Atla

İşçi Alacakları Fazla Mesai


İşçi Alacakları Fazla Mesai

İşçi Alacakları Fazla Mesai

İşçi Alacakları Fazla Mesai

İş Kanununda belirtilen hükümlere göre haftalık normal çalışma süresi 45 saat olarak belirlenmiştir. Bu mesai saatinin üstünde bir fazla çalışma süresinin olması yani 45 saati aşan çalışmaları ifade etmektedir.

Fazla süreler ile çalışma ise haftalık çalışma süresinin 45 saatin altında belirlendiği durumlarda bu süreleri aşan ve 45 saate kadar yapılan çalışmaları ifade etmektedir.

Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 270 saatten fazla olmayacak şekilde yapılmalıdır. Bu süre sınırı işyerlerine veya yürütülen işlere göre değil işçilerin şahıslarına ilişkin olmaktadır. Fazla çalışma veya fazla süreler ile çalışma durumunun hesabında yarım saatten az olan süreler yarım saat, yarım saati aşan süreler ise bir saat olarak sayılmaktadır.

Ayrıca işçilerin fazla çalışmaya muvafakat etmeleri gerekmektedir. Fazla çalışma ve fazla süreler ile çalışma yaptırmak için işçinin yazılı olarak onayının alınması gerekmektedir.

Zorunlu durumda veya olağanüstü durumlarda yapılan fazla çalışma ve fazla süreler ile çalışma için bu onayın olması zorunlu değildir. Fazla çalışma yapılması ihtiyacı olan işveren bu onay her yıl başında işçilerden yazılı olarak alınmalıdır.

Ayrıca işçilerin özlük dosyalarında bu yazılı onaylar saklanmalıdır. İşveren fazla çalışma ve fazla süreler ile çalışma yaptırdığı işçilerin bu çalışma saatlerini gösteren bir belge düzenlemek ve imzalı bir nüshasını çalışma yaptırdığı işçilerin özlük dosyasında saklamak zorundadır.

İşçilerin yapılmış olan fazla çalışma ve fazla süreler ile çalışma ücretleri normal çalışmalarına ait ücretlerle birlikte İş Kanunun hükümleri doğrultusunda ödenmelidir. Bu ödemeler ücret bordrolarında ve ücret hesap pusulalarında açık bir şekilde belirtilmelidir.

Fazla Mesailerin Hesaplanması Nasıl Yapılır?

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olmaktadır. Düzenlenen ücret bordrolarına ilişkin kurallar yasalarda belirtilen burada da geçerli olmaktadır.

İşçinin imzasını taşımakta olan bordrolar sahteliği ispat edilene kadar kesin delil niteliği taşımaktadır. Bu durumu bir başka şekilde ifade edersek, bordro üzerindeki sahteliği ileri sürerek kanıtlayamamak imzalı olan bordro üzerinde görünen fazla çalışma alacağının ödendiği anlamına gelmektedir.

Yapılan fazla çalışmaların ispatı konusunda işyeri kayıtları, işyerine giriş ve çıkışları gösteren belgeler ve işyeri iç yazışmaları delil olarak gösterilebilmektedir. Ancak fazla çalışmaların yazılı belgeler ile kanıtlanmaması durumunda tarafların tanık beyanları ile gidilmesi mümkün olabilmektedir.

Bunun dışında herkes tarafından bilinen bazı durumlarda bu noktada göz önüne alınabilmektedir. İşçinin yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmayacağı araştırılabilmektedir.

Bu gibi davalarda hukuk büroları ve ankara avukat yardımı ile sürecin yürütülmesi delillerin başarılı şekilde toplanması sunulması konusunda avantaj sağlayacaktır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücretinin ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün olmamaktadır. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönünde ihtirazı kaydının bulunması durumunda, bordroda görünen miktardan daha fazla çalışma yaptığının ispatını her türlü delille yapabilmektedir.

Düzenlenen bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda işçinin bordrolarda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekmektedir.

İşçiye bordro imzalatılmadığı durumda fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalı ile yapılmış olması durumunda ihtirazı kayıt ileri sürülmemiş olması ve ödenenin üzerinde fazla çalışma yapılmadığının yazılı deliller ile ispatlanması gerektiği ortaya çıkacaktır.

