Boşanmada Velayet, Boşanma Velayet

Çocuğun ana bakım ve şefkatine muhtaç olması halinde kural çocuğun velayetinin anaya verilmesidir. Ana bakım ve şefkatine muhtaç olan çocuğun ananın yanında kalması bedeni ve fikri gelişmesine engel olduğu ve hemen meydana gelecek bir tehlikenin varlığı kanıtlanmadıkça velayetinin anaya verilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 11.03.1998 tarih, 2-175 E, 213 sayılı kararında 1990 doğumlu bir çocuğun ana bakım ve şefkatine muhtaç olduğu sorunu Yargıcın önündeki en önemli sorundur.

Yargıç toplanan delillere göre çocuğun ana bakım ve şefkatine muhtaç olup olmadığını saptamalıdır. On yedi yaşında olduğu halde gerek zekâ gerekse bedensel özür sebebiyle ana bakım ve şefkatine muhtaç olan çocukların da olduğunun kabulü gerekir.

Yargıç, tarafların isteklerine, çocuğun arzusunu ve psikolog ve pedagog raporu ve sosyal hizmetler uzmanının görüşünü ve kendi gözlemlerini de ekleyerek çocuğun ana bakım ve şefkatine muhtaç olup olmadığını saptamalıdır. Ancak çok küçük yaştaki bir çocuğun ana bakım ve şefkatine muhtaç olduğu gözden uzak tutulmalıdır.

Yargıç çocuğun ana bakım ve şefkatine muhtaç olduğunu saptadıktan sonra çocuğun velayetinin anaya verilmesine bir engel olup olmadığını araştırmalıdır.

Boşanma Davalarında Velayet Kime Verilir

Ana Vesayet Altındaysa: Ana bakım ve şefkatine muhtaç olduğu halde ana vesayet altındaysa (kısıtlanmasına karar verilmişse) çocuğun velayeti anaya verilemez. Yargıtay 2.H.D. bir kararında “ana vesayet altında (kısıtlı) bulunduğuna göre, velayeti doğrudan doğruya kullanması mümkün değildir. Bu hakkın temsilci (vasi) eliyle kullanılmasına da Medeni Kanunun 16. Maddesi engeldir. Bu yön düşünülmeden, velayetin kısıtlı (vesayet altında bulunan) anaya verilmesinin yanlış olduğuna karar vermiştir”.

Ana cezaevinde bulunuyorsa: Ana cezaevinde bulunuyorsa bu durumda çocuk ana bakım ve şefkatine muhtaç olsa bile çocuğun velayetinin bir engel olmadığı takdirde babaya verilmesi gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21.09.1994 tarihli bir kararında 22.04.1992 doğumlu bir çocuk için “anne birden çok dolandırıcılık suçu işlemiş ve hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş, halen de cezaevinde bulunmaktadır. Çocuğun anneanne ve dedesinin yanında kalmasına, davalının annelik görevlerini gereği gibi yerine getirilmemiş olmasına göre, babanın da bir engeli saptanmaması karşısında velayetin babaya verilmesi gerektiğine karar verilmiştir”.

Çocuğun O Andaki Çıkarları Yanında Gelecekteki Yararlarının Gözetilmesi: Velayet düzenlenirken çocuğun o andaki çıkarları yanında gelecekteki yararlarının da göz önünde tutulması gerekir. Ana çok tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalığa tutulmuşsa sırf çocuk ana bakım ve şefkatine muhtaç diye çocuğun vekâleti anaya verilip çocuğun sağlığının tehlikeye atılması düşünülemez. Yargıtay 2.H.D. bir kararında “boşanma sebebi eş cinselliğe başka bir deyişle seviciliğe dayandığına göre böylesine hastalık derecesine varan bir alışkanlığı bulunan kadına kız çocuğunun velayetinin verilmesi onun geleceğini tehlikeye düşüren bir durum meydana getirilebilir. Küçüğün idrak çağına erip kişiliği zarara uğradıktan sonra onu, anasından uzaklaştırmak hiçbir anlam taşımaz… Çocuk henüz kötü alışkanlıklar edinmeden, gerekli önlemlerin alınması zorunludur. Hal böyle olunca küçüğün ahlaki gelişimine öncelik ve şefkatin üstünde değer verilmesi gerektiğine” karar vermiştir.

Genç kızlık çağındaki çocuğun velayeti: Genç kızlık çağındaki çocuğun velayetinin anaya verilmesi öncelikle düşünülmesi gereken bir sorundur. Yargıtay 2.H.D. başka bir kararında da “boşanma sonucu ortak çocuğun velayetinin düzenlenmesinde (4721 sayılı T.M.K. 182. Maddesi) ya da velayetin kullanılmasının değiştirilmesinde (4721 sayılı T.M.K. 183. Maddesi) öncelikle çocuğun sağlıklı olarak fikri ve bedeni gelişmesi, eğitimi için gereken olanakların sağlanması, geleceğinin hazırlanması gibi hususların göz önünde bulundurulması, mümeyyiz (iyiyi kötüden ayırt edebilen) küçüğün de dinlenmesi bu suretle delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir… Babanın, annesiyle birlikte kaldığı iki odadan ibaret olan evde küçüğün bir çalışma odası bulunmadığı, bu durumda derslerine çalışma imkânlarından yoksun kaldığı, babanın gerekli ilgiyi göstermediği hatta tedip (terbiye) sınırını aşar şekilde dövdüğü gerçekleşmiştir. Küçük 1976 doğumlu olup genç kızlık çağındadır. Bu yönden annenin arkadaşlığına ve yardımlaşmasına ihtiyacı vardır. O halde velayetin anneye verilmemesi için hiçbir sebep olmadığına”. Karar vermiştir. Yargıç uzmanlık gerektiren durumlarda bilirkişi görüşüne başvurabilir. Velayet düzenlenirken çocuğun yaşayacağı çevre hakkında da gerekli bilginin elde edilmesi gerekir. Yargıç gerekli gördüğü takdirde sosyal hizmetler uzmanı bir bilirkişiye başvurup onun da görüşünü almalıdır. Çocuğun psikolojik bakımdan en uygun ortamda büyüme hakkı vardır. Yargıç gerektiğinde bir psikolog ve pedagoga başvurmalı onun da görüşünü aldıktan sonra tüm delilleri birlikte değerlendirip çocuk açısından en uygun kararı vermelidir.

 

Avukat