Atla

Hisseli Tapularda Önalım Hakkı


Hisseli Tapularda Önalım Hakkı

Hisseli Tapularda Önalım Hakkı

Hisseli Tapularda Önalım Hakkı 

Arsa ve tarla gibi hisseli gayrimenkullerden hisse satın alımı gerçekleştirerek, gayrimenkul sahibi olan kişilerin mutlak suret ile dikkat etmeleri gereken temel noktalar bulunuyor.

Hisseli Tapularda Önalım Hakkı'nın kullanılması dolayısı ile kişinin almış olduğu gayrimenkulün çok düşük meblağlara elinden çıkması gibi bir durum ile karşı karşıya kalabilmesi olası oluyor.

Günümüz modern yüzyıl Türkiye' sinde özellikle de şufa hakkı dolayısı ile mağduriyet yaşayan kişilerin sayısı açısından çok ciddi seviyelerde artışların yaşanmakta olduğu görülüyor.

Hisseli Tapuların - Arsaların Satışı Nasıl Olur?

Türkiye' de son yıllarda büyük bir hız ile artış gösteren gayrimenkul fiyatlarının dışında özellikle İstanbul metropolünde gayrimenkul fiyatları yönünden artışın çok yüksek hızda olduğu da gözlemleniyor.

 

hisseli tapuda önalım hakkı

 

Türkiye' de özellikle de devlet tarafından gerçekleştirilen bir bölgeye yönelik olarak yatırım duyurusunun ardından gayrimenkul fiyatlarında bölge geneli içerisinde önemli artışlar gözlenirken, bu duruma ilave olarak söylentilerinde dahil olması ile birlikte artışların çok yüksek seviyelerde olmasına yol açıyor.
 

Bu kapsamda da yatırım gibi hedefler doğrultusunda elinde birikimi ile bir bölgedeki gayrimenkule yönelik olarak yatırım gerçekleştiren pek çok kişi yeterli düzeyde bilgis sahibi olmaması nedenle mağduriyetler yaşanmaktadır.

Hisseli Tapularda Önalım Hakkı'nın bilinmemesi, bu gayrimenkullerin taşımakta olduğu rizikolara dair bilgi sahibi olmaması nedeni ile satışta aracılık gerçekleştiren kişilerin yalnızca satışa odaklı olarak bilgi aktarımı gerçekleştiriyor.

Satış sonrasında satın alınan hisseli gayrimenkuller dolayısı ile çok ciddi seviyelerde zararlar ile karşı karşıya kalabiliyor.

Hisseli Tapularda Önalım Hakkının Kullanılmasında Mağdur Olabilirsiniz

Şufa hakkı ile ilgili olarak hisseli tapularda önalım hakkı bilgilendirilmeden satış yapılabilinmektedir. Gayrimenkul hakkında bilgilendirilmemiş olunan kişiler, şufa hakkının değerlendirilmesi sonucunda bazı hallerde çok ciddi zararlar ile karşı karşıya kalabiliyor.

Ayrıca kentin oldukça dış bölgesi içerisinde tarla niteliği gayrimenkullerin satış resmi rayiçe bakılmaktadır.

Emlak resmi rayiç bedelleri minimum seviyede olmasından tapu kapsamındaki satış bedeli de düşük olarak gösterilebiliyor.

Tapudan düşük bedel ile hisse satışının gerçekleştirildiğini gören hissedarlar tarafından şufa davası açılmaktadır. Tapuda gösterilmiş olan satış bedelinden hisseyi kendisine devri talep edilebilinmektedir.

 

önalım hakkı nasıl kullanılır

 

4271 sayılı Türk Medeni Kanunu' nun 734. Maddesi çerçevesinde Hisseli Tapularda Önalım Hakkı değerlendirilir.

Bu değerlendirme sonucu mahkeme söz konusu alınan tapu düşük bedel ile hisseyi almış kişinin elinden geri iadesine karar verebilmektedir. Bu halde de önemli mağduriyet ve zararlar ile karşı karşıya kalınması da çok yüksek bir olasılık haline geliyor.

Satışı Yapılan Hisseli Tapularda Önalım Hakkı Nasıl Kullanılır?

Hisse alımı gerçekleştiren bireylerin ya da alımı gerçekleştirmesinin ardından çıkacak sorunlara karşı hazırlıklı olunmalıdır.

