Nafakanın İndirilmesi Davası

A. NAFAKA MİKTARI NASIL İNDİRİLİR, B. NAFAKA İNDİRİLMESİ DAVASI, C. NAFAKA İNDİRİLMESİ DAVASI YETKİLİ MAHKEME, D. Nafakanın İndirilmesi Davası

Nafaka Ne Demektir?

Türk hukuk sistemi içerisinde boşanma davalarının Medeni Kanun’daki esaslara göre yürütülmesi sağlanır. Buna göre evlilik birliğini sonlandırmış olan taraflardan ekonomik durumu daha kötü durumda olan kişilerin iyi olan kişiden nafaka adı altında yardım alması ve desteklenmesi söz konusu oluyor. Boşanma davaları ile ilgili olarak kişilerin üç farklı nafaka hakkı bulunmaktadır. Bunlardan ilki  tedbir nafakası boşanma kararının mahkeme tarafından verilmesinden önce taraflardan ekonomik açıdan daha kötü durumda kalacak olan kişiler için belirlenmiş olan ekonomik ödemelerdir. Bir diğer nafaka türü de yoksulluk nafakası oluyor. Boşanma sonrası ekonomik açıdan yoksulluğa düşecek  kişi için öngörülen bu nafakalar için hakim tarafından kesin kararın çıkmış olması gerekiyor. Boşanma davalarını ilgilendiren son nafaka çeşidi de iştirak nafakası olmaktadır. Velayeti almayan eş tarafından diğer tarafa ödenecek nafaka bedeli, boşanma sonrası ortada kalan çocukların eğitimleri ve gelecekleri için karşılanması gereken bir bedel olarak görülmektedir.

Nafakanın İndirilmesi Mümkün Müdür?

Boşanma davası sırasında nafaka talebi bulunan tarafın isteklerini en iyi şekilde değerlendirilerek mahkeme tarafından tarafların anlaşabileceği ve aynı zamanda ihtiyaçların karşılanmasına olanak sağlayan bir bedelin belirlenmesi sağlanır. Ancak boşanma sonrasında tarafların ekonomik durumlarında farklılık yaşanabileceğinden dolayı kişilerin zenginleşmesi ya da nafaka ödeyen tarafın yoksulluğa düşmesi sonucunda nafaka ödemelerinde de değişikliğe gidilebiliyor. Nafaka ödeyen kişiler açısından herhangi bir şekilde indirilmesi ya da nafaka ücretinin tamamen kaldırılmasının talep edilmesi halinde mutlaka nafaka alan tarafın bir gelire ya da mirasa sahip olmuş olması beklenmektedir. Bunlara ek olarak nafaka alan kişinin evlenmiş olması da nafakaların kaldırılmasına gerekçe olarak öne sürülebiliyor. Tüm bu taleplerin ardından mahkeme gerekli incelemeleri yaparak kararını vermektedir.

Nafaka İndirim Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkemeler

Evlilik birliğini sonlandırmak üzere boşanma davası açarak birbirinden boşanan ve bu süreçte nafaka bedelleri üzerinden aralarında bir ilişki kuran tarafların nafaka indirilmesi ya da nafakanın tamamen kaldırılması talepleri bulunduğu zaman mutlaka mahkemeye başvuru yolu ile taleplerini iletmesi gerekmektedir. Bu tür davalarda yetkili  mahkemeler aile mahkemeleri oluyor. Davalı sıfatında davaya dahil edilecek  kişilerin yerleşim yerlerinde görevli  aile mahkemeleri aracılığı ile davalar açılabilmektedir. Dava sürecini en etkili şekilde yönetebilmek ve kendi haklarını koruyabilmek adına en iyi ispat noktalarını dikkate alarak hakkına sahip çıkmak isteyenlerin bu süreçte mutlaka bir avukattan destek alması gerekmektedir.

4721 sayılı TMK.nun 175.maddesi gereğince, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, karşı taraftan mali ekonomi gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” Aynı kanunun 176/4.maddesinde ise; “eşlerin ekonumi durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir”.
Anılan yasal düzenlemeye göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların ekonomi durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu sağlaması gerekmektedir. Örneğin eşin evlenmesi, emkli olması nedeniyle maaşının düşmesi, veya gelirinin azalması, eşin ailesinin yanında yaşaması, yüksek meblağda gideri de bulunmadığını, nafaka ödiyenin yeniden evlenmesi  çocuk sahibi olduması, bu kapsamda boşanmadan sonra nafaka alanın ekonomik durumunun olumlu yönde değişmiş olmasına nafaka ödiyenin evlenme ve çocuğunun olması ile sorumluluklarının arttığını gerekçe göstererek Nafakanın İndirilmesi Davası Açılabilir.

Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek  üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır.Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır. Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hakim, onların nafaka yükümlülüğünü indirilmesi veya kaldırılmasına karar verebilir.

Nafakanın İndirilmesi Davası Nasıl Açılır

Nafakanın İndirilmesi Davasında, Yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Nafakanın İndirilmesi Davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Nafakanın İndirilmesi Davasında Hakim, istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.

Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hakim, onların nafaka yükümlülüğünü indirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir. Nafakanın İndirilmesi Davası nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir.

Yargıtay Kararı – Nafakanın İndirilmesi Davası

T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas:  2013/15229 Karar: 2013/13652 Karar Tarihi: 01.10.2013 – Nafakanın İndirilmesi Davası

Nafakanın İndirilmesi Davası – KANSER HASTASI OLAN KİŞİNİN YENİDEN ÇALIŞMA ŞARTLARINI KAYBETTİĞİ – DAVACININ ALDIĞI MAAŞLA KÜÇÜK İÇİN HÜKMEDİLEN NAFAKAYI ÖDEMESİNİN MÜMKÜN OLMAMASI – NAFAKANIN UYGUN MİKTAR İNDİRİLMESİ GEREĞİ – DAVANIN REDDİNİN İSABETSİZ OLMASI

ÖZET: Mahkemece, her ne kadar, davacının gelir durumunda önceki nafaka takdirine göre bir değişiklik olmadığı belirtilerek, nafakanın indirilmesi talebi de red edilmiş ise de; davacının kanser hastası olduğu, bu nedenle malulen emekli olduğu anlaşılmaktadır. Kanser hastası  bir kişinin yeniden çalışma şartlarını kaybettiği, bu nedenle, aldığı emekli maaşıyla geçinmek zorunda bulunduğu da bir gerçektir. Davacının (nafaka yükümlüsünün) aldığı maaşla küçük için hükmedilen nafakayı ödemesi ve kendi geçimini sağlaması mümkün gözükmediğine göre, açıklanan ilkeler doğrultusunda, nafakanın bir miktar indirilmesi hakkaniyet icabıdır. Mahkemece, açıklanan hususlarda yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine dair hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2016/7912 Karar: 2016/11010 Karar Tarihi: 20.09.2016 – Nafakanın İndirilmesi Davası

Nafakanın İndirilmesi Veya Kaldırılması Davası – DAVALININ ÇALIŞTIĞI İŞİN SABİT VE GÜVENCELİ BİR İŞ OLMADIĞI VE HER AN İÇİN SONA ERDİRİLEBİLECEĞİ – BU DURUMUN NAFAKA MİKTARININ İNDİRİLMESİNDE ETKEN OLARAK DİKKATE ALINACAĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Mahkemece; davalının çalıştığı işin sabit ve güvenceli bir iş olmadığı ve her an için sona erdirilebileceği de dikkate alınmak suretiyle davalının elde ettiği asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluğu ortadan kaldırmayacağı, kaldırma talebinin azaltma talebini de içermekte olduğu, bu durumun nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınacağı da değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

TMK’nun 176/3.maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın yoksulluğun ortadan kalkması halinde, mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür.

Yargıtay H.G.K.’nun 07.10.1988 gün ve 1998/2-656-688 sayılı ilamı ve 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95 sayılı ilamların da kabul edildiği gibi, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.

Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da; “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir. (H.G.K 07.10.1998 gün ve 1998/2-656-688 sayılı kararı, 26.12.2001 gün ve 2001/2-1158-1185 sayılı kararı, 01.08.2002 gün ve 2002/2-397-339 sayılı kararı, 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95 sayılı kararı). Ancak kaldırma talebi azaltma talebini de içermekte olup, bu durum nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınmalıdır.

Yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile birlikte tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki; bilimsel öğretide, evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğu belirtilmektedir. (Akıntürk Turgut: Aile Hukuku 2. Cilt İstanbul 2002.8.294).

Hal böyle olunca mahkemece; davalının çalıştığı işin sabit ve güvenceli bir iş olmadığı ve her an için sona erdirilebileceği de dikkate alınmak suretiyle davalının elde ettiği asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluğu ortadan kaldırmayacağı, kaldırma talebinin azaltma talebini de içermekte olduğu, bu durumun nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınacağı da değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır .

Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Nafakanın indirilmesi şartları, nafakanın indirilmesi için neler yapılacağı, indirilmesi için açılacak davalar ve nafakanın indirilmesi konularına değinilmiştir.