Atla

Hamile Kalan Eşi Ve Sevgiliyi Terk Etmek Suç Mu


Hamile Kalan Eşi Ve Sevgiliyi Terk Etmek Suç Mu

Hamile Kalan Eşi Ve Sevgiliyi Terk Etmek Suç Mu

Hamile Kalan Eşi Ve Sevgiliyi Terk Etmek Suç Mu

Başta Anayasa olmak üzere temel ve özel yasalarda kadının, çocuğun bunlarla birlikte ailenin korunmasına yönelik birçok düzenlemeler yapılmıştır.

Çağın getirdiği koşulların olanaklarından en iyi şekilde yararlanmasını sağlarken çağın getirdiği olumsuzluklara karşı da ailenin, kadının ve tabi çocuğun haklarını korumaya yönelik Türk Hukuk sisteminde düzenlemeler devam etmektedir.

Hamile Kadının Terkinin Cezai ve Hukuki  Yaptırımları

Aile, çocuk ve kadının korunması ve desteklenmesine yönelik en özgül alanlardan biri de hamile kadının kanunlar karşısındaki durumudur. Kanunlar hamile kadının korunmasına yönelik yaptığı düzenlemelerde kadının evli olup olmamasına bakılmaz.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda olduğu gibi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda da hamile kadının resmi nikahlı olup olmadığına bakılmaksızın birlikte yaşadığı insan ya da eşinin tarafından terk edilmesi durumunda cezai yaptırımlar uygulanması öngörülmüştür.

Hamile Kalan Eşi Ve Sevgiliyi Terk Etmek Suçu Cezası

Türk Ceza Kanunu'nun 233. Maddesinde "Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali" başlığı altında hamile bir kadının terk edilmesiyle ilgili maddenin ikinci fırkasında şöyle bir düzenleme yapılmıştır:

Hamile kadini terk etmek suc ne zamana kadar cezasi var

Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış  bulunduğunu bildiği evli olmayan kadını çaresiz durumda terk eden kişiye, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilir.

Türk Ceza Kanunu'nun 233. Maddesine bakıldığında esas mesele kadının 'hamile' olmasıdır. Kanun hamile kadının korunmasında resmi nikah şartı aramaz. Hamile kadının terk edilmesi suçunun işlenmesi için çocuğun kendisinden olduğunu bildiği halde, hamile olduğunu bilerek ve buna rağmen hamile olan eşini veya birlikte yaşadığı hamile kadını terk etmesi yeterlidir.

Hamile kadının terk edilmeden dolayı yaşadığı maddi ve manevi çaresizlik suçun doğması için yeterli koşulun sağlandığını gösterir. Suçun doğması gereken şartların bulunmadığı taktirde suç oluşmayacağı gibi ceza bulunmaz. Erkeğin eşini hamile olduğunu bilmeden ya da hamile değilken terk etmesi suç teşkil etmediği gibi başka birinden hamile olması durumunda terk etmesi de suç değildir.

Aynı durum birlikte yaşadığı kadının hamile olduğunu bilmeden veya hamile değilken ya da başka birinden hamileyken terk eden erkek için de geçerlidir. Bu noktada 'birlikte yaşam' konusuna dikkat edilmesi gerekir. Türk Ceza Kanunu'nun 233. Maddesi'nde söz konusu edilen 'birlikte yaşam' sürekli olmak zorundadır. Tek seferlik ilişkiler, kısa süren birkaç günlük, ara sırada birlikte olunan ilişkiler 'sürekli yaşam' olarak kabul edilmez. Ve bu ilişkilerden meydana gelen hamilelik dolayısıyla bir erkeğe hakkında şikayet yapılmasıyla ceza verilmez.

