Boşanma Davasında Mal Kaçırma

İlkay Hukuk Bürosu Makaleler
İlkay Hukuk Bürosu > Aile ve Boşanma Hukuku Davaları  > Boşanma Davasında Mal Kaçırma

Boşanma Davasında Mal Kaçırma

Boşanma Davasında Mal Kaçırma

Boşanma Davasında Mal Kaçırma | Günümüz boşanma davaları ile ilgili olarak en sık şekilde karşı karşıya kalınan durumlardan birisi de boşanma öncesi mal kaçırma uygulamalarıdır. Boşanmanın maddi neticelerinin doğrudan etkilenmesine yol açan ve tarafların hak kaybı ile karşı karşıya kalmasına yol açan bu yaklaşıma ilişkin olarak gerçekleştirilebilecekler ile ilgili olarak boşanma davası açacak kişilerin ne gibi uygulamalarda bulunabilecekleri gündeme geliyor.

 

Boşanma davası süreci içerisinde eşlerden birisinin boşanma öncesi mal kaçırma eyleminde bulunması kötü niyet odaklı bir eylem olmasından dolayı bu tip eylemlere karşı tedbirler alınabildiği gibi bu tür eylemlerde bulunan eşe yönelik olarak bazı yaptırımlar gerçekleştirilebiliyor.

 

Evlilik birliğinin sona erdirilmesinin ardından gerçekleştirilecek mal paylaşımı işlemine konu olacak değerlerin,  bu mal paylaşımının oluşturulmaması için elden çıkartılması olması gerekenden çok daha düşük fiyatlara satışının yapılması, hileli satış göstererek başkasına devrinin gerçekleştirilmesi gibi durumları kapsamına alan boşanma öncesi mal kaçırma eylemlerine karşı önlemlerin alınabilmesi mümkündür. | Boşanma Davasında Mal Kaçırma

 

Boşanma davası süreci içerisinde mal kaçırma, evlilikte alınmış olan malın karşı taraf ile paylaşımının söz konusu olmasının önüne geçebilmek amacı ile sıklıkla gerçekleştirilen davranışlar arasında yer alır.

 

Bu noktada kişi bağlı olduğu mal rejimi veya eşi ile gerçekleştirdiği mal paylaşımı sözleşmesi çerçevesinde eşine bu değerlerden pay verme mecburiyetinde olur.

 

Bu halde kişi mal paylaşımını boşanma süreci içerisinde eşiyle yapmak istemeyebilir. Malını eşiyle boşanma süreci içerisinde paylaşmak istemeyen kişiler, bu sebep doğrultusunda mal kaçırma eyleminde bulunabilir. Günümüzde boşanma davalarında mal kaçırma eylemine karşı alınabilecek farklı önlem seçenekleri bulunur. | Boşanma Davasında Mal Kaçırma

 

Boşanma Davasında Mal Kaçırma Nasıl Engellenir?

 

Boşanma davası süreci içerisinde mal kaçırma eyleminin önlenebilmesi hedefi ile ortak ikamet edilen yerin satışını engellemeye dair aile konut şehri uygulanabilir. Bu sayede ortak yaşam alanı olan evin satışının engellenmesi sağlanabilir. Boşanma süreci içerisinde mal kaçırma eylemi açısından ikamet edilen konut haricinde bulunan diğer malların kaçırılması gibi bir davranış olması halinde ise mal kaçırma eylemine yönelen eşe karşı dava açılabilmesi söz konusu olabiliyor. Bu noktada önemli husus malların kaçırıldığının kişi tarafından ispatının gerçekleştirilmesidir.

 

Boşanma davası süreci içerisinde mal kaçırma gibi bir eyleme karşı açılacak dava ile önlem alınması ve engellenebilmesi olanaklı olur. Mal paylaşımı ile ilgili olarak hak kaybı meydana gelen kişilerin bu noktada uzman bir boşanma avukatı desteği alması boşanma davası sürecini hak kaybı ile karşı karşıya kalmadan en uygun biçimde yönlendirebilmesine yardımcı olur.

 

Özellikle mal kaçırmak isteyen eşin gerçekleştirebileceği uygulamalar ile ilgili olarak boşanma avukatının deneyim ve bilgiye sahibi olması dolayısı ile bu tip eylemlerin önüne geçilebilmesi konusunda kişiye önemli avantajlar sağlamaktadır. | Boşanma Davasında Mal Kaçırma

 

Aile Şerhi Nasıl Uygulanır?

 

Eşin boşanma süreci içerisinde mal kaçırma eyleminde bulunarak ortak yaşam alanı olan evi mal paylaşımından kaçırma girişimi kişinin söz konusu evin satışını engellemek üzere aile konut şehri koydurabilir.

 

Bu işlem için kişinin evlilik cüzdanı ve söz konusu evin ailenin yerleşim yeri olduğunu gösteren bir belge ile Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvuru gerçekleştirmesi gerekir. Aile yerleşim yeri olduğunu gösterecek belge ise mahalle muhtarlarından alınabilir.

Bu davalarda zamanaşım süreleri 1 ve 5 yıl olarak belirlenmiştir. | Boşanma Davasında Mal Kaçırma

Boşanma Davasında Mal Kaçırma | Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma Esnasında Mal devri ve mal kaçırma yargı kararı

Davacı dava dilekçesinde, davalı ve ailesinin manevi baskısı sonucu tapuda taşınmazı davalıya devir ettiğini açıklamış, gerek boşanma dosyasında dinlenen tanıklar gerekse eldeki dava dosyasında dinlenen tanıklar bu yönde beyanda bulunarak davacının safiyane duygularla bu devirleri yaptığını bildirmişlerdir. Davalı tarafından da bu devirlerin davacının alacaklılarından mal kaçırma amacıyla yapıldığı savunulmuş ve davacının borçlarının kapatılmasının da devirde etkili olduğu belirtilmiştir. Gerek boşanma dosyası üzerinde ve gerekse eldeki dava dosyasında dinlenen tanık beyanları üzerinde yapılan inceleme ve karşılaştırmada davacının iddiasının her iki dosyadaki bilgi ve belgelerle tanık beyanlarıyla doğrulandığı görülmektedir.

Davalının savunması dahi bir anlamda davacı iddiasını doğrular niteliktedir. Dava konusu payların davacı eş tarafından davalı eşe edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken tapuda “satış” gösterilerek devredilmesi nedeniyle aksi davalı tarafından ispatlanamadığı sürece TMK’nun 219 ve 222/1-3 üncü maddeleri uyarınca edinilmiş mal olarak kabul edilmeleri gerekir. Belli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK.nun 222/1-3 üncü fıkra). Dava konusu paylar evlilik sırasında davalı eşine satılmış ve davalı eşte edinilmiş malla (parayla) söz konusu payları devraldığından bu payların edinilmiş mal olarak kabulü gerekmektedir.

Davacının davalı eşine tapuda yaptığı satışla üzerine kayıtlı payları devretmesi olayında davacıda bağış kastı ve iradesinin olduğunu söylemek de oldukça güçtür. Çünkü, davacının iddiası aynı zamanda tanık beyanlarıyla da kanıtlanmıştır. Artık bu saptama karşısında somut olgunun gizli bağış niteliğinde olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Eşler arasındaki güven, aile birlikteliği ve hayatın olağan akışı da satışın bağış niteliğinde olduğunu göstermez.

Boşanma Davasında Mal Kaçırma Tapu İptal Davaları

Bozma gereği celp edilerek incelenen …Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2010/47 esas sayılı dosyasında; davacı kadının 19.1.2010 tarihli dava dilekçesi ile “Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının devam ettiği sırada davalı kocanın evlilik birliği içinde edinilen malları kaçırmak amacıyla 283 ada 95 parsel sayılı K.ş mahallesi .. sitesi .. blok daire ..deki taşınmazı muvazaalı olarak satıp aynı kişiden aynı gün K. mahallesi .. ada .. parsel .. blok kat 4 daire 7 sayılı taşınmazı bu defa annesinin üzerine aldığını belirtmiş ve davalı kocanın annesinin adına aldığı bu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı koca adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı kadının bu talebinin bozma ilamında belirtildiği şekilde bir değer artış payı alacağını kapsamadığı açıktır, o halde davalı-davacı kadının ziynet eşyası alacağı hakkında hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Boşanma Davasında Mal Kaçırma Muvazaalı Babaya Satış

Karar: Davacı vekili, vekil edeniyle davalının 4.7.1996 tarihinde evlendiklerini, evlilik birliği devam ederken 995 ada 10 parselde kayıtlı  Yapı Kooperatifinin C Blok 3 nolu dairesini edindiklerini, kooperatif hissesinin davalı adına alındığını, kura çekildikten sonra aralarında anlaşmazlıklar başladığından davalının mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak babası Y. A.’a değerinin altında 26.3.2004 tarihinde satış göstermek suretiyle devrettiğini.

Taşınmazın edinilmesine katkısı bulunduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak 22.000 TL katkı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili sonradan birleştirilen 2006/114-158 Esas ve Karar sayılı dosyada ise, asıl davada sehven faiz isteğinde bulunulmadığını açıklayarak, talep edilen alacağa asıl dava tarihinden (24.11.2011) itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir.

Davacı katkı payıyla katılma alacağı isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, katılma alacağı isteği yönünden dava kısmen kabul edilmiştir. Öte yandan davacının birleşen davayla faiz isteği de bulunmasına rağmen bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı TMK.nun 239 uncu maddesinin şeklindeki 3 üncü fıkrası uyarınca, tasfiye kararla birlikte gerçekleştiğinden belirlenen katılma alacağına karar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir.

Boşanma davasında eşin mal kaçırması

Dava, muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı; davalılardan … aleyhine boşanma davası açtığını, aralarındaki boşanma davası devam ederken davalının üzerine kayıtlı taşınmazı davalılardan …’a muvazaalı şekilde sattığını daha sonra davalı …’ın bu taşınmazı kısa bir süre sonra davalılardan …’a devrettiğini, davalılardan …’ın borçtan kurtulmak amacı ile mal kaçırdığını ileri sürerek iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.

Davalılar, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu satış işleminin gerçek olduğunu savunmuşlardır.

Mahkemece, davalı …’ın, boşanma davası açılması üzerine eşinden mal kaçırmak amacıyla taşınmazı davalı …’a sattığı, …’ın da kısa bir süre sonra taşınmazı davalı …’a devrettiği ve satış işlemlerinin muvazaalı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Muvazaalı Boşanma Ve Mal Kaçırma Davası

Davacı, miras bırakan ….’nin 2582 parsel sayılı taşınmazını mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı vekili oğlu İbrahim aracılığıyla İbrahim’in boşandığı eşi …’ye satış suretiyle devrettiğini, davalıların boşanmalarına rağmen halen birlikte oturduklarını ve onların yönlendirmesi ile murisin temlike konu işlemi yaptığını, bu temlikten sonra taşınmazın birkaç kez daha devir gördüğünü,bu nedenle tapu iptali ve tescil isteme olanağının kalmadığını ileri sürerek,miras payı oranında tazminat isteğinde bulunmuştur.

Davalı …, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini savunmuş, diğer davalı ise; taşınmazdan hiçbir yarar sağlamadığını, davalı …’in kendini aracı kılarak taşınmazı aldığını ve sattığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Avukata İlk Soruyu Siz Sormak İster Misiniz?

Avukata Soru Sor