Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak Davası

Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala, düzenli gelir dışındaki diğer malvarlığı (ziynet, miras, bağış vs gibi) ile toplu katkıda bulunulduğu iddia edildiğinde; katkıda kullanılan malvarlığı değerinin, tasfiyeye konu malın satın alma tarihindeki bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanarak, bulunan bu katkı oranının, tasfiyeye konu malın dava tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle, davacı eşin katkı payı alacak miktarı belirlenir.

Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak Davası Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2015/18313 Karar: 2015/20162 Karar Tarihi: 11.11.2015

MAL REJİMİNDEN KAYNAKLANAN ALACAK DAVASI – EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN TASFİYESİ – TASFİYEYE KONU TAŞINMAZIN BOŞANMA DAVA TARİHİNDEN ÖNCE ÜÇÜNCÜ KİŞİYE SATILARAK DEVREDİLSE DE TASFİYEDE DİKKATE ALINMASI GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Tasfiyeye konu taşınmazın boşanma dava tarihinden kısa bir süre önce 14.11.2011 tarihinde üçüncü kişiye satılarak devir edilmişse de, tasfiyede dikkate alınması gerekir. Bu durumda mahkemece tasfiyeye konu taşınmaz mevcut ve edinilmiş mal kabul edilerek devir tarihindeki sürüm (rayiç) değeri olarak belirlenen bedel üzerinden davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle ve hukuki dayanağı olmayan hesaplama yöntemi ile karar verilmesi doğru değildir. (6100 S. K. m. 33) (4721 S. K. m. 179, 202, 219, 222, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 235, 236, 241) (4722 S. K. m. 10)

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.

Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m).

Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, artık diğere katılma alacak miktarı hesaplanırken “eklenecek değerler” göz önünde bulundurulur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir. Mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu durumda, üçüncü kişi aleyhine sonradan aynı kanunun 241. maddesine göre alacak davası açıldığında 229. maddedeki kazandırma veya devir koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yeniden araştırma konusu yapılmayacaktır.

Bu tür uyuşmazlıklarda; öncelikle, davalı eş tarafından 229. madde sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devrin yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmelidir. Mahkemece, karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının anlaşılması durumunda, söz konusu mal mevcut kabul edilerek yapılan hesaplamada davacı tarafın katılma alacak hakkının olup olmadığı, varsa miktarı saptanarak davalı eşten tahsili yönünde hüküm kurulmalıdır. Tasfiyede devredilen malvarlığının devir tarihindeki değeri esas alınır (TMK’nun 235/2. m).

Somut olaya gelince; eşler, 17.06.2007 tarihinde evlenmiş, 21.11.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 11 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 03.07.2008 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş, daha sonra 14.11.2011 tarihinde 3.kişiye satılarak devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m).

1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, TMK’nun 222/son maddesine göre bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edildiğine, davalı tarafın kişisel mal savunması dosya kapsamına göre kanıtlanamadığına, tasfiyeye konu taşınmaz edinilmiş mal niteliğinde bulunduğuna göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca tasfiyeye konu taşınmazın boşanma dava tarihinden kısa bir süre önce 14.11.2011 tarihinde 3. kişiye satılarak devir edilmişse de, TMK’nun 229. maddesi gereğince tasfiyede dikkate alınması gerekir. Bu durumda mahkemece tasfiyeye konu taşınmaz mevcut ve edinilmiş mal kabul edilerek TMK’nun 235/2.maddesi uyarınca devir tarihindeki sürüm (rayiç) değeri olarak belirlenen bedel üzerinden davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle ve hukuki dayanağı olmayan hesaplama yöntemi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1.) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, davacı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (2.) nolu bentte gösterilen nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

T.C. YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2013/23955 Karar: 2015/6541 Karar Tarihi: 20.03.2015

MAL REJİMİNDEN KAYNAKLANAN ALACAK DAVASI – KIDEM TAZMİNATI KULLANILARAK PARA İLAVE ETMEK SURETİYLE SATIN ALINDIĞI KABUL EDİLEN TAZMİNAT – TAŞINMAZIN EDİNİLMESİNDEKİ KİŞİSEL VE EDİNİLMİŞ MAL ORANLARININ AYRI AYRI TESPİT EDİLMESİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Öncelikle davacının kıdem tazminatını hak ettiği işyerindeki çalışmasını ve süresini gösteren belgeler bulunduğu yerden getirtilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişilerden de yararlanmak suretiyle, kıdem tazminatının edinilmiş ve kişisel mal olan bölümlerinin oranları belirlenmeli, bu belirlemeden sonra, kıdem tazminatı da kullanılarak para ilave etmek suretiyle … TL’ye satın alındığı kabul edilen dava konusu taşınmazın edinilmesindeki kişisel ve edinilmiş mal oranları ayrı ayrı tespit edilmeli, bulunan oranlar dava konusu taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm değeri ile çarpılarak her bir eşin artık değere katılma ve değer artış payı alacakları saptanarak talep hakkında bir karar verilmelidir.

Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak Davası

Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak Davası

 

Buradan > Anlaşmalı Boşanma İle ilgili yazımıza göz atabirsiniz Avukat