Fazla Mesai Ücret Davası

İş Kanunda belirtilen hükümlerce fazla çalışma sürelerinin toplamı bir yıl için en fazla 270 olmalıdır. Bu süreden fazla mesai iddiası ise belge ile ispatlanabilmektedir.

Fazla mesai genel olarak işverence yazılı bir akde bağlanmadan ve belgelendirilmeden yapılmaktadır. Genel olarak işveren sözlü olarak bu talebi işçiye sunması ile işçi fazla çalışma yapar ve bu fazla çalışma ücretini alamaz.

Bu durumlar nedeni ile genel olarak işçiler işten ayrıldıkları dönem itibari ile işçi alacakları konusunda tahsil için dava yolunu seçmektedirler.

Geriye dönük olarak 5 senelik zamanaşımı olması nedeni ile karşı tarafın bu konudaki itirazı ile 5 seneyi aşan fazla çalışma ücretlerinin ödenmesi mümkün olmayacaktır.

Açılacak olan fazla mesai ücret davasında yapılan fazla çalışma ile alakalı işveren tarafından imzalanan bordro ve belge bulunmadığı durumda işyeri giriş çıkış kayıtları veya bulunmaması durumunda bina giriş çıkış kayıtları delil olarak mutlaka kullanılmalıdır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

ÖZET: Somut olayda fazla çalışma hesaplanırken davacı tarafından gece çalışmasının 2010-2012 yılları arasında ve yazın dört ay yapıldığının iddia edilmesine rağmen taleple bağlılık kuralı ihlal edilerek tüm talep dönemini kapsayacak şekilde 2010-2015 yılları arası hesaplama yapılması talep aşımı olduğundan karar bu yönüyle hatalıdır.

ÖZET: Fazla çalışma alacağına ilişkin yapılan istinaf incelemesinde davacının yöntemince fazla çalışma yaptığını kanıtladığı, fazla çalışma ücreti ödendiğine dair bir belgenin bulunmadığı ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında bilirkişi raporunda yapılan fazla çalışma alacağına ilişkin hesaplamanın hukuka uygun olduğu görülmüştür.

İstinaf sebeplerine göre; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu yapılan uyuşmazlıkta, belirsiz alacak davası açmada hukuki yararın olmadığına ilişkin yapılan istinaf incelemesinde davacının ne kadar fazla mesai yaptığının tam ve kesin olarak bilinmemesi ve kendisinden de bunu bilmesinin beklenemeyeceği için HMK m. 107 gereği davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının olduğu kabul edilmelidir. Bu yönden davalının istinafı yerinde görülmemiştir.

Fazla çalışma alacağına ilişkin yapılan istinaf incelemesinde de davacının yöntemince fazla çalışma yaptığını kanıtladığı, fazla çalışma ücreti ödendiğine dair bir belgenin bulunmadığı ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında bilirkişi raporunda yapılan fazla çalışma alacağına ilişkin hesaplamanın da hukuka uygun olduğu görülmüştür.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

ÖZET: Dava, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesine ilişkindir. Davalı tanığı .....(davalının ağabeyi) bozma öncesi alınan beyanında; ...'ın ara ara yevmiye usulü çalıştırıldığını beyan ederken, bozma sonrası alınan beyanında bu kişiyi tanımadığını ifade etmiştir.

Davacı tanığı ... ise ; davalının yanında davalı ile birlikte kendisinin, davalının ağabey.... ve ...'in çalıştığını söylemiş, davacı tanığı ... bozma öncesi ve sonrası alınan beyanında; ...'ın ve davacının dükkanda düzenli çalıştığını, kendisinin ve davalının kardeşinin ara ara yardıma gittiğini beyan etmiştir.

Dosya kapsamına göre, dinlenen tanık beyanlarından davalıya ait işyerinde, zaman zaman yardıma gittikleri anlaşılan ... ve ..... ile davacı ve davalı da dahil olmak üzere toplam dört işçi çalıştığının anlaşıldığı, buna göre işyerinde bedeni gücü ile çalışmakta olan davalı da dahil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aştığı, bu durumda işyerinin 4857 sayılı kanuna tabi olacağı gözden kaçırılarak, iş yerinde üç kişiden fazla çalışan olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi hatalı olması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak