Babalık Davası

İlkay Hukuk Bürosu Makaleler

Babalık Davası

Babalık Davası

Babalık Davası

Babasının kim olduğu tespit edilmemiş olan kişilerin mahkeme tarafından tespitinin sağlanması ve çocukların babalarına soy bağı ile bağlanarak kendi üzerlerine düşen tüm hakları talep edebilmeleri adına Türk Medeni Hukuku’nun 301. maddesine göre dava açılabilmektedir.

Babalık davası olarak bilinen bu davalar babaya karşı eğer baba hayatını kaybetmişse onun yasal mirasçılarına karşı açılır.

Babalık Davası Nedir?

Karinenin tespit edilmesi adına kanun içerisinde çocuğun doğumu esas alınarak bu günden üç yüz ile yüz seksen gün öncesi arasında anne ile cinsel ilişkide bulunmuş kişiler için babalık karinesi işlemeye başlar.

Bu kurala uymamış olsa da gebelik dönemleri içinde bile anne ile cinsel ilişkiye girmiş olan kişiler için karine uygulaması sürdürülür. Dava açılan kişi kendisinin çocuğun babası olmadığını ya da herhangi bir üçüncü kişinin babalık davasını almasının kendisinin baba olmasından daha fazla oranla mümkün olduğunu ispatı ile karine geçerliliğini yitirmektedir.

Babalık Davası Nasıl Açılır?

Babalık davalarının açılabilmesi için çocuğun annesi doğrudan davaya davacı olarak katılabilir. Çocuğun doğumundan sonraki ilk bir yıl içinde davaların açılması gerekiyor.

Eğer çocuk adına bir kayyım atanmışsa bu durumda davaların kayyım tarafından açılması da mümkün olmaktadır. Sulh hukuk mahkemesi tarafından baba ile soy bağı bulunmayan kişiler için kayyım ataması yapılabilmektedir.

Kayyımın davayı açabilmesi için dikkat etmesi gereken süre ise kendisinin çocuğa atanmasını takip eden ilk bir yıllık süredir. Bunlara ek olarak doğrudan çocuk tarafından da babalık davasının açılabilmesi mümkün oluyor.

Çocuğun bu durumda reşit olma yaşını beklemesi ve on sekiz yaşının ardından ilk bir yıllık süre içinde davayı kesin olarak açması gerekmektedir. Babalık davalarında zamanaşımı sürelerinin bir yıl ile kısıtlanmış olması davaların kamu düzenini ilgilendiren davalar olmasından dolayı mümkün olmaktadır.

Zamanaşımı sürelerine bu tür davalarda kesin bir şekilde riayet ediliyor olsa da bazı kişilerin istisnai durumlarla karşılaşması mümkündür.

Annenin dava açmaması adına babalık iddiasında bulunan kişiler evlenme vaadi gerekçesi ile kadınları bir yıllık süre boyunca beklettikleri takdirde hak düşürücü süreler işlemeden kişiler yine davalarını açabilme haklarını ellerinde tutmaktadırlar.

Buna gerekçe olarak babanın hileli ve aldatmaya yönelik davranışları örnek gösterilebilir. Mahkeme buna benzer durumlarla karşılaştığı takdirde anneden savunmasını vermesini isteyebilir.

Babalık Davalarında Annenin Elde Edebileceği Maddi Hakları Nelerdir?

Anne ya da çocuk tarafından davaların açılmış olduğu dikkate alınmaksızın davalar sırasında annenin nafaka talep etmesi halinde bu durumda davaya ek olarak ayrıca belirtilmelidir.

Hakkında karar çıkması için herhangi bir harç ödemesi yapılması gerekmeyen bu durumda vekalet ücreti ödenmesine gerek kalmadan nafakanın kabulüne ya da reddine karar verilebiliyor. 18 yaşına gelene kadar tüm çocuklar için nafaka talebinde bulunulabilir.

Babalık davaları boşanma davalarından ayrı bir şekilde kişilerin değerlendirilmesinin yapıldığı davalar olduğu için mutlaka her iki dava türünün birbirinden ayrılması gerekmektedir.

Buna göre nafaka için yoksulluk nafakası talebi boşanma davalarında olduğu gibi yapılamamaktadır. Ancak bunların yanı sıra annenin babadan tazminat talep etmesi mümkün olabiliyor. Bu tazminat maddi veya manevi türde olabilmektedir. Manevi tazminatın söz konusu olması için mutlaka baba tarafından anneye evlenme vaat edilmiş ancak yerine getirilmemiş olması gerekmektedir.

Tazminat miktarları belirlenirken Türk Medeni Kanunu’nda ayrıca belirtilmiş olan doğum öncesi ve sonrası geçim giderleri ile birlikte gebelik dönemi ve doğum sırasındaki tüm masrafların babadan istenmesi mümkün olabiliyor.

Bununla birlikte babanın kötü muamelesi söz konusu ise birlikte yaşadığı kişilere uyguladığı bu zorluklar için iki aydan bir yıla kadar hapis kararı verilebilmektedir. Ayrıca aile hukuku içinde babanın üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği için kişilerin hapis cezasına çarptırılması da sağlanabiliyor.

Baba eğer hamile olduğu bilinen anneyi ortada bırakmış ise bu durumda da hapis cezasının verilmesine hükmedilir.

Babalık Davasında Masraflar Nelerdir?

Babalık davası için yapılan harcamalar ve masrafların davalı tarafından genellikle ödendiği dikkate alınsa da hakimin kararı en etkili karar olduğu için bu konuda her iki tarafın da masrafları ödemesine karar verilebilmektedir.

Eğer evlilik dışı doğan bir çocuk davaya konu olmuş ise bu durumda anne veya babanın çocuğun infak ve iaşesi için alınması gerekli olan masraflara katılması da zorunlu oluyor.

Eğer çocuk babasının soyuna ve nüfusuna resmi olarak tanıma usulüyle kayıt edilmiş ise bu durumda iştirak nafakası alınması mümkün oluyor. Ancak tanıma gerçekleşmemişse bu durumda babalık davasının açılması ve nafakanın talebini bu dava içerisinde kişilere iletilmesi gerekmektedir.

Annelerin Ekonomik Hakları

Davayı açan ya da davaya katılan anneler babanın kendisinden veya baba hayatta değilse onun yasal mirasçılarından giderlerin karşılanmasını isteyebilmektedir. Bu giderler doğum öncesi, sırası ve sonrasındaki kadının geçimini ilgilendiren giderler olmaktadır.

Anne bu süreçte devlet kurumları aracılığı ile destek almışsa bu rakamların tazminattan azaltılarak son rakamın oluşturulması da sağlanır.

Evlilik Dışı Çocuğun Miras Hakkı

Babalık davalarında sıklıkla karşılaşılan durumlardan biri de evlilik dışı dünyaya gelmiş olan çocuğun yasal olarak miras hakları ile ilgilidir.

Çocuğun miras hakkını elde etmesi için babasının doğal babası ve hukuk tarafından yasal olarak tanınması gerekmektedir. Bu şartlar yerine getirildiği takdirde Türk Medeni Kanunu’na göre kişiler babalarının mirasçısı olarak mirastan hak elde edebilmektedir.

Bu çocuklar miras paylaşımı ve hakların dağılımı söz konusu olduğunda eğer varsa babanın diğer çocukları ile birlikte eş hak sahibi olarak değerlendirilerek haklarını alabilirler.

Ancak mirasçı statüsünü elde etmek için çocukların babalarının doğal olarak tespit edilmesinin ardından hukuken de tanınması gerekmektedir. Babalık davası reddedilen çocukların davalı babanın mirasçısı olması mümkün değildir.

Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Soyadı Ne Olur?

Evlilik dışı doğmuş olmasına rağmen aile içerisinde anne ve baba medeni durumları açısından evliler ise ve birlikte ise ailenin soyadı çocuğun da soyadı olarak kayıtlara geçirilir. Ancak evlilik söz konusu değilse bu durumda çocuğun soyadı doğrudan annesinin soyadı olmaktadır.

Çocuk tarafından babasının soyadını almak istenmesi durumunda resmi işlemlerin aksaması gerekçe gösterilerek olumlu kararlar verilmemektedir. Böyle durumlarda ayrıca nüfus kayıt sistemi içerisinde çocuğun babasının nüfusuna kayıtlı şekilde gösterilmesi de hem yasalara hem de usulen aykırılık teşkil etmektedir.

Babalık Davasında İhbar Makamı

Babalık davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalar olması sebebiyle mutlaka ihbar sisteminin izlenmesi gerekmektedir. Buna göre kişiler Cumhuriyet savcısı ya da hazineye ihbarlarını yapmalıdırlar.

İhbarlar gerçekleştirilmeden babalık davasının eksik bilgiler ve tahkikatlar sonucunda sürdürülerek sonunda kesin kararlar verilen davalara dönüştürülmesi yasalara aykırılık teşkil etmektedir.

Resmi kurumlara yapılan bu ihbarlara ek olarak dava anne tarafından açılmış ve çocuk üzerine kayyım atanmış durumda ise bu halde de davanın kayyıma ihbar edilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde kayyım tarafından açılmış davaların anneye ihbar edilmesi gerekir.

Babalık Davasında Bilirkişi İncelemesi Nasıl ve Nerede Yapılıyor?

Babalık karinesinin ortaya çıkması adına mutlaka kişilerin DNA testi ile babalık testlerinin yapılması gerekmektedir. DNA testlerinin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesinde kişilerin kan örnekleri zaman zaman yeterli sayılmamakta ve kesin tespitlerin yapılması adına mutlaka kişilerin doku, tükürük ve kıl örneklerinin alınması da gerekmektedir.

Bu testlerin yapılması için davacı ve davalı sıfatına sahip olan kişilerin mutlaka eş zamanlı olarak kurumlara gelerek haklarında çıkan raporları almaları gerekmektedir.

Testlerin yapıldığı kurumlar konusundaki kesin karar mahkeme tarafından veriliyor olsa da bu kurum genellikle adli tıp olmaktadır. Kararı verecek olan mahkeme ise çocuğun doğduğu yerleşim yerinde bulunan aile mahkemeleri olmaktadır.

Babalık Davası | Sıkça Sorulan Sorular

Babalık Davasında Davalı ve Davacı Konumundakiler Kimlerdir?

Babalık davaları evlilik dışı ilişki sonucu dünyaya gelen çocukların babalarına karşı açılabilir. Eğer baba hayatını kaybetmişse bu durumda davanın babanın mirasçılarına karşı açılması gerekiyor.

Babalık Davası Hangi Durumda Gerekli Değildir?

Babalık davalarının temel amacı çocuğun babalık soy bağı ile bir babaya bağlanmasının tespit edilmesi ve kayıt altına alınmasıdır. Bu sayede çocuk babasından gelen soyundaki kişilerle birlikte mirasçı olarak değerlendirilecek ve tüm haklardan yararlanabilecektir.

Ancak evlilik dışında kalan baba notere giderek çocuğun kendisine ait olduğunu resmi işlemler sonucunda ispatlarsa bu durumda nüfus müdürlüğü tarafından gerekli işlemler yapılır. Bu süreç sırasında ya da sonrasında açılan babalık davaları mahkeme tarafından görülmeden doğrudan reddedilmektedir.

Babanın Dava Açma Hakkı Var Mıdır?

Babalık davalarında babalar her zaman davalı konumunda davaya katılabilirler. Ancak babalar kendi istekleri doğrultusunda soy bağının reddini talep etmek üzere babalık karinesinin çürütülmesi amacıyla anne ve çocuğa karşı davalar açabiliyorlar.

Eğer aynı davalar çocuk tarafından açılıyorsa bu durumda soy bağını reddeden çocuğun davayı anne ve babasına karşı birden açması gerekmektedir.

Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Velayeti Ne Olur?

Kanunlar çerçevesinde evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin annede kalması gerektiğine karar verilmiştir.

Yabancı Mahkemedeki Babalık Davası Kararı Türkiye'de Nasıl Geçerli Olur?

Yurtdışı Babalık mahkeme kararının babalık davası ile tenfizi

İkinci bir vatandaşlığa sahip olan ya da yurtdışında ikamet eden kişiler için babalık davalarının yabancı bir mahkemede açılması ve sonuca erdirilmesi söz konusu olabiliyor. Bu şekilde elinde mahkeme kararı bulunan kişilerin Türkiye’de kararları resmi olarak nüfusa kayıt ettirmesi adına mutlaka tanıma ve tenfiz davası açması gerekmektedir.

Yurtdışında açılmış olan davalarda davacı ya da davalı sıfatına sahip olan kişilerin dava kararlarını tercüme ettirerek Türkiye’deki mahkemelere sunması gerekmektedir. Türkiye’de bulunan aile mahkemelerinde görülecek olan bu davalar sonucunda yurt dışındaki mahkemenin almış olduğu kararın Türkiye’de de geçerli olması adına kesin karar verilmiş olur.

0 Yorum

Yorum Bırak