Hamile kadının terk edilmesi suçunun doğmasında etkenlerden biri de Türk Ceza Kanunu'nun 233. Maddesinde geçen "çaresiz durum"un oluşmasının sebebi terk olması gerekir. Maddi ve manevi destekten yoksun kalan terk edilmiş hamile kadının yaşadığı bu çaresiz durumun sebebi eşinin ya da birlikte yaşadığı erkeğin onu terk etmiş olmasından dolayı olmalıdır.

Kanun maddesinde geçen çaresizlik durumu maddi bir çaresizliğin yanında manevi çaresizlik de ayrı ayrı değerlendirilir. Terk nedeniyle hem kendi hem de bebeğinin yaşamını idame ettiremeyecek olan kadının yaşamındaki maddi çaresizlikle birlikte manevi çaresizliği değerlendirilirken maddi yönden çaresiz kalmayan kadının manevi çaresizliğine bakılır.

Manevi yönden çaresiz kalması, hamileyken terk edilmiş olan kadının toplumda karşılaştığı tepkiler, sosyal yaşamın üzerine uyguladığı baskı, dışlanmalar nedeniyle hamile kadının psikolojik olarak maruz kaldığı bu çaresizlik halinin anne ve çocuğa ruhsal ve bedensel yönden olumsuz etkileyecektir. İşte bu manevi çaresizlik hali de hamile kadını terk eden erkeğin ceza alması için yeterli sebeptir.

Hamile kadının terk edilmesi suçu bir kamu davasıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 233. Maddesinde yapılan düzenlemelerle sınırları belirlenen hamile kadının terk edilmesi suçunda tarafların uzlaşması mümkün değildir.

Hamile kadın yaşadığı durumu şikayet etmese de suç doğmuştur ve yetkili makamlar harekete geçer. Ayrıca terk edilen hamile kadın şikayetini geri çekmesi halinde de davanın düşürülmesi söz konusu değildir. Hamile kadını terk eden eş ya da birlikte yaşayan kişi kanun maddesinde de belirtildiği gibi suçu ispatlanmasıyla 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Hamile Kalan Eşi Terk Etme Suçu

Türk Medeni Kanunu resmi nikahla kurulmuş birlikteliğinde eşi tarafından terk edilen bir kadına iki farklı şekilde hareket etme olanağı sunar. Bunlardan ilki terk edilen hamile kadının boşanma hakları olarak eşinden boşanmak istemediği durumda Türk Medeni Kanunu 197. Madde metninden hareketle nafaka, konut ve ev eşyalarından yararlanmak için dava açabilir. Söz konusu olan Türk Medeni Kanunu Madde 197 madde şöyle der: 

‘Eşlerden biri, ortak  hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.’

Türk Medeni Kanunu Madde 197'ye göre hamileyken eşi tarafından terk edilen ama boşanma istemeyen kadın neler talep edebilir? Türk Medeni Kanunu 197. Maddesine dayanarak açtığı davada öncelikle varsa diğer çocukları ve kendisi için tedbir nafakası isteyebilir.

Henüz doğmamış olan çocuğu için de doğum gerçekleştikten sonra nafaka isteme hakkına sahip olacaktır. Ayrıca birlikte yaşadıkları ev ve evin içinde var olan eşyaların kendisine ve varsa başka çocuklarının kullanımına bırakılmasını talep edebilir.

Hamile olduğu halde terk edilen eşe Türk Medeni Kanunu'nun sunduğu diğer seçenekse ister kanunlarda belirtilen sebepler ister terk edilmesinden dolayı, onu terk eden eşe boşanma davası açmaktır.

Hamileyken terk edilen kadın boşanma davası açtığında hakim, terk edilen eşin barınmasına, gelinmesine, mal yönetimleri ve çocuk bakımı için re'sen önemler alır. Bunun yanında hamile olan eş, açtığı boşanma davasında kendisi için tedbir-yoksulluk nafakası, çocukları için tedbir ve iştirak nafakası ve maddi-manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir.

Burada belirtelim ki çocukları için tedbir ve iştirak nafakası doğmuş olan için istenir. Yani halihazırda var olan çocuk ya da çocuklar için. Henüz doğmamış olan çocuk için nafaka talep edemez. Doğumdan sonra çocuğun doğduğu tarihten itibaren istenilebilir.

Boşanma davasıyla birlikte eşler arasındaki mal rejimi de sona erer. Malvarlıklarının, hak ve alacakların paylaşımı için bir başka dava konusu olan mal tasfiyesini içeren dava da boşanma davasıyla aynı anda olacaktır.

Hamile Kalan Evli Olmayan Sevgiliyi Terk Etmek Suçu

Resmî nikah olmadan birlikte yaşama halindeyken hamileyken terk edilmek kadının Türk Medeni Kanunu'nun sunduğu boşanma hakkından da nikah olmadığı için faydalanmayacaktır. Bu durum kadının evliyken terk edilen kadının sahip olduğu haklardan yoksun bırakır.

Bununla birlikte hukuk düzeni içinde resmi makamlarca onaylanmamış birliktelikler için de düzenlemeler yapılmadığı anlamına gelmez. Yargıtay, imam nikahıyla bile olsa evlilikten beklenen bir birlikteliğin, aile ortamının meydana getirildiği ispatlandığı takdirde birliktelikteki eşe bazı haklar verir ve birliktelikteki kişi bunları talep etme hakkına sahiptir.

Hamileyken terk edilen evlilik dışı hamile kalan kadının hakları açısından bakıldığında çocuk dünyaya geldikten sonra terk eden eş çocuğu nüfusuna aldırabilir. Çocuğu nüfus müdürlüğü, noter, mahkeme ya da konsolosluk vasıtasıyla nüfusuna alabilir.

Çocuğu nüfusuna alan kişi çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Eğer ki karşılamıyorsa kadın hem kendi hem de çocuğa nafaka bağlanmasını talep edebilir. Nafaka talebi için aile mahkemesine başvurur.

Hamile Kadını Terk Suçu Şikayeti Nasıl Yapılır

Hamileyken terk edilen kadın, partneri tarafından çocuk doğduktan sonra çocuğu tanımadığı takdirde doğum öncesi veya sonrası babaya karşı 1 yıllık hak düşürücü sürede babalık davası açabilir. Bu dava için yine aile mahkemesine başvurur.

Çocuk ile baba arasındaki soy bağının mahkeme tarafından belirlendiği davadır babalık davası. Baba ve çocuk arasındaki soy bağını belirlemek için mahkeme DNA testi yaptırır.

Eğer DNA testi için doku vermeye yanaşmazsa kişi mahkeme onu re'sen babalığına karar verir. Çocuğun miras ve aile hukukundan doğan hakları babalık kararının kesinleşmesiyle devreye girer. Ayrıca anne doğumdan önceki ve sonraki 6 haftalık geçim masraflarını, doğum masraflarını, hamileliği ve doğumun gerektirdiği tüm masrafları talep etme hakkına sahiptir.

Tüm bunlarla birlikte hamileyken terk edilen nikahsız birliktelikteki anne mahkeme kararının kesinleşene kadar hem kendisi hem de çocuğu için tedbir nafakası da isteyebilir.

Türk Medeni kanununda, kadının manevi tazminat talebinin, babalık davası içinde değerlendirilmez. Ancak hamile sevgiliyi terk etmek Türk Borçlar kanundaki haksız fiil sorumluluğu içerisinde ele alınıp, kadın ve erkeğin arasında ki ilişki bir evlilik birliğinden beklenen aile ortamının ve ortak yaşamın sağlandığı kanıtlandığı takdirde, kadının terk edilerek, duygusal kişilik hakkının ihlal edildiği ve zarar verdiği gerekçesiyle, Asliye hukuk mahkemelerinde bu davalar kabul edilmektedir. Diğer boşanma davasında kadın hamile ise boşanma davası için diğer makaleleri okuyabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak