Atla

Kimler Tenkis Davası Açabilirler


Kimler Tenkis Davası Açabilirler

Kimler Tenkis Davası Açabilirler

Kimler Tenkis Davası Açabilirler?

Miras sözleşmesiyle saklı payları zedelenen kanuni paylı mirasçılar açabilir. Saklı paylı mirasçılar; miras sözleşmesi düzenleyenin alt soyu, ana-babası ve eşidir. Tenkis davası açma hakkını her bir saklı paylı mirasçı birlikte veya bağımsız kullanabilir. Bu davada miras sözleşmesi düzenleyenin tasarruf oranına, zedelediği miktara tüm kanuni paylar dikkate alınarak hesaplanır. Ancak bulunacak tenkis edilebilir oranın tamamı değil de sadece dava açan saklı paylı mirasçının payı kadar tenkis edilebilir.

Tenkis dava açmayan saklı paylı mirasçılar bu tenkis kararından faydalanamazlar. Terekeye atanan temsilci yada vasiyeti tenfiz memuru tenkis davası açma hakkına sahip değildir.

Saklı paylı mirasçılar saklı payları zedelendiği halde tenkis davası açmaz ise; saklı paylı mirasçıların alacaklıları bu davayı açma hakkına sahiptir. Buradaki amaç alacaklıların alacağını tahsil etmesini sağlamak. Ancak alacaklısı oldukları saklı paylı mirasçı hakkında aciz vesikası varsa tenkis davası açabilirler. Aciz vesikası miras sözleşmesinin açıldığı tarihte olmalı. Aciz vesikası vasiyet açıldıktan sonra alınmışsa, saklı paylı mirasçı aleyhine mahkeme kararı veya icra takibi daha önce gerçekleşmiş dahi tenkis davası açma hakları yoktur.

 

Kimler Tenkis Davası Açabilirler

Tenkis Davası Kime Karşı Açılır

Tenkis davasında davalılar; miras sözleşmesi düzenleyenin tasarruf oranını aşarak kanuni payları zedeleyerek ve kanunen eksiltmeye tabi tutulan kazandırmaların yapıldığı vasiyet alacaklıları ve miras sözleşmesi alacaklıları. Bunlar mirasçılar olduğu gibi üçüncü kişilerde olabilir.

 

Tasarrufta bulunulan kişinin ölmüş olması halinde mirasçıları davalı olacaktır. Tasarrufta bulunulanlar birden fazla farklı kişilere yapılmış ise birden fazla kişi davalı olacaktır. Saklı paylı mirasçı bunların tümünü dava açma hakkına sahiptir ancak buna mecbur değildir. Bunun olası sonuçlarına katlanmak zorundadır. Çünkü tenkiste sıra kuralları aleyhine sonuçlar doğurabilir.

Tenkis davası kural olarak tasarrufla kazandırma yapılan kişilere karşı açılabilir. Fakat Yargıtay istisna olarak kazandırma konusu malın üçüncü kişilere devredilmiş olması halinde üçüncü kişilere karşıda tenkis davası açılabileceğini kabul etmektedir. Burada miras bırakanın kanuni pay kurallarını zedelemek amacıyla yaptığı devri tasarruftan sonra, bundan faydalanan kişinin miras bırakanın bilgi ve yönlendirmesi dışında sırf saklı pay sahibi mirasçıları bu haklardan mahrum bırakmak amacıyla bu durumu bilen üçüncü kişilere gayrimenkulleri temlik etmesi halinde kötü niyetli kişilere karşı tenkis davası açılabilir.

 

Vasiyetnameye ve Miras Sözleşmesine Tenkis Davası Açma Yetkili Mahkeme

Tenkis davasında görevli mahkemeler vasiyetname düzenleyenin son ikametgahının bağlı bulunduğu Asliye Hukuk Mahkemeleridir

Tenkis

Vasiyetnameye ve Miras Sözleşmesine Tenkis Davası Açma Süresi

Tenkis davası açma hakkı, kanuni paylı mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini haberdar olduğu andan itibaren bir yıldır. Vasiyetnamenin veya miras sözleşmesinin açıldığı tarihten itibaren bir yıl. Diğer tasarruflar hakkında mirasın açılmasından itibaren on yıl geçmekle tenkis dava açma hakkı düşer. Ancak bir tasarruf işleminin iptali diğerini canlandırıyorsa süreler ancak bu iptal kararının kesinleştiği tarihte işlemeye başlar.

Burada bir yıllık süre vasiyetnamenin veya miras sözleşmesinin açılmasından önce işlemez. Hatta kanuni paylı mirasçı yapılan tasarrufun saklı payına tecavüz ettiğini vasiyetin veya miras sözleşmesinin mirasın açılmasından önce öğrense bile süreler işlemez. On yıllık sürenin başlangıcı ise sağlar arası kazandırmalar ve miras sözleşmeleri için mirasın açıldığı tarih, vasiyetname için vasiyetnamenin açıldığı tarihtir.

 

Vasiyetnamenin açılma tarihi vasiyetnamenin Sulh Mahkemesi tarafından bilinen mirasçıların davet edilerek mirasçıların önünde açıldığı gündür. Diğer bir istisnai durum da eğer bir tasarruf işleminin iptali ile tenkise tabi bir tasarruf işlemi hüküm kazanıyor ise; süre hüküm kazandığı andan itibaren işlemeye başlar. Tenkis davasında bir ve on yıllık süreler zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü sürelerdir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Haczin konulduğu 04.02.2010 tarihinde taşınmazlar borçlunun murisiyerine kayıtlı ise de taşınmazların mülkiyetinin, murisin ölüme bağlı tasarrufu olan vasiyetnamesinden dolayı şikayetçiye ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte; alacaklı doğrulusunda açılan tenkis davasının kabulü ile şikayetçi 3. kişinin seçimlik hakkını para olarak kullanmış olması nedeniyle tenkisemevzu 119.773,76 TL'nin faizi ile ödenmesine hükmedilmiş ise de; bu tutarı karşılayan 180.000,00 TL'lik güvence mektubunun icra dosyasına sunulması karşısında eklenilen hacizlerin aşkın duruma geleceğinin kabulü lazım olur. 
Mahkemece, şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün 10.9.2015 tarihli şikayete mevzu taşınmazlardaki hacizlerin kaldırılması talebinin reddineait kararının bu gerekçeyle iptaline hüküm verilmesi lazım olur. Dairemizce mahkeme kararının bu nedenden dolayı bozulması adına değişik bir gerekçeyle bozulduğu anlaşıldığından şikayetçinin hüküm revizyon talebinin kısmen kabulü gerekmiştir.

Alakalı Belediye Başkanlığı'nın cevabında bildirilen iaşe giderlerinin hesaplamada öneme alınması, cenaze masrafları ile terekenin aktif ve pasifinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirleme edilmesi, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, hüküm tarihindeki rayice göre değerinin belirlenmesi ve hatıralan konuları içermektedir şekilde denetime açık, hükme kafi ve elverişli eksper raporu alınması, ondanardından bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı bulunduğu üzere kararheyetmiş olması doğru bulunmadığı gibi mirasbırakana ilişkin bankaadresinden çekilen nakit paranın kim doğrulusunda çekildiği, hesabın ortak adisyon çoğu bulunmadığı, paranın vekâletname ile çekilip çekilmediği açıkça saptanmadan noksan inceleme ile davacıların istihkak talebinin reddine hüküm verilmesi de isabetsiz meydana gelmiştir.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde işlemin muvazaalı olduğunu iddia etmiş ise de dava dilekçesinde muvazaa iddiasına dayanmamıştır. Ev eşyalarının davalıya vasiyet edilmesi iddiası da vasiyetnamenin iptali nedenlerinden değildir. İlk derece mahkemesince vasiyetname misali ve tapu kayıtları getirtilmiş, tanıklar dinlenmiş, dava konusunda bütün kanıtlar toplanmış ve kanıtlar değerlendirilmek suretiyle davacıların davasının reddine hüküm verilmiş çoğu, verilen hüküm asal ve usul istikametinden hukuka makul olmasından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddinehüküm verilmiştir.

Yargılama esnasında dava hususu taşınmazlardaki iştirak durumundamülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmiş oluşu, davalının dava hususutaşınmazlarda davaya mevzu teşkil etmeyen hissesinin de bulunması karşısında, infazda tereddüt oluşturacak mahiyette çoğu, ayrı olarakkararın açık ve anlaşılır olması luzumluluğuna ve bu bağlamda kamu düzenine terslik teşkil etmektedir. Bu konu yine yargılama inşa etmeyi ve duruşmalı incelemeyi gerektirmeyip, dairemizce re’sen gözetilip, dosyada bulunan tapu kayıtları ve murise ilişkin veraset ilamı nazara alınarak, dava hususutaşınmazlarda davacılar hissesinin hükümde belirtilip yorumlanması suretiyle kararın düzeltilmesi cihetine gidilmiştir. Açıklanan ve benimsenen nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, müracaat nedenleri istikametinden esastan reddinehüküm verilmiştir.

Taşınmazın temlikinden kaynaklanan alacak davalarında yetki ile ilgilikalifiye bir tertip etme bulunmadığına göre, yetki sahibi mahkeme genelyetki kaidesi gereği davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Her ne kadar dava dilekçesinde kanuna marjinal olarak davalının adresini belirtmemiş ise de, davalıya tebligat uygulanan adrese göre davanın yetki sahibi mahkemede açıldığında şüphe mevcut değildir. Hal bu tür olunca, işin esasının incelenerek neticenine göre bir hükümverilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsizdir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak