Atla

Miras Hukukunda Mal Paylaşımı Nasıl Olur


Miras Hukukunda Mal Paylaşımı Nasıl Olur

Miras Hukukunda Mal Paylaşımı Nasıl Olur

Miras Hukukunda Mal Paylaşımı Nasıl Olur

Hukuk sistemi içinde davaların ayrı uzmanlık alanlarına yönelmiş kişiler tarafından yürütülmesinde başarılı sonuçlar elde etmek için gidilen ayrımda kişilerin ölümü ya da gaipliği hallerinde mal varlıklarının kimlere ve ne şekilde dağıtılacağına ilişkin çalışmaların yapıldığı alan miras hukuku olarak ifade edilmektedir.Miras Hukukunda Mirasçılar Kimlerdir?Ölümü gerçekleşen kişinin herhangi bir işlem yapmadan yasal mirasçısı konumunda olan birinci dereceden yakınları bulunduğu gibi kişinin talebi ya da farklı zorunluluklar sebebiyle atanmış durumda olan mirasçılar bulunmaktadır. Atanmış mirasçı statüsündeki kişiler yasal mirasçı olmayan kişilerdir.Miras Hukukunda Tereke Ne Anlama Gelir?Mirasçılara aktarılabilecek olan tüm mal varlığı tereke olarak adlandırılmaktadır.Miras Hukukunda Zümre Sistemi Ne Demektir?Miras ile ilgili konuların düzenlendiği Türk Medeni Kanunu'nda zümre sistemine tabii kalınarak yasal mirasçıların belirlenmesi sağlanmaktadır. Yasal mirasçı statüsüne sahip olan bir kişinin mutlaka bir zümreye dahil olması gerekiyor. Zümre sisteminde bir önceki zümrede mirasçı bulunanın bir sonraki zümrede mirasçı olmasının engellenmesi gibi hukuki açıdan teknik detaylar bulunmaktadır. Bu nedenle miras hukukunu ilgilendiren zümre sistemi hakkında mirasçılık konusu için ankara avukat olarak çalışmakta olan bir kişiden yardım alınmalıdır.1.Miras Hukukunda Zümre Mirasçılar Kimlerdir?Zümre sistemi içinde ilk sırada yer alan kişiler birinci zümre mirasçıları olarak adlandırılmaktadır. Yasal mirasçı statüsünde kendilerine hak verilecek olan ilk kişiler olacak bu mirasçılar ölen kişinin alt soyunu oluşturan çocukları, torunları ve devamındaki kişiler olmaktadır. Mirasta her bir çocuk eşit payda miras hakkına sahip olmaktadır. Hayatını kaybetmiş çocuklar bulunuyorsa onların hakkı da ölen çocuğun kendi altsoyuna aktarılmaktadır.2.Miras Hukukunda Zümre Mirasçılar Kimlerdir?Miras bırakan kişinin anne ve babası ikinci derece mirasçılar olarak sınıflandırılmaktadır. Her ikisi de mirasta eşit ölçüde hak iddia edebilmektedir. Anne ve babanın ölmüş olduğu durumlarda ölen kişinin mirası anne ve babanın altsoylarına yani doğrudan ölen kişinin kardeşlerine ve onların altsoylarına aktarılmaktadır. Anne ya da baba tarafından bir tanesinde hiçbir mirasçı bulunmuyorsa bu durumda tüm mirasın diğer tarafa aktarılmasına karar verilmektedir.3.Miras Hukukunda Zümre Mirasçılar Kimlerdir?Miras bırakan kişinin anne ve babası ile birinci dereceden yasal mirasçılarının hiçbir altsoy bırakmayacak şekilde ölmeleri durumunda mirasçılar büyük anne ve büyük baba olmaktadır.Miras Hukukunda Eşi Ölen Kişi Ne Kadar Payla Miras Alabilir?Hayatta kalan eşin üzerinde hak iddia edebilecek olduğu miras payı, kendisinin bulunduğu zümreye göre farklılık göstermektedir. Eğer eş miras bırakan kişinin alt soyu ile birlikte mirasa ortak olursa bu durumda toplam mirasın dörtte biri kadar bir mala sahip olabiliyor. Anne ve baba ile ortak zümreden mirasa katıldığında bu kişinin toplam mirasın dörtte birinde hak iddia etmesi mümkün olmaktadır. Büyük anne ve büyük babalarla ortaklaşa miras paylaşımına katıldığında ise sağ kalan eşin toplam mirasın dörtte üçü oranında hak iddia etmesi söz konusudur. Kendisinden başka hiçbir mirasçının olmadığı hallerde kişinin söz konusu mirasın tamamını alması mümkün oluyor. 2002 yılından sonraki evliliklerde edinilmiş mal rejimi uygulamasına tabii kalınarak mal paylaşımı yapıldığı için sağ kalan eş diğerinin artık değer oluşturduğu miktarın yarısında hak iddia edebilmektedir. Sağ kalan eş aynı zamanda ölen eşinin hayatta kaldığı süredeki hayatına devam etmek istemiyle talepte bulunarak konut üzerinde katılma alacakları verilmek şartıyla ve buna ek olarak intifa ve oturma hakkının kendisine tanımlanması için talepte bulunabilir.Miras Hukukunda Mal Paylaşımı Nasıl Olur yargıtayMiras Hukukunda Saklı Paylı Mirasçılarının Saklı Pay Oranları Nedir?Miras hukuku ile ilgili yapılan düzenlemeler sonucunda mirasçıların belirli oranlarda saklı paylara sahip olması ve kişilerin bu paylarının korunmasına ilişkin bazı kurallar belirlenmiştir. Kişilerin kendilerine ait payları koruma altına almalarını sağlayan bu uygulama miras bırakan kişinin saklı pay haricinde kalan kısımlar için tasarruf etme şansını doğurmaktadır. Saklı pay kuralı ihlal edilmiş olan kişiler tenkis davaları açarak saklı paylarını alabilirler. Alt soylarda yer alan kişiler için saklı pay miktarı yasal olarak kendilerine düşen miras payının yarısı olarak hesaplanmıştır. Anne ve baba için bu oran mirasın dörtte biri olmaktadır. Sağ kalan eş için ise hem alt soy hem de anne ve baba zümresiyle ortak olunması halinde yasal olarak kendisine düşen mirasın tamamı diğer tüm koşullarda ise mirasın dörtte üçü saklı pay olarak sınıflandırılmaktadır.Miras Hukukunda Tenkis DavalarıSaklı payı bulunan mirasçıların kendi paylarının miras bırakan kişi tarafından kendisinin ölümünden önce ihlal edilmesi hallerinde kişiler kendi paylarını tenkis davası açma yoluna giderek koruma altına alabilmektedir. Saklı payı ihlal edilen kişiler kendi paylarının aktarılmış olduğu kişiye ya da tüm kişilere karşı davalarını açmalıdır. Dava sırasında her bir kişinin kendi saklı paylı oranları korunarak bu miktarların talep edilmesi mümkün olabiliyor. Tenkis davaları sadece saklı paya sahip olan yasal mirasçılar tarafından açılabildiği için dava sırasında sadece bu kişilere ait olan saklı payların kendisine iade edilmesi mümkün olmaktadır. Dava sadece yasal mirasçı statüsüne bulunan ve saklı payları korumada olan kişilere karşı değil aynı zamanda saklı payların atanmış mirasçılara aktarılması hallerine de üçüncü kişilere açılabilmektedir. Tenkis işlemi kişinin kendi saklı payının hakkının verilmesi tamamlanıncaya kadar sürdürülmektedir. Kişilerin tenkis davası açma yoluna gitmesi için belirli zamanaşımı sürelerine de dikkat etmesi gerekiyor. Bu süre mirasçıların saklı paylarının ihlal edilmesini öğrenmelerinin ardından geçen bir yıllık süre olmaktadır. Kanunda her halde zamanaşımı süresinin on yıl olarak işletilmesi uygun görülmüştür. Tenkis iddiasında bulunan kişiler def'i yolunu kullanarak bu haklarını her zaman ileri sürebilmektedirler. Davayı açacak olan kişilerin ölen kişinin hayatta olduğu süredeki son ikamet yerinde yetkili olan asliye hukuk mahkemesinde dava sürecini başlatması gerekmektedir.Miras Hukukunda Ölüme Bağlı Tasarruf ve ÇeşitleriMiras bırakan kişiler kendi yasal mirasçılarına mal varlığının yasalarda belirtildiği şekliyle paylaştırılmasını istemeyebilmektedir. Bu noktada kendisinin de bilgisi dahilinde mirasın ne şekilde paylaştırılacağına dair kuralların belirlenmesi gerekmektedir. Miras bırakan kişinin ölümüne bağlı olarak verdiği emirleri kapsayan bu tasarruflar ölüme bağlı tasarruf olarak adlandırılmaktadır. Bu tasarrufların nasıl yapılacağına ilişkin tüm detaylar Türk Medeni Kanunu'nda açık bir şekilde ifade edilmiştir. Kanunda belirtilen şartlar yerine getirilmediği takdirde yapılan tasarruflar mirasçılar tarafından iptal edilebilmektedir. Ölüme bağlı tasarrufların yapılması miras sözleşmesi ve vasiyetnamelere dayandırılarak gerçekleştirilebilmektedir.Miras Hukukunda Vasiyetname Ne Şekilde Olabilir?Kendisinin ölümümün ardından sahip olduğu mal varlığının nasıl paylaşılacağına ilişkin tüm detayları bir kişi vasiyetname aracılığı ile belgeleyebilmektedir. Bu kişiler yasalara göre on beş yaşını doldurmuş olan ve ayırt etme gücüne sahip olan herkes tanımına uyacak kişiler olarak sınıflandırılmıştır. Kanunun izin verdiği ölçüde resmi, el yazılı ve bazı özel durumlar dahilinde sözlü olarak vasiyetname verilmesi mümkün olabiliyor.Miras Hukukunda Resmi Vasiyetname Ne DemektirVasiyetname hazırlamak isteyenlerin noterden onaylatılacak şekilde bir sulh hakimi ya da resmi memur önünde imza ya da okunma yoluyla oluşturulan vasiyetnameler resmi usulle oluşturulan belgelerdir. Bu belgede imza bulundurulması zorunludur. Uygulamada miras bırakacak olan kişi kendi taleplerini açık bir şekilde belirtmekte ve resmi memur aracılığı ile bunları yazıya döktürmektedir. Memurun görevi vasiyetnameyi yazmak ya da yazdırmak olmaktadır. Son haliyle miras bırakana okutulmak üzere verilen vasiyetname okunduktan sonra mutlaka imzalanır. Görevli memurlar tarih ekledikleri vasiyetnameleri son haline getirirler. Bundan sonraki aşamada vasiyetnamenin imza ve tarih atılmış şekliyle miras bırakan kişi tarafından düzenlenmiş olduğu memurların huzurunda tanıklara beyan edilmektedir. Tanıkların da miras bırakan kişinin bu işlemi yapmada ehil özelliklere sahip olduğuna şahit olması ile birlikte tanık imzalarının atılması sonucunda vasiyetnameler geçerlilik kazanmaktadır. Tanıkların bu süreçte vasiyetnamenin içeriği hakkında bir bilgi alması zorunlu değildir. Vasiyetnamelerin düzenlenmesi sırasında tanık ya da memur olarak görev alamayacak kişiler açık bir şekilde belirtilmiştir. Bu kişiler fiili ehliyeti bulunmayan, kamu hizmetinden yasaklı olan, miras bırakan kişinin birinci dereceden yakınları olan kişiler olamazlar. Söz konusu kişilerin vasiyetnamede memur ya da tanık olarak bulunması gözden kaçırıldığı takdirde daha sonradan vasiyetnamenin iptali için dava açılabilmektedir. Bununla birlikte resmi vasiyetname düzenlenirken orada tanık ya da memur sıfatıyla bulunan kişilerin kazandırmaya ilişkin bir pay olması mümkün değildir. Kazandırma durumu söz konusu olmuşsa bu durumda vasiyetnamenin bütününün değil sadece kazandırma yapılan kısımların iptal edilmesi söz konusu olabiliyor. Okuma yazma bilen kişiler için vasiyetnamelerin geçerlilik kazanmasında iki farklı yol bulunmaktadır. Bunlardan ilki vasiyetnamenin okunarak ve imzalanması yoluyla yapılan işlemdir. İkincisi ise okuma ve imzalanma gerçekleşmeden tanıklara vasiyetnamenin okutulması şeklinde yapılmaktadır. Yine önceki süreçlerde olduğu gibi bu aşamadan sonra miras bırakan kişiler vasiyetnamelerinin kendi talepleri doğrultusunda düzenlenmiş olduğunu iki tanık aracılığı ile ispat ederler. Tanıkların vasiyetnameye şahit oldukları ve miras bırakan kişinin ehil durumda olduğuna dair sözlerini barındıran imzaların atılmasının ardından vasiyetnamenin geçerlilik kazanması mümkün olabiliyor.Miras Hukukunda El Yazılı VasiyetnameVasiyetnamelerin hazırlanması ile ilgili olarak kanunda kişilere farklı yollarla bu işlemin yapılması için çeşitli fırsatlar tanınmıştır. Kişilerin resmi olarak vasiyetname hazırlaması gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır. Miras bırakacak olan kişiler kendi talepleri doğrultusunda kendi el yazıları ile kanunun izin verdiği ölçülerde vasiyetnamelerini hazırlayabilmektedirler. El yazılı vasiyetnamenin geçerli olmasında aranan şart vasiyetnamenin yapıldığı gün, ay ve yılı gösteren bir tarih ile belgelenmesi ve imzalanmış olmasıdır. Vasiyetname bu sayede geçerlilik kazanır.Miras Hukukunda Vasiyetname Geri Alınabilir Mi?Vasiyetnamelerin hazırlanması ve geçerlilik kazanmasının ardından kişinin kendi talebi doğrultusunda vasiyetnamenin geri alınması mümkün olmaktadır. Çoğu zaman yeni bir vasiyetnamenin hazırlanması talebiyle gerçekleştirilen bu durum dışında kişinin yok etme yoluyla vasiyetnameden dönme gibi bir hakkı da bulunmaktadır. Herhangi bir kaza sonucunda ya da üçüncü kişinin kusuru ile yok olmuş vasiyetnamelerde eğer vasiyetnamenin içeriği tam olarak belirlenemiyorsa bu durumda vasiyetname hükümsüz olarak değerlendirilecektir. Kişiler böyle bir olayla karşılaştığı takdirde tazminat talebinde bulunma hakkına sahip olmaktadır. Önceki vasiyetnamenin üzerinde herhangi bir geçersizlik ve yok etme işlemi yapılmadığı takdirde yeni vasiyetname düzenlemesi yapılırsa bu durumda son vasiyetnamenin geçerli olması kabul edilmektedir.Miras Hukukunda Miras SözleşmesiMiras bırakan kişiler kendi mal varlıklarının başka kişilere aktarımında vasiyetnamelerden farklı olarak kanunun izin verdiği ölçüde başka yollara da başvurabilmektedir. Bunlar arasında en sık karşılaşılan uygulama miras sözleşmesinin hazırlanması olmaktadır. Resmi olarak karşılıklı bir şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar anlamına gelen miras sözleşmesi belirli kurallarla geçerli olmaktadır. Miras sözleşmeleri hakkında bilinmesi gereken en temel kural tek taraflı olarak sözleşmeden dönülemeyeceğine ilişkin olmaktadır. Miras sözleşmeleri ancak tarafların ortaklaşa anlaşmaları sonucunda sona erdirilebiliyor. Bunların dışında tek taraflı olarak sözleşmelerin sona erdirilmesini sağlayabilecek olan miras bırakanın sözleşmeye aykırı davranışlarının var olması ya da ivazın yerine getirilmemesi gibi haller oluştuğu takdirde sözleşmelerin sona erdirilmesi mümkün oluyor.Ölüme Bağlı Tasarrufların HükümsüzlüğüKanunda belirtilmiş olan şartların ortaya çıması halinde ölüme bağlı tasarrufların kendiliğinden hükümsüz hale gelmesi ya da bazı iptal gerekçelerinin bulunması halinde hükümsüz olması mümkün olmaktadır. Ölüme bağlı tasarrufların kendiliğinden hükümsüz hale gelmesini sağlayan durumlar evlilik birliğinin ölümden farklı bir gerekçeyle sonlandırılmış olması, lehine tasarruf yapılanın mirastan yoksun olması ya da miras bırakandan önce ölmesi gibi durumlar bozucu ya da geciktirici şartın yerine gelmesini sağlayan durumlardan olmaktadır. Ölüme bağlı tasarrufların iptali için dava açmak isteyenlerin de bazı sebeplerin ortaya çıkması halinde bunu gerçekleştirmesi mümkün oluyor. Yasalarla ve maddelerle detayları belirlenmiş olan bu hususlar miras bırakan kişinin tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir sırada tasarrufun yapılması, tasarrufun yanıltma, tehdit veya zorlama gibi nedenlerle yapılması gibi durumlar olmaktadır. Bunların dışında tasarrufun içeriği ve işleyeceği süreç hukuka ve ahlaka aykırı nitelikler taşıyorsa ve kanunda belirtilmiş öngörülere uygun şekilde yapılmamışsa bu durumda tasarrufun iptali üzerinde dava açılabiliyor. İptal davalarını açmak isteyen kişiler tasarrufun iptal edilmesi sonucunda menfaati bulunacak olan mirasçılar ya da vasiyet alacağı olan kişiler olabilmektedir. Kişiler ölüme bağlı tasarrufun tamamı ya da bir kısmı için iptal konusunda işlem yapılmasını dava sırasında talep edebilmektedir. İptal davası açmak isteyen kişilerin zamanaşımı sürelerine dikkat ederek de bir işlem yapması gerekiyor. Bu konuda kişilerin iptal sebebini ve kendilerinin hak sahibi olduğunu öğrenmelerini takip eden bir yıllık süre içinde dava açması gerekmektedir. Bunun dışında kalan her hal için dava açma süresi iyi niyetli davalılara karşı açılacak davalarda on yıl, iyi niyetli olmayan kişilere karşı açılan davalarda yirmi yıl olarak belirlenmiştir. Kişilerin her zaman def'i yoluna giderek hükümsüzlük iddiasında bulunması mümkün olmaktadır.Miras Hukukunda Miras Mirasçılara Ne Zaman Ulaşır?Miras bırakan kişinin ölümünün gerçekleşmesinin ardından mirasın doğrudan mirasçılara aktarılması geçerli sayılmaktadır. Ölüm anının tam olarak ne zaman gerçekleştiğine bağlı olarak mirasçılar ve tereke miktarı da belirlenmektedir. Bu konuda özellikle trafik kazası gibi hallerde yaşanan ölümlerden sonraki miras konuları için önemli olmaktadır. Ortak karışılan bir kaza sonrasında mirasın öncelikle daha sonraki sırada ölen kişiye geçmesine karar verilecektir. Kanunda belirtilen istisnai ve aksi durumlar oluşmadığı takdirde miras bırakanın ölümünü takiben her bir mirasçının ayni haklarını, alacaklarını, mal varlığı haklarını ve doğabilecek tüm taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini kazanmaları söz konusu olmaktadır. Bununla birlikte miras bırakanın sahip olduğu borçlar da doğrudan aktarılmaktadır. Yasal olarak mirasçı sıfatına sahip olmasa da atanmış mirasçı olan kişiler için de miras ile ilgili kurallar yine yasal mirasçılara olduğu şekliyle kabul edilmektedir. Yasal mirasçıların zilyetlik hükümlerine göre atanmış mirasçılara miraslarını teslim etme zorunluluğu bulunmaktadır. Miras bırakan kişinin ölümünün ardından tüm miras, miras bırakan kişinin ikamet ettiği son yerleşim yerinde açılmaktadır. Aynı zamanda bu mahkeme miras bırakanın tasarruflarının iptali ve tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras hakkındaki istihkak davalarında da görevli mahkeme sayılmaktadır.Mirasçı Olacak Kişilerin Sahip Olması Gereken NiteliklerHayatta olan, hak ehliyetini elinde bulunduran ve mirastan yoksun bırakılmayan tüm yasal mirasçıların mirasçı sıfatıyla mal paylaşımına dahil edilmesi mümkün oluyor. Teknik açıdan ceninlerin de sağ doğdukları takdirde mirasa dahil olmaları mümkün olmaktadır. Cenin bulunması halinde miras paylaşımında kişilerin bekleme zorunluluğu bulunmaktadır.Mirastan Yoksunluk Nasıl Gerçekleşir?Mirastan yoksunluk miras hukuku içinde hali hazırda hak sahibi olan mirasçı ya da vasiyet alacaklısı kişilerin kendi haklarının bulunmaması anlamını taşımaktadır. Kanunda açık bir şekilde sınırlı sayıda sebebin ortaya çıkması halinde mirastan yoksunluk şartları geçerli olmaktadır. Mirastan yoksun kalma diğer yoksun kalan kişi dışındaki mirasçıların etkileneceği bir husus değildir. Ancak bu noktada mirastan yoksun olan kişinin alt soylarının mirasçı konumuna geçmesi gerekir. Miras hukukunda mirastan yoksun sayılan kişiler hayatını kaybetmiş olan kişilerle aynı şekilde değerlendirilmektedirler. Miras bırakan kişiyi bilinçli olarak öldüren ya da buna teşebbüs eden kişilerin mirasçı olmaları ve ölüme bağlı tasarrufları talep etmeleri mümkün değildir. Aynı haklardan mahrum bırakılan kişiler miras bırakanı tasarruf yapabilecek bir noktadan uzaklaştıran tüm eylemleri gerçekleştiren kişiler de olmaktadır. Miras bırakan kişiyi zorlayan, tehdit eden, korkutan ve bu yollarla yapmış olduğu tasarruftan dönmesini sağlamaya çalışan kişiler de mirastan yoksun bırakılabilmektedir. Mirastan yoksunluk durumu kendiliğinden hüküm kazanan durumlardan olmaktadır. Mirastan yoksunluk durumunun ortaya çıkması halinde kişiler hiçbir şekilde mirasçı ya da vasiyet alacaklısı şeklinde değerlendirilemezler. Yoksunluk halinin ortadan kalkması ancak miras bırakan kişinin affı ile mümkün olmaktadır.Miras Hukukunda Kimler Mirastan Çıkarılabilir?Miras hukukuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı kanunda açık bir şekilde kimlerin mirastan çıkarılabileceği ile ilgili detaylar belirlenmiştir. Miras bırakan kişinin kendi talebi doğrultusunda verilecek olan mirastan uzaklaştırma kararlarının geçerli bir nedene dayandırılmış olması gerekiyor. Bu hallerden en sık karşılaşılanı mirasçının miras bırakana ya da miras bırakan kişinin yakınlarına karşı bir suç işlemesi, aile hukukundan doğan sorumluluklarını yerine getirmemesi gibi şartlar olmaktadır. Mirastan çıkarılma kararları ancak vasiyetnameler aracılığı ile geçerli olmaktadır. Mirasçılıktan neden çıkarıldığı vasiyetname üzerinde açık bir şekilde belirtilmiş olan kişilerin mirastan çıkarılması doğrudan geçerlilik kazanmaktadır. Mirastan çıkarılma sebebi açık bir şekilde ifade edilmeyen ya da sebebi yeterli bir gerekçeye dayandırılmamış olan kimseler saklı paylarını korumak adına tenkis davası açma yoluna giderek saklı paylarını talep edebilir. Mirasçılıktan çıkarma işleminin yapılması ancak vasiyetnamelerin bu yönde düzenlemesi ile mümkün olduğundan iptal davasının şartları geçerlilik kazandığı için kişilerin iptal davası açması da söz konusu olmaktadır. Miras bırakanın çıkarma sebeplerinde hata yapması halinde de iptal davaları açılabiliyor. Mirasçılıktan çıkarılmış olan kişiler mirastan pay hak iddia edemediklerinden dolayı tenkis davalarını açamamaktadırlar. Mirastan çıkarılanın sahip olacağı öngörülen malla ilgili olarak herhangi bir tasarruf işlemi gerçekleştirilmemişse bu durumda miras payının diğer mirasçılara aktarılması söz konusu olabiliyor.Vasiyetnamenin Açılması Nasıl Gerçekleşir?Miras bırakan kişinin ölümünün ardından yasal olarak miras sürecini başlatmak için ilk yapılacak olan işlem vasiyetnamenin geçerli olup olmadığı önemli olmaksızın belgenin sulh hakimine verilmesidir. Vasiyetnameyi düzenleyen, saklanmasını üstlenen veya bir şekilde ele geçiren, bulan kişilerin bu belgeler hakkında bilgi sahibi olmalarının ardından miras bırakanın ölümünü duymaları halinde derhal belgeyi teslim etme sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Kişiler bunu yapmadığı takdirde doğacak tüm olumsuzluklardan da sorumlu olacaktır. Vasiyetnamenin sulh hakimi tarafından incelenmesinin ardından vasiyetname üzerinden koruma önlemleri alınır. Vasiyetnameyle ilgilenen kişilerin bulunması halinde mirasın resmi olarak yasal mirasçılara aktarımı ve yönetilmesine başlanmaktadır. Vasiyetnamenin mirasçılara okunması yolu ile vasiyetname resmi olarak açılmış sayılmaktadır. Bu başlangıç tarihi aynı zamanda iptal ve tenkis davası açmayı düşünen kişilerin de uyması gereken zamanaşımı sürelerinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir.Miras Hukukunda Veraset İlamı AlımıKişilerin mirasçı konumunda bulunduğunu resmi olarak belgeleyen evraklara veraset ilamı denilmektedir. Kişiler bu belgeleri mirasın açıldığı yetkili sulh mahkemesinden ya da noterliklerden alabiliyorlar. Aksi ispat edilinceye kadar tüm veraset ilamları geçerli sayılmaktadır.Mirasın Reddi Mirasçıların çeşitli nedenlerden dolayı kendilerine düşen payları reddetme gibi bir hakları da bulunmaktadır. Bu yöndeki beyanlar sulh hukuk mahkemelerinde değerlendirilmeye alınmaktadır. Mirası reddetmek isteyen kişilerin üç aylık süreye uymaları gerekmektedir. Bu süre yasal olarak mirasçı olunduğu öğrenilen ve ölümün gerçekleştiği anları takip eden üç ay olarak tanımlanmıştır. Bu süre içinde mirası reddetmeyen kişiler miraslarını herhangi bir şarta bağlı olmaksızın doğrudan kabul etmiş sayılırlar. Mahkeme tarafından ret talebi geçerli görülürse talepte bulunan kişi ölmüş gibi mirasa dahil edilerek işlem yapılmaktadır. Eğer ret konusunda mahkemeden olumlu bir cevap çıkarsa söz konusu miras hakkında tasfiye kararı verilir.Miras OrtaklığıMiras bırakan kişinin ölümünün ardından geride çok sayıda mirasçı bırakması miras ortaklığı koşullarını doğurmaktadır. Bu kişilerin mirasların paylaşımının son aşamada tamamlanana kadar tüm yasal işlemleri birlikte yürütmesi gerekmektedir. Mirasçılar ortak hareket ettikleri bu sürede kendi başlarına farklı taleplerini de yasal yollardan mahkemelerde dile getirebilirler. Mirasın tamamen paylaşılarak hakkında karar verilmesinin ardından elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete dönüşmesi ile birlikte miras ortaklıkları da sona ermektedir.   Makalemizde Miras Hukukunda Mal Paylaşımı Nasıl Olur konusu bilgi amaçlı yazılmıştır.
SIKÇA SORULAN SORULAR

BİZE YAZIN

Avukat & Arabulucu İlkay Uyar Kaba
Avukat & Arabulucu İlkay Uyar Kaba

İlkay Uyar Kaba ; Aile Boşanma hukuku, Anlaşmalı Boşanma, İşçi Davalarında Arabuluculuk, Miras Hukuku Davaları, icra hukuku, İşçi Tazminat Davaları, Kıdem Ve İhbar Tazminatı, İşe İade, Miras hukuku, Tazminat Hukuku, İş Kazası Tazminat, Trafik Kazası Tazminat Davası gibi faaliyet gösterdiğimiz çalışma alanlarımızın, hukuk büroları arasında önemli bir yer sahibi olmamızı prensiplerimize borçluyuz.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
  • KARDELEN BERBER -
    29 Ağustos 2016

    Miras Hukukunda Mal Paylaşımı Nasıl Olur Dava ve avukat masrafları konusunda bilgi verebilir misiniz?

    Cevapla
Yorum Bırak