Buda  şufa hakkı davası ile karşı karşıya kalan kişilerin hakları, dava süreci detayları hakkında bilgi önemlidir. Şufa davaları ile ilgili olarak deneyim ve bilgi sahibi olan profesyonel avukata danışarak bilgi sahibi olabilirler.

Avukata Danışma  hizmeti menfaatleri ve haklarının korunabilmesi yönünden çok büyük bir önem ve elzemlik taşımaktadır. 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu' nun 732. Maddesi ile 736. Maddesi arasında şufa hakkı ile ilgili olarak düzenlemelere yer verilmektedir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Somut olayda davalı ve satıcı bayileri akraba olmadıklarından muvazaa iddiasına dayanma ve ispat etme olanağı sağlanması hakları da yoktur. Davacının davasının kabulü ve depo bedelinin davalılara ödenmesine karar vermek gerekirken yanılgılı gerekçe ile red kararı verilmesi yasa ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile dosyadaki deliller hüküm kurmaya yeterli bulunduğundan duruşma açılmaksızın İDM kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne kesin olarak karar verilmesi gerektiği kanısına varılarak hüküm kurulmuştur.

Bu kapsamda temlikin bağış şeklinde olması halinde, bağış işleminde bir malın bedelsiz olarak üçüncü kişinin mülkiyetine geçirilmesi amaçlandığı ancak satış amaçlanmadığından önalım hakkı kullanılamayacaktır. Zira önalımda, önalım hakkını kullanan kişinin payı satın alana ödemekle yükümlü olduğu bedel hibede mevcut değildir, önalım hakkını kullananın hiçbir bedel ödemeden payın kendisine devrini istemesi mümkün değildir.

Uyuşmazlığın çözümünde anılan İçtihatı Birleştirme Kararının kapsamı ve amacı önem taşımakta olup 20.03.1957 tarih 1956/12 E. 1957/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının bağlayıcı olan sonuç kısmında “Müşterek mülkün hissedarı, hissesini karı ve kocaya evlada veyahut akrabaya temlik etmesi halinde şeklen satış akdi bulunsa bile hakikatte satıştan gayri miras hukukuna müteferri maksatların veya hibe gibi mülahazaların hakim olduğu ahvalde Medeni Kanunun hakiki satışlarda kabul eylediği şufa hakkının cereyan etmeyeceğine” karar verildiği belirtilmiştir.

Öte yandan, anılan karar muvazaa iddiasının mevcudiyeti halinde yol gösterici olarak, bu halde akdin amacının tespitinin zorunlu olduğunu, “müşterinin, bayiin mirasçısı olması” hususunun akdin vasfını tayinde değerlendirilecek bir emare olduğunu belirtmiştir. Temlik işleminin taraflarının birbirlerine akraba olmasının ötesinde “mirasçı” olması hususu akdin amacının satış olup olmadığını tayinde bir emare olarak kabul edilmiş ve “mirasçı” kavramına bu noktada özel olarak yer verilmiştir.

Payı satın alan tarafından, temlik işleminin satış olarak gösterilmekle birlikte gerçekte hibe olduğu savunmasında bulunulması halinde, diğer bir anlatımla hibe ile temlikin amaçlandığının iddia edildiği hallerde, payı temlik alan davalı muvazaalı resmi işlemin tarafı olduğundan ve hiç kimse kendi muvazaasına dayanamayacağından muvazaa iddiasının dinlenmeyeceği açıktır.

Bunun yanında, paydaş payını karı ve kocaya, çocuklarına yahut akrabaya temlik ederse görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile miras hukuku ile ilgili amaçların yada bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkının kullanılmayacağı 27.03.1957 günlü ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında belirtilmiştir.

Anılan kararın açıklayıcı olan gerekçe kısmında; “Miras hukukuna müteallik kaidelere tevkifan veya sair mülahazalarla kendi evladına veya akrabasına satış yapması halinde de şufa cereyan edip etmeyeceği noktasının mülahaza olunmak icap eder. Bu gibi akrabaya satışta ortada satış akdinin bir unsuru olan bedel zikredilmiş olsa bile bunu mücerret bir satış olarak kabul etmeye imkan yoktur. Çünkü burada mümellikin maksadı malının bedelini almak değil, belki akrabalık münasebeti dolayısıyla onu tesahüp etmek ve yerine geçmektir” açıklamasına yer verilmiştir.

 


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak