından bir tanesi ya da vergi dairesi mutlaka Danıştay’a tahsilatın durdurulması amacıyla teminat bilgileri ile beraber yürütmenin durdurulması isteğiyle başvurusunu yapmalıdır. Mahkemeler için ayrılmış olan iki nüshalık dilekçenin bir tanesi Vergi Dairesi’ne iletilir.

Dairenin 30 günlük süre içinde davayla ilgili olarak savunma haklarını kullanmış olması gerekiyor. Vergi dairesinin yapmış olduğu savunma tebligat yolu ile mükellefe iletilir. Mükellefin de aynı şekilde bu savunmaya karşılık olarak 30 günlük sürede itiraz haklarını kullanması mümkün olmaktadır. Süreci takiben Vergi Dairesi de 2. kez savunma hakkını kullanabilir ancak mükellefin bu konuda 2. bir savunma hazırlama hakkı bulunmamaktadır. Mahkemenin taleplerine bağlı olarak mükellefin davaya istenilen açıdan dahil edilmesi de mümkün olmaktadır.

Cevap verme ve savunma yükümlülüğünün bulunmadığı bu durumlarda mahkeme sürelerin 30 gün daha uzamasını sağlayabilmektedir. Sürelerin geçmesinin ardından yapılmış işlemler değerlendirilmeye alınmamaktadır.

Vergi mahkemelerine konu olan davalarda mükellefin elinde biri dilekçe biri cevap metni olmak üzere iki belge, vergi dairelerinde ise 2 tane savunma dilekçesi bulunduğu takdirde dava dosyalarının yürütülmesi söz konusu olabiliyor.

Dava sürecine bir bilirkişinin dahil edilmediği durumlarda mahkeme doğrudan karar verme yetkisine sahip olmaktadır. Mahkeme tarafların dilekçelerinde ve cevap verdikleri savunmalarından hareketle bir duruşma yapılmasına karar verebilir. Mahkemenin vergi davaları ile ilgili olarak davayı kabul etme, kısmen kabul ya da reddetme gibi kararlar vermesi söz konusudur. Davayı kabul eden vergi dairelerinin ya da ret hakkını kullanan mükelleflerin ilgili kararların ardından temyiz yoluna gitmesi de mümkün olmaktadır.

Vergi Davaları Danıştay Süreci Mükellef vergi mahkemesinde açılmış olan davayı kazanırsa bu durumda vergi dairesinin davaya konu olan vergileri terkin etmemesi, ceza uygulamalarını kaldırmaması, iade talepleri bulunuyorsa bunlara uymamış olması temyiz yoluna gitme hakkının kullanılmasına kadar söz konusu olabiliyor.

Eğer vergi dairesi davayı kaybetmiş ise bu noktada 30 günlük yasal sürede temyiz hakkını kullanarak tersi yönde karar çıkması adına başvurularını yapabilir. Mükellefin davayı kaybettiği durumlarda ise ispat yükümlülüğü mükellefin kendisine ait olmaktadır. Temyiz yoluna giden kişilerin mahkemeden alınan kararın tersi yönünde bir karar alınması adına taleplerini dile getirmesi söz konusudur.

Mükellefin davayı kaybetmesinin aynı zamanda hakkındaki vergi uygulamalarından dolayı tahsil işlemlerinin başlayacağı söz konusu olduğu için mutlaka yürütmenin durdurulmasının gerçekleştirilmesi gerekir. Bu talebini kişiler bir dilekçe aracılığı ile dile getirebilirler.

Tahsilatın mükellefi zor durumda bırakabileceği göz önüne alınırsa kişilerin bu hakkını önceden kullanması yerinde bir karar olacaktır.

Yürütmenin durdurulması yönündeki talepler yine bir dilekçe aracılığı ile ilgili mahkemeye ya da doğrudan Danıştay’a iletilmektedir. Teminat karşılığı verilen yürütmenin durdurulması kararı ancak vergi dairesinin belirlemiş olduğu ceza ve faiz gibi uygulamalar için alınmış teminat giderleri ile mümkün olmaktadır.

Yürütmenin durdurulması kararının verilmesinin ardından Danıştay ilgili dava dairesinin Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu üzerinden 7 günlük süreyle itiraz hakkını kullanması mümkün olmaktadır. İtiraz sonucu elde edilmiş olan kararlar artık kesin karar olarak kabul edilir.

Vergi dairesi kendisine ulaştırılmış olan yürütmenin durdurulması kararını Danıştay’dan esas hakkında verilmiş olan karar verilinceye kadar işletmekte ve bu gerekçe ile tahsilat işlemlerinin hemen yapılmasının önüne geçmektedir. Eğer vergi davasına bakan mahkeme karar olarak kısmen kabul ya da redde ilişkin bir karar vermişse reddedilen kısımlar için yürütmenin durdurulması talebinin kullanılması söz konusu olabiliyor.

Yürütmenin durdurulmasına ilişkin dilekçeyi kişiler Danıştay başkanlıklarına iletilmek üzere mahkeme başkanlığına sunmaktadır. Bu dilekçede davaya konu olan olay kısa bir şekilde anlatılması ve ardından ilgili kurumlardan yürütmenin durdurulması yönündeki taleplerin yerine getirilmesi istenmektedir. Temyiz yoluna gitmek isteyen kişilerin Vergi mahkemesi tarafından verilmiş kesin kararın kendisine tebligat yoluyla ulaştırılmasının ardından 30 günlük süre içinde Danıştay’a verilmek üzere temyiz hakkını kullanması söz konusu olabiliyor.

Ayrıca bu temyiz dilekçeleri ilgili vergi mahkemesine de Danıştay’a iletilmek üzere teslim edilebilmektedir. Dilekçede kişiler duruşma talebinde bulunuyorlarsa ve bu talep vergi mahkemesi tarafından uygun görülmüşse duruşma yapılması sağlanır. Danıştay’a ulaşmış olan davaya konu tarafın tebligatının ardından karşı tarafta yer alan idareler 30 günlük süre içinde cevap haklarını kullanabilirler.

Eğer kısmen ret ya da kısmen kabul ile sonuçlandırılmış davalar söz konusu ise tarafların daha önce temyiz yoluna gitmemiş olsalar bile karşı tarafın temyize gitmesinin ardından hazırlayacakları cevap dilekçesinde bunu talep etmeleri mümkün olmaktadır.

Temyiz dilekçesi olarak kullanılabilecek olan bu cevap dilekçesi Danıştay aracılığı ile davaya konu diğer tarafa iletilmek üzere tebligat yoluyla iletilmektedir. Kendisi karşısında temyiz yoluna gidilmiş olan kişiler cevap haklarını kullanabilirler.

Kesin karar Danıştay tarafından verilmektedir. Danıştay’ın bu noktaya gelmiş olan davalarla ilgili olarak mahkemenin vermiş olduğu karar üzerinde bu kararı onama, bozma ve kısmen bozma ya da kısmen onama kararı vermesi mümkün olmaktadır. Esas hakkında bir kararı dile getirmesi mümkün olmadığı için Danıştay’ın bu tür durumlarda vergi mahkemesine kararı iletmesi gerekmektedir.

Danıştay tarafından ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar kesin bir şekilde onanmışsa bu durumda kararın kesin bir şekilde kabul edilmesi söz konusu olabiliyor. Mahkeme kararları üzerinde Danıştay tarafından kısmen ret ya da kısmen onama kararının verilmesinin ardından da bu karar kişilere tebligat yoluyla iletilmektedir.

Taraflardan herhangi biri bu noktada da temyiz haklarını kullanmak isterse bu durumda davanın Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu aracılığı ile görüşülerek karara bağlanması mümkün oluyor. Bu kuruldan çıkan karar kesin karar niteliği taşıdığı için Vergi Mahkemesinin de bu yönde bir karar vermesi mümkün olmakta ve kişiler itiraz hakkına sahip olmamaktadır.

DANIŞTAY KARARI – VERGİ DAVALARI

VERGİ DAVALARI- ÖDEME EMRİNİN İPTALİ İSTEMİ – MENFİ TESPİT DAVASINDA ALIŞVERİŞ TUTARININ ÖDENDİĞİ.

DAVACININ BORCUNUN OLMADIĞININ TESPİT EDİLMESİ – İDDİALARIN BÖYLE BİR BORCUN OLMADIĞI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ GEREĞİ.İSTEMİNİN KABULÜ ÖZET: Olayda 6183 Kanun’un ilgili maddesinde haciz için öngörülen koşullar oluşmadığından, davacı adına bu Kanun’un ilgili hükmüne dayanılarak, borç zimmetinde sayılmak suretiyle ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Davacı şirket tarafından, vergi borcu bulunan …’ın kendilerinden herhangi bir alacağının bulunmadığına ilişkin olarak açtığı menfi tespit davasında, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … sayılı kararıyla, alışveriş tutarının … tarihi itibarıyla ödendiği, bu tarih itibarıyla davacının …’a borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olup, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, dava konusu ödeme emrinin iptali gerekirken aksi yönde verilen Vergi